Doğal Yaşam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Doğal Yaşam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Ocak 2015

2. Gebelik - 36. Hafta - Bebeğin Dönmesi için Öneriler


Günler hızla gelip geçerken bir bakmışım 36. haftaya gelmişim bile.
Bambina karnımda büyümeye, tekmeler atmaya, hıçkırmaya tam gaz devam ediyor :)
Çok hareketliydi hep, şimdi biraz yeri daraldı ama yine de olabildiğince aktif.
Başı sol tarafımda, sol göğsümün paralelinde, ayaklar ise sağ tarafta.
Dolayısıyla ne midemi ne de mesanemi rahatsız etmiyor.
Sağolsun hiç mide yanması ya da idrar problemi yaşamadım.

Ancak doğuma yaklaşırken Bambinoda yaşamadığım bir endişe başladı bende.
"E bu kız ne zaman dönecek?"
Bebeğin dönmesi bir anlık iş aslında, kafayı 90 derece aşağı aldı mı oldu bitti ama henüz Bambina bunu yapmadı.
Nedense biraz endişelenmeye başladım son hafta içinde bu konuda.
"Ya dönmezse?" "Dönmediği için sezeryan olmak istemiyorum" gibi hikayeler ve varsayımlar içimde konuşup duruyorlar.

Geçtiğimiz Pazar günü doğuruyorum sandım a dostlar.
Karnımda bir gerginlik, bir tuhaflık.
Bebeğin aşırı hareketlenmesi, bir türlü rahat edememem.
Akşama doğru başlayan bu durum gece saat 9'dan sonra daha da arttı.
Huzursuzlandım.
Ortada ne hastane çantası var, ne bebeğin eşyaları hazır, ne ben hazırım, ne de doktorun cep numarası var (Aslında varmış da ben yok diye biliyormuşum!)
Hele bir de kojonun hamilelik sürecim boyunca verdiği desteğin (!) (Sitemkarım, evet, detaya şimdi girmeyeceğim!) bir uzantısı olarak "Bu halinle yarın işe mi gideceksin şimdi?" diyerek kel alaka bir yerden konuya yaklaşması bende moral falan bırakmadı.

Aklıma bebeğin dönmek istiyor olabileceği geldi.
Bambinanın dönmesi için karnımın alt kısmını rahatlatmam ve ona yer açmam gerektiğini fark ettim.
Başladım aklıma gelen hareketleri yapmaya.
İlk başta bildiğimiz köpek pozisyonunda, ön tarafa yastıkları koyup kollarımı üstüne dayayarak 15-20 dk kaldım.
Şuna benzer bir pozisyon bahsettiğim:

 Baktım çok çok fayda etmedi, başka birşey denemeye karar verdim.
Spinning babies sitesinde dönmeyen bebeğin dönebilmesi için önerilen tekniklerden birini yaptım.
Bu pozisyonda sedece 3 nefes boyunca kalınıyor, yani yaklaşık 30 saniye.
Amaç rahmi rahatlatmak ve bebeğin rahat hareket edebilmesi için alan yaratmak.
Bu hareketler normalde düzenli yapılması önerilen hareketler.
Spinnig babies sitesinde başka teknikler de var.

Onun dışında bebeğin dönmesine yardımcı olması için
- Akupunkturdan, 
- Kayropraktiklerden (Webster tekniği - buradaki videoyu izleyebilirsiniz),
- Homeopatiden (Genelde Pulsatilla öneriliyor ama mutlaka uzmanına danışıp kullanmalı)
faydalanılması mümkün.

Bu sitede de, diğer pek çok sitede önerilen tekniklerden bazılarını görebilirsiniz.

Bebeğin dönmesi için:

- Bebeğe müzik dinletilebilir
- Göbeğe fener tutulabilir - Işığa doğru ilerlemesi sağlanabilir, bunun için feneri göbeğin altına doğru tutmak gerekiyor
- Bebekle konuşulabilir - Bunu yaparken kafasını ve vücudunu aşağı doğru ilerletecek şekilde yumuşakça masaj yapılabilir
- Yüzmeye gidilebilir - Suyun rahatlatıcı özelliği hem anne hem bebek için iyi gelecektir
- İmgeleme yapılabilir - Bebeğin kolayca döndüğü imgelemesi yapılır
- Doktor müdahalesi talep edilebilir (Son adım olarak da sezaryen)

Gece 12'ye kadar egzersiz yaptıktan sonra yoruldum ve uykum gelince uyumaya çalıştım.
Bambinanın kafası yaklaşık 30 derece aşağı indi, ayaklar biraz yukarı çıktı.
Ama sol tarafıma dönüp yatınca tekrar eski pozisyonuna döndü.
Sabah kalktığımda başı yine sol tarafımda, ayakları yere paralel şekilde sağ tarafımdaydı :)

Demek ki henüz zamanı gelmemiş, yan gelip yatmaya devam etmek istiyor bir süre daha :))))

Dün akşam gece geç saatte yatmama rağmen deliksiz uyumuşum, sabah kalktığımda rahat ve iyi hissediyordum.

Kafamdaki varsayım ve hikayeleri durdursam iyi olacak!

Kafamdaki diğer bir varsayım da ikinci bebeklerin erken geldiği söylemleri.
Bunu söyleyen çok kişi oldu çevremde.
Henüz doğum iznine ayrılmadım, gelecek hafta ayrılacağım inşallah.
Ama dediğim gibi ne çantası, ne eşyaları, ne yatağı.. Hiç bir şey tam olarak hazır değil.

Bir de benim yapmak istediklerim var doğumdan önce: Yalnız sinemaya gitmek, kitapçılarda dolaşmak, indirimde mağaza mağaza bakınmak (çok da hevesli değilim, sadece nefsimi tatmin etmek niyetindeyim :P ), arkadaşlarımla görüşmek, becerebilirsem bir arkadaşım için bitiremesem de bir işe başlamak, ufak tefek işleri halletmek, annemle kız kıza kahve içmek... Görüldüğü gibi bunların içinde Bambino ile birşeyler yapmak yok. Onunla nasılsa bol bol görüşeceğim, evde lohusa modunda :P

Umarım herşey yolunda ve kolaylık içinde gider.
Kafamdaki varsayımları susturmaya niyet ediyorum.
Papancha'lara * ölüm :)

* Papancha, Pali dilinde varsayım anlamına gelmektedir. Gerçeğin soslanması, baharatlanması ve olduğu halinden uzaklaştırılması için kullanılan bir terminolojidir.

Fotolar buradan, buradan, buradan
DEVAMINI OKU

24 Kasım 2014

İş Yeri Enerjisini Temizlemek


Anette'nin blogunda gördüğüm yazıyı burada da paylaşmak istedim.
Tam zamanlı çalışan sistem köleleri olarak bu bilgi bir kenarda dursa iyi olur..

Maaşlı çalışan biriyseniz, genelde gününüzün en az üçte birini çalıştığınız iş yerinde geçiriyorsunuz demektir. Hele bir de prestijli bir binada bulunan ofisin, her bir boşluğunu değerlendirmek adına workstation denilen 1,5 metreye 2metre ölçülerinde olan ve dörtlü, altılı, sekizerli gruplar halinde yerleştirildiğiniz çalışma istasyonlarında işinizi yapmaya çalışıyorsanız, etrafınızdaki bütün diğer gözlerin kulakların ve enerjilerin etkisi altındasınız demektir.

Güne çok mutlu da başlasanız, tam çaprazınızdaki iş arkadaşınızın evindeki sorunlar yüzünden moralinin bozuk olması, yanınızdaki arkadaşınızın sevgilisinden ayrılmasının yansımaları, diğerinin gözleri ile sizi sanki röntgen makinasına sokar gibi incelemesinin etkisi lodosun dalgaları gibi ard arda size vurmaktadır.

Telefon ile konuşurken bile, yedek birkaç çift kulak sanki o aizededir. Üstelik sanki dua etmişcesine ” müşteri ters birşey söylese de anlasa Hanyayı Konyayı”, “beceremese de o kendini birşey sanma edaları yok olsa”, “müdür hayır dese de izin alamasa” der gibi size negatif enerjiler göndermektedirler. Kimisi içinden “bak gördün mü yine kırmızı giymiş veya kırmızı oje sürmüş, bu kendini ne sanıyor nasıl böyle iddialı giyiniyor yargılamaları” yaparken, diğeri, “bu projeyi beraber üstlendik ne yapsamda onun önüne geçerek kendimi gösterebilsem” diyerek arkadaş gibi gözüküp aslında sizden öğrenebileceği herşeyi sünger gibi çekmeye hazırlanmaktadır. Siz eğer hisleri ve üçüncü göz çakrası kuvvetli biri iseniz bütün bu bakışları ve düşünceleri farkeder ve bu enerjilerden rahatsız olursunuz. Kendinizce o daracık alanda monitörü oynatarak yada bir çiçek koyarak o bakışlardan kurtulmaya çalışırsınız. Ne yaparsanız yapın, zamanla baş ve boyun ağrıları sırt ağrıları yorgunluk emareleri yavaş yavaş kendini göstermeye başlar. 

Uzun süredir emek harcadığınız ve herşeyin yolunda gittiği projede bir anda aksilikler kendini gösterir, yapmış olduğunuz satışta hiç beklenmeyen iadeler gelmeye başlamıştır, ya da her zaman düzgün ödeme yapan müşterinizden ödeme alamamaya başlarsınız… Bunun gibi birçok aksilikler sizin sabahki neşenizi enerjinizi alıp götürmüştür. Neşe yerini korku ve endişelere bırakmıştır. Kendinizi ve çalışma koşullarınızı sorgular durursunuz ve hep aynı soru kafanızda döner durur. 

NEDEN???
Aslında ana faktör, küçük ve dar alanlarda çalışan bir çok insanın enerji alanlarının birbirine girmesidir. Eğer siz, çalışma alanınızda her sabah önce enerji temizliği yapmayı ve sonrada kendi güvenli enerji alanınızı oluşturmayı başarırsanız, kendinize verimli, güzel vakit geçireceğiniz harika bir ortam yaratmış olursunuz. Bunu yapabilenin birkaç yöntemi vardır. Size bunlardan en kolaylarını basitçe anlatmaya çalışacağım. Kuantuma ister inanın ister inanmayın, bu basit yöntemleri deneyin. Çok faydasını göreceksiniz.

Enerji alanını temizleme:
Her insanın avuç içlerinde birer küçük çakra vardır. Bu çakralar avuçları birbirine sürterek uyandırılır veya enerji aktarmaya hazır hale getirilir. Çalışma masanızın yanına geldiğinizde önce üç defa burnunuzdan derin nefes alıp ağzınızdan verin. İçinizden ” şu anda çalışma alanını temizlemek için Yaradanımın, Evrenin bana gönderdiği ilahi şifa enerjisi ile masamı koltuğumu ve çalışma aletlerimi hayrıma olmayan enerjilerden temizlemeye niyet ediyorum” deyin. Burnunuzda. Üç defa dafa derin nefes alıp verirken avuç içlerinizi tekrar birbirine sürtün. Ellerinizi önce koltuğunuzun üzerinde ve sırt kısmında sanki toz alıyormuş gibi gezdirin. İçinizden “hayrıma olmayan enerjiler, kötülükler kem gözler, benim yerimde olma istekleri bu alandan şu an temizlensin. Hayrıma olacak enerjiler, bolluk, bereket, huzur, başarı sağlık ve mutluluk gelsin” deyin. Koltuk bitince ellerinizi yere doğru üç defa silkin. Ellerinizi tekrar ovuşturduktan sonra aynı işlemi masanızın telefonunuzun klavyenizin üzerine yapın. Burası da bitince ellerinizi tekrar silkeleyin. Tabi bu işlemleri etrafınızdakilere çaktırmadan yapmaya çalışın ki delirdiğinizi sanmasınlar.

Negatif Enerjilerden Korunma:
Çalışma ortamınızı temizledikten sonra sıra geldi hayrınıza olmayan enerjilerden korunmaya. Üçüncü çakranız olan solar pleksus çakrası göbek deliğinizden yaklaşık beş parmak üsttedir. Bu çakra çevrenizden size gelen tüm enerjilerin giriş çıkış kapısıdır. Nazar enerjisi, kem göz v.b. enerjiler de buradan giriş yapar. Çalışma ortamınıza ya da bir toplantıya girdiğinizde burnunuzdan derin bir nefes alıp verin ve sağlaksanız sağ elinizin avuç içi ile, solaksanız sol elinizin avuç içi ile solar pleksus çakranız kapatın. İçinizden (ismini bilmeniz yada bilmememiz önemli değil) şu kişiden / kişilerden bana gelen ve hayrıma olmayan tüm enerjileri kabule geçiyorum. Hayrıma olmayan bu enerjileri bana, aurama, enerji alanıma gelmeden iptal ediyorum ve sahiplerine aynen iade ediyorum.” deyin. Derin bir nefes daha alın ve elinizi indirin. O gün boyunca bu kişi veya kişilerden size hayrınıza olmayan enerjiler gelmesini engellemek için güzel bir önlem almış olursunuz.

Enerji Kalkanı Oluşturmak:
Bu işlemlerin ardından güvenli bir enerji alanı veya enerji balonu oluşturmak çok kolaydır. Çalışma alanınızda oturduğunuzda kalbinizden harika bir ışık küresi çıktığını hayal edin veya imgeleyin. Bu kürenin rengi sarı, yeşil veya mor olabilir. Müşteri ilişkileri, call center çalışanları için mavi veya lacivert olarak imgelenmesi daha çok fayda sağlar. Bu ışık balonunu önce ayaklarınıza kadar genişletin. Derin nefes alın ve kafanızda bıngıldağınızın üzerine kadar genişlettiğinizi imgeleyin. Bir derin nefes daha alın ve size ait olan çalışma alanını kapsayacak şekilde bu ışık küresini genişletin. ” Kalbimden, koşulsuz ve karşılıksız sevgi enerjimden oluşturduğum bu ışık balonundan sadece hayrıma olan bilgiler, öğretiler ve enerjiler bana gelsin. Hayrıma olmayan enerjiler, bilgi ve öğretiler bu kalkandan bana ulaşamasınlar.” Deyin. Böylelikle güvenli ve bereketli çalışma alanı oluşturmuş olacaksınız.

Yukarıda bahsetmiş olduğum yöntemler, bu konuda olan bir çok uygulama ve yöntemden sadece bazılarıdır.

Mutlu, huzur dolu, kendinizi değerli hissedeceğiniz bolluk ve bereket içinde çalışacağınız harika bir çalışma ortamı dilerim. Sevgiyle … 
Serkan Sorguç Meditasyon -
DEVAMINI OKU

24 Eylül 2014

İkinci Gebelik - 20. Hafta

İkinci gebeliğimin yarısını bitirdim bile.
İlkinde olduğu gibi çok şükür ki hiç bir olumsuz durum yaşamadım.
Ne ağrım oldu, ne sızım.
Dedim ki "Bu vücut doğurmak için tasarlanmış".
Hiçbir yiyeceğe aşermedim.
Ki ben 2,5 yıldır glutensiz yiyecekler tüketiyorum.
Ekmek, makarna, hamur işi, tatlı hiç canım çekmedi.
Uykularımdan uyanıp şunu yemeliyim demedim.
Kojo için süper tabi :P
Bir ara patatesi çok tükettim.
Çok nadir dondurma yedim, AOÇ'den.
Onun dışında şeker tüketimim doğal yiyeceklerden sadece.
Yani, hamilelik öncesi ne yiyorsam yemeye, ne yemiyorsam yememeye devam ettim.
Balık canım istemiyor sadece.
Onun yerine balık yağı alıyorum her gün.

Bebeğin hareketlerini çok erken hissetmeye başladım bu hamilelikte.
12-13. haftalarda içimde dolaştığını hissediyordum.
Ultrasonlarda mutlaka elini kolunu bir kaldırıyor, sanki bize selam veriyormuş gibi.
İçeride keyfi yerinde :)

Eylül ayının ikinci yarısı sol kulağımda tıkanıklık başladı.
Üzerinde durmadım, geçer dedim.
Bir hafta geçti, tıkanıklık hiç açılmadı.
Ertesi hafta sol boğazımda şişlik başladı.
Yutkunurken bir kütle hissettim sol tarafımda.
Kulağımdaki durum boğazıma inmişti.
Kulağım hala tıkalı bu arada.
Yine üzerinde çok durmadım.
Bol bol ılık şeyler içtim.
Sarımsak, zencefil tükettim.
Meyve suları içtim.
Geçtiğimiz hafta Cuma öğleden sonra burun akıntısı başladı.
Haftasonu bir eğitimdeydim.
Gittim ama her yerim dökülüyor.
Burun silmekten yüzüm kıpkırmızı oldu, cildim tahriş oldu.
Şakaklardaki ve çene kemiğimdeki şiddetli zonklama beni iki gece uyutmadı.
Kulak hala tıkanık, boğazdaki durum devam ediyor ve deli gibi burnum akıyor.
Doktora gittim tabi, Cuma günü.
Kulaklarda ödem oluşmuş, boğazım da orta halli durumdaymış.
Antibiyotik yazacakmış.
Hamile olduğumu öğrenince "E n'apcaz şimdi?" dedi doktor, çaresizlik içinde.
İstersem KBB Uzmanına gitmemi, belki alabileceğim bir antibiyotik olabileceğini söyledi.
İstemedim.

Antibiyotik yerine zencefil, meyve suyu, serum fizyolojik ile gargara ile devam ettim.
Eğitim nedeniyle haftasonu dinlenemedim ama eğitimde öğrendiklerim için değerdi bence.
Pazar günü Zen Ustası eğitmenim bana gümüş suyunu önerdi.
"Her gün bir çay kaşığı yeter" dedi.

Gümüş suyunu duymuştum ama detaylı araştırmamıştım.
O akşam oturdum, nedir ne değildir diye bakındım.
Yabancılarda öyle bir kullanımı varmış ki, hayret ettim.
Yüzyıllardır bilinen ve kullanılan birşeymiş gümüş suyu.
Temel olarak gümüş suyu vücuttaki bakteri, virüs ve mantarı yok ediyormuş.
Bunun yaparken iyi bakterilere dokunmuyormuş.
Çok güçlü bir antibiyotik etkisi gösterirmiş.
İngilizler küçük bebeklere saf gümüş kaşık verip bebeğin bunu ağzında dolaştırarak suyunu emmesini sağlarlarmış. Böylece bebek özellikle diş çıkarma zamanını daha rahat geçirirmiş.
Hatta onların "Ağzında gümüş kaşık ile doğmak" diye bir deyimi bile var.
Pek çok hastalığa iyi geliyormuş.
Hastalığın derecesine göre kullanım miktarı değişiyormuş.
Facebook'ta grupları varmış, yabancı forumlarda sayfalarca yazılmış, konuşulmuş.
Hamileler ve çocuklardaki kullanım konusunda da keza öyle, derya deniz yazışmalar.
Sonuçta ikna oldum ve siparişimi verdim.

Dün akşam geldi gümüş suyu.
Hemen bir çay kaşığı içtim.
Psikolojik mi, yoksa hastalığın gidişatı mı nedir bilmiyorum ama gece güzel uyudum.
Sabah kalktığımda kulaklarımdan çok hafif bir akıntı oldu.
Haftalardır tıkalı olan sol kulağım açıldı, geçici bir süre de olsa.
Boğazımdaki yumru yoktu.
Öksürük düne göre daha az.
Kendimi daha dirayetli hissettim.
Bu sabah yine aldım bir çay kaşığı.

Keramet gümüş suyunda mı yoksa haftalardır devam eden hastalık artık iyileşme evresine mi girdi bilmiyorum ama gümüş suyunu keşfetmiş olmaktan mutluluk duydum.

10 gündür sıvı besinlerle besleniyorum, sindirimi kolay yiyecekler tüketip bedenimi yormuyorum.
İlk defa böyle bir hastalıkta rapor ve izin almadım, üstelik haftasonu da sabahtan akşama kadar yoruldum, dinlenemedim.
Bu da böyle bir deneyim oldu.
Herşey geçiyor işte, bir şekilde.
Bu hastalık da geçer gider.
Akışa izin ver :)
Teslim ol :)
DEVAMINI OKU

9 Ocak 2014

5 Dakikada Stresle Baş Etme Yöntemleri



"Stres dedigimiz şey, gerçeğin olduğundan farklı olmasını istememizden kaynaklanmaktadır."

Bir yerlerde okudum bunu, not almışım. Ne kadar da doğru bir söz. Deneyimleyince daha da iyi anlıyorum.

Peki çözüm ne?

Akışına bırakmalı ve her andan zevk almalı... Bakış açısını değiştirmeli...

Demesi kolay.
Yapması zor.

Her gün neredeyse her an stresle karşı karşıyayız. Trafik, şehir hayatı, ay sonunu getirme telaşı, çocuklar, medya, mahalle baskıları, işyeri problemleri, komşular... Liste uzar gider..

Öfkelenecek, endişelenecek hep birşeyler var.

Güzel haber şu ki, ne zaman bu duyguları yaşasak yapabileceğimiz bazı ufak şeyler var. Kendimizi iyi hissettirecek, kısacık da olsa bizi dengeye ulaştıracak ve daha akil düşünmemizi sağlayacak şeyler.

1- Siyah çikolata yemek: Glikoz şurubundan yapılmışlar değil, hakiki kakaodan yapılmış çikolata bünyemize iyi gelir. Tatlı yemek vücudumuza olumlu sinyaller gönderir, daha iyi hissederiz.

2- Nefes Egzersizleri: Burundan alıp verilen derin nefesler kan basıncımızı ve kalp atış hızımızı düşürür. Nefes alırken karnınızın şiştiğini hissedin.

3- Meditasyon: Meditasyon için illaki bağdaş kurup oturmak, mum yakmak ya da sakin müzikler dinlemeye gerek yok. Bunlar olusa daha iyi olur ama her zaman böyle ortam yaratmak olası değil. Meditasyon için en kestirme yol, omurganızın dik durumda olduğu bir pozisyonda olmanız ve nefesinize odaklanmanız. Sandalyede oturabilirsiniz. Derin nefesler alıp verin. Mümkünse gözünüzü kapatın. Sadece nefeslerinize odaklanmaya çalışın. Aklınıza gelen düşüncelere izin verin ama onlara takılmayın. Bırakın gelsinler ve geldikleri gibi gitsinler :) Siz nefes alıp vermeye devam edin. Birkaç dakika sonra bırakabilirsiniz, artık daha iyi hissetmeye başlayacaksınız. 

4- Lavanta yağı: Birkaç damla lavanta yağı rahatlamanıza yardımcı olur. Ben gece yatarken yastığımıza damlatıyorum, daha rahat uykuya dalmamıza yardımcı oluyor, huzur veriyor.

5- Hayal Kurmak: Birkaç dakikalığına aklınıza kendinizi mutlu hissettiğiniz şeyler getirin. Bu, gittiğiniz ve sevdiğiniz bir yer, tatil mekanı, aile ortamı ya da yapmaktan hoşlandığınız birşey olabilir. Zihninizde canlandırmak bile bilinçaltınıza sanki gerçekmiş gibi gelecek ve otomatikman vücuda olumlu sinyaller gönderecektir.

6- Adım Adım Tüm Vücudu Rahatlatma: Sıkça kullanılan bir rahatlama tekniği olan bu yöntemde, vücudunuzun her bir parçasını sırayla düşünerek düşündüğünüz yeri önce sıkıp sonra da gevşetme esasına dayanıyor. Ayaklarınızı olanca gücünüzle sıkın ve gevşetin, bacağınızı sıkın ve gevşetin, karnınızı sıkın ve gevşetin... şeklinde. Tüm vücudu tamamladığınızda daha iyi hissedeceksiniz.

7- 5 Dakika Yürümek: Yaptığınız herşeyi bırakıp 5 dakikalık bir yürüyüşe çıkın. Hareket vücudun endorfin salgılanmasına neden olacak, bu da sizi mutlu edecek.

8- Yoga Pozisyonu: Eğer imkanınız var ise, yere yatın ve bacaklarınızı duvara dik olarak yaslayın. Viparita Karani adı verilen bu pozisyon sakinleşmenize yardımcı olacak.
http://www.cnyhealingarts.com/wp-content/uploads/2011/02/Viparita-Karani.jpg 
9- Evcil Hayvana Sarılmak: Elinizin altında bir evcil hayvanınız varsa, ona dokunun, sarılın. Fiziksel temas sizdeki fazla elektriği atmanıza yol açacak ve hayatta daha önemli şeyler olduğunu hatırlatacak.

10- Arkadaşınızla konuşun: Dostlar böyle zamanlar için değil mi zaten? ;)

11- Dans Edin: İmkan varsa müziğin sesini açın ve kendinizi müziğe bırakın. 

12- Topraklanın: İmkan varsa ayağınızı ve ellerinizi toprağa değdirin ve bir süre bekleyin. Tüm negatif iyonlar toprağa geçecek ve nötr hale geleceksiniz.

13- Kucaklayın: İmkan dahilinde :) yakınınızda bulunan insanları kucaklayın. Kimseyi bulamazsanız kendinizi kucaklayın, bu bile daha iyi hissetmenize neden olacak.

14- Ilık Duş: Su hepimize iyi gelir. İmkan varsa kısa bir duş alın.

15- Şükredin: Her halükarda, hangi hal içinde olursanız olun, durun ve kısacık da olsa hayatınızdaki şeyler için şükredin. Şükredecek mutlaka birşeyler vardır. Sırf hayatta olmak, hayatı deneyimlemek bile şükür nedenidir.
DEVAMINI OKU

22 Ağustos 2013

Bezi Bırakmaca




Tarih: 9 Ağustos 2013, Cuma.
Yer: Bursa, Aloft Otel.

Olay: Bambino sabah erkenden kalkar. Odada kendince keşfetmeye, oynamaya başlar. Biraz sonra uyanmaya çalışan anne babasının yanına gelerek "Ben artık bez takmak istemiyorum. Anne, bütün bezleri atalım" der. Gayet ciddidir ve elleriyle bezini çıkartmak ister hareketler yapmaktadır.

Aylardır gerek kitap okuyarak gerekse bezi bırakan yaşıtlarıyla aynı ortamda bulundukça Bambinoya bezi bırakma konusunda telkinlerde bulunarak çalışmalarda bulunan anne ve baba çok şaşırmıştır. Bambino yine ezberleri bozmuş, kendi istediği bir zamanda böyle bir teklifle gelerek anne-babasını gafil avlamıştır.

Geriye saralım: Tatilden önceki akşam annesi ve bakıcı teyzesi bez konusunda başbaşa görüşme yapmışlar ve bu konuda nasıl bir strateji izleyeceklerini konuşmuşlardır. İkisi de Bambinonun bezi bırakma zamanı geldiğini düşünmektedir. Ancak Bambino, geçen sene "Siz bezi 18 aylıkken bırakmıştınız. Bu çocuk da bırakabilir" diyerek kendince tuvalet eğitimine başlayan anneanneye sert bir tepki olarak bu konuda herhangi bir çaba harcamamaya karar vermiştir. Bu sert tepkisi nedeniyle bu işin tamamen unutulmasının daha iyi olacağına karar verilmiş ve ortadaki adaptörler ve tuvaletler göz önünden kaldırılmıştır. Bu yıl, Bambinonun annesi, yaz bitmeden bu işi bir kez denemek istemiş ve bu nedenle yıllık izin alarak Bambino ile anneannesinin bağ evine gitmeyi düşünmüştür. Hem açık havada bu iş şehirdeki apartman dairesinden daha kolay olacaktır mantıken. Bütün gün bahçede olacak olan Bambino daha kısa sürece bu işe alışacaktır. Anne de bu önemli konuyu kimselere bırakmadan, çocuğunun bizzat başında olarak, özül/ceza vermeden, doğal bir şekilde bu süreci geçirecektir. Ona göre en uygun seçenek budur. Eğer anne bu birkaç gün içinde başarılı olamazsa Bambino zorlanmayacak, Ankara'ya dönülecek ve bu konuda bakıcı teyze yetkili kılınarak ona her türlü yolu deneme yetkisi verilecektir. Bakıcı teyzesine göre Bambino tuvaletini tutabilmekte, sabahları ve öğle uykusundan kuru olarak kalkmakta ve tuvalete giderek kendi işini halletme aşamalarını çok çok iyi bilmektedir. Bilmektedir ama uygulamaya gelince yan çizmektedir. Annesinin talimatı gereği de kimse onu bu işe zorlamamakta ve serbest bırakmaktadır. Ancak arada başta aile büyükleri olmak üzere laf sokmalar yaşanmakta, Bambinonun abi olmasından tutun, bu sıcakta bez takmanın zorluklarına kadar her türlü konuda yorumlar alınmaktadır. Sonuç olarak Bambino ile tuvalet eğitimi denemelerinin bayram tatilinden sonraki hafta yapılmasına karar verilerek görüşme sonlandırılmıştır.

Otele geri dönelim: Anne, Bambinonun ne kadar ciddi olduğunu kavramıştır. Oğlu ile gurur duymuş ve bir kez daha oğluna güvenerek ve olayları akışına bırakarak ne kadar doğru kararlar verdiğini düşünerek göğsü kabarmıştır. Ancak bu mutluluk ve gurur hali uzun sürmemiş, tatile bu konuda hazırlıksız geldiğini fark ettiği an mutluluğuna gölge düşmüştür. Yanında ne yeteri kadar külot ne de lazımlık bulunmaktadır. Üstelik o sabah şehirlerarası bir yolculuk yapılacak, Balıkesir'e gidilecektir ve anne Bambinonun ne kadar süre ile tuvaletini tutabileceği konusunda pek fikir sahibi değildir. Bu nedenlerden dolayı anne Bambino'ya şöyle söyler: "Bezi çıkarırız, zaten fazla bez kalmadı elimizde. Ancak valizimizde yeteri kadar külot yok. Hem senin tuvaletini de getirmemişiz yanımızda. O nedenle şimdi bez takman gerekecek. Ama eve dönünce bez takmayacağız artık. Dediğin gibi tuvalete yapacaksın".

Tatil boyunca denize gidildiği zamanlarda Bambinonun bezi çıkartılmış ve Bambinonun farkındalığı artırılma çalışmaları yapılmıştır.
Bambinonun çok ucuza alınan lazımlığı. Evde bunu moonstar ile dönüşümlü kullanıyor.

Tarih: 12 Ağustos 2013, Pazartesi
Yer: Ankara, Bambinonun evi :)

Olay: Bambino sabah erkenden uyanır. Anne, tatilde Bambinoya söylediği şekilde hareket eder ve Bambinonun bezini son kez çıkartır. Bambinoya da "Artık bez takmayacaksın. İstediğin gibi olacak. Tuvaletini tuvalete yapacaksın." Bambino buna sevinir. Annesi Bambinoya bir külot giydirir ve arkadan bakınca p.o.posunun ne kadar da küçük olduğunu fark edip gülümser :) Evde sadece salonda halı bulunmaktadır, bu nedenle sorun yoktur. Bakıcı teyzesine tatildeyken haber verilmiş, Pazartesi sabahı bu işe başlanılacağı bildirilmiştir. Herkes hazırlıklıdır :) Banyoya en uyduruğundan alınan oturak konmuş, ayrıyetten klozeti kullanmak isterse diye Hülya'dan alınan merdivenli adaptör hazır tutulmuştur. Anne, işe gitmek üzere evden çıkar.

 Moonstar tuvalet adaptörü: Bambinonun evde çok kullandığı adaptör. Çocuk kendi kendine basamakları çıkıp tuvalete oturabiliyor, bu nedenle çocuklar için güven verici bir alet. Tavsiye ederim. Bambino hiç düşmedi ve dengesini kaybetmedi. Ayakları yere sağlam basıyor ve dengeyi sağlayarak yere konunca sorun olmuyor.
Becopotty: Bambino çok küçükken bir hevesle alındı ama hiç kullanışlı çıkmadı. Özelliği %100 doğal malzemeden yapılmış olması ve kullanılmadığı zaman toprağın içine gömülerek gübreye dönüştürlebilmesi. Çok çevreci olmasına rağmen Bambino oturunca bacaklarının fazla bükük kalması ve çok alçak olması nedeniyle hiç kullanılmadı. Talep olursa isteyene gönderebilirim.


Bir haftanın sonunda durum: Bambino beklenenin üzerinde bir başarı sağlamış, bezi çıkarttığından beri geceleri hiç tuvalete kaldırılmadığı halde sabahları kuru kalkmayı başarmıştır. Gece yatarken alınan sıvı miktarı kontrol edilmekle birlikte karpuz yediği, soda ya da meyve suyu içtiği akşamlarda bile sabah kupkuru kalkmıştır. Demek ki Bambinonun kasları gelişmiştir. Bu zamana kadar beklemenin sevinci yaşanmıştır. üstelik Bambino oyun oynarken oyuna dalıp tuvalete gitmeyi hiç aksatmamıştır. Oyunu yarıda bırakıp "Tuvaletim geldi" diyerek banyoya koşmuş ve işini görüp kaldığı yerden oynamak üzere içeri gitmiştir. Bakıcı teyzesi ile olduğu zamanlarda sadece ilk gün tuvalete yetişememiş, onun dışında herhangi bir kaza yaşanmamıştır. Anne-babası ile olduğunda ise münferit olaylar daha sık yaşanmış ancak hiçbiri sorun edilmeyerek "Bir dahakine tuvalete gidersin" denilmek suretiyle üstü değiştirilmiştir. Ancak annenin aklında canlandırdığı, elinde temizlik bezi ve dezenfektan tüm gün Bambinonun peşinden gezerek yarım saatte bir "Ç.iş var mı?" diye sorduğu sahne hiç yaşanmamış ve Bambino bu konuda kocaman bir alkışı hak etmiştir.

İlk günlerde Bambino tuvaleti olduğunu sanarak pek çok kez tuvalete gitmiş ama bunların çoğundan eli boş dönmüştür. Farkındalığı gün geçtikçe artmış ve birkaç gün sonra sadece tuvaleti olduğunda banyoya gider olmuştur. Büyük tuvaleti geldiğinde ise "Karnım ağrıyor" diyerek sinyal vermiş, anında tuvalete gidilip oturtulmak suretiyle klozette vakit geçirmesi sağlanmış ve tuvaletini yaptıktan sonra serbest bırakılmıştır :)

Yolculuklarda ise, şimdiye kadar her yere araba ile gidildiği için yer kaplasa da lazımlık alınmış, tuvaletinin geldiği an sağa çekilerek lazımlık kullanılarak Bambino tuvalet yaptırılmıştır. Erkek çocukları için önerilen kavanoz ve pet şişe olayı hiç kullanılmamış ama her ihtimale karşı arabaya alınmıştır :)


Potette Plus: Yolculuk için yanıma almayı düşündüğüm adaptör ve lazımlık. Kenarları katlanınca kendi başına lazımlık oluyor, açınca tuvalet adaptörü. İçine konmak üzere kendi poşeti satılıyor ama orta boy bir çöp poşetinin içine kadın bağı ya da birkaç kat havlu kağıt koyarak da aynı işlev elde edilebilir ;)


Önümüzdeki günlerde gerçekleştirilecek toplu taşıma araçları ile İzmir yolculuğu için seyyar tuvalet adaptörünün taşınması düşünülmektedir.

Sonuç: Bambino her zaman olduğu gibi yine kendi kararını kendi vermiş, başkasının kendi yerine karar vermesine izin vermemiş ve temkinli ama emin adımlarla ilerleyerek ilk seferde ve tam olarak bezi bırakmıştır. Annesi ve babası onunla gurur duymuş ve çok multu olmuştur.

Bundan sonraki aşamada Bambinonun kendi kreşini ve okulunu kendisinin seçmesi beklenmekte ve anne ve babası bu konular için Bambinoyu tam yetkili kılmayı düşünmektedir :)))
DEVAMINI OKU

1 Ağustos 2013

Ankara Paylaşım Pazarı - Kuğulu Park

 https://mail-attachment.googleusercontent.com/attachment/u/0/?ui=2&ik=f0ea4b4ab4&view=att&th=14035773252d5f74&attid=0.3&disp=inline&realattid=f_hjsor8hb2&safe=1&zw&saduie=AG9B_P8_1qIeMOBSPJoxAD_KXl4x&sadet=1375337633190&sads=l7ew4Xi5pc2fELrmMvdCmkvSYj0

Takas ve paylaşım ile ilgili duyurulara devam :)

Ankara'da 4 Ağustos Pazar günü Kuğulu Park'ta bir paylaşım pazarı var. Meraklısına duyurulur!
https://mail-attachment.googleusercontent.com/attachment/u/0/?ui=2&ik=f0ea4b4ab4&view=att&th=14035773252d5f74&attid=0.2&disp=inline&realattid=f_hjrne9oj1&safe=1&zw&saduie=AG9B_P8_1qIeMOBSPJoxAD_KXl4x&sadet=1375337436668&sads=kpFzF_ewDQAdXu-Yvo5qHgZC8f8
Takas pazarından farklı olarak bu pazarda verdiğiniz eşyanızı karşılık beklemeden veriyorsunuz, yani armağan ediyorsunuz. Eğer karşınızdaki kişi armağanınıza başka bir armağanla karşılık verirse, ne ala! :)
https://mail-attachment.googleusercontent.com/attachment/u/0/?ui=2&ik=f0ea4b4ab4&view=att&th=14035773252d5f74&attid=0.1&disp=inline&realattid=f_hjrndm1b0&safe=1&zw&saduie=AG9B_P8_1qIeMOBSPJoxAD_KXl4x&sadet=1375337434177&sads=n4GSU-RXKpyq0xLkunAPMVwWt2I&sadssc=1
Etkinliğin duyurusu:

Bu pazar 4 Ağustos saat 16.30 da yine Kuğulu Park'ta Paylaşmak için buluşuyoruz... Paylaşmak istediğiniz her türlü temiz, kullanılabilir, kolay taşınan kıyafet ve eşyalarınızla ya da sadece o güzel yüreklerinizle gelmenizi bekliyoruz, paylaşım ağımıza destek olmanız için...Bize katılmanız, eşya almanız ya da vermeniz, isterseniz organizasyonda yer almanız ya da sadece yanımızda olmanız için bekliyoruz sizleri...İster müzik aletinizi kapıp gelin, ister dans etmek için gelin... Kuğuluda güzel bir akşam üstünde paylaşmak için gelin... Paylaşarak büyüyelim Bir ve Bütün olalım!
Görüşmek dileğiyle
Sevgiler
Ankara Paylaşım Pazarı
 
Ben orada olmaya çalışacağım, eşyalarımla birlikte. Gelenlerle tanışırsak harika olur :)
 
Sevgiler..






DEVAMINI OKU

19 Temmuz 2013

Bu Haftasonu Takas Pazarı ve Halk Şenliği - Ankara




Daha önce katıldığım takas etkinliğinden burada bahsetmiştim.

İşte şimdi yeni bir takas etkinliği duyurusu ile karşınızdayım :)

20 Temmuz Cumartesi (yarın) saat 19:00'da Odtü Mezunlar Derneği Vişnelik çim amfide Halk Şenliği yapılıyor.

Şenlikte takas pazarının yanısıra fotoğraf sergisi, sokak perfomansı ve konserler yer alacak.

Kullanmadığınız eşyalarınız bir başkasının hazinesi olabilir. İhtiyaçlarınızı takas yoluyla karşılamanın çok keyifli olacağına emin olabilirsiniz. Tecrübe ile sabittir :)
DEVAMINI OKU

18 Temmuz 2013

Bırakma - Bırak(a)mama - Bıraktır(a)mama


16-17 Temmuz (dün ve önceki gün) tarihlerinde şehir dışındaydım ve ilk defa bir geceliğine Bambinodan ayrıldım.

Öyle hüzünlü, acıklı  bir ayrılış olmadı. Pazartesi akşamı iftar için dışarı çıkmuıştık ve sağanak yağmur nedeniyle mekanda mahsur kaldık. Ben yemeğin sonlarına doğru Bambinoya ufak ufak anlatmaya başladım: "Oğlum bu gece birlikte uyuyacağız, yarın akşam babayla uyuyacaksın" Sadece bunu söyledim. Ama Bambino "Babayla uyumayacağım" diyerek yağmuru izlemeye ve ıslanmak için koşturmaya devam etti. Sonrasında elimizdeki tek şemsiye ile Bambino ve kojo arabayı almak için gittiler ve ben uzun bir süre tek başıma mekanda onları bekledim. Sonra eve döndük ve uyuduk. Bambino ile bu konuda konuşacak uygun bir zamanımız olmadı bir daha. 

Sabah erkenden kalktım, giyinip çantamı alıp çıkacaktım. O nedenle gitme saatinden 15 dk önceye kurdum saati, daha erkenine gerk yoktu. Ama evdeki hesap çarşıya uymadı. Bizimki uyanmasın mı hemen? Radarlar süper çalışıyor :) Uyandı, benimle birlikte hazırlıklara katıldı. Bir kitap ve bir oyun oynadık.Neyseki "Anne git" diyerek beni azat etti sonrasında. Rahatça çıktım evden. Sonrasında görev sorumlulukları benim kendi kendime kalmama mani oldu ve ben ne hissettiğimi anlayamadan şehirden ayrıldım.

İstikamet Van'dı :) İlk defa gittiğim bu şehri ayrı bir yazı ile anlatmayı planlıyorum. İzlemede kalın :)

Akşam vakti, işler bitip de otel odama çekilince Bambino özlemi sardı beni. Aradım, kojoyla dışarıda balık yemişler Gölbaşında. Bir güzel gezmişler. Keyifleri yerindeymiş. Beni hiç sormamış. Öğleden sonra anneanne uğramış, onunla oynamışlar. Benimle konuşmadı Bambino. Olsun, keyfi yerindeydi ya, varsın konuşmasındı. Kapattım telefonu. Gece 22:30 gibi kojodan mesaj geldi "İşlem tamam". Uyumuştu bizimki. Hem de babasının yanına kıvrılıp kısa süre içinde sızarak uyumuştu. Bir kez "Baba sende m.eme var mı?" diye sormuş :)) "Yok oğlum" cevabı ile arkasını dönüp uyumuş :)) Hiç uğraştırmamış. Bir kez daha anladım, bu oğlanın tüm "eziyeti" bana.

Sabah 6:30'da rutin bir şekilde kalkmış, bütün evi gezerek beni aramış, bulamayınca birkaç dakika ağlamış. Kojo "Anne hala çalışıyor gelmedi daha" demiş ve uyumaya devam etmiş. Bambino da oyuncaklarını kojonun yanına getirip Fatma Teyzesi gelene kadar oynamış. Yani sorun yok! İlk dakikadan "Baba kaaaalk!" emirleri yok. Naz yok. Kendi kendine güzelce oynamaca var. Ben yokken kendi kendine yetiyor bu çocuk, anladım. Ben varken nazlı kuzu :))

Öğleden sonra eve geldim. Bambino uyuyordu. Ben de eşyalarımı yerleştirip 1,5 saat uyudum. Uyandığımda Bambino hala uyuyordu. Aklıma "Acaba m.emeden kesmek için bu bir fırsat olabilir mi?" sorusu geldi. Bir süre düşündüm. Bıraksa iyi olabilirdi, artık beni sadece m.emeden ibaret görmeye başlamıştı. Aramızdaki ilişkinin normalleşmesi iyi olabilirdi. 2 yaş sendromunun en büyük etkisi bu konuda olmuştu, bu yazımda epey iç dökmüştüm. Diğer yandan doğal ebeveynlikte müdahaleler minimumdu, ne zaman isterse o zaman bırakması daha doğru olurdu. Hem Van'daki Seyfettin Bey de "Buralarda çocuklar 3 yaşa, hatta 4 yaşa kadar m.eme emerler. Normali budur. Kimse de yadırgamaz. Sonra çocuk kendiliğinden bırakır" dememiş miydi? Hasta olduğu zamanlarda anne sütünün mucize etkisini de unutmamak lazımdı. Bir yanım öyle bir yanım böyle derken sonunda bir deneme yapmaya karar verdim. Zamanı gelmişse zaten bırakacatır dedim. Biraz teşvik etmek amacıyla kojonun acılı sarımsaklı domates sosundan m.eme uçlarına sürdüm. Üstüne de kırmızı toz biber sürdüm. Bambinonun yattığı odaya gidip koltuğa kıvrıldım.

Uyanınca beni gören Bambinonun yüz ifadesini hiçbir şeye değişmem :) Öyle sevindi, öyle mutlu oldu ki :) Geldi sarıldı defalarca. "Demek ben uyurken geldin anne" dedi sevinçle! Sevincinin emme isteğine dönüşmesi 10 dk sürdü, tahminimden de uzun bir süreydi bu. Emmek isteyince merakla izlemeye başladım, neler olacaktı bakalım?

Bambino m.emeyi cukur cukur içmeye başladı. Ben o aroma ile herhalde bırakır diye düşünmüştüm oysa! Bir ara hafif ayrıldı m.emeden ve "Anne sarımsak kokuyor, sen sarımsakla mı oynadın?" diye sordu :)) "Evet" dedim, "Oynadım". "Memeni yıka anne, geçsin" dedi. Ve emmeye devam etti! Ne biber ne acı sos, hiç etkilemedi Bambinoyu. Şaşırdım, hem de çok şaşırdım. Bambino acıya hiç tahammül edemez, en ufak bir acı tadında ağzındakileri çıkartır, üstüne hemen su ister, varsa yoğurt yer. Ama o an emmeyi hiç bırakmadı. "Süt geliyor mu?" diye sordum mahsustan. "Geliyor anne" dedi yarım ağızla ve iştahla kaldığı yerden devam etti. Allah'tan tek m.eme emiyor, biri emekliye ayrılmıştı :)

Sonuç olarak başarısız bir m.eme bırakma deneyimi yaşadık. Bambino bu konuda oldukça ısrarcı ve mücadeleci çıktı :) Artık önümüzdeki maçlara bakacağız. Doğalına bırakmaya devam..

#direnmeme :)))
DEVAMINI OKU

1 Temmuz 2013

Haftasonu Etkinlikleri- Mini Town ve Takas

 
Kojonun yurtdışında olması, Bambinonun kafasına güneş geçmesi nedeniyle durduramadığımız hapşurukları ve burun akıntısı, anne-oğul birlikte birşeyler yapma isteği (İşe gittiğim için bana olan özlemini dindirme çabaları), sıcak nedeniyle kapalı bir mekanda vakit geçirme zorunluluğu (AVM'ler seçeneklere dahil değil) gibi şartlar birleşince elimde indirim sitelerinden almış olduğum ama henüz kullanmadığım Mi.ni To.wn giriş biletim olduğu aklıma geldi. Ve Cumartesi gününün planı belli oldu: M.i.ni To.wn

Okullar tatil olduğu için mi yoksa dışarıda vakit geçirmek daha cazip geldiği için midir bilmem ama mekanda neredeyse hiç kimse yoktu. Bambino burayı çok sevdi, kimse olmadığı için oyuncaklarla dilediği gibi oynadı. Öyle ki hem öğle yemeğini hem de öğle uykusunu pas geçti. Neyseki yanımda her zaman taşıdığım atıştırmalıklar vardı. Zira 12'de girdiğimiz mekandan 5'te ancak çıkabildik.

Nasıl bir yer derseniz küçük bir kasaba yaratmışlar derim. Herşeyi küçüklerin boylarına uygun. Sineması, marketi, ev, okul, doktor gibi yerlerin yanyana olduğu minyatür bir mekan. Binaların ortasında yapay çimle kaplanmış kocaman bir açıklık alan. Bu alanda serpiştirilmiş oyuncaklar, masalar, kaydıraklar... Bebekler için daha da küçük, duvara monte edilmiş sıra sıra oyuncakların yer aldığı ayrı bir bölüm oluşturulmuş. Bir de ayrıca ücretlendirilen akülü arabalar ve bu arabaların sürüldüğü bir parkur var. Başka bir katta da devasa top havuzları gördüm ama oraya girmedik. Bambino her bir oyuncakla sayısız kere oynadı. Ben de o istediğinde oyunlarına dahil oldum, beni unuttuğu anlarda kitap okudum. 

Saat 5'te çıktık, güya ODTÜ'deki mezunlar gününe gidecektik ama o saatten sonra önceliği yemek ve uykuya verdik. Mi.ni To.wn'un yanındaki marketten birşeyler aldık ve doğruca eve gittik. Yemek yapıp yedik, biraz uyur gibi oldu Bambino ama uyumadan geri kalktı. Biz de oyuna evde devam ettik. akşam teyzesi geldi eve, onunla da oynadı epeyce. Bambinoya babasının bu gece geleceğini söyledim, baba gelene kadar bekleyip öyle yatalım diye öneride bulundu :) Neyseki o saate kalmadan uyudu :)

Pazar günü sabah babayla hasret gideren Bambinonun rotası annesiyle birlikte hayatında ilk defa katılacakları bir yoga-takas-piknik etkinliğiydi. Bu etkinlik için Bambinoya takasın ne olduğunu anlatmaya başladım günler öncesinden. Ben dolabımdaki eşyaları elden geçirdim, takas etmek istediklerimi ayırdım. Bambino da heveslendi, hiç ummadığım bir şekilde arabalarının olduğu kutuyu devirip içlerinden oynamadığı oyuncakları ayırdı. Hem de bir iki tane değil, kutunun yarısını ayırıverdi. Karşılığında neler alabileceğini düşündü, alabileceği birşey olmama ihtimalinde ise bu oyuncakları hediye edebileceğini söyledi. Ağzım açık kalakaldım oracıkta :))

Etkinliğin ev sahibesi sevgili Aslı idi. Etkinlik öncesi piknik kısmında paylaşmak üzere pazara gidip taze meyveler aldık. Bambino pazarı çok seviyor, bisikletiyle özgürce dolaşıyor ben alışveriş yaparken. Zaten pazarcılarla az çok tanışık olduk, hepsi Bambinoyu görünce birşeyler ikram etmek istiyorlar sağolsunlar :) Pazar sonrası, Bambinoyla birlikte zor olacağını düşündüğüm için etkinliğin yoga kısmını pas geçtim. Bambino yoga sınıfını görünce "Anne bunlar uyuyorlar" dedi :)) Yoga bitene kadar biz bahçede dolaştık, etrafı keşfettik. Yoga sonrası içeri girdik ve güzel bir sohbetin ardından takas olayına geçtik. Herkes elindekileri sergiledi. Bambino da tek tek arabalarını çıkarttı, dizdi ve arkadaşı Asya ile oyuncaklara bakmaya başladı. Takasta sadece giysi yoktu, şnorkelden saksı bitkisine, salıncaktan tabureye bir çok eşya vardı. Hiç ummadığımız güzellikte eşyaların sahibi olduk takas sonunda. Salonda bir köşeyi "Hediye" köşesi yaptı Aslı. O köşeye takas amaçlı değil ama hediye olarak vermek istediklerimizi koyduk. Para kullanmadan alışveriş yapıp ihtiyaç karşılamak ne kadar güzelmiş :) Bayıldık hepimiz :)

Takas sonrası bahçede piknik ve sohbete koyulduk. Birbirinden lezzetli yemekler yedik, birbirimizden yeni yeni şeyler öğrendik. Bambino da yeni arkadaşlarıyla oldukça keyifliydi. 

Ben bu takas işini çok sevdim. Tavsiye ederim :) Yıllardır üyesi olduğum FreeCycle grubu var ama orada işlemler sanal dünyada olduğu için zevki tam çıkmıyormuş, onu anladım. Böyle yüzyüze takas yapmak çok farklıymış. Bu konuda bir etkinlik olursa buradan paylaşacağım inşallah.

DEVAMINI OKU

30 Mayıs 2013

100 Soruda Gerçek Gıda

Gıdalar konusunda kavram karmaşasını giderecek, ne yesek bize faydalı olura cevap verecek güzel bir kaynak hazırlamış National Geographic Türkiye. Tıklayın, okuyun, okutun, paylaşın, bilinçlenin:

DEVAMINI OKU

28 Mayıs 2013

Ankara EKOLOJİK TOPLUM ve YAŞAM GÜNLERİ









Mahallemizi Ekolojik Olarak Şekillendirelim

Emet Değirmenci ile

ANKARA EKOLOJİK TOPLUM VE YAŞAM GÜNLERİ
5-9 Haziran 2013

"Küresel iklim değişiminin etkileri (kuraklık, sel felaketleri, yoksulluk vb.) gittikçe artarken yalnızca ekolojik krizin derinleşmesine değil, aynı zamanda toplumsal ve ekonomik krizin de arttığına tanık oluyoruz. Bu 5 GUNLUK UYGULAMALI yoğunlaştırılmış ekolojik yaşam tasarımı (permakültür) eğitimiyle yaşadığımız ekosistemi onarırken onun parçası olmayı, yerel (merkezi olmayan insani boyutta) teknolojilerle kendimize yeterli olmanın ve toplumsal dayanışmayı artırmanın ipuçlarını yakalayacaksınız."

 

Sunum ve atölye çalışmaları: Emet Değirmenci,
Yücel Çağlar, Fikret Başkaya, Ali Gökmen, Özgürkalp, Gözde Cüce, N. Nihan Parlak, Nihal Poyraz ve Ceyhan Temürcü, Keziban ve Hüseyin Genç.

NE ZAMAN:
5-9 Haziran 2013, çarşamba-pazar
NEREDE:
ilk dört gün: Ankara - Çiğdemim Derneği Mahalle Bostanı ve Kültür Evi;
beşinci gün: Üç Elma Doğal Tarım Çiftliği - Çankırı
KAYIT: ÇİĞDEMİM Eğitim, Çevre ve Dayanışma Derneği: (312) 285 20 47, 530 660 95 83. dernek@cigdemim.org.tr, Gözde CÜCE: bosnali@gmail.com, Nihal POYRAZ TEMÜRCÜ: nihalpt@gmail.com


===============================

Birlikte Neler Öğrenecek ve Uygulayacağız:

1. gün (5 haziran, çarşamba): Ekosistemle Uyumlu Yaşamak
Ekosistem nedir ve ekolojik yaşam neyi gerektirir?
Ekolojik yaşam tasarlamak ne demek?
Toplu yerlesimlerde ekolojik planlama (N. Nihan Parlak)
Kendini yenileyen yaşamın tamamlayıcı dört boyutu (Gözde Cüce)
Çiğdemim'de toprak fırın ve banket yapımı: Taş temel.

2. gün (6 haziran perşembe): Ağaçlar
Ekolojik yaşamda ağaçlar yaşamımızın neresinde duruyor?
Orman ekosistemlerini tanıma (Yücel Çağlar)
Gıda ormanı nedir, nasıl yaratılır?
Orman tarımı (agroforestry) nedir?
Çiğdemim'de toprak fırın ve banket yapımı: Kum kubbe üstüne katlar.

3. gün (7 haziran cuma): Ekolojik Yapıların Genel Tanıtımı ve UYGULAMA
Çiğdemim de toprak fırın ve banket yapımı: Dekorasyon ve kutlama

4. gün (8 haziran cumartesi): Toplum ve Ekonomi
Kalkınma değil yetinme ekonomisi (Fikret Başkaya)
Kırsal ve kentsel alanda yiyecek, su ve atık yönetimi
Toplum destekli tarım (Ali Gökmen, Ceyhan Temürcü)

Üç Elma Doğal Tarım Çiftliği’ne Hareket (http://www.ucelmadogaltarim.com/)
Doğal tarım felsefesi nedir, nasıl işler? (Hüseyin ve Keziban Genç)
Fukuoka tarımı ve Üç Elma çiftliği uygulamaları

5. gün (9 haziran pazar): Doğal Tarım ve Doğal Yaşam Deneyimi

Tohum topları yapımı-havuç, turp, kırmızı pancar, mısır, fasulye, yer elması ve ay çiçeği ekimleri, Yerel üzüm bağında çapalama, dipten budama, kütüklerin bakımı, Arpa unundan mayasız Hitit ekmeği yapımı- Yerel üveyik buğdayı ve ununu tanıma, Kerpiç atölyesi, Doğa gözlemi, Doğal çocuk gelişimi: Anne-baba ve adaylarına kendilerini eğitme bilgileri (Özgürkalp), Çocuklarla oyunlar (Nihal Poyraz Temürcü)


DEVAMINI OKU

20 Mayıs 2013

Nazar Değdi


Cumartesi günü öğleden sonra hep birlikte gezmeye gidecektik.
Bindik arabaya.
Yolda Bambino devamlı gözünü kaşıdı durdu.
Kaşıdı, kaşıdı, kaşıdı.
Ve göz bu hale geliverdi yarım saat içinde.
Acile gittik hemen.
Avil iğne vurdular önce.
Böcek sokması olabilir dediler.
Polenlerden de olabilir, dediler. Mevsimsel.
Bir damla, bir merhem, bir de şurup aldık.
Gözünü bandajladılar, 2 gün açılmayacak dediler.
Bambinonun isteği üzerine gezmeye gittik, geç de olsa.

Ertesi gün bandajın gevşemesi üzerine tekrar gittik hastaneye.
Bu defa başka bir yere.
Doktor böcek sokması olmadığını, gözün mikrop kaptığını ve bunun bulaşıcı olabileceğini, bizim de dikkat etmemiz gerektiğini söyledi.
Bandajın takılması da doğru değilmiş. Çıkarttı.
Bir damla daha yazdı elimizdekilere ek olarak.

Soğukkanlılığımı korudum.
Bir tek Bambino ile değil annem, kardeşim ve kojonun paniklemeleri ile de baş ettim :)
Pilimin bittiğini bugün işe gelince fark ettim.

Allah hepimizin karşısına işinin ehli insanlar çıkartsın.
Hala tam olarak ne olduğunu anlayamadık.
Hangi doktora inanalım bilemedik.
Geçsin gitsin de, neyse ne diyorum sadece.

Zavallı Bambino kuzu kuzu yatıyor damla vakti gelince.
Damla ona iyi geliyor, farkında O da.
"Anne iyileşecek miyim?" diye sorunca içim eriyor.
"Tabi iyileşeceksin yavrum" diyorum sıkıca sarılarak.

****

Bugün evlilik yıldönümümüz.
7. yılımızı bitirdik.
Nice senelere diyorum; sağlık, huzur ve neşe içinde.
Oğlanın keyfi, mutluluğu, sağlığı yerinde olsun da biz bir şekilde idare ediyoruz.
O kötü olunca bizim de keyfimiz kalmıyor.

****

Bir tanesine zor bakıyoruz, ikinci çocuğu düşünmek bizim neyimize diyorum bazen...
Bambinonun kardeşi olsun istiyorum ama çocuk büyütmek çok enerji istiyor.
O bizde var mı emin değilim.
Ve zaman geçtikçe azalıyor enerjimiz.
Bir çocuğun peşinde 4 yetişkin dolaşıyor haftasonları.
İki tane olunca nasıl olacak ki?


DEVAMINI OKU

16 Nisan 2013

Yağlı Saç İçin Doğal Öneri

 https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEioLPKoGKEcBCJ5UkDtE4vpbP-R_Q7QSJSFqJN1yv1D10fx6nQ9uQq2Bcfz6Ln47GoKc6Sa4vcf8kQiwVVphTyEJTjWGRZ_nndgfIRhKeCU0Thr6b1-eK5ijhpF8n_Rm82357q-uEY13Jwe/s1600/victorian-hair-styles-4.jpg
Saçlarınız yağlandı ama yıkayacak durumda değilsiniz.
Sular gitti.
Banyo yapmak için erken kalkamadınız.
Çocuklardan bir türlü kurtaramadınız kendinizi.
Tembelliğiniz tuttu.
O zaman size bir öneri:
Mısır Nişastası.
Saçlarınızın diplerine mısır nişastası sürerseniz en azından 1 günü yağlı saç görüntüsü ile gezmekten kurtarabilirsiniz. Saç diplerine nişastayı sürün ve bir tarakla saçınızı tarayın. Saçlar kıvırcıksa parmak uçlarınızla nişastayı dağıtabilirsiniz.

Saç diplerinde beyaz bir görüntü oluşmaz mı diyenler için de önerim var:
Mısır Nisaştasına birazcık kakao ya da keçiboynuzu tozu karıştırın.
Böylece nişastayı fazla sürdüğünüzde beyazlıklar oluşmaz.

Evde mısır nişastası yok mu? O zaman onun yerine bebek pudrası kullanın :)

Unutmayın, doğal olan en güzelidir :)

Foto
DEVAMINI OKU

27 Kasım 2012

Meyve Sebzeleri Zehirden Arındırma Formülü

 
"Medeniyet tarımla başladı yine tarımla sona ereceğe benziyor. Genetiği değiştirilmiş ürünler, tarımda kullanılan pestisit ve herbisit gibi zehirli kimyasallar sadece toprakları mahvetmekle kalmıyor sağlığımızı da mahvediyor ve ekosisteme onarılması güç zararlar veriyor. Günümüzde bu kimyasallardan kaçış yok. Ne yiyeceğimizi ne içeceğimizi şaşırmış durumdayız.

Yediğimiz sebze meyvenin kalın kabuklu olanlarına bu zehirler giremiyor. Örneğin, kuru soğan, ceviz, fındık, kivi, muz, portakal gibi kalın kabuklu gıda maddelerini daha bir gönül rahatlığıyla alabilirsiniz. Tabii bunları yıkamadan soyarsak bıçak aracılığıyla içine yine de zehir bulaşmış oluyor.

Ama elma gibi meyveleri soyarak yersek kabuğundaki besin değerlerinden yararlanamıyoruz. Soymadan sadece yıkayıp yersek zehirleniyoruz.

Üzüm gibi kabuğu ince meyveleri,  bu zehirlerden nasıl arındırabiliriz? Nasıl dezenfekte edebiliriz?

İşte size formül:
Bir bardak su
Bir bardak sirke
½ limon suyu
Bir tatlı kaşığı kabartma tozu

Bunları karıştırın ve bir sprey şişesine doldurun. Meyve ve sebzelerinizi yıkadıktan sonra üzerine sıkın. Beş dakika bekleyin. Elmanızı kabuğuyla afiyetle yiyebilirsiniz. Marul, maydanoz gibi sebzeleri, üzüm, şeftali gibi meyveleri bu karışımın içinde beş dakika tuttuktan sonra gönül rahatlığıyla tüketebilirsiniz.
Afiyet olsun."
Kaynak
DEVAMINI OKU

SOSYAL AĞLAR


İZLEYENLER

Blog Arşivi

HER GÜN MUTLAKA

NE ARADINIZ, YARDIMCI OLALIM?

Kişisel Blog

Copyright © Benden ve Bizden | Powered by Blogger
Design by Lizard Themes | Blogger Theme by Lasantha - PremiumBloggerTemplates.com