2 Yaş Sendromu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2 Yaş Sendromu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Nisan 2017

Bambina 26 Aylık


 Bambinonun 26. ay yazısı burada.

Evde herşeye ama her şeye "olmaj" diyen bir toddler var :))

İnatçı mı inatçı, dediği dedik çaldığı düdük!

Yapmaması gereken şeyleri gözümüzün içine baka baka yapan bir 2 yaş sendromlu insan yavrusu o :)

Olumsuzluk eki olarak "ı-ıh" diyerek her türlü derdini anlatan minnoş o:

- Anne dit ı-ıh (Anne gitme)

- Men pak dit (Ben parka gideceğim)

- Anne gööş bay (Anne görüşürüz bay bay)

- Teş (Teşekkürler)

- Baba bıl aç (Baba video [Peppa Pig] aç)

- Men aç diil (Ben aç değilim)

- Anne bak maav (Anne bak kedi)

- Baba diil anne del (Baba değil anne geldi)

- Men hak (Benim hakkım) (Video izleme sırasını abisi ile uzlaşarak ayarlıyorlar)

- Kom diil (Komik değil)

- O men (O benim)

- Çiş dok (çiş yok)

- Gugu kokunç (Guguk kuşu korkunç)

- Men pembe dit (Ben pasta yemeye gitmek istiyorum - pastaya pembe diyor, evet)

Sözcüklerin ilk üç harfi ile istediğini anlatabiliyor minnoş :)

Kapıda bizi görünce dans ediyor etrafımızda, bacaklarımıza dolanıyor ve sımsıkı sarılıyor.

İstemediği bir şeyi asla yapmıyor, çok keyifçi :)

Dengesi çok sağlam, üstelik çok da cesur.

Atlamayı, zıplamayı, dans etmeyi, düşmeyi, tırmanmayı çok seviyor.

Çok ama çok hareketli, hiç boş durmuyor.

Suyu çok seviyor, hemen her gün en az yarım saat su ile oynuyor.

Tuvalet eğitimi henüz yok. Bizi görünce bazen heveslenip klozete oturuyor ve kalkıyor. Bebekler için olan tuvaleti dikkate almıyor.

Peppa Pig çizgi filmi sağolsun, domuz taklidi yapınca şirinlik yaptığını düşünüyor :)

Gece uykuları parçalı, uyanınca ya pusette ya da park yatakta sallanarak uyumak istiyor. Uykumuzu böldüğü gibi bir de sallanma talebi karı koca bizi uykusuz bırakıyor. Hele bazen acıktım diyerek bizden yağda yumurta falan istiyor ki, evlere şenlik. Ertesi gün işyerinde çıkıyor bizden acısı :/

Abisini çok seviyor, o ne yaparsa aynısını yapmak istiyor. Abinin odası onun için hazine sandığı gibi birşey :)

Abi ile iyi geçiniyorlar ama 2 yaş sendromunun getirisi olarak herşeyi sahiplenme, paylaşmama, inatlaşma gibi huyları ortamı gerebiliyor. Abisi küsüyor ona ya da hızını alamayıp bir şekilde el kol tekme Allah ne verdiyse girişebiliyor. Tehlikeli ikili vesselam :))

Çok anaç; abisi ya da babası aç ise onlara yemek veriyor, sofraya davet ediyor, ister misin diye soruyor.

Şen şakrak, pozitif enerji yüklü bir tontiş Bambina :)

Boyu uzayınca zayıf görünüyor ama bence endamı gayet yerinde.

Müzik kulağı var, melodileri eksiksiz mırıldanabiliyor.

Spor konusunda da yetenekli gibi. Anne ve babası bu konuda birşey yapar mı meçhul gerçi :P

Alerjileri devam ediyor.

Sonuç olarak tadından yenmiyor Bambina :)

DEVAMINI OKU

5 Şubat 2017

Bambina 24 Aylık - 2 Yaşında :)


Bambina 2 yaşına girdi efenim :)

İyi yanı, büyüyor oluşu.
Herşeyi kendi yapmak istemesi pek güzel; kendi kendine giyinmesi, yemek yemesi, banyo yapması.

Kötü yanı, 2 yaş sendromunun başlaması.
İstediği şey anında olmalı, çok sabırsız.
İnatlaşma diz boyu.
İstediğini elde edemez ise nasıl kızıyor, kendini kasıyor, kızarıp morarıyor yüzü.
İçinden bir ejderha çıkıyor sanki.

Ah bir de uyku olayı var ki, tüketiyor beni son zamanlarda.
Gece boyu sallanarak uyumak istiyor.
Pusette ya da yatağında uyuyor ve uyandığı an ağlamaya başlıyor, sallanınca yavaş yavaş dalıyor tekrar.
Bir de geceyarısı civarı acıkmış olarak uyanıyor, mutfağa gidip yemek hazırlatıyor kendine.
Yemeği yedikten sonra tekrar uyumaya gidiyor.
Sabah erken saatte yine acıktığı için uyanıyor. Bizim de uyanma vaktimize yakın bir vakit olduğu için birlikte yemeğe gidiyoruz ve kahvaltı yapıyoruz.

Ama sallanarak uyuma kısmı beni çok yormaya başladı.
Bu hafta kendimden hiçbir konuda verim alamadım desem yeridir.
İşyerinde konsantrasyonum çok düştü, keza evde de öyle.
Düşünsenize, gece boyu rastgele vakitlerde sizi biri uyandırıyor ve sizden bir eylem yapmanızı istiyor. Belki 40 dk arayla, belki 25 dk arayla, belki de 1,5 saat arayla kalkıp o eylemi yapıyorsunuz ve bir sonraki uyanışa kadar tekrar yatağa dönüyorsunuz. Ne kadar uyuyacağınız meçhul. Tamamen rastgele uynadırılış vakitleriniz. Ve tabi ki sizin uyku döngünüz ile paralel değil.
Kaç gün dayanır ki insan bu duruma?

Birşeyleri tez elden değiştirmek gerekiyor gibi.
Görünen o.
Ya puset ve sallanan yatağı ortadan kaldırıp sabit bir yatakta uyuma düzeni getireceğiz ya da otomatik sallanan yataklardan alıp sabaha kadar kızı sallatacağız. 2 yaşında bir çocuk için otomatik sallanan yatak çok fazla yok gibi sanki. Bilen varsa beri gelsin.

Onun dışında Bambina 2 yaş sendromu ile birlikte yabani tarafını sergilemeye başladı. Herkese mavi boncuk dağıtan, her girdiği ortamda sosyalleşmesini bilen ve bundan keyif alan kız gitti; onun yerine yabancı gördüğü herkese surat asan, kendisine dokunmaya kalkan herkese bağırığ çağıran, ağlak, anneci, kucakçı bir kız geldi.
Tabi bu da başta bel ağrısı olmak üzere bana geri döndü çeşitli yollarla :(

Abisi ile araları genelde çok iyi, birlikte oyunlar oynuyorlar, yemek yiyorlar. Arkadaş kıvamına geliyorlar büyük bir hızla. Abisi ona "Kızım" diye sesleniyor :) Bambina da ona adıyla hitap ediyor :) Pek tatlılar, onları izlemek kojoyla bana büyük keyif veriyor.

Zaman öyle ya da böyle geçiyor, 2 yıl önce bugün aramıza katılan minicik bebeğimiz kocaman bir bebek oldu, çocukluğa geçiş yolunda hızla ilerliyor.

İyi ki doğdun güzel kızım; kıvırcık saçlı, beyaz tenli kumral kızım. Sen her ne kadar kış bebeği olsan da ruhunda ilkbahar enerjisi taşıyorsun. Rengarenksin, canlısın, cıvıl cıvılsın. Sanatla ilgileneceğini düşünüyorum gidişata bakınca. Bahtın, şansın, yolun açık olsun Bambina! Biz istediğin her an yanındayız, arkandayız, seninleyiz güzel kız! Mutlu yıllar :)
DEVAMINI OKU

5 Eylül 2016

Bambina 19 Aylık

Bambinonun 19 Aylık yazısı burada.

Okuyunca, Bambinanın da benzer bir gelişim aşamasında olduğunu görebiliyorum. İyi ki blog yazıyorum, iyi ki bu anları kayıt altına alıyorum!

Bambina kendi kişiliğini ortaya koymaya devam ediyor dostlar. 

Oyuncu, eğlenmeyi bilen ve seven, neşeli, kendine yetebilen, abisine ve babasına aşık, süt nedeniyle ve başı sıkışınca anneci olan, erkeklerle birarada olmayı seven, kadınlara pas vermeyen (ablalar hariç) bir bebek-çocuk var karşımızda :)

Yeşil fasülye, bakliyat, tavuk, patates, makarna seviyor kendisi.

Tatile gittiğimzde ilk 5 gün suya ayağını sokmayarak ve bana da sokturmayarak "Bu yıl denize giremeyeceğiz anlaşıldı" dedirten Bambina, 6. gün abisinin havuzdaki eğlenceli hallerini görünce dayanamayıp havuza gayet korkusuzca atlayarak hepimizi şarşırtmış ve sevindirmiştir :))

Daha sonraki günlerde denize giriş seviyesi dizlerini geçmemiş olsa da beklentilerimizin üzerinde bir performans ile sahilde oyunlar oynama konusunda hepimizi sevindirmiştir Bambina :)

Abisinin erkek arkadaşlarına abisinden daha fazla ilgi göstermiş, hatta bir tanesi ile bütün akşam yemeği boyunca yan yana oturarak ve kendisine yemek yedirmesine izin vererek çocuğu onore etmiştir hanımefendi :)))

Yanına kendisini sevmeye gelen kadınları gözlerini kapatıp yüzünü başka tarafa çevirmek suretiyle reddetmiş, aynı nedenle gelen erkekleri ise kollarını açıp kendisini almaları konusunda heveslendirmiştir :)

İstemediği bir şey söylendiğinde ya da isteklerine red cevabı aldığında kendisini yerlere atmakta ya da ilk bulduğu şeyi sinirli bir şekilde ısırmaktadır. Bu anlarda can sağlığı açısından yanında bulunmamaya özen gösterilmektedir :PP

Cimcimemiz sevdiği kıyafetleri giymeyi daimi olarak talep etmekte, saçına toka taktırma konusunda ruh haline göre değişkenlik gösteren cevaplar vermekte ancak devamlı annesinin takılarıyla oynama konusunda istikrar sergilemektedir.

Abisinin yaptıklarını taklit ederek hayatı keşfetme yönünde ilkeli bir karar alan Bambina, bu doğrultuda legolar ve arabalar ile oynamakta, abisinin kareli gömleklerini giymekte, onun suluğundan su içmekte ve abisi gibi yüksekten atlama ya da tırmanış etkinliklerinde bulunmaktadır. Oldukça cesur ve korkusuz olduğu gözlenen Bambina abisine kaydıraktan baş aşağı kayma konusunda örnek olmuştur.

Uykusu gelince moduna göre yatağa ya da pusete yatmakta, uyurken dinleyeceği şarkıyı ipad'den kendisi seçmekte, uyumadan önce tüm ailenin nerede olduğunu sormakta ve her 1,5 saatte bir uyanarak varlığını hatırlatmaktadır. Sabaha karşı bu süre her yarım saatte bir olarak revize edilmektedir.

Söylediği kelimeler sınırlı olsa da söylenen herşey anlamaktadır:
An-ne
Ba-ba ya da bab-baaa
E-Ay (Abisi)
De-de
An-nie (anneanne)
Ga-ga (kaka)
ga (Kargayı taklit ediyor)
ha-ha-ha (Aynı şarkıdaki nakarat kısmını tekrarlıyor)
Ba (Bitti)

Bugün itibariyle okula başlayan abisinin ardından evde tek başına kalacak olan Bambinanın neler yapacağı merak konusudur :)))

DEVAMINI OKU

4 Haziran 2013

Bambino 32 Aylık

Son aya damgasını vuran gelişme Bambinonun özellikle benim sınırlarımı ölçmeye çalışması oldu.
Kojoya da yapıyor ama bana da daha çok.
Herhangi bir konuda ne kadar ileri gidebileceğini ölçüyor, nereye kadar izin verebileceğimizi test ediyor.
Sınırlarını belli etmeye çalışıyorum ama ister istemez olumsuz cümlelerle konuşuyorum Bambino ile, bu da beni rahatsız ediyor aslında.
"Hayır, onu yapmana izin veremem".
"Hayır Bambino, başkalarını rahatsız ediyorsun"
"Onu burada yapmıyoruz"
"Bu evin kuralı böyle. Yatakta yemek yemek yok"
"Şimdi seninle parka gitmek isterdim ama gece oldu"
"Daha gündüz olmadı oğlum, şimdi yatma zamanı" (Gecenin bir yarısı kalkması bir yana, gözünü açar açmaz "Anne kalk!" diyerek beni taciz eden Bambinoya söylediğim söz - bir işe yarıyor mu? HAYIR.)

Kojonun en çok söylediği sözler ise:
"Dur!!!"
"Geri çekil"
"Yaklaşma"
Tam bir asker gibi söylüyor bunları. Açıklama yapmadan, neyi neden istediğini söylemeden. Bu da beni rahatsız ediyor. Elimde olmadan müdahale ediyorum "Çocuğa nedenini söyle, bilsin, anlasın niye bunu istediğini" diyorum. O da bozuluyor tabi: "Oğlumla arama girme", "Bir kere de müdahale etmesen olmaz" sözleri aramızda uçup duruyor.

Yorgunum.
Gece 11'de ancak uyuyor Bambino ve onunla birlikte yatıyorum ben de. Sonra gecenin 2'sinde ya da 3'ünde uyanıp evle ilgili temel şeyleri yapıyorum: Masayı topluyorum, bulaşıkları yerleştiriyorum, yemekleri dolaba kaldırıyorum, çantamı hazırlıyorum, müziği ve ışıkları kapatıyorum, kapıyı kontrol ediyorum... Ufak tefek işler işte. Sonra da tekrar yatıyorum. Şansım varsa Bambino 4-5'e kadar uyuyor. Şansız gecemde isem daha erken uyanıyor ve hemen "anne kalk" diye emir veriyor. Bambino bunu söyler söylemez gözlerimi açmam, yatakta doğrulup ayağa kalkmam ve Bambinoyu kucağıma alıp emirlere hazır duruma gelmem gerekiyor. Bunları hemen yapmaz isem bizimki ağlamaya başlıyor. Ben kalkana kadar ağlıyor.

Kalkıp Bambinoyu kucağıma alınca ya mutfağa gidiyoruz yemek yapmak üzere (Bambino acıktığını söylüyor) ya da salona oyun oynamaya gidiyoruz. Bambinonun keyfi olana kadar ayaktayız. Genelde sabah ezanından sonra uyku çöküyor (Evrensel bir gerçek galiba bu, ezandan sonra gelen sükunet ve bastıran uyku hali) ve yatağa gidip yatıyoruz. Sonra da sabah 7'de işe gitmek üzere kalkıyoruz Bambino ile. Önce bir kitap okumaca ve bir oyun oynamaca. Sonra vakit kalırsa ben giyiniyorum ve evden çıkıyorum. Kahvaltı mı? Uzuuuun zamandır sabah kahvaltısını evde yapmadım. Ancak haftasonu...

Evden çıkmadan önce kojoyu kaldırıp oğlanı ona teslim ediyorum. Onlar kaldıkları yerden devam ediyorlar oyuna ya da yemeğe.

Bambino beni çok özlediği için eve geldiğim andan itibaren gözünün önünden ayırmıyor. Her türlü işi birlikte yapıyoruz. Tuvalete girmece, üst değiştirmece, yemek hazırlamaca. Çoğunlukla Bambino oyun oynayalım diyerek beni direkt salona götürüyor.

Gözlerinin durumu daha iyi. Ama ara ara kaşınmaya devam ediyor.

Boyu uzamış Bambinonun, pantolonları kısa gelmeye başladı :) Üstler de öyle, şıpıdak oluyor artık :)
Mavi ve yeşil en sevdiği renkler hala.
Et ve kuru meyveyi çok seviyor.
Süt ve süt ürünlerini tercih etmiyor. Bakıcı teyzesiyle yoğurt yiyorlar az da olsa. Peynir yemiyor. Süt de nadiren içiyor.
Su oyunlarına bayılıyor. Bahçe sezonu açıldığından beri bahçe sulama işleri Bambinodan soruluyor.
Parkta bir arkadaş grubu var Bambinonun. Hemen her gün görüşüyorlar. Emir isimli arkadaşını hep şikayet ediyor bize "Emir oyuncaklarını bana göstermiyor" "Emir bana arabasını vermiyor". Kendinden 1 yaş küçük Emir. Şimdi öğrenmiş bizimki, o da ona vermiyormuş oyuncaklarını :) Kojonun dediği gibi: "Eeee, hayat böyle oğlum!"
Haftasonları ve haftaiçi akşamları kojoyla Bambino ben eve gelmeden dışarı çıkıyorlar bazen. Bisiklet binmeye gidiyorlar. Ben eve gelmişsem Bambino benden zor ayrılıyor.

Uykusuzluk beni fena vurdu bugün. Aklıma bunlar geliyor şimdilik.
Her halükarda; iyi ki varsın Bambino, Seni Çok Seviyorum Oğlum :)


DEVAMINI OKU

17 Mayıs 2013

Mavi Kaşık Hikayesi


Bambino haftasonu anneannesinin evini karıştırırken mavi bir kaşık buldu. Aynı yukarıdaki resimdekilerden. Elinden bırakmadı tüm gün, her yere götürdü kaşığı.

Gelip sordu bana, "Anne, bu kaşığı eve götürebilir miyim?" diye.
Dedim, "Anneannene sor oğlum, izin verirse götürebilirsin."
"Anneanne", dedi bizimki, "Bu kaşığı eve götürebilir miyim?"
"Burada kalsın, götürme, burada yemek yerken onu kullanırsın" dedi anneanne.
"Anne", dedi Bambino, "Anneanne izin vermedi."
"O zaman burada kalır kaşık, götüremezsin" dedim.
"Ama ben götürmek istiyorum" dedi Bambino.
Ama daha fazla üstelemedi.

Zaman geçti; yedik, içtik, sohbet-muhabbet, derken gitme vakti geldi.
Bambino kaşığı bir yere bırakmış, hiç sormadı bile yerini.
Unutmuş belli ki.

Bambino akşam yatakta süt içerken aklına düşüvermesin mi mavi kaşık?
"Anne, mavi kaşığı anneannede unuttum ben."
"Olabilir oğlum" dedim, "Ben de bazen unutuyorum bazı şeyleri"
"Amsterdam'da tramvayda benim yemek çantamı unutmuştun"
deyivermesin mi?
Dumur oldum :))
Ama çaktırmadım.
"Evet", dedim, "Onun gibi. Anneanneye tekrar gidince alırız kaşığı. Hem anneanne sana izin vermiş miydi kaşığı getirmen için?"
"Yok, vermemişti."
"O zaman getiremezdin zaten oğlum."

İkna oldu ki emmeye devam edip uyudu.

Sabah saat 5:30.
Bambino "Çay" diyerek uyandı uykudan.
Herhalde rüyasında çay gördü.
Hiç sesimi çıkartmadım, tekrar uykuya dalsın diye.
Bir 10 dk sonra tekrar uyandı, bu defa daha ısrarcı.
"Anne, krep"
Benden ses çıkmayınca "Anne, kalk, krep yapalım" diyerek ayaklandı yataktan.
Baktım tekrar yatacak gibi değil, kalktım yataktan.
Kucağımda Bambino gittik mutfağa, krep yapmaya.
Tezgaha çektirdi sandalyeyi, çıktı üstüne.
Ben malzemeleri koydum, o karıştırdı.
Yaptık krepini.
Çay da istedi, çay da yaptım (Bambinonun çayı = pekmezli ılık su).
Yemeğini yedi bir güzel.
Sonra oyun oynamaya gittik.
Bir ara odaya geldik, tekrar yatacak gibi oldu.
"Bir saat daha uyusak bile kardır" dedim içimden.
Ama ne mümkün?!
Aklına geliverdi mavi kaşık.
"Gidelim anneanneye, şimdi alalım kaşığı"
Önce "Herkes uyuyor, uyansınlar da gidelim" dedim.
"Şimdi gidelim" diyor bizimki!
"Anneanne bugün gezmeye gidecek, dede ve teyze de işe gidecek. Akşam hepsi eve gelince gider alırız kaşığı" dedim.
"Şimdi gidelim" diyor başka birşey demiyor Bambino.
Başladı ağlamaya.
Uykusuzluk da var tabi. Tam bir kriz.
Ama yapacak birşey yok, istediğini o an yapmam mümkün değil.
"Anneanne izin vermemişti" deyince iyice koptu.
İstiyor da istiyor işte.
Bu arada kojo uyandı tabi, gayet sinirli bir halde.
"Her zaman istediğin olmaz oğlum.", dedi ve ekledi; "Ben şimdi burada uyuyacağım, o yüzden ağlamayı bırak artık."
Bizimki iki kat yüksek sesle ağlamaya başladı. Sesin şiddeti arttı da arttı.
Ben inanılmaz sakindim tüm olanlar boyunca. Ne bağırdım, ne sinirlendim. Öylece oturdum Bambinonun yanında.
Bambino ağlarken hızını alamamaya başladı. Sinirlenmişti ve sinirini bir şekilde akıtmalıydı.
Daha önce hiç yapmadğı birşey yaptı.
Bana vurmaya başladı.
Kafama, gözüme, bacaklarıma, nereye denk gelirse artık.
Tepki vermedim, tepki verince daha da vuracağını biliyordum.
Ama kojo dayanamadı o sahneye ve araya girdi.
Araya girince bizimki daha da çok bağırıp vurmaya başladı.
Ben de kojoya dışarı çıkmasını işaret ettim.
Bambinoyla yatağın üzerinde 15-20 dk oturduk.
O ağladı, vurdu. Ben sakin bekledim. Sarılmama izin verdiği sürece sarıldım, dokundum.
Ağladı, ağladı, ağladı.
Sonraki 1 saat mutsuz ve mızmızdı.
Oyun oynadık, oyncakları dağıttı.
Kitap okuduk, kitapları kafama atmaya çalıştı.
"Vurmak istiyorum Anne" dedi.
Müdahale etmedim, sadece kendimi korudum.

Sonra benim işe gitme vaktim geldi. 
Allah'tan çok diretmedi Bambino.
3 kitap okuduktan sonra ayakkabımı giydim.
Tam çıkıyordum, geldi bizimki yanıma.
"Ayakkabılarını çıkart anne" diyerek ağlamaya başladı.
"Kitap okuyalım"
Önce "Hayır" dedim, "Gitmem lazım, akşama okurum."
Baktım ağlaması daha da şiddetleniyor, "Tamam", dedim, "Ama bu son".
Çıkarttım ayakakbımı, gittik birlikte salona. 
Bambinonun seçtiği kitabı okuduk bir güzel.
"Anne, şimdi gidebilirsin" dedi, hafif buruk bir gülümseme ile.
"Teşekkür ederim oğlum", dedim, "Seni Seviyorum".

O akşam kojolay Bambino anneanneye gidip mavi kaşıkla geri döndüler. Aynı akşam mavi kaşıkla birlikte yatıldı.
Sabaha karşı gözünü açamayan anne gelen "Çıt" sesiyle irkildi. Mavi kaşık kırılmıştı.
Ama korkulan olmadı.
Sabah mavi kaşık özenle yapıştırıldı ve Bambino onunla oynamaya devam etti.
Ertesi gün mavi kaşıktan hevesini almış, kaşığın yüzüne bile bakma zolmuştu Bambino.
Ama ileride aklına geliverirse el altında olması gerektiği için özenle korunuyor şu anda :)
DEVAMINI OKU

15 Ocak 2013

Dikkat! Bu Evde 2 Yaş Sendromu Yaşanmaktadır!

Herşey geçen hafta Perşembe günü başladı. 
Tarih 10 Ocak 2013.
Bambinonun yazılımı güncellendi.
Ve şimdiye kadar yaşamadığımız bir sürece girdik.
İKİ YAŞ SENDROMU süreci.
Daha önce de inatlaştığı, herşeye hayır dediği, isteklerini yaptırmak için direndiği oluyordu.
Hatta hep öyleydi.
Bir şekilde ikna ediyorduk.
Konuşuyorduk, anlatıyorduk.
Dinleyip hak veriyordu, "Tamam" "Hıııı" deyip mantıklı olana yönelebiliyordu (her zaman olmasa da çoğu zaman).
Ben o zamanlarda da 2 yaş sendromu yaşıyoruz sanıyordum.
I-ıh, yaşamıyormuşuz.
O zamanlar gül gibi zamanlarmış.
Şimdi yaşadıklarımız daha farklı.
Bambino herşeye ama herşeye "Hayır!" diyor, sonuna kadar inatlaşıyor, istediğinin olması için tepiniyor.
Bizim için yepyeni olan şeyler ise asabiyet, öfke ve ağlamalar

Ortada hiç bir şey yokken, güzel güzel birlikte oyun oynuyorken, yaptığımız bir harekete bir anda öfkeyle karşı çıkıyor ve anında ağlamaya başlıyor.
Sanki ağlamak için bahaneler buluyor.
Gözyaşları hep hazır olda bekliyor.
Bir anda etini koparmışlar gibi ağlamaya başlıyor.
Neye ağlıyor?
Oyuncak treni raydan çıkmış mesela.
Ya da arabaları ters duruyormuş.
Ya da yastıklar koltuktan düşmüş.
Onun istediği CD çalmıyormuş.
İstediği şarkı bitmiş.
Anlayacağınız ona buna ağlıyor.
Hafta içi başlayan bu durumu bakıcı teyzesi Perşembe günü bize anlatmaya çalışmıştı ama biz "Olur öyle arada" diyerek geçiştirmiştik.
Ne demek istediğini ancak haftasonu yaşayınca anladık!
Uyuma zamanı gelir, uyumaz.
Yemek yemek istemez.
Yemek ister ama belli yemekleri ister.
Her şeyi yere atmak ister.
Fırlatmak ister.
Ve bizi (daha doğrusu kojoyu ve anneannesini) en çok rahatsız eden konu: Büyük tuvaletini yapınca alt değiştirmek istemez. Kirli bezi ile bir günü geçirir. O halde uyur. Kalkar, yine rahatsız olmaz.
Beni rahatsız eden konu: Banyo yapmak istememesi. Haftada bir banyo yaparsa bizim için başarı! Söylemesi ayıp, birkaç kere bir haftayı geçtiği oldu, banyo yapmadan.

Beni en çok zorlayan konu: Gece uykusu zamanı saatlerce (abartmıyorum, saatlerce!) m.eme emmek istemesi. Uykuya dalamaması. M.emenin onu uyutmaya yetmediğini fark etmesi ama vazgeçmemesi. Süt bittiği halde son emiş gücünde emmeye devam etmesi. Uykuya yatağında değil, salonda ışıklar ve müzik açık bir haldeyken gitmek istemesi. Pijama-diş fırçalama-kitap okuma-süt içme gibi rutini tamamen reddetmesi (Özeleştiri: Böyle bir rutini düzenli olarak hayatına oturtmamış olmamızı bizim hatamız olarak görüyorum).

Benim açımdan, uykuya dalamaması ama emmeye devam etmesi canımı acıtma noktasına geldiği için çok zorlanıyorum. Bir taraftan emip diğer eliyle de diğer m.emeyle oyuncak gibi oynaması bir yerden sonra acı vermeye başlıyor, acaip rahatsız hissediyorum. O anlarda bir an önce uyumasını istiyorum. Güzel güzel anlatıyorum önce: "Annenin de uykusu var ve anne burada uyuyamıyor. Yatağında uyumak istiyor. Yastığa başını koyup uyumak istiyor. Uykumuz gelince yatağımıza yatıyoruz. Ve orada uyuyoruz." Bunları anlatırken 2 yaşında bir çocuktan empati beklemenin doğru olmadığının farkındayım ama yine de bir umut deniyorum bu yolu. Tabi ki işe yaramıyor. O uyumadıkça sabırsızlanıyorum. Sabırsızlığım tahammülsüzlüğe dönüşüyor bir noktadan sonra. Ve kaçınılmaz son: PATLAMA! Bağırıyorum. Pazar gecesi ve dün gece fena bağırdım. "Yeter artık, uyuyacaksan uyu" dedim. "Uyumayacaksan kalk!" 

Ağlamaya başlıyor tabi. Hem ağlıyor hem emmeye devam ediyor. Benim fiziksel acım daha da büyüyor çünkü emmeye çalışırken birşeyler söylüyor ağlamaklı. Ne dediği tam anlaşılmıyor ama tahmin edebiliyorum. M.eme ağzında konuştuğu için canım fena yanıyor. Çok geçmeden tekrar patlıyorum: "Canım acıyor, m.eme ile oynamayı bırak!" Elimle elini çekiyorum hışımla. Artık kontrolden çıkma noktasındayım. Kendimin farkına varmasam bir fiske vurabilirim o anda. Öyle bir şeytan dürtmesi durumu da söz konusu.

Velhasıl, en çok uyku anlarında zorlanıyorum ve "Başka türlü uyuması mümkün olsa keşke" diye söyleniyorum kendi kendime. Bir yandan da uykuya sonunda dalmış Bambinoyu yatağına götürmek üzere ayaklanıyorum. Ama o da ne? Bambino derin uykuya dalmamış! Bir anda gözleri açılıyor: "Ben yatağıma gitmiiicemmmmm. Ben burda uyuycaaaaaam!" "Anne, ışığı yak. Anne müziği aç!!" Feryat figan bağırıyor! Ben   kocaman bir hayalkırıklığı yaşıyorum tabi. Öfkem tekrar kabarıyor ışığı açarken. "Tamam, açtım işte" diyorum bağırarak. Müziği de açıyorum ve gidip eski yerime oturuyorum. İçimde müthiş bir öfke var. Onun altında da üzüntü. Kendime üzülüyorum. Saat kaç olmuş, ben daha yatmamışım. Kendime ayıracağım 5 dakikam dahi olmamış. Yapmam gereken şeyler öylece duruyor. Uyumam lazım. Yarın erken kalkacağım. Vs. vs. Düşünceler jet hızıyla geçiyor beynimden. Bambino tekrar emmeye başlıyor. Aynı sahneleri tekrar yaşamaya başlıyoruz. Tek farkla: Ben kendimi durdurmadan ağlamaya başlıyorum, gayet sesli bir şekilde. Bir şekilde deşarj olmam lazım. Elimden sadece ağlamak geliyor. Öfkem ve altında yatan üzüntü duygularım kendime acıma sınırına kadar geliyor. 

O noktada toparlıyorum. Bunların geçici olduğunu, birkaç yıl sonra hiçbirini hatırlamayacağımı, zamanın çok çabuk geçtiğini fısıldıyor içimde bir yer. Kulak veriyorum. Ama ağlamamı durdurmuyorum. Bambino beni izliyor. Uykusu açılıyor biraz. Ben hiç oralı değilim. Tam iki saattir aynı pozisyonda salonda oturmuş Bambinonun uyumasını bekliyorum. Yüksek emiş gücüne sahip Bambino tam iki saattir emiyor. Bendeki fiziksel acıyı tahmin edemezsiniz. O noktada "Emmeyi bırakma zamanı geldi" diyorum. Bana artık acı veriyor çünkü. Ancak emmeden uyuması konusunda alternatifim yok elimde ve hiç hazır değilim. Kimse hazır değil buna. Daha sakin bir zamanda bu konuyu değerlendirmek üzere rafa kaldırıyorum. Ağlamaya devam. Bir yarım saat daha geçiyor. Bambino bu defa derin uykuya dalıyor. Gözyaşlarımı silip kalkıyorum yerimden. Bambinoyu yatağına yatırıyorum. Uyumam gerekiyor ama Bambinonun yanına yatmak istemiyorum. Onunla aynı mekanda olmaya tahammül edemeyeceğim. Dışarı çıkıp tekrar salona geliyorum. Boş boş oturuyorum. Boş boş bakıyorum. Kojo yanımdaki koltukta. Bir süre rahat bırakıyor beni. Sonra gelip sarılıyor. "Kendine çok baskı yapıyorsun" diyor. Ne demek istediğini anlamıyorum. Sadece sarılmak istiyorum. Sarılıp oturuyoruz. Sonra gidip yatıyoruz. Ne kadar uyuyabilirsek artık.
Sabah tekrar başlıyor aynı durumlar. Bambino benim gitmemi istemiyor. "Kitap oku, biraz oynayalım, öyle git" diyor. "Tamam" diyorum. Oyun oynuyoruz, kitap okuyorum. Birlikte vakit geçiriyoruz, geç kalma pahasına da olsa ayrılmıyorum yanından. Gitme vakti geldiğinde tekrar başa sarıyor bizimki. "Anne gitmeeeee" diyerek bağırıp çağırmaya başlıyor. Öfke ve üzüntü birleşiyor, tam bir tantrum sahnesi. Yapacak birşey yok, gitmem lazım. Akşama geleceğimi söyleyerek sahneyi terk ediyorum. Kafam bimilyon! Kalbim kırık dökük...

Gelelim işin "Ne yapabiliriz?" kısmına:
İki yaş sendromu "ilk ergenlik" olarak geçiyor.
Ergenlik dönemlerinde bebek neyi neden yaptığının mantığını kuramıyor.
Tamamen duygularıyla yaşıyor. Mantık devre dışı.
O nedenle uzun uzun açıklamalar yapmak pek işe yaramıyor.
Anahtar nokta: SAKİN KALMAK.
Her ne olursa olsun, sakin kalmak gerekiyor.
Her daim.
Sükunetle davranmak, çocuğun hizasına inip konuşmak, ona sarılmak, öpmek her iki tarafa da iyi gelen şeyler.
İstedikleri ne kadar mantıksız olursa olsun sükunetle yaklaşmak. Allahım, ne kadar zor bir sınav bu!
Onun dışında patlama anı geldiğinde 10'a kadar saymak ve o anın farkında olmak işe yarayabiliyor.
Farkındalık noktasında biraz durmamız gerekiyor. Kendimizi geri çekip "Ben şimdi ne yapıyorum?", "Şu anda ne hissediyorum?", "Neye ihtiyacım var?" sorularını kendimize sorarsak ve kendimize dürüst olup doğru cevapları bulabilirsek tahammül sınırımız biraz daha artıyor. Çünkü kendimizi doğru tanımladıktan sonra asıl sorunu görüp ona göre çözüm üretmeye başlayabiliyoruz.

Konuyla ilgili yine en güzel kaynaklar blogger annelerde.
Ben özellikle Slingomom İrem'in yazılarında biraz sükunet buldum. 
İrem'in 2 yaş sendromuyla ilgili tüm yazılarına buradan ulaşabilirsiniz. 
Benim tavsiye edeceğim iki yazı:


Bağıran Anne Olmaktan Nefret Ediyorum Bu yazının yorum kısmında Aylin Anne'nin önerilerini mutlaka okuyun.

Başkalarının deneyimlerini okumak somut olarak bir işe yaramıyor olabilir.
Ancak yalnız olmadığımı bilmek, bu dönemin geçici olduğunu bilmek bana güç veriyor. Tahammül sınırımı artırıyor.
Bildiğimiz halde uygulamaya koyamama noktasında ise profesyonel destek almak iyi bir alternatif olabilir.

Çalışan anne olmak gün boyu evde olmadığım için Bambinonun bu hallerine fazla maruz kalmadığım anlamına gelmiyor. Akşam eve gidince gün boyu yaşadıklarının stresi, özlem, sevilme ihtiyacı ve ilgi görme isteği tavan yapmış oluyor ve tüm güne yayacağı tantrumlarını birkaç saate sıkıştırıveriyor. Benim açımdan ise; gün boyu bir önceki günün gerginliğini üzerimde taşıyorum, üzerine işteki sorumluluklar ve her zamanki çalışan anne vicdan azabı ekleniyor ve herhangi bir rahatlama hissetmeden gün bitiyor. Şu anda boynum, omuzlarım ve sırtım kaskatı vaziyette.

Ergenlik dönemini geçiren çocuğu olan tüm ailelere sabır ve sükunet diliyorum :)

Çizimler buradan, buradan ve buradan
DEVAMINI OKU

SOSYAL AĞLAR


İZLEYENLER

Blog Arşivi

HER GÜN MUTLAKA

NE ARADINIZ, YARDIMCI OLALIM?

Kişisel Blog

Copyright © Benden ve Bizden | Powered by Blogger
Design by Lizard Themes | Blogger Theme by Lasantha - PremiumBloggerTemplates.com