26 Eylül 2013

Tahta Şehir Seti

Bambino genel olarak taşıtları seviyor, erkek çocuklarının geneli böyle sanırım :)
Onun dışında kuralları seviyor bizimki. Her kuralın herkes için geçerli olmasını bekliyor ve kurallara uyma konusunda oldukça başarılı.
Hal böyle olunca içinde yolların, binaların, trafik işaretlerinin olduğu bu yeni oyuncağını çok sevdi Bambino. 
Buradan bulabileceğiniz bu oyun setinde bir oyun matı ve tahtadan üç boyutlu küçük oyuncaklar var.
Oyun matı pvc kaplı bir malzemeden yapılmış, bu nedenle yırtılma, bozulma derdi yok. Oyun bitince dörde katlayıp bir kenara koyuyorsunuz, çok az yer kaplaması bir avantaj.
Tahta oyuncaklar ise minyatür boy oyuncak seven Bambino için çok eğlenceli :)
Setin içinden dört adet tahta araba, iki adet insan figürü, bina parçaları, ağaçlar ve trafik işaretleri  çıkıyor.
Geriye matı yere serip oynaması kalıyor.
Bambino hepimize birer araba ve ev veriyor, trafik işaretlerine uyarak arabayla işe gidip geliyoruz. Sonra gezmelere gidiyoruz :)
Çocukların uzun süre sıkılmadan oynayabileceği bir oyuncak seti.
Üstelik buradan alınca çok çekici bir hediye paketinde geliyor. Bizimki bayıldı :)


DEVAMINI OKU

22 Eylül 2013

En Basa Donelim

Bambino bugun guzel bir gun gecirdi. Sabah cogunlukla oldugu gibi mutlu mutlu kalkti ve her zamanki soruyu sordu "Anne bugun ise gidecek misin?" Hayir yanitini alinca mutlulugu ikiye katladi, kendi kendine sarki soylemeye ve yatakta oyunlar yapmaya basladi :) Rahatladi, enerjisi artti. Sonra kalktik, guzelce kahvalti yaptik. Babayi ise gonderdik (evet bugun calisti kendisi) ve disari cikmadan once evde oyunlar oynadik. Benim evde oldugumu bildigi icin rahatti Bambino, benim is yapmama karsi cikmadi ve ben de biraz is yapip biraz onunla oynayarak dengeyi kurmaya calistim. Saat 10 ve 11 deki iki farkli aktivite icin Bambinoya secenek sundum ama kendisi eve, bana ve oyuncaklarina doymadan evden cikmayi reddetti. 3. secenek olan pazara gitme secenegine goz kirpar gibi olsa da evde kurdugu trencilik ve ascilik oyunlarini yarim birakmak istemedi. Disari ancak 11den sonra cikabildik. Once Bambino kendi elleriyle sectigi bir oyuncagini baskalariyla paylasmak icin kumbaraya atmaya gitti. Kumbara kaldirilmisti ama gorevli abi "Buraya kadar getirmisken alalim" diyerek Bambinonun oyuncagini aldi. Sonra ucak parkinda vakit gecirdik ve ucaklarla ilgili aktivitelerin yapildigi mekana gittik. Yorulunca ciktik ve yemek yemeye babaya yakin bir yere gittik. Sonra babayi aldik ve ben onlardan ayrilarak arkadaslarimla bulustum. Arabadan inerken Bambino yeni uykuya dalmisti, ayrilmak kolay oldu. 
Babasiyla model ucaklari izlemeye giden Bambino ilk defa sahit oldugu bu olayi pek sevmis, hemen babasina model ucak ismarlamis. Ucaklarla dolu bir gunun ardindan babasiyla basbasa yemek yedikten sonra beni almaya geldi Bambino. Arabaya bindigimde cok mutluydu ve sarkilar soyleyip bana gununu anlatti saklayamadigi gulumsemesiyle. Eve gelip ilik limonlu su icip (hafif üşüme ve hapşuruk vardı hepimizde) oyuna devam ettik. Saat 9 gibi uykusu gelen Bambino uykunun ilk sinyallerini eften puften birseye aglayarak verdi :) Kucagima alip sarildim ona. Yapmamı istedigi sey icin tekrar olayi yasamayi teklif ettim ama Bambino bunu kabul etmedi ve "Ilk seferde oyle olsaydi" diyerek aglamaya devam etti. O sirada nasil oldugunu tam anlayamadigim bir sekilde Bambino "Baba evden disari gitsin" diyerek aglama seklini degistirdi. Durduk yerde alakasiz bir anda babasinin evden gitmesini isteyen Bambinoya babasinin tepkisi bagirmak ve sinirlenmek seklinde oldu. Baba da hakliydi, kendi ile hic ilgisi olmayan bir durumda birdenbire hedef gosterilmis, hem de kapi disari edilmek gibi bir durumla karsi karsiya gelmisti. Ama Bambino kararlidi, baba evden gidecekti. Baba once baska odaya gidip Bambinonun gozu onunden kayboldu. Ama bu Bambino icin yeterli degildi, kucagimdan firlayip babayi bulup baska odaya degil, evden disari gitmesi konusunda babayi azarladi bir guzel. Bir yandan da kriz seklinde aglayip tepinmeye basladi. Bakti olmuyor, kucagima gelip babayi disari gondermem icin bana dondu bu sefer. Baba evden gitsinmis. Bir de dedi ki: "Basa donelim anne, en basa donelim" Nasil agliyor bunu soylerken!! Ben olayin cikis noktasinin babayla baglantisini kuramadigim icin kendimce mantikli ama Bambinoca gayet anlamsiz olan birseyler soylemeye basladim. Iste her an bir baslangicmis da, aslinda her an birseylere yeniden basliyormusuz da, gecmise birsey yapamazmisiz ama bundan sonrasi icin birseyler yapabilirmisiz de, simdi ne yapalim mesela da... Zirvalayip duruyorum iste! Bambino ne anladi, nasil anlamlandirdi bilemedim ama bir yandan aglayip bir yandan da babanin disari cikip cikmadigini sordu. Baglanti konusunda tahta kafa olan bendeniz ancak "Evet baba gitti oglum" diyebildim. Hem m.eme emen hem aglayan hem goz ucuyla acik kapidan gorunen dış kapiyi kontrol eden Bambino bir an durup "Anne .... yapinca simdi basa mi donduk?" diye soruverdi. Cumlenin bir kismini anlamamis ama simdiki aklimla anlamis olmayi pek cok isteyen bendeniz o an sadece Bambinonun duymak istedigini soyledim: "Evet oglum basa donduk simdi" O an Bambino rahatladi ve gozleri kapanmaya basladi emerken. Teri gozyasina karismis bir halde kucagimda uykuya dalmaya baslamisken bile iki kere gozlerini kocaman acip "Anne, baba cikti mi disari, gidip babanin evde olup olmagini kontrol edelim" diyerek emin olmak istedi. Bir yandan babasinin gitmis oldugunu soylerken diger yandan da babasinin bir yerlerden cikip yanimiza gelmemesi icin dua ettim. 10 dk sonra derin uykuya daldi neyseki bizimki. Kucagimda tasiyarak yatagina yatirdim, uzerindeki montu bile cikartmaya cesaret edemeyerek.
Bambino uyuyunca evde bir kosede bekleyen kojoyu bulup ona Bambinonun dediklerini anlattim. Bana anlamsiz gelen olayi kojo ilk saniyede cozuverdi: Bambino bugunu tekrar yasamak istiyordu ve bunun icin gunun baslangicinda oldugu gibi babanin tekrar evden cikmasi ve ise gitmesi gerekiyordu! Baba evden gitmeliydi ve gun tekrar yasanmaliydi! Bu kadar basitti istegi...
Bunu duydugum an bogazima birsey dugumlendi. O kadar uzgun hissettim ki anlatamam. Baglantiyi kuramadigim icin uzgundum. Daha da onemlisi Bambinonun sadece iki gun yaninda oldugum icin uzgundum. Calisan annenin vicdan azabi - vol. 468943567.. Haftaici de Bambinonun yaninda olabilsem keske diye tekrar uzuldum. Suclu hissettim kendimi. Ona boyle mutluluk dolu gunler yasatamadigim icin sucluluk duydum.  Kimbilir hafta ici ben gidince neler hissediyor diye uzuldum. Bogazimdaki yumru gozyasi seli oldu akti. 
Sonra durup sukrettim. Bambinonun mutluluk dolu bir gun yasadigini dusunup sukrettim. En azindan haftasonlari mutlu oluyordu, o da birseydi hic yoktan. Beterin beteri vardi. Bambinonun en kotu gunu boyle olsun diye dua ettim sonra. Hep gulsun, hep mutlu olsun, hep mutlu etsin diledim. Ve dua ettim: Allah'im, bana degistirebilecegim seyler icin cesaret, degistiremeyecegim seyler icin kabullenme gucu ver..
DEVAMINI OKU

18 Eylül 2013

Sonbaharın Resmi Olarak Gelişi

 
Dün (17 Eylül 2013) Sonbaharın ilk yağmuru yağdı buralara.
Üşüdüm.
Sonbaharı hissettim.
Kasvetli ve kapalı havalara hiç alışamadım.
Güneş görmeyi her zaman tercih ettim, hala da ederim.
Çok yakmasın ama varlığını göstersin isterim.
Güneşe uyarlı benim ruh halim.
Varlığında sorun olmaz ama yokluğunda hemen modum düşer, boğulur gibi olurum.
İçim sıkılır.
Yağmuru severim ama. Çok severim.
Rahmettir.
Yıkar herşeyi.
Berekettir.
Arınmadır.
Ama hava hep kapalı olmasın mükünse :)


Fotolar buradan, buradan, buradan ve buradan.
DEVAMINI OKU

6 Eylül 2013

Tatilden Kalanlar

2006'den beri deniz tatili yapmamışız biz.
Deniz kıyısına gitmişiz, denizi görmüşüz ama deniz tatili olmamış hiçbiri. Bu kadar uzun hele hiç olmamış.
Bambino doğduğundan beri doğru dürüst hiç denize girmemiş, kumlarda oynamamış.
Seyahati sevdiğim için bir yerde 10 gün kalmak bana gereksiz ve sıkıcı görünürdü hep.
Yanılmışım.
İnsanın aynı yerde 10 gün kalıp gerçekten dinlenmeye ihtiyacı varmış.
Tabi çocukla dinlenme ne kadar dinlenme oluyor tartışılır ama benim için dinlendiğimi hissettiğim anlar doğayla bütünleştiğim, sukunet ve sessizlik yakaladığım, içimdekilere kulak verdiğim, doğal olanı yaşadığım, kendimleştiğim zamanlar diyebilirim.
Denizle olan hasretimiz bunca yıldan sonra ancak dindi.
Her gün belli bir rutini takip etmek hem bize hem Bambinoya iyi geldi.
Yeni insanlar tanımak, onları rutinimize dahil etmek güzel oldu.
Demek ki neymiş?
Yapmak lazımmış böyle dingin tatiller.

Tatilde okuduklarım, gördüklerim, gözlemlediklerim, kendime dönüşüm yeni pencereler açtı bana.
Bana ilham olan herşeye şükranlarımı sunuyorum:

* Psikeart Tembellik sayısı (Instagramda ara ara metinlerden paylaştıklarım oldu, buraya da yazacağım inşallah)

* Birbirinden güzel ve insanı baştan çıkaran çiçek kokuları

* Bakmaya doyamadığım rengarenk çiçekler

* Tabi ki deniz kokusu, dalga sesleri, kumların verdiği hiçlik hissi

* Bana ilham verdiğini tatil bittikten sonra anladığım Lost'taki Jack'e benzeyen çocuk

* 3 kişilik sakin, dingin, uyumlu aileler

* 4 kişilik koşturmaca içinde gün geçiren ve akşama pilleri biten aileler

* Doğa ile içiçe olmanın yaşattığı sorgulama halleri, içe dönüş, içe bakış

* Yeşilin her tonunu her an birarada görebilmek

* Uzun yeşil çam ağaçlarının altındaki serinlik

Ortaya karışık tatil kareleri:





















DEVAMINI OKU

4 Eylül 2013

Bambino 35 Aylık


Bambino bir ay daha büyüyerek 35 aylık oldu.

Artık bebek olmadığını çok açık bir şekilde hissettiriyor.

Konuşulan her şeye dahil olması, mantıklı şeyler anlatması, isteklerini açıkça dile getirmesi, içindekiyle dışındakinin bir olması bizi büyülemeye devam ediyor.

Son ay içindeki en büyük gelişme bezi bırakmasıydı, kuşkusuz. Bu konuda oldukça iyi gidiyor diyebilirim. Gece yatmadan önce tuvalate götürmediğim bir iki seferde sabah Bambinoyu ve yatağını ıslak bulmuş olmam ve bazen bizim “Tuvaletin mi var senin?” diye sormamıza tepki olarak “Yok” diye cevap verip sonra da tuvalete yetişememesinden kaynaklanan kazalar dışında gayet başarılı bir şekilde devam ediyoruz. Hiç tepki vermeden karşılıyorum kazaları. Zaten benden önce o sorguluyor, “Niye böyle oldu ki?” diye :)

Sorgulama derken, herşeyin nedenini en son safhasına kadar soruyor hala J Bir de soruların sonuna “ki” eklemeye başladı ve öyle güzel bir melodiyle soruyor ki cevap vermeyi bırakıp sarıp sarmalayasımız geliyor :) “Neden horoz iki kere öttü ki?” “Niye sen pijama giydin ki?” “Baba niye onu kaldırmadı ki?” :) Uzar gider böyle :)

Yine son ay 2 uzun, bir kısa tatil yaptı Bambino. Her tatilden sonra biraz daha büyüdü, serpildi, gelişti. Özellikle son tatilde 10 gün boyunca anne ve babasıyla olmanın tadını çıkarttı. Eğlendi, dinlendi, yüzdü, gezdi :) Saçları uzadı, rengi koyulaştı, boyu uzadı diyeceğim ama ondan emin değilim :P
Değişik korkular başladı Bambinoda. Yüksek sesten oldum olası korkardı ama  anneannemlere gittikten ve oradaki yaşlı insanları gördükten sonra yaşlı insan ve yaşlanmak, dolayısıyla büyüme korkusu başladı. Anneannemden geldikten sonraki 3 gün boyunca feci huysuzluk yaptı. Hiç anlam veremedim. Eve birkaç saat erken geldiğin Çarşamba günü beni hiç yanından ayırmayarak türlü isteklerde bulundu. Meğer altında bu huzursuzluk yatıyormuş. Bir sebepten koltukta otururken ağlamaya başladı. Birlikte yanyana uzandık ve Bambino bana "Anne sen hiç büyüme" dedi. O an anladım durumu. Devam etti Bambino "Ben de büyümeyeyim sen de büyüme anne" Bunaları söylerken ağlıyor bir yandan da. Ne diyeceğimi bilemedim önce, sonra "Tamam oğlum büyümeyelim" diyebildim. Gerçeği söyleyip kaygısını artırmanın bir anlamı yoktu o noktada, ben de böyle dedim. Bambino bu kaygısını paylaştıktan sonra biraz rahatladı ve eski haline kısmen döndü. Ama o ara başka bir tatile ve uzun zamandır görmediğimiz insanlarla görüşme öncesindeydik. Bu sefer beni bir endişe aldı: Bambinoya herkes "Ne kadar büyümüşsün" gibi sözler söyleyecekti kuşkusuz. Bu da bizim oğlanın kaygılanmasını artıracaktı. Ne yapmalıydı? Yapacak fazla birşey yoktu. Önceden uyarabildiklerimi uyardım, uyaramadıklarımı da böyle dedikleri anlarda araya laf koayarak savuşturdum. Elimden geleni yaptım yani. 

Sonra İzmir tatilinde Bambino bir akşam hava karardıktan sonra evden çıkmak istemedi. Sanırım karanlıktan korkuyordu. Hiç bunu dile getirmeden anlamaya çalıştım. Bambino "Dışarıda yağmur güneşi var anne, çıkmak istemiyorum" dedi. Yağmur Güneşi diye birşeyden korkuyordu demek ki. Nasıl birşey olduğunu anlamaya çalıştım. Gözleri olduğunu ve kendisinin onu görebildiğini söyledi Bambino. Aklıma çok önceden okuduğum, hayali korkularla baş etmek için bir annenin yapmış oldukları geldi. Sinek kovucu olsun diye hazırladığım aromatik yağ karışımları bulunan şişeyi Bambinoya gösterim ve dedim ki: "Bu şişedeki sıvıyı kendimize sıkarsak yağmur güneşi bize zarar vermez!" "Vermez mi anne?" dedi bizimki. "yok oğlum, hiç birşey yapamaz" Ve her yerimize sinek kovucu spreyi sıktık. Bir taşta iki kuş.. İşe yaradı. Bambino güvenli bir şekilde dışarı çıktı ve yağmur güneşinden hiç bahsetmedi. Ben de aklına sokmamak adına birşey demedim.

Öyle böyle geçti bir ay daha. Büyüyor, büyüyoruz. Ama "büyümek" demek yok bu ara ;)
DEVAMINI OKU

30 Ağustos 2013

Beden ile Zihni Dengelemek

 
Osho'nun kitaplarını çok severim. İlham verici ve düşündürücü bulurum. Çoğu yerine katılırım, katılmadığım noktaları da olur ama mutlaka yeni bir pencere açar önüme. İlk okuduğum kitabı "Çocuk" idi ve çok etkilenmiştim. Genel olarak çocukların ne kadar bilge olduklarından ve bizim onların üzerinde egemenlik kurarak onları yanlış yönlendirdiğimizden bahsediyor. Doğal ebeveynlik ve fıtratını bozmadan çocuk yetiiştirmenin önemini anlatıyor. Okumayanlar için şiddetle tavsiye ediyorum.

Osho'nun şu anda okumakta olduğum ikinci kitabı "Beden ile Zihni Dengelemek". Adı üstünde bedenimizle zihnimizi nasıl dengeleyeceğimiz, bedenimizin sesine nasıl kulak vereceğimiz anlatılıyor kitapta. Bana ilginç gelen bir bölümünü burada paylaşmak istiyorum. Hastalık ve ölüm olayına farklı bir açıdan bir pencere açmak adına...

"... Rusya'da onlarca yıl yeni deneyler yapıldı ve bilim insanları birçok sonuçlara vardılar. Çok şeyi açıklayan bir sonuç ise şöyle: Ne zaman bir hastalık baş gösterse ortaya çıkmadan 6 ay önce beden sana devamlı sinyaller yollar. 6 ay da epey uzun bir zamandır! Seneye bir hastalığa yakalanacaksan, bu yılın ortasında beden sana sinyal vermeye başlayacaktır - ama sen bu sinyalleri almıyorsun, anlamıyorsun, bilmiyorsun. Ancak hastalık kendini gösterdiği zaman farkına varıyorsun. Hatta farkına varmayabilirsin de - içerde ciddibir sorun olduğunun farkına ilk kez doktorun varabilir.

Bu araştırmayı yıllarca yürüten birisi hastalığı daha baş göstermeden tespit edebilen film ve kameralar yaptı. Dediğine göre hastalık tedavi edilebiliyor ve hasta gerçekten bu hastalığı geçirdiğinin hiç farkında olmuyor. Eğer kanser seneye ortaya çıkacaksa hemen şimdi tedavi edilebilir. Fiziksel belirti olmaz, ama bedenin içinde elektrik değişikliği olur - bedende değili bedenin elektriğinde, biyoenerjisinde, birşeyler değişir. Önce biyoenerjide değişiklik olur, sonra da fiziksel boyuta iner.

Hastalık, biyoenerji düzeyinde tedavi edilebilirse, asla fiziksel bedene erişmez. Bu araştırma sayesinde önümüzdeki yüzyılda kimsenin hasta olmasına, hastanelere gitmesine gerek kalmayabilir. Hastalık bedene gelmeden tedavi edilebilir, ama mekanik bir araç tarafından tespit edilmelidir. sen tespit edemezsin, bedenin içinde yaşadığın halde. Çünkü temasın yok. Hindu sannyasinlerin, rishilerin, Zen keşişlerinin, Budist bhikkuların kendi ölümlerini önceden ilan etmeleri konusunda epk çok hikaye duymuş olabilirsin. Ve bu duyurunun her zaman 6 ay önce yapıldığını duyunca şaşırabilirsin - asla daha fazla değil, hep 6 ay önce. Birçok aziz öleceğini duyurdu, ama hep 6 ay öncesinden. Bu bir tesadüf değil, o 6 ayın bir anlamı var. Fiziksel beden ölmeden önce biyoenerji ölmeye başlar ve biyoenerjisi ile derin teması olan bir insan artık enerjisinin ufaldığını bilir. Yaşam genişlemek ,ölüm ufalmak demektir. Yaşam enerjisinin ufaldığını hisseder; 6 ay sonra öleceğini ilan eder. Zen keşişlerinin nasıl öleceklerini bile kendilerinin seçtikleri bilinir - çünkü onlar bilirler..."
DEVAMINI OKU

27 Ağustos 2013

Seyahatler İçin - Aqua Doodle Seyahat Matı

Bambinonun araba yolculuklarına bayılmadığını biliyorsunuz artık :)
Bu ay seyahatlerin fazla olacağını öngörerek ne zamandır almayı düşündüğüm bir oyuncağı aldım Bambinoya: AquaDoodle Seyahat Matı. 
Bu ürünü Internette pek çok ortamda görüyordum, kullananların yorumlarını okuyordum. Ben seyahat için olanını aldım ama bir de evde kullanmak üzere kocaman matı var: AquaDoodle Yer Matı.

Ürün için suyla doldurulan bir kalemle çalışıyor. Çizdiğiniz şeyler bir süre sonra yok oluyor. Kalemin içinde su olduğu için zararsız ve doğal.
Ben bu oyuncağı Toyzz Shop'tan aldım, çok sorunsuz ve özenli bir hediye paketi ile elime ulaştı.

Yolculuklar için güzel bir ürün. Bambinoyu bir süre oyalıyor ve eğleniyor. Tavsiye ederim :))
DEVAMINI OKU

22 Ağustos 2013

Bezi Bırakmaca




Tarih: 9 Ağustos 2013, Cuma.
Yer: Bursa, Aloft Otel.

Olay: Bambino sabah erkenden kalkar. Odada kendince keşfetmeye, oynamaya başlar. Biraz sonra uyanmaya çalışan anne babasının yanına gelerek "Ben artık bez takmak istemiyorum. Anne, bütün bezleri atalım" der. Gayet ciddidir ve elleriyle bezini çıkartmak ister hareketler yapmaktadır.

Aylardır gerek kitap okuyarak gerekse bezi bırakan yaşıtlarıyla aynı ortamda bulundukça Bambinoya bezi bırakma konusunda telkinlerde bulunarak çalışmalarda bulunan anne ve baba çok şaşırmıştır. Bambino yine ezberleri bozmuş, kendi istediği bir zamanda böyle bir teklifle gelerek anne-babasını gafil avlamıştır.

Geriye saralım: Tatilden önceki akşam annesi ve bakıcı teyzesi bez konusunda başbaşa görüşme yapmışlar ve bu konuda nasıl bir strateji izleyeceklerini konuşmuşlardır. İkisi de Bambinonun bezi bırakma zamanı geldiğini düşünmektedir. Ancak Bambino, geçen sene "Siz bezi 18 aylıkken bırakmıştınız. Bu çocuk da bırakabilir" diyerek kendince tuvalet eğitimine başlayan anneanneye sert bir tepki olarak bu konuda herhangi bir çaba harcamamaya karar vermiştir. Bu sert tepkisi nedeniyle bu işin tamamen unutulmasının daha iyi olacağına karar verilmiş ve ortadaki adaptörler ve tuvaletler göz önünden kaldırılmıştır. Bu yıl, Bambinonun annesi, yaz bitmeden bu işi bir kez denemek istemiş ve bu nedenle yıllık izin alarak Bambino ile anneannesinin bağ evine gitmeyi düşünmüştür. Hem açık havada bu iş şehirdeki apartman dairesinden daha kolay olacaktır mantıken. Bütün gün bahçede olacak olan Bambino daha kısa sürece bu işe alışacaktır. Anne de bu önemli konuyu kimselere bırakmadan, çocuğunun bizzat başında olarak, özül/ceza vermeden, doğal bir şekilde bu süreci geçirecektir. Ona göre en uygun seçenek budur. Eğer anne bu birkaç gün içinde başarılı olamazsa Bambino zorlanmayacak, Ankara'ya dönülecek ve bu konuda bakıcı teyze yetkili kılınarak ona her türlü yolu deneme yetkisi verilecektir. Bakıcı teyzesine göre Bambino tuvaletini tutabilmekte, sabahları ve öğle uykusundan kuru olarak kalkmakta ve tuvalete giderek kendi işini halletme aşamalarını çok çok iyi bilmektedir. Bilmektedir ama uygulamaya gelince yan çizmektedir. Annesinin talimatı gereği de kimse onu bu işe zorlamamakta ve serbest bırakmaktadır. Ancak arada başta aile büyükleri olmak üzere laf sokmalar yaşanmakta, Bambinonun abi olmasından tutun, bu sıcakta bez takmanın zorluklarına kadar her türlü konuda yorumlar alınmaktadır. Sonuç olarak Bambino ile tuvalet eğitimi denemelerinin bayram tatilinden sonraki hafta yapılmasına karar verilerek görüşme sonlandırılmıştır.

Otele geri dönelim: Anne, Bambinonun ne kadar ciddi olduğunu kavramıştır. Oğlu ile gurur duymuş ve bir kez daha oğluna güvenerek ve olayları akışına bırakarak ne kadar doğru kararlar verdiğini düşünerek göğsü kabarmıştır. Ancak bu mutluluk ve gurur hali uzun sürmemiş, tatile bu konuda hazırlıksız geldiğini fark ettiği an mutluluğuna gölge düşmüştür. Yanında ne yeteri kadar külot ne de lazımlık bulunmaktadır. Üstelik o sabah şehirlerarası bir yolculuk yapılacak, Balıkesir'e gidilecektir ve anne Bambinonun ne kadar süre ile tuvaletini tutabileceği konusunda pek fikir sahibi değildir. Bu nedenlerden dolayı anne Bambino'ya şöyle söyler: "Bezi çıkarırız, zaten fazla bez kalmadı elimizde. Ancak valizimizde yeteri kadar külot yok. Hem senin tuvaletini de getirmemişiz yanımızda. O nedenle şimdi bez takman gerekecek. Ama eve dönünce bez takmayacağız artık. Dediğin gibi tuvalete yapacaksın".

Tatil boyunca denize gidildiği zamanlarda Bambinonun bezi çıkartılmış ve Bambinonun farkındalığı artırılma çalışmaları yapılmıştır.
Bambinonun çok ucuza alınan lazımlığı. Evde bunu moonstar ile dönüşümlü kullanıyor.

Tarih: 12 Ağustos 2013, Pazartesi
Yer: Ankara, Bambinonun evi :)

Olay: Bambino sabah erkenden uyanır. Anne, tatilde Bambinoya söylediği şekilde hareket eder ve Bambinonun bezini son kez çıkartır. Bambinoya da "Artık bez takmayacaksın. İstediğin gibi olacak. Tuvaletini tuvalete yapacaksın." Bambino buna sevinir. Annesi Bambinoya bir külot giydirir ve arkadan bakınca p.o.posunun ne kadar da küçük olduğunu fark edip gülümser :) Evde sadece salonda halı bulunmaktadır, bu nedenle sorun yoktur. Bakıcı teyzesine tatildeyken haber verilmiş, Pazartesi sabahı bu işe başlanılacağı bildirilmiştir. Herkes hazırlıklıdır :) Banyoya en uyduruğundan alınan oturak konmuş, ayrıyetten klozeti kullanmak isterse diye Hülya'dan alınan merdivenli adaptör hazır tutulmuştur. Anne, işe gitmek üzere evden çıkar.

 Moonstar tuvalet adaptörü: Bambinonun evde çok kullandığı adaptör. Çocuk kendi kendine basamakları çıkıp tuvalete oturabiliyor, bu nedenle çocuklar için güven verici bir alet. Tavsiye ederim. Bambino hiç düşmedi ve dengesini kaybetmedi. Ayakları yere sağlam basıyor ve dengeyi sağlayarak yere konunca sorun olmuyor.
Becopotty: Bambino çok küçükken bir hevesle alındı ama hiç kullanışlı çıkmadı. Özelliği %100 doğal malzemeden yapılmış olması ve kullanılmadığı zaman toprağın içine gömülerek gübreye dönüştürlebilmesi. Çok çevreci olmasına rağmen Bambino oturunca bacaklarının fazla bükük kalması ve çok alçak olması nedeniyle hiç kullanılmadı. Talep olursa isteyene gönderebilirim.


Bir haftanın sonunda durum: Bambino beklenenin üzerinde bir başarı sağlamış, bezi çıkarttığından beri geceleri hiç tuvalete kaldırılmadığı halde sabahları kuru kalkmayı başarmıştır. Gece yatarken alınan sıvı miktarı kontrol edilmekle birlikte karpuz yediği, soda ya da meyve suyu içtiği akşamlarda bile sabah kupkuru kalkmıştır. Demek ki Bambinonun kasları gelişmiştir. Bu zamana kadar beklemenin sevinci yaşanmıştır. üstelik Bambino oyun oynarken oyuna dalıp tuvalete gitmeyi hiç aksatmamıştır. Oyunu yarıda bırakıp "Tuvaletim geldi" diyerek banyoya koşmuş ve işini görüp kaldığı yerden oynamak üzere içeri gitmiştir. Bakıcı teyzesi ile olduğu zamanlarda sadece ilk gün tuvalete yetişememiş, onun dışında herhangi bir kaza yaşanmamıştır. Anne-babası ile olduğunda ise münferit olaylar daha sık yaşanmış ancak hiçbiri sorun edilmeyerek "Bir dahakine tuvalete gidersin" denilmek suretiyle üstü değiştirilmiştir. Ancak annenin aklında canlandırdığı, elinde temizlik bezi ve dezenfektan tüm gün Bambinonun peşinden gezerek yarım saatte bir "Ç.iş var mı?" diye sorduğu sahne hiç yaşanmamış ve Bambino bu konuda kocaman bir alkışı hak etmiştir.

İlk günlerde Bambino tuvaleti olduğunu sanarak pek çok kez tuvalete gitmiş ama bunların çoğundan eli boş dönmüştür. Farkındalığı gün geçtikçe artmış ve birkaç gün sonra sadece tuvaleti olduğunda banyoya gider olmuştur. Büyük tuvaleti geldiğinde ise "Karnım ağrıyor" diyerek sinyal vermiş, anında tuvalete gidilip oturtulmak suretiyle klozette vakit geçirmesi sağlanmış ve tuvaletini yaptıktan sonra serbest bırakılmıştır :)

Yolculuklarda ise, şimdiye kadar her yere araba ile gidildiği için yer kaplasa da lazımlık alınmış, tuvaletinin geldiği an sağa çekilerek lazımlık kullanılarak Bambino tuvalet yaptırılmıştır. Erkek çocukları için önerilen kavanoz ve pet şişe olayı hiç kullanılmamış ama her ihtimale karşı arabaya alınmıştır :)


Potette Plus: Yolculuk için yanıma almayı düşündüğüm adaptör ve lazımlık. Kenarları katlanınca kendi başına lazımlık oluyor, açınca tuvalet adaptörü. İçine konmak üzere kendi poşeti satılıyor ama orta boy bir çöp poşetinin içine kadın bağı ya da birkaç kat havlu kağıt koyarak da aynı işlev elde edilebilir ;)


Önümüzdeki günlerde gerçekleştirilecek toplu taşıma araçları ile İzmir yolculuğu için seyyar tuvalet adaptörünün taşınması düşünülmektedir.

Sonuç: Bambino her zaman olduğu gibi yine kendi kararını kendi vermiş, başkasının kendi yerine karar vermesine izin vermemiş ve temkinli ama emin adımlarla ilerleyerek ilk seferde ve tam olarak bezi bırakmıştır. Annesi ve babası onunla gurur duymuş ve çok multu olmuştur.

Bundan sonraki aşamada Bambinonun kendi kreşini ve okulunu kendisinin seçmesi beklenmekte ve anne ve babası bu konular için Bambinoyu tam yetkili kılmayı düşünmektedir :)))
DEVAMINI OKU

19 Ağustos 2013

Seyahat Dönemi

Bu sene Ağustos ayı seyahat ayı oluyor bizim için.

Ramazan'ın bitmesiyle beraber sanki biriktirmişiz gibi seyahatler üst üste gelmeye başladı.

Uzun uzun fotolarla birlikte güzel yazılar yazmak istedim ama zaman öyle az ve değerli ki şu günlerde, yazılar için ayıracak zaman bulamadım. Üstüne üstlük bayram tatili dönüşü fena halde midemi üşütünce rapor alıp dinlenmem gerekti. Hala gücümü tam olarak toparlayabilmiş değilim.

Bayram tatili için Bursa taraflarına gittik. Öncesinde her tatil öncesi olduğu gibi hastalandı Bambino. Psikolojik olduğunu düşünüyorum artık. Sanki kendince tepki veriyor yer değişikliğine..

Bursa'da Aloft Otel'de kaldık. Sheraton ile aynı kompleksi paylaşan Aloft Otel'in özelliği self servis olması :) Eşyalarınızı odanıza kendiniz çıkartıyorsunuz, resepsiyonda iki görevli var ama öyle her köşe başından birileri fırlamıyor. Biz çok beğendik. Üstelik oda temizliği istemediğiniz her gün başına hesabınıza para yüklüyorlar. Çok güzel bir uygulama bence. Yüklenen paraları kahvaltı ya da akşam yemeği için kullanabileceğiniz gibi biriktirebilir, Dünya'daki diğer Aloft Otellerde kullanabilir ya da Unicef'e bağışlayabilirsiniz. Aloft Otel Türkiye'de sadece Bursa'da var ama Dünya genelinde 117 adet oteli mevcut.

Bir gün Yalova'ya geçtik. kojonun çocukluğu orada geçtiği için en çok o sevindi buna :) Çınarcık'ta Bambino ilk defa tam anlamıyla denize girdi (Yuh bize, neredeyse 3 yaşına girdi denize ancak kavuştu :P ) Denizden sonra Yalova Merkez'de vakit geçirdik ve akşamında Mudanya'da ünlü Erol Balık'ta yemek yedik.

Ertesi gün kojonun arkadaşlarını ziyaret için Balıkesir Merkez'e gittik. Yaklaşık 2,5 saatlik yolculuk sonrası feci sıcak Balıkesir'e ulaştık ve gidene kadar evin içinde klimalı odada oturduk :)
Akşam Bursa'ya dönerken yolda Karacabey At Çiftliği'ni ziyaret ettik.

Sonraki gün Mudanya taraflarına gittik. Denize girmek için harika koylar keşfettik. Öğleden sonra Tirilye'de vakit geçirdik. Menüde yine balık vardı tabi ki :) Akşam ben otelde dönüş hazırlıklarına başlarken kojoyla Bambino Bursa'da tramvay ile gezip meşhur İskenderci'de yemek yediler.

Pazar günü son gündü ve dönüş trafiğine fazla takılmamak için erkenden yola çıktık. Bambino araba yolculuklarını sevmiyor, bunu bir kez daha gördük, yaşayarak. 2-3 saat sonra mızıldanmaya başlıyor. Mecburen mola veriyoruz. Ancak mola verdikten sonra Bambinoyu arabaya bindirmek bile yarım saatimizi alıyor. Kendisini ikna edene kadar enerjimiz bitiveriyor walla! "Yürüyerek gideceğim ben", "Anne arabaya binmeyelim", "Gitmeyelim, burada kalalım" diyip duruyor. O nedenle mola versek bir türlü, vermesek bir türlü! O kadar gözümüz korktu ki, bu haftaki İzmir seyahati için uçak bileti aldık son dakika :))

Neyse, Pazar günü öğleden sonra sağ salim Ankara'mıza vardık, çok şükür.

Ertesi gün İngiltere'den gelen dostlarla kavuştuk. Harika vakit geçirdik, biz de çocuklar da çok özlemiş birbirlerini. Daha sık görüşmeli, daha çok kavuşmalı dedik...

Sonraki günler benim hastalandığım günler oldu. Klima çarpması + mide üşütmesi derken bütün gece tuvaletten çıkamadım. Allah kimselere vermesin, ne zormuş. Haftasonuna kadar elim kolum tutmadı desem yeridir. Bu esnada yiyebildiğim yegane şeyler patates, yoğurt ve kola oldu.

Cuma günü kendimi daha iyi hissettiğim için bayramda gidemediğimiz anneannemlere ve diğer akrabalara gitmeye karar verdik. Cumartesi sabahı yola çıktık. Bambino gidiş ve dönüş yolunda "Gitmeyelim burada kalalım" diyerek tepkisini yine belli etti. Çok güzel vakit geçirdik. Tanıdık yüzler, güzel sohbetler, bahçelerde gezmece, ağaçlardan meyve toplamaca ve bir sürü güzel anı ile doldurduk günlerimizi. Pazar akşamı Ankara'ya geri döndük.

Şimdi önümüzde 10 günlük bir İzmir gezisi var. Eşya hazırlama kısmına bugün başlıyorum inşallah. İşin ilginci biz Bambino ile uçakla gidip geleceğiz ama kojo bizden bir gün sonra araba ile gidip gelecek. Yanıma fazla eşya alamayacağımı bildiğim için ne alacağıma çok iyi karar vermem gerekiyor. Bir sırt çantası bir de çapraz kol çantası ancak taşıyabileceğim. Eşyalar arkadan gelecek :) Nasıl olacak bakalım..

Bambino her seyahat sonrası değişiyor, gelişiyor. Bursa gezisinden sonra kendine olan güveni tavan yaptı. Her işe yardım etmek istiyor, her işe dahil olmak istiyor. Boyundan büyük işlere kendini ispat etmek için atılıyor. Konuşmalara dahil oluyor, hiç ummadığımız yerde bizi şaşırtan şeyler söylüyor, önerilerde bulunuyor. Bazen komik bazen sinir bozucu durumlar yaşıyoruz. Keşke Bambinonun söylediklerini birebir not alabilsem de buraya da yazsam...

Biraz üst üste geldi bu seyahatler, hastalıklar. İş yerinde de durum pek içi açıcı değil. İşler beni bekler :) Neyse, sağlık olsun da, gerisi bir şekilde hallolur. Hayat böyle işte. Herşeyin sırası var sanıyoruz ama aslında herşeyi aynı anda yaşıyoruz. 

Eylül'de görüşmek üzere :)
Ciao!
DEVAMINI OKU

4 Ağustos 2013

Bambino 34 Aylık

Bambinonun son ayı bir yandan hareketli, bir yandan durgun geçti.

Yaz sezonunda olduğumuz için Bambinonun parktaki oyun arkadaşları tatile gittiler ve Bambino tek başına ya da şanslıysa 1-2 arkadaşıyla takılmaya başladı. Bu anlamda "piyasa durgundu" :))

Diğer taraftan Ramazan ve havalar nedeniyle Bambinonun bitmez tükenmez enerjisine yetişmek pek mümkün olamadı :P Bakıcı teyzesi çareyi öğleden sonra uzun uykular uyutmakta buldu. Bambino uyuduğunda kendisi de uyudu :)

Haftasonu ise ben ve kojo Bambinoyu paylaştık :) Özellikle Cumartesi günleri sabahları ben, öğleden sonra kojo oğlanla ilgilendi. Sabah kargaların kahvaltı yapmasıyla birlikte Bambinoyla kendimizi dışarıya atıyorduk. Genelde otobüse binip Kızılaya gidiyorduk ya da mahallede uzuuun gezilere çıkıyorduk. Öğlene kadar süren gezimiz sırasında kojo evde dinleniyordu. Öğleden sonra ise kojo Bambino ile vakit geçiriyordu. Ben ya evde işlerle uğraşıyordum ya da dışarıda oluyordum. Akşam biraraya geliyorduk ve genelde iftarı dışarda yapıp öyle eve geliyorduk. Bilinçli bir tercih olmamasına rağmen Bambinoyu paylaşmak oldukça işe yaradı, hem ona hem bize. Pazar günleri ise bazen birlikte bazen ayrı takılıyorduk.

Gezme-tozma anlamında mikro gezilerin ötesine geçemedik. Bir keresinde Bambino ile kojo trenleri izlemek için Gar'a gittiler. Bakmışlar ki trenler tenha, atlamışlar birine ve doğru Eskişehir'e gitmişler :) Bambino yemiş-içmiş-gezmiş bir güzel :) Olan bizim kojoya olmuş tabi. Hem hazırlıksız gittiği hem de oruç tuttuğu için epey yorulmuş. Geldiklerinde ikisi de yorgundu ama bir sürü güzel anı biriktirdikleri için de mutluydular :)

Temmuz'un ilk haftasonunda Ankaralı Anneler grubunun Lozan Park'taki pikniğine katıldık Bambino ile. Sevgili Bahar burada yazmış. Biz çok eğlendik, çok güzel arkadaşlıklar edindik.

Bambino beni kojodan fena kıskanıyor dostlar :) Kojoyu benim yanımda gördüğü an koşa koşa gelip aramıza giriyor. Dışarıda bisiklet sürerken yan yana olmamızı istemiyor, kojoyla beni ayırıp ortamızda bisiklete binmeye devam ediyor :)

Bambino kuralları benimsedi mi mutlaka harfiyen uyguluyor. "Eve gelince eller yıkanır" prensibini eve giren herkese 1. dakikadan haykırıyor: "Ellerini yıkamadıııııın!" "Oğlum daha ayakkabılarımı çıkartmadım, bi dur" :))

Her seyahat öncesi Bambino hastalanır. Buradan ve buradan okuyabilirsiniz mesela... Bu defa da farklı olmadı. Bayram için yapmayı planladığımız seyahat öncesi de durum değişmedi. Bu defa değişik bir hastalık baş gösterdi Bambinoda: Hırıltılı öksürük. Genelde geceleri rahatsız ediyor. Gün boyu burnu tıkalı ve sesi kısık. Yeni sesi çok etkileyici, duymanız lazım :)) Doktor ve ilacı reddeden Bambinoya devamlı suretle bitki çayı, limonlu su içirip bol meyve yedirmeye çalışıyoruz. Allah'tan bu defa keyfi ve enerjisi yerinde, çok şükür. Beslenmesinden süt ve süt ürünlerini çıkarttık (Bilmeyenler için not: Süt ve süt ürünleri mukusu artırır ve hastayı daha çok rahatsız eder). Benzer şekilde vücudu yoracak gereksiz besinleri de minimuma indirdik: Ekmek, makarna, pilav, hamur işi gibi. Bayrama kadar toparlamasını umuyoruz.

Haftasonu teyzesi Bambinoya mavi bir sırt çantası hediye etti. O günden beri sırtında çanta ile dolaşıyor bizimki. Arkadaşının da varmış, öyle diyor :) Bir de kışlık bir ceketi gözüne çarptı, gece-gündüz onu giyiyor şu anda :) İkna etmek ne mümkün :))
DEVAMINI OKU

SOSYAL AĞLAR


İZLEYENLER

Blog Arşivi

HER GÜN MUTLAKA

NE ARADINIZ, YARDIMCI OLALIM?

Kişisel Blog

Copyright © Benden ve Bizden | Powered by Blogger
Design by Lizard Themes | Blogger Theme by Lasantha - PremiumBloggerTemplates.com