Bambinonun İlkleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bambinonun İlkleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Aralık 2016

Balığa Gidelim


Haftabaşında bir akşam anneanneden almaya gittim çocukları.
Hava nasıl soğuk, zaten karanlık çökmüş.
Bir an önce eve ulaşmak tek amacım :)

Bambino elinde bir dal parçası ile göründü uzaktan. Dala bağlanmış upuzun bir misina ve ucunda da nerden akıl edildiyse hani böyle musluk başı gibi ağır, metal bir parça. Ağırlık yapsın diye düşünülmüş belli ki.

Bambino: Anne, beni şimdi Eymir'e götürür müsün, eve gitmeden önce?
Ben: Hı?
Bambino: Anne, bugün olta yapımı atölyesine katıldım, işte bu oltayı yaptım. Şimdi de balığa gitmek istiyorum.
Ben: Anladım ama şimdi akşam oldu yavrum, çok karanlık.
Bambino: Ama balık tutmak için görmeye gerek yok ki, balık gelince hissediyorsun zaten.
(Sanırsın 40 yıllık balıkçı!)
Ben: Hmmm (Dumur vaziyette) ... Peki, nerde tutacaksın, kayığımız falan yok?
Bambino: Kenarda durup tutabilirim, açılmaya gerek yok.
Ben: Hava çok soğuk?
Bambino: Arabanın içinde dururum gölün kenarında.
Ben: (Ne diyeceğini bilemez halde, aklına gelen ilk şeyi söyler) Anladım, bu konuyu babanla konuşsan daha iyi olur (Topu kojoya atmaca)

Pek tatmin olmayan Bambino, yolda kendi çözümünü kendi bulur:

- Anne, bari küveti dolduralım da orada balık tutayım ben!

:)))

Ben: Bak o olabilir işte :)

Sonuç?
Eve gidilir, küvet doldurulur. Bambina abisinin dibinden ayrılmadığı için ikisi birlikte balık tutmaca oynarlar. Oltanın ucundaki ağırlığın yarattığı tehlike potansiyeli nedeniyle ben de başlarında beklerim, oyunları bitene kadar :))
DEVAMINI OKU

5 Eylül 2016

Bambino 71 Aylık ve İlkokul 1. Sınıf :)

Bambino artık ilkokul 1. sınıf öğrencisi :)
Zaman geçiyor işte, öyle ya da böyle.

Bambino geçen sene başladığı okulunda devam ediyor, aynı okul olduğu için ortama alışık.
Bu nedenle okulun ilk günü anne-baba olarak onu okula götürüp ritüel oluşturmak istemedik.
1. sınıfa anaokulundakinden daha fazla bir anlam yüklemek çocuğa ekstra stres oluşturmasın dedik.
Ve servis şoförüne teslim edip tek başına gönderdik kendisini okula :))

Bu sene yeni bir öğretmeni olacak, yeni arkadaşları olacak.
Umarım sınıfını, öğretmenini ve okulunu çok sever ve çok eğlenir :)
Okumayı, toplama, çıkarmayı, çarpmayı bildiği için 1. sınıfta sıkılacak mı bilmiyorum, olabilir, muhtemeldir ama eminim kendine göre çıkış yolları bulacaktır. Bir üst sınıfla takılması olasılığı yüksek :)

Geçtiğimiz ay içinde ise Bambino deniz ile hasret giderdi, tatil çocuğu oldu :)
Korkusuzca iskeleden atladı, kendi başına akşam eğlencesine katıldı ve çok çok eğlendi!
Anneye olan bağlılığı devam ediyor olsa da kendi başına da birşeyler başarabildiğini gördü, kendine güveni geldi.
Tüm gün açık havada olmak hoşuna gitti, dalgalar ve kum ile oynamayı çok eğlenceli buldu.
Boyu uzadı ama kilo almadı :)
Dış görünüşüne dikkat eder oldu, dışarı çıkarken yüzünü ve saçını kontrol etmeye başladı.

Arada bir bize zıt gitmesi erken ergenliğe işaret ediyor olabilir ama "O kadar da olur canım" diyerek geçiyoruz :)
Arkadaşlarından öğrendiği "ilginç" sözleri bizim üzerimizde deniyor, biz de sabrımızı ve sinirlerimizi deniyoruz sayesinde :P
Bazen duymazdan geliyoruz, bazen açıklama yapıyoruz, bazen de köpürüyoruz!

Kardeşinin üzerinde güç denemelerine başladı Bambino, oyun kıvamında başlayıp çığlık çığlığa biten sahneler yaşanıyor artık :)
Merak, kıskançlık, ilgi çekmek, deneme yapmak biraraya gelince Bambina açısından pek hayırlı olmuyor durumlar. Gerçi bazen de hiç ummadığımız bir şekilde çok eğleniyorlar bu şekilde. Alan razı, veren razı olunca fazla karışmıyoruz :)

Oğluşum, güzel ve eğlenceli bir okul hayatı geçirmeni diliyorum. Gitmen gereken yola her türlü şekilde gideceksin, buna eminim. Dilerim cesaret, şans ve iyi insanlar her daim seninle olur.
Seni Seviyorum Kuşum :)

DEVAMINI OKU

4 Ocak 2016

Bambino 63 Aylık

Bambino son ay içinde hastalıklarla mücadele etti.
Kış sezonunun zor tarafları belli etti kendini.

Klasik grip oldu Bambino: Ateş, burun akıntısı, öksürük, halsizlik..
Okula gitti bir gün ama akşamına daha kötü oldu, biz de iyileşene kadar göndermedik.
Tam iyileşti, gitsin okuluna derken yine ateşi yükseldi, halsizleşti, yine evde dinlendi.
Böyle böyle Bambino neredeyse ayın yarısını evde geçirdi.

Bir taraftan iki çocuğun birden hasta oluşu tüm manevi kaynaklarımı hızla tüketirken, diğer taraftan işe başlamadan önce "son kez" çocuklarımla vakit geçirmek fikri içten içe bana sevinç verdi.
Hastalığın hikmeti de bu diye düşündüm.

Tabi iki çocuk ama bir anne olunca işler kolay olmuyor evde. Anneyi paylaşamama durumları, kıskançlıklar, trip atmalar rutin haline geliyor bir süre sonra.
Hele çocukların ikisi de hasta ve görünür vaziyette ilgiye muhtaçsa içiniz parçalanıyor.

Neyse, öyle böyle geçti gitti işte son ay Bambino için.
A pardon, gribi atlatınca bir hafta sonra bağırsak enfeksiyonu kaptı, yani geçmedi bitmedi hemen.
Kusma ve karın ağrısı nedeniyle tam 4 gün evde kaldı Bambino yine.
Birşey yemedi, yediğini çıkarttı, garibim çok halsizleşti.
Sonunda doktora götürdük, doktor tahlil istedi.
Tam 4 gün tahlil vermeye uğraştık çünkü Bambino tahlil kutusunu gördüğü an o değerli şeyini yapmaktan vazgeçti, daha doğru psikolojik olarak yapamadı.
Sonra ne mi oldu?
Yılbaşı tatili geldi, laboratuvarlar tatile girdiği için çalışamadı.
Bunu Bambinoya söylediğimiz gün 2 kere bağırsaklarını boşalttı!
Rahatladı bizimki :))

Yılbaşı tatilinden sonra Bambino eve öyle alışmıştı ki okula gitmemek için bizim sınırlarımızı yoklamaya başladı.
Benden aldığı yanıt net oldu: "Sen okula, ben işe gideceğiz artık"
Bir daha da denemedi şansını.

Okulunu seviyor Bambino.
Arkadaşlarını, öğretmenlerini, çalışanları.
Severek anlatıyor olanları, tabi anlatırsa :)

Okula iletilmek üzere çantasına birşeyler koyunca sabah evden çıkmadan devamlı hatırlatma yapıyorum.
"Şunu şuna verecesin, şunu buraya koyacaksın, şunu şöyle yapacaksın"
"Tamam hatırlarım" diyor bizimki.
Sonra akşam bir geliyor eve, çantadakiler olduğu gibi duruyor :)
"Sabah yapacaktım, öğlen yaparım nasılsa dedim, öğlen oldu, öğleden sonra yaparım dedim, sonra bir bakmışım unutmuşum anne!"
:)
O çantadakileri 2-3 gün taşıyıp duruyor minnoş, şanslıysak haftasonu çanta boşalmış oluyor :)

Bambinonun dişleri düşmeye başladı, söylemiş miydim?
Alttaki üç diş düştü, yerine iki diş geliyor (bir diş fazladan varmış altta; normalde 4 diş olurmuş iki köpek dişi arasında, Bambinoda 5 diş varmış ama yeni gelenler 4 adet geliyor).
Yeni gelen dişler ikinci sıra yaparak gelmeye başlayınca dişçiye götürdük Bambinoyu.
Çekilen röntgende Bambinonun arka azılarının birbirine değen yüzeylerinin çürümeye başladığını gördük.
O kadar dikkat ediyoruz, yine çürüyor yine çürüyor :(
Diş ipi kullanmaya başladı Bambino.
Diş macunu değiştirildi ve de.
Bir tane dolgu yapıldı, 4 tane daha yapılması gerekiyormuş.
Anlaşılan o ki Bambinonun diş ile imtihanı devam edecek.

Yılbaşı için ağaç süslemek istedi Bambino ilk defa.
Evde ağaç yoktu ve hastalıklar nedeniyle gidip alacak zaman ve enerji de :(
Bahçedeki ağaçlardan birini süslemeyi düşündük ama ona bile fırsatımız olmadı :(
"Bari hepimiz kırmızı giyinelim yılbaşında anne" dedi Bambino.
Utanarak söylüyorum onu bile yapamadık :(
Ama iyi haber şu ki, yılbaşı günü bir etkinliğe katıldık birlikte; balon gösterileri, yüz boyamalar, balonlar...
Bambino epey güzel vakit geçirdi bu sayede.
Yılbaşı hediyeleri aldık sevdiklerimize.
Bambino eve gelen, telefon eden, yolda rastlaştığımız herkese "Mutlu Yıllar" diledi, hala da dilemeye devam ediyor :))

Bambino için selamlaşmak çok önemli.
Arkadaşlarına onlardan cevap alana kadar ısrarla "iyi geceler" "iyi akşamlar" "iyi öğleden sonraları" "günaydın" diyor :)
Takıntı yaptı neredeyse bunu.

Kollektif kanalı çok açık Bambinonun.
Arkadaşlık, aile, sevdikleri hep birarada ve mutlu olsun istiyor.
Arkadaşları pek kıymetli.
"Sana değer verilen kadar onlara değer ver" diyorum, demeye çalışıyorum ama pek işe yaramıyor.
"Ben ona iyilik yapmak istiyorum anne, onun bana iyilik yapmadığını bildiğim halde"
Diyecek birşey yok bu durumda :(
Yaşayıp öğrenecek...

Sözcüklerle oynamayı çok seviyor Bambino.
"Jandarma jandarır mı?"
Bizim favorimiz bu :)))
DEVAMINI OKU

4 Aralık 2015

Bambino 62 Aylık

Bambinonun son ayındaki en dikkate değer gelişme diş düşürmesi oldu sayın seyirciler.

Dişini ne zaman ve nasıl düşürdüğünü ne kendisi biliyor ne de biz!!
Geçen hafta banyo sırasında söyledi bana dişinin düştüğünü, öyle normal bir şekilde söyledi ki hem de, sanki her gün dişi düşermiş gibi!
Oysa ben neler hayal etmişim bilinçaltımda, ne diş perileri, ne diş kutuları, ne diş hediyeleri, sallanmasını heyecanla izlemeler, "Bugün düştü mü, düşer mi acaba?" diye muhabbetler..
Cık!
Hiçbiri olmadı...
Öyle sakince banyo yaparken dişinin düştüğünü söyledi. Ne zaman olduğunu, nasıl olduğunu bilmediğini ve de..
Zınk diye kalakaldım, hazırlıksız yakalandım anlayacağınız!
Hadi Bambinonun bana olay olduktan kaç gün sonra gayet normal birşey anlatır gibi anlatmasını geçtim, peki her sabah ve akşam dişini fırçalayan biz anne babalar nasıl atlamıştık bu olayı, onu hiç çözemedim!
Bambinonun dişleri ayrıktır biraz, e zaten de küçücük dişleri var, alt dişlerinin arasının o kadar ayrık oluşunu normal zannetmişim, iyi mi?!
Bambino haberi bana verince banyo sonrası kojoya sordum, "Senin haberin var mıydı?" diye.
"Bana Cumartesi günü söylemişti, senin haberin var sanıyordum" demesin mi? (Günlerden olmuş Salı bu arada)
Yahu nasıl bir iletişimsizlik var evde bilemedim :) Sanırsın haftada bir görüşüyoruz aynı evin içinde.

Acayip bir hayalkırıklığı yaşıyorum ve bir de şok tabi!
Şok olmamın sebebi 5 yaşın diş düşürmek için oldukça erken olduğunu düşünmem.
Ne bileyim bir ilkokul 1 olsaydı, okuma bayramı falan geçseydi de öyle düşseydi..
Bizim oğlanın yapısı da böyleymiş ne yapalım.
Hem kojonun dişleri de hatırladığı kadarıyla bu yaşta düşmeye başlamışmış, hem ona göre erkekler erken diş düşürüyormuş (Bu tespite nasıl ulaştı, hiçbir fikrim yok, sormadım, hayalkırıklığımı doya doya yaşama hakkımı kullandım)...

Banu'dan öğrendiğime göre diş düşüren çocuk okuma yazmaya hazır demekmiş Waldorf öğretisine göre. Bu da burada not olarak kalsın, lazım olur birilerine :)

Diğer yandan, gelecek olan dişlerin sağlam ve sağlıklı olabilmeleri için (2. dişi de sallanıyor, artık arkasaı gelir bu furyanın!) bol kalsiyum alması gerekiyor Bambinonun. Alerji nedeniyle süt ürünleri veremeyince biraz panik oldum. Her gün yoğurt yemesine dikkat ediyorum şu anda. Bir de chia tohumunun içinde yüksek miktarda kalsiyum olduğunu öğrendim, günde bir tatlı kaşığı alması yetiyormuş üstelik. Balık yağı ile birlikte onu veriyorum her sabah (yani olabildğince her sabah).

Diş mevzusu dışında Bambinonun günleri rutin bir şekilde geçiyor çok şükür. Okul, okuldan gelince video-yemek-oyun-diş fırçalama-uyku şeklinde. Haftasonları piyano, tenis ve babasıyla gezip tozmaca.

Alerjileri aynen devam ediyor. Geçen hafta Maka Teyzesinin yaptığı keki yedirdim, keçi sütü vardı içinde ama hemen reaksiyon verdi vücudu :( Mart ayında Pınar'ın Recall Healing semineri olacakmış, onu bekliyorum heyecan ve umutla. Umut olmadan yaşayamayız, değil mi?

En sevdiği renkler: Mavi, yeşil
En sevdiği arkadaşı: Ali Deniz (Nam-ı diğer kanka)

Okulda erkeklerle oynadığı kadar kızlarla oynamayı da seviyor Bambino. Kızların oyunlarını öğreniyor, onların dünyalarını anlamaya çalışıyor. Açıkçası hoşuma gidiyor bu sosyalliği :)

Oyunlarda hakemlik yapıyor, kurallara uygun hareket edilmesini sağlamaya çalışıyor. Öğretmenlerinin minik yardımcısı.

Yalnız öz bakım konularında biraz savsak bizimki :) Başkasının eksiğini görüyor da kendine hiç bakmıyor. Kendini arka planda bırakıyor bazen. Çalışıyoruz bakalım bu konuda. Vücut ve bir bütün olarak kendini fark etmesini sağlamaya çalışıyoruz. Dişinin düşüşünü fark etmemesi de buna dahil mesela ;) Vücudunda neler olup bitiyor, bedeni nasıl çalışıyor, bunları daha çok fark etmeye ihtiyacı var gibi geliyor bana. Yoksa fedakarlık ve yardımseverlik de bir yere kadar, değil mi?

Ne demişler: Önce Can, sonra Canan :)


DEVAMINI OKU

4 Eylül 2015

Bambino 59 Aylık

Bambino son bir ayda tam bir yazlık çocuğu oldu.
Doya doya yüzdü, denizin keyfini çıkarttı.
Arkadaşlarıyla dışarıda gönlünce oynadı, bahçelerde koşturdu, bisiklete bindi, scooter a epey alıştı (eskiden hiç sürmüyordu).
Yan komşunun 2 ve 9 yaşındaki kardeş çocuklarıyla yakın arkadaşlığı deneyimledi. Daha doğrusu 7/24 birlikte onlarla olmayı tecrübe etti. Ve bundan pek keyif aldı.
Bazı günler 9 yaşındaki Arda ile sabahtan akşama kadar lego oynadı onların evinde.
Ne yemek istedi ne su, varsa yoksa oyun :)
Yanında annesi olmadan adım atmayan Bambino ilk defa annesinden istekli bir şekilde ayrılıp arkadaşlarıyla gezmelere gitti.
Şu arkadaşlık nelere kadirmiş yaşadık gördük!
Allah iyilerle karşılaştırsın.
Arkadaşlarını ailesinden önceye koyma dönemi başladı sanki, bana öyle geliyor!
Söylemeye gerek yok, yazlıkta, açık havada çocuklar sanki daha hızlı büyüyorlar.
Bambinonun boyu 107 cm ye ulaştı, kilo 16 kg civarı.
Yazlıkta 3-4 cm uzadı, kilo konusunda da 1 kg ilerleme kaydetti.

Velhasıl, yazlık yaşamı Bambinoya hem sosyal hem fiziksel anlamda çok yaradı.
Bambino büyüdü ve büyümeye devam ediyor :)
DEVAMINI OKU

4 Ağustos 2015

Bambino 58 Aylık

Bambino bir ay daha büyürken son aya ait en önemli şey herhalde Bambinonun denize doyması oldu.
İlk defa bu kadar uzun süre denize gitme fırsatı yakaladı yavrum.
Burada yeni arkadaşlar edindi.
Doya doya dışarıda oynadı, bisiklete bindi.
Devamlı hareketsever oğlum hareket etmeye doydu, gelişti, boyu uzadı.
Konuşkanlığı ve girişkenliği ile herkesle tanıştı, herkese kendini sevdirdi bir şekilde.
Okuyor oluşu çoğu insanı şaşırttı, halbuki bize normal bile geliyor artık :)
Anneannesinin hastalığında hepimize çok yardımcı oldu, olgun davrandı.
Birlikte kardeşini uyuttuk, onunla oynadık, her yaptığımızı oyuna çevirdik bir şekilde.
Yemek yaptık birlikte, anneanneye ilaç getirdik.
Zor zamanlarda kenetlendik sanki birbirimize.
En büyük yardımcım oldu yeri gelince.
Bazı zamanlarda çocuk olduğunu hatırlattı bana, "çok yüklenme bana" dedi.
Yavrum benim, seni çok seviyorum.



DEVAMINI OKU

5 Temmuz 2015

Bambinonun Para Kazanma Telaşı

Bambino 3 Temmuz 2015 tarihinde ilk defa kendi biriktirdiği paralarla kendine birşeyler aldı :)

Daha önce de kumbarasını doldurduğu olmuştu, belki geçen sene, tam hatırlamıyorum (bloga yazmanın faydaları!). O zamanki para bir küçük altının yarısı kadar ediyordu, ben de bir o kadar daha üstüne koyup küçük altın almıştım, Bambino için saklamak üzere. Bir miktar parayı da başka çocuklara yardım etmek üzere ayırıp oyuncak arabalar almıştım. Ancak o arabalar Bambino verecek kimseyi bulamadığı (!) için Bambinoya kaldı, kimseye vermeyip kendi oynadı :))

Bu aralar Bambino her gun Rusça (en iyi videoları Ruslar yapıyormuş bu konuda) lego videoları izliyor. Legoları oynatıp video çekmişler, çoğu amatörce bana göre :) Bambino özellikle hırsız-polis legolarının videolarına bayılıyor, yatıp kalkıp onları izlemek istiyor. Evde devamlı hırsız-polis muhabbeti konuşuluyor :) Tabi Bambino büyüyünce polis olacak, başka ne olacaktı ki :P

İşte Bambinonun lego hevesi bu videolarla katlanarak arttı. En sonunda kumbarasındaki paralarla lego almaya karar verdi (Bir önceki kararı o paralarla yazın mısır almaktı :) ). Gittik legocuya, Bambinonun parası bir küçük bir de orta boy lego almaya yetti, maşallah :) Satıcı abisinin eline bozuk paraları verdik bir güzel, çok komikti :) Paraları saydı, yaklaşık 3 tl'si de arttı.. Bambino Cuma gününden beri aldığı legolarla yatıp kalkıyor. Videolarda görünce daha bir hoşuna gidiyor legoları.

Aslında Bambinonun amacı en büyük lego setlerinden biri olan polis karakolu legosunu almaktı. Ama çok pahalı geldi. Şimdi yeni aldığı legolarla oynuyor ama aklı fikri karakol legosunda.

Evdeki muhabbet o legoları nasıl alabileceği yönünde devamlı.
Yakında bayram geliyor şansına. 
"Bayramda çocuklar sevindirilir" dedim Bambinoya. Bana dedi ki "Lego alınarak mı sevindirilir mesela?" Dedim ki "Genelde çocuklar büyüklerinin elini öper, büyükler de çocuklara bayram harçlığı verir. Bu şekilde para biriktirebilirsin". "Hmmm", dedi Bambino, "Ama bu çok uzun sürebilir ve o kadar beklemek istemiyorum, ben hemen almak istiyorum o legoyu. Düşündükçe çok heyecanlanıyorum anne" :)

Bambino para biriktirmenin yollarını düşünürken ona küçükken apartmanın önünde sergi açarak kendi eşyalarımı satmaya çalıştığımı anlattım. Bu fikri çok beğenen Bambino odasına gidip satabileceği birşeyler aramaya başladı. Ve üzgün üzgün yanıma gelip "Ama ben bütün eşyalarımı çok seviyorum, hiçbirini satmak istemem." dedi. Biraz sonra "Kitaplarıma bir bakayım" diyerek gitti kütüphanenin olduğu odaya. Oradan da eli boş çıkınca kitaplarının bir kısmının olduğu salondaki dolaba bakmayı akıl etti bu defa. Birkaç dakika sonra sevinçle geldi yanıma. "Buldum anne, bu kitabı satacağım". Elindeki kitap şuydu:
Daha önce hiç okumadığı bu kitabı satmaya layık bulmuştu Bambino. "Peki" dedim.
"Hadi anne gidip dışarıda bu kitabı satalım. Ama önce bir etiket yapayım, fiyat yazayım üstüne."
Odasına gidip fiyat etiketi yaptı, üzerindeki fiyat "225 tl" idi :)) "Ben ikiyüzyirmibeş lira biraz fazla değil mi?" deyince bana "Hayır o iki yirmi beş, senin dediğin değil" dedi. :)))

Kitabın arkasında satış fiyatı olduğunu, orada yazan fiyattan fazlaya satmak isterse kimsenin almak istemeyebileceğini söyledim. Gidip fiyatı değiştirdi. Yeni fiyat 100 tl idi :)) O noktada daha fazla müdahale etmemeye karar verdim.

"Anne, sen benim yardımcım ol, hadi gidip dışarıda satalım bu kitabi" dedi.
Aldık Bambinayı da yanımıza, gittik parka.
Saat 11 civarı, güneş tepede, parkta gölge yer bile yok neredeyse. Oturduk bir banka, Bambino bir yandan sıkutırına biniyor, bir yandan da gelen giden var mı diye kolaçan ediyor. 

İki kadın geldi 10 dakika sonra. Yürüyüş yolunda yürümek istediler.
Bambino çok heyecanlandı.
"Anne, kitap var, kitaaap diye bağırayım mı?"
"İstersen bağırma ama yanlarına gidip kitap sattığını ve almak isteyip istemediklerini sorabilirsin" dedim.
Bambino biraz tereddüt etti. Sonunda "Anne, utanıyorum biraz, birlikte gidelim mi?" dedi :)
Biz konuşurken kadınlar da bu sıcakta yürüyüş yapamayacaklarını düşünmüş olmalılar ki parktan ayrılmak üzere yön değiştirdiler.

Ve Bambino ilk potansiyel müşterilerini böylece kaçırdı :)

Biraz daha oturduk, Bambino sıkutırına bindi. Bambina abisini izledi, öyle hoş ve boş bir Pazar günü geçirmeye başladık :)

15 dk sonra ufukta bir dede ve bir erkek ve bir kız torun belirdi :)
Bambinonun ağzı kulaklarında tabi :)
"Geliyorlar yaşasın!"

Bu defa daha cesur ve girişken bir Bambino vardı karşımda.
Onlar parka girer girmez yanlarına gidip aynen şöyle dedi bizimki:
"Merhaba, ben bir kitap satıyorum, almak ister misiniz?"
Dede çok etkilendi bu giriş cümlesinden :)
"Demek bir kitap satıyorsun, kitabın adı nedir?"
"Kaka"
"Neee, kaka mı? Puaaaah" diye gülmeye başladı çocuklar :)
Dede dedi ki: "Hmm, hiç böyle bir kitap ismi duymamıştım"
Adamın yüzünde acaip bir ifade belirdi, şaka yaptığını düşündü galiba :)

Onlar bir banka otururken Bambino yanıma gelip kitabı kaptığı gibi geri gitti yanlarına.
"İşte bakın. Hayvanların kakalarını anlatıyor bu kitap"
"Aaaa, gerçekten de kakaymış kitabın adı!" dediler.

Biraz sayfa karıştırıp neler anlattığını anlamaya çalıştı Dede kişisi.
Ben uzakta oturuyordum, ayrıntıları duyamadım ama bu sırada birbirlerinin adlarını, okullarını, yaşlarını öğrendi hepsi. Arada "Memnun oldum" diyordu Bambino. Dede dedi ki: "Çok kibar bir çocuksun sen" :)

Az sonra Bambino yanıma geldi.
"Almadılar kitabı anne" dedi.
Dedim "Neden almadılar sordun mu? Fiyatı mı pahalı gelmiş yoksa başka bir şey mi varmış?"
Bambino "Sormadım, dur sorup geleyim" diyerek tekrar gitti yanlarına.

"Neden almak istemediniz kitabımı?" diye sordu.
Büyük kız torun bağırarak cevap verdi:
"Ben kitap okumayı sevmem, hem de hiç. Ödev yapmayı da sevmem, hiç hem de! "
Dede de küçük erkek torunu için benzer şeyler söyledi.

Bambino yanıma geldi ve dedi ki:
"Kitap okumayı ve ödev yapmayı sevmiyorlarmış anne, o yüzden almamışlar. Ne kötü!"

Bambino o çocuklarla biraz oynadıktan sonra Bambinanın uykusu gelince eve geri geldik. 
Bambino tekrar çıkıp satış yapmak için sabırsızlanıyor.
Ona belki farklı birkaç kitap daha satışa çıkarırsa daha çok satış şansı olacağını söyledim ama hiçbir kitabına kıyamıyor ki kuzucuk. Eee, kakalarla ilgili bir kitabı da satmak pek kolay değil. Başka türlü bir kitabı bile satmak epey zor görünüyor bu koşullarda, bu konudaki bir kitabı almaya gönüllü birilerini bulabilir mi bilmem! Bildiğim birşey varsa o da Bambinonun para kazanmaya pek istekli olduğu ve kendi parasıyla kendi oyuncağını almanın tadına vardığı :)

Aranızda "İsmi Lazım Değilin Doğal Tarihi"ni almak isteyen olursa bize bekleriz :) 

DEVAMINI OKU

4 Nisan 2015

Bambino 4,5 Yaşında - 54 Aylık

Very be, bugünleri de görecekmişiz demek :)

Bambino 4,5 yaşına girdi. 
Eskiden öyle büyük geliyordu ki 4 yaş ve üstü çocuklar bana.
Bakın işte, Bambino da onlardan biri oldu, çok şükür, bin şükür!

Bambinayı büyütürken Bambinonun bebekliğini yeniden yaşıyorum.
Aklıma ayrıntılar geliyor. Unuttuğumu sandığım ayrıntılar.
Blogu okuyorum, Bambinonun eski zamanlarına gidiyorum..

Zor bir bebekti Bambino ve zor bir çocuk oldu.
Zorluğu şundan: Bir davranışa yönlendirmek için ikna etmek gerekmesi. Eğer ikna olmaz ise kesinlikle yapmıyor istenileni.
"Büyük sözü dinle, biz ne dersek o doğrudur" demek zorunda kalıyoruz bazen, çok sinirlenince. O bile işe yaramıyor. Devamlı sorguluyor. 
Ama eğer ikna olur da o hareketin gerekli olduğuna inanırsa, onu tutarlı bir şekilde devamlı uyguluyor.
Uygulanmadığı zaman "Hayır öyle olmamalı" diyerek bizi uyarıyor bu sefer :)
Yani, kural koyarken dikkatli olmak lazım.

Öğretmeni "Ya" kelimesinin çok kullanıldığını duyunca bir kural koymuş okulda. "Ya" kelimesi kötü, kullanılmayacak.
O günden beri evde dilbilgisi polisi kesildi Bambino, "ya" dediğimiz anda sözümüzü kesip "Ya kelimesini kullandın" diyerek uyarıyor bizi. Aynı şekilde "valla" ve "be" kelimelerinde de yapıyor. Tüm muhabbetler sekteye uğruyor tabi çünkü günlük kullanımda devamlı ya diyoruz. İsterseniz dikkat edin, iki cümleden birinde ya kelimesi geçiyor :) Hal böyle olunca Bambino her yerde sohbete her an müdahil olabiliyor, "O kelime kullanılmamaktadır" diyerek uyarıda bulunuyor. Alın size kural uygulayan sıkı bir sistem savaşçısı. Bu çocuğu avukat ya da yargıç falan mı yapsak, n'apsak?

Yani, kurallara canı kadar bağlı bir çocuk Bambino.
Sistem olsun ve herkes uysun istiyor.
İstisnalara tahammülü pek yok. İkna olursa belki..

Çok hassas sonra.. Empati yapıyor olur olmadık yerde ve başkaları için ağlayıp üzülebiliyor.

Melankolik bir tarafı da var.. Bazen sırf üzülmek için bahaneler buluyor :)

Piyanoya başladı geçen ay. Maksat, öğleden sonraları evde olduğu saatlerin sayısını azaltmak :P Çok idealistçe değil mi? :P Ne yapayım, iki çocukla zaman geçmek bilmiyor bazen. En güzeli aktivite bulup Bambinoyu göndermek.. (İleride bunları okursan umarım beni anlarsın oğlum, seni çok ama çok seviyorum)

Hocasını sevmiş, piyanoyu da sevmiş. Zaten evde orguyla devamlı konser veriyordu bize :)

Jimnastiğe de devam ediyor, orada da çok mutlu. Haftasonu babasıyla takılıyorlar :) Küçükken babamla her pazar Gençli Parkı'na giderdik, çok güzel çocukluk anılarım var. İsterdim ki oğlumla benim de olsun öyle anılarım. İleride umarım olur. Şimdilik babasıyla bu anıları oluşturuyor, bu da ayrı güzel tabi ki..

Asıl havadisi vermedim: Bambino okumaya ve yazmaya başladı! Daha doğrusu ufak ufak okuyordu ve yazıyordu kendince, biz hiç müdahale etmedik. Sorularına kısa cevaplar verdik, uzatmadık. Ama olacağın önüne de geçemedik; Bambino kendi kendine okumaya ve yazmaya başladı. Sol eliyle yazıyor (Annesi gibi :)) ), büyük ve küçük harf karışık yazıyor. Müdahale etmeli mi bilmiyorum ama hiç dokunmuyorum.

Geçen gün markete giderken "Bir dakika" dedi. Masasına gitti, kağıt kalem alıp market listesi oluşturmaya başladı. Sonra kağıdı cebine koydu. Kalemi de. "Kalemi neden aldın?" diye sordum. Listedekileri aldıkça kenarına "check" işareti yapacakmış :)

Gün içinde benden telefonumu isteyip kojoya mesaj atmaya çalışıyor. Boşluk tuşunu henüz bulamamış ki şöyle yazmış mesaja:
"Babaseniçoközledim"
"Bababanagüzelkitapal"

"ç", "ö" ve "ü" harfleri benim telefonda yok, onun yerine noktasız harfleri koymasını söylediğimde, "Baba öyle yazarsam okuyup anlayabilir mi?" diye sordu kuzucuk :))

Bambino son ay içinde kardeşine olan tavırlarını epey değiştirdi. Özellikle son hafta içinde kardeşini devamlı görmek istedi, çoğu zaman sevmek istedi (Altında zarar verme güdüsü olabilir diye hep yanında olmaya gayret ediyorum). Sonuçta kıskançlık olacak, olması normal ama bunu eyleme geçirmemeli :) Mesela ben tuvaletteyken Bambino kardeşiyle konuştu devamlı, oyuncak gösterdi, oyaladı. Bu anlamda iyi bir abi olmayı vaat ediyor bizimki :) Bakalım, zaman neler gösterecek bu konuda. Ama Bambino kardeşine alıştı diyebilirim, artık varlığını yadsımıyor..

Bambino yine kendi kendine toplama ve çıkartma, hatta çarpma ve bölme de yapmaya başladı.
Geçen gün şöyle dedi bana:

"Anne, 2-4-6-8-10 eşli sayılar."
"Nasıl yani?"
"Onların eşleri var. Ama 1-3-5-7-9 eşi olmayan sayılar"
"Çift ve tek sayıları söylüyorsun galiba" !!! 
Ben dumur oldum tabi..
Kendi kendine tek ve çift sayıları bulmuş.
Dedim ki: "Oğlum biz bunları ilkokul 2'de ezberleyerek öğrenmiştik, mantık yürüterek değil" :))

"Anne, 12'nin içinde 4 tane 3 var."
"Hı? Pardon? Nasıl yani?"
Buyrun size bölme.

Kendi kendine düşünüyor ve bir anda anlatıveriyor. Bunları ilk söylediğinde bir yerden okuduğunu ya da birinden duyduğunu düşünmüştüm ama kendi kendine bulmuş. "Düşünüp aklımdan buldum" diyor :)

Düşünürken gözler yukarıya doğru bakıyor bu arada, çok komik oluyor öyle :))

Takvime bakarak yaz programımızı ayarladı Bambino. Ramazan Bayramında İzmir'e, Kurban Bayramında Antalya'ya gidecekmişiz :) 

Uçağa binmeyi de çok özlemiş. "Ne zaman Londra'ya götüreceksiniz beni?" diye soruyor aklına geldikçe :) Londra bizim karşı komşu sanki :PP

Orta kulak iltihabı nüksetti bir de son ayda, antibiyotik kullandı, son 3 ayda 2. antibiyotiği bu. Bir yerde okumuştum, vücut zayıf düştüğü için hastalık hemen tekrarlıyormuş. Hala burnu tıkalı ve geniz akıntısı devam ediyor. Doğal desteklerle devam ediyoruz bakalım. Kışın iyiydik derken ilkbaharda böyle hastalandı oğlan. Gerçi Nisan ayı da kışı pek aratmıyor, gece bir baktım kar yağıyor dışarıda, bahçe bembeyaz olmuş!

Daha dün doğdun, ne çabuk 4,5 oldun benim kıvırcık kuzum?! 
Hep iyilerle karşılaş, hep mutlu ol ve mutlu et.
Seni çok seviyorum :) xx

DEVAMINI OKU

9 Aralık 2014

30 Haftalık Gebe ile 50 Aylık Çocuğun İstanbul Macerası

İkinci Köprünün Dibindeki Bu Kırmızı Yalıyı Hep Çok Sevmişimdir

Bambino ile geçen hafta İstanbul'a gittik.
Asıl neden doktordu.
Yoksa kocaman göbeğim ve Bambino ile tek başına gitmek delilik olabilirdi.
Ama nedenim sağlamdı.
Bambinonun alerji durumunun gidişatını Bambina gelmeden öğrenmek ve yapılacak şeyleri halletmekti maksat.

Cuma sabahı düştük yollara.
Uçağa binmek kısmı Bambino için her zaman eğlenceli olmuştur.
Yalnız uçakta yemek yiyemeyeceğini öğrenince biraz bozuldu :)
Pis boğaz bizimkisi.
İronik bir şekilde dışarıdaki çoğu şeyi yiyemiyor işte.
Yiyebilseydi herhalde önünü alamazdık.
Aynı babası ve rahmetli dedesi gibi her gördüğü şeyi yemek, her yeni lokantada atıştırmak ve herşeyin tadına bakmak istiyor :)
Hijyenmiş, sağlıkmış falan pek umrunda değil.
Gözü doyacak öncelikle :)
Alerjisi frenliyor onu.
Var değil mi bunda da bir hayır?
Var bence, var..

Bu arada kimse hamile olduğumu anlamıyor hala.
Kuyruk beklerken hiç önceliğim yok.
Hem gebeyim, hem çocuklu kadınım.
Hem de eşyam var sırtımda.
Bir yerde son güvenlik kontrolünden geçtikten sonra bir kadın görevli son anda fark etti sadece:
"Aaa hamile miydiniz, geçmeseydiniz X-Ray'den keşke"
"Neyse, önemli değil, geçtim artık" dedim.
Onun dışında herkes gibi bekledim ayakta gerektiğinde.

İstanbul Cuma günü yağmurluydu.
Ulaşım güzergahımızda yürüme mesafemiz çok olmadığı için fazla zorlanmadık.
Havaalanından doktora gittik doğruca.
Bambinodan çok benimle ilgilenildi desem yalan olmaz.
Ben tedavi görürken hemşire ablalar Bambino ile ilgilendiler sağolsunlar.
"Yanımızda biri daha olsaydı iyiydi" dedim.
Neyseki bir şekilde kotardık.
Bambino kendi kendine de oyalanabildi, benim yanımda.
Rumeli Hisarı'nın Heybetli Görünüşü

Doktor sonrası Taksim'e geçtik.
Bambinonun arkadaşı ile buluştuk.
Tramvaya bindik.
Çok güzel bir zanaatkar ile tanıştık.
Ermeni bir takı ustası.
Çok sevdim kendisini, dükkanını, mütevaziliğini, el emeği ürünlerini.
Kayalara Konmuş Bir Kedi Yetiyor Gülümsetmeye :)

Deniz Görmemiş Angaralı :))

Cumartesi günü kojo geldi.
Bambinoyu evden çıkartamadığımız için neredeyse tüm gün evde geçti.
Akşama doğru sahile gitmeye ikna ettim ve 1 saat de olsa sahilde biraz hava aldık.
Bambino denize taşlar attı, parkta oynadı.
Gece çocuklar yatınca kojonun canı dondurma istedi, üşenmedi o yağmurda Y.aşa.r Usta'ya gidip dondurma aldı geldi. Gecenin bir vakti tahinli, kestaneli, çilekli, balkabaklı dondurma yedik.
Diyorum ya, pisboğaz benim kojo :P
Tekneye Binmeyi Bekleyen Melekler

Dinginlik

Başka Türlü Yaşamlar Var Orada :)

Pazar günü dönüş günü olmasına rağmen havanın 18 dereceye kadar çıkmasını fırsat bilerek yarım gün de olsa tekne ile boğaza açılmaya karar verdik.
Sabah erkenden kalkıp Emirgan'a gittik.
Güzel bir kahvaltı sonrası teknenin olduğu marinaya ulaştık.
Hepimiz için ilginç bir deneyim yaşadık: İlk defa bir tekne kullandık :)
Bambino miçoluk yaptı, kaptanın yanından ayrılmadı.
Tekne yaşamını ucundan tatmış olduk ve çok sevdik.
Boğazda yavaş yavaş süzülmek iyi geldi.
İnsan denize bakarken hiç bir şey düşünmüyor.
Müthiş bir terapi.
Sadece denize bakıyorsunuz, dalgaları izliyorsunuz, martıları dinliyorsunuz.
İsterseniz bin tane derdiniz olsun, o an hepsi yitip gidiyor, anlamını yitiriyor.
"Anda kalmak" dedikleri şey tam anlamıyla bu.
İyot kokusu, bol oksijen çakırkeyif olmanıza yetiyor.
Tekneden indiğimizde sanki bir haftadır tatil yapıyormuşuz gibi hissettik kendimizi.
Denizi olan bir yerde yaşamak ne güzel..



Dönüş yolu hiç olmadığı kadar kolay geçti, gezinin etkisiyle.
Damarlarımızda bol miktarda serotonin dolaştığı için Ankara'ya döndüğümüze üzülmek istesek de üzülemedik :P
Bambino yolun yarısını uyuyarak tamamladı, bu da çok iyi oldu.

Yine gideceğiz, doktora, sonuçları alıp tedaviyi konuşmaya.
İnşallah iyi gelecek bize İstanbul..
DEVAMINI OKU

25 Kasım 2014

İkinci Gebelik - 29. Hafta

Hafta Hafta Bebeğin Gelişimi

29. hafta itibariyle son 3 aya girmiş bulunmaktayım, hayırlı uğurlu olsun :)
Göbeğim son iki haftada epey çıktı, kız bebeklerde karın yayvan olurmuş diyenleri haksız çıkarırcasına sivri bir karnım var.
Geçen hafta karnımın büyümesinden olsa gerek, epey gerginlik hissettim göbeğimde.
Beden büyümeye çalışıyor, bebek kendine yer açıyor ama eldeki malzeme kısıtlı tabi :)
Hal böyle olunca oluşan gerginlik hissi beni epey rahatsız etti.
Hatta "Stres mi oldum, ne oluyor, ne bu gerginlik?" diye düşündüm!
Derin nefesler alıp verdim, her gün göbeğime krem sürdüm.
Ve bu hafta bu his yok oldu.
Bedenim yeni durumuna uyum sağladı :)

Bebek 1300 gram civarında. Göz kapaklarını hareket ettiriyor. Beyin gelişimi hız kazanmaya başladı.
Gayet de hareketli :)

Krem demişken, ilk gebeliğimde çatlaklara karşı her gün aktardan aldığım sabun gibi kalıp halindeki kakao yağını sürmüştüm.
Elimde hala onlardan var.
Bu defa Aisha Aromaterapi'nin zencefilli vücut kremini kullandım. Bu kremi alalı epey zaman olmuştu, bir ara kullanıp sonrasında kullanmayı bırakmıştım.
Yazın güneş kremlerini düzenlerken kremi tekrar gördüm. İçeriğinde kakao yağı ve shea butter olduğunu okuyunca çatlak kremi olarak kullanılmasının uygun olacağına karar verdim ve o gün bugündür kullanıyorum.
Her gün kullanmasam da gün aşırı göbeğime bu kremi sürüyorum.
Zencefilli kokusu ferahlatıcı, ayrıca çok da güzel nemlendirip esnetiyor cildi.
Tavsiye edeceğim ama ne yazık ki ürün listesinde aynı kremi göremedim. Ama eminim sitede benzer ürünler vardır.
Bu krem biter bitmez Sevgili Esra'nın kendi üretimi olan shea butter kremini kullanmaya başlayacağım.
Çatlaklar için, daha doğrusu esneklik için shea butter ve kakao yağı yeterli. Vücudunuza başka kimyasalları bulaştırmanıza hiç gerek yok.

Hamileliğimin başından beri çok az kilo aldım. İlk 6 ay 3 kilo, son ay içinde 3 kilo :)) Toplam 6 kilo.

Glutensiz beslenmek, süt tüketmemek, yemediğim diğer yiyecekler de eklenince kendiliğinden diyet yapıyormuş gibi bir görüntü veriyorum. Oysa gebelik öncesi ne yiyorsam aynısını yiyorum, hatta ara sıra kaçamaklar yapıyorum. Başta dondurma ve kahve olmak üzere (hele son günlerde dibek kahvesini keşfettim ki sormayın!) arada yemesem daha iyi olur dediğim şeyleri yiyip içerken buluyorum kendimi. Vücudum sağolsun hemen tepkisini veriyor zaten.

Misal, dün işyerinde yurt dışından gelen arkadaşlar adet olduğu üzere çikolata dağıttılar. Ben de biraz fazla kaçırmışım. Yedikten yarım saat sonra midemden sinyaller geldi. Akşam sol kulağım tıkandı, resmen duymamaya başladım. İki elimdebaş ve işaret parmağı arasındaki bölgede egzama türü kızarıklıklar ve minik sivilceler çıktı. Sonra sırtımın üstü kaşınmaya başladı ve tabi ki saç diplerim. Vücut, kendine yararı olmayan maddeyi böylece bana haber verip beni uyarmış oldu. Akşam yoğurt ve sebze yiyip bol su içerek vücuduma yardımcı olmaya çalıştım.
Bu konuyla ilgili detaylı bir yazı yazsam iyi olacak...

Son iki haftadır iştahım çok açıldı. Çantamda devamlı atıştırmalık ve su taşıyorum.
Çanta ağır olmasın diye naylon ve deri karşımı çok hafif bir çanta taşımaya başladım :) Her ekstra gramın ağırlığı var tabi :))
Hamilelik öncesi kıyafetlerime hala girebiliyorum, zaten bol giyinmeyi sevdiğim için sanki o kıyafetleri hamilelik için almışım gibi oldu :)

Balık yağı, multivitamin, iyot ve kalsiyum ile probiyotik takviyesi alıyorum.Tiroit ilacım için kontrole gideceğim bugün, belki dozaj değişir, bakalım.

Yine geçen hafta sol bacağımın alt kısmında kramplar yaşadım birkaç gün. Suyu ve muzu artırdım ama 4-5 gün geceleri kramptan kurtulamadım. Kasılmalar olması çok normal, kasılma başlayınca derin derin nefes almak gerekiyor. Nefesi tutmak yapılacak en kötü şey.

Onun dışında son 3 aya girip de doğumun yaklaşıyor olduğunu idrak edince kütüphanedeki doğum ile ilgili kitapları gözümün önüne koydum.

Önce Cem Şen'in "Nefes Kitabı" nı tekrar okudum, genel olarak bilgilerimi tazeledim.
Sonra da Marie Mongan'ın "Hypnobirthing" kitabını tekrar okumaya başladım. Kitabın Türkçe'ye çevrilmesi çok güzel, Bambinoya hamileyken yoktu piyasada. O zamanlar doğum koçları da yoktu (Hakan Çoker'i bulabilmiştim bir tek), doula ve ebeler de bu kadar yaygın değildi (Asude Oflaz kalmış bir tek aklımda) ve hatta doğal doğum çok da konuşulmuyordu. İngiltere'den geldiğimde kendimi uzaylı gibi hissetmiştim. Hey gidi günler hey!

Kadın vücudunun doğum için tasarlandığını, müdahalesiz doğumun mümkün olabileceğini, korkuların ve bilinçaltındaki yanlış kodlamaların bazı tekniklerle silinebileceğini bu kitaptan okuyabilirsiniz.
Benim tekrar okuma sebebim doğum sırasındaki nefes tekniklerini hatırlamak. Henüz o bölüme gelmedim, okuyup biraz pratik yaparsam iyi olacak.

Bambino ile bir-iki haftadır farklı bir ilişkimiz olmaya başladı sanki. Bizim oğlan ay dönümlerinde değil de, 15 gün sonra belli ediyor büyüme alametlerini. Yani mesela 4 Ekim'de bir ay daha büyüyor ama o ay hangi konuda değişim yaşıyorsa ayın 19'undan sonra ortaya çıkıyor :)) Bu hep böyle oldu, benim gözlemim o yönde en azından.

22 Kasım'da Bambino'yu kardeşi ile resmen tanıştırdık :)
Bambino'nun doğumunda yanımızda olan Hüsniye Hanım Bambino'yu görünce çok sevindi. Bambino'da hiç yabancılık çekmedi onun yanında, her gün görüşüyorlarmış gibi sohbet ettiler :)
Kojoyla benim için de çok değişik bir deneyimdi Bambino ile Hüsniye Hanım'ın görüşmesi.. "Doğan büyüyor" dedik bir kez daha..
Bambino ultrasonda bebeği görene kadar karnımda bir bebek olduğunu söylemedik.
"Annenin karnı çok yemek yediğinden mi büyüdü acaba, yoksa içinde bir bebek mi var, doktora soralım" diyerek gittik doktora.
Ultrasonda karnımın içinde bir bebek görünce çok sevindi Bambino:
"Anne, karnında gerçekten bir bebek varmış!" :) dedi önce.
Sonra da:
"Anne, iyi ki bebek varmış karnında, yoksa ne yapacaktın?" :)
Meğer endişeleniyormuş da söylemiyormuş kuzucuk.

Kardeşi Bambinoya her şey yolunda anlamında elini yumruk yapıp baş parmağını havaya kaldırınca hepimiz çok sevindik :)
Bambino doktora "Kız mı erkek mi, görebiliyor musun?" diye sorunca koptuk :))
Kalp atışlarını dinlerken Bambino "Çok gürültülü" diyerek kulaklarını kapatınca gülümsedik.
Bebeğin baş ve ayak ölçümüne göre tam haftasında olmasına ama karın çevresi ölçümünde bir-iki hafta geriden geliyor olmasına "E bizden de besili bebek çıkmaz zaten" diyerek geyik yaptık :)
Anlayacağınız, bu seferki buluşmamız çok eğlenceli geçti :)

Bambino artık her olaya kardeşini de dahil ediyor.
Resim çizerken kardeşini de çiziyor, oyunda onun da olmasına özen gösteriyor.
Bu hareketler umut vaad ediyor tabi ama çok da beklentiye girmemek lazım.
Sonuçta kendisi birkaç ay sonra evin tek ilgi merkezi olmayacak.
Yaşayıp göreceğiz bakalım..

Resim buradan
DEVAMINI OKU

6 Kasım 2014

Yağda Yumurta


Bambino mutfak işlerinde yardım etmeyi, yemek yapmaya dahil olmayı çok seviyor.
Tabi canı isterse :)
Yoksa "Gel evladım bana yardım et" çağrılarımın yarısını duymamazlıktan geliyor ya da "Ben yorgunum, ben yapamam" gibi sebeplerle yardım etmeyi reddediyor.
Neyse, canı sağolsun, yardımcı olduğu zamanları hatırlayıp "Buna şükür" diyorum.

Dün sabah ben kahvaltıyı hazırlarken Bambino yağda yumurta istediğini söyledi.
Peki diyerek işlerime devam ettim.
"Ben tavayı çıkartayım" dedi ve gitti tavayı dolaptan aldı masaya koydu.
Ben bu arada buzdolabının önündeyim, ne var ne yok diye bakıyorum.
Yumurtaları çıkartıp masaya koymuşum önceden.
"Anne ben kendim kıracağım yumurtayı" dedi.
"Dur sen elini vurma, ben kırarım" dedim, bir yandan da dolaptan birşeyler çıkartmaya çalışıyorum.
Ben işimi bitirip dolabı kapatana kadar bir baktım Bambino yumurtayı gayet güzel bir şekilde kırmış tavaya :)
"A sen kırmışsın bile" dedim sadece :)
Bana da üzerine biraz yağ ekleyip ocağa koymak kaldı.

Bambinonun kırdığı yumurtanın sarısı hiç dağılmamıştı.
Biz evde böyle dağılmayan sarılara "Doğan Güneş" diyoruz.
Yok eğer sarısı dağılıverirse o zaman da "Batan Güneş" oluyor yumurtamız.
Tahmin edeceğiniz gibi Bambino kendi kırdığı doğan güneşi bir güzel mideye indirdi.
"Çok lezzetli olmuş anne" diyerek :))

Bu sabah da saat 6'da tıpış tıpış bizim yatağa geldi.
Sevinçle girdi kojoyla aramıza.
Biraz uyukladı, sonra birden gözlerini açıp "Anne, bu sabah krep yemek istiyorum" dedi.
Ne yiyeceğini biliyor bizimki :)

"Tamam" dedim.
Doğruca mutfağa gittik.
Tabi önce banyoya uğradık, sabah rutini için.
Mutfağa girince "Ben yaparım anne" dedi ve malzemeleri masaya toplamaya başladı.
Ben hiç müdahale etmedim, kendi işlerimi halletmeye başladım.
Her sabah içilen tiroit ilacı, yemekten sonra içtiğim takviyeler falan.
Ben onlarla ilgilenirken Bambino karıştırma kabını çıkarttı.
Bir tane de çırpıcı.
Ben buzdolabından yumurtaları, yoğurdu (süt alerjisi nedeniyle yoğurt koyuyoruz mecburen) ve unu çıkarttım.
Bambino iki tane yumurta kırıverdi, görmedim bile nasıl kırdığını :)
Yoğurdu ve yağı ekledim, Bambino karıştırdı.
Ve sonra da unu ekledim, yine Bambino karıştırdı.
"Anne çok katı oldu, sen devam et" diyene kadar devam etti.
Ben de biraz tuz ekleyip bir iki çırptım, sonra doğruca tavaya.
"Ben ocağı yakamam anne, ateş var ya orada" dedi Bay Bilmiş :)
"Evet, oğlum, ocağı ben yakarım" dedim.

İnanamazsınız öyle güzel oldu ki o krepler :)
İkimiz de üçer tane yedik afiyetle :)

Bambino hem yemek yapmayı hem de yemek yemeyi seviyor.
Bir de alerjileri geçseydi yavrumun.
Nitekim kreplerden sonra ağzının çevresi kızardı, sivilcelendi hemen.
Ya una ya da yumurtaya tepki verdi vücut sanırım.
Halbuki normalde yiyebiliyor.
Bugünlerde bir tepkisellik var zaten vücudunda.
Ara ara böyle kızarmalar oluyor.
Ne diyeyim, Ya Sabır. Ya Şifa.

DEVAMINI OKU

26 Eylül 2014

Bambino Okullu Oluyor

Bu sabahın gelişmesini sıcağı sıcağına yazmak istiyorum.

Dün anneanne bizdeydi.
Hep birlikte parka gitmek üzere dışarı çıkmışken, fırsattan istifade, mahallede yeni açılan bir kolejin anaokulu ve kreşi olduğuna dair broşürü hatırlayıp, eğer imkanları varsa gidip bir ziyaret etmelerini istedim.
Anneanne de sağolsun bu isteğimi bir görev addetmiş ve hem oraya hem de daha önce bizim Bambino ile gittiğimiz ama anneannenin görmediği başka bir kreşe daha uğramışlar.

Ağustos ayında Bambino ile mahalledeki kreşlerin bazılarını gezdiğimizi burada anlatmıştım.
Kafamda kötünün iyisi bir tanesini seçmiştim içlerinden.
Yarım gün gitsin, öğle yemeğine kalmasın, maksat oyun oynasın, eğlensin, sosyalleşsin diyordum.
Ancak yeni açılan kolejin broşürünü görünce bir de oraya gidip konuşmak istedim ama sağolsun işlerden hiç fırsat bulamadım, bir de üstüne hastalık eklenince bu iş askıya alındı mecburen.

İşte anneanne bu aşamada dün devreye girip Bambino ve bakıcı teyzesi ile birlikte keşfe çıkmışlar.
Önce bizim daha önce gezdiğimiz kreşe gitmişler.
Sonra da koleje.
Kolejin kreşini fena bulmamışlar.
Sonuçta yeni açılan bir yer, temiz görünüyor. Mevcut da az.

Kolejin yakınında Bambinonun ara sıra ziyaret ettiği bir park var.
Uzun zamandır gitmemişti oraya.
Parka gidip oynamak istemiş Bambino.
Bilirsiniz, parklarda bakıcılar, anneler, anneanne-babanneler olur çocukların yanında.
Çocuklar oynarken büyükler muhabbet ederler.
Yine böyle bir ortam oluşmuş, parktaki bakıcı teyzelerden biri demiş ki:
"Bir de devlet okulunda bir anaokulu var, oraya bir gidin bakın"

Şaşırmış tabi bizimkiler.
Çünkü bahsettiği devlet okulu bizim mahalleye taşındığımız yıl ilköğretim okulundan ortaokula dönüştürülmüştü.
Ortaokulun içinde anaokulunun olabileceğine hiç ihtimal vermemiştik.
O ana kadar da kimseden böyle bir bilgi duymamışız.

Bizim ekip bu veriyi hemen değerlendirip parktan sonra eve gelirken okula uğramak üzere plan yapmışlar.
Zaten bahsedilen devlet okulu bizim sokağın köşesi, 1 dakikalık yürüme mesafesi.
Gitmişler, müdür yardımcısını bulmuşlar.
Bilgi almışlar.
Gerçekten de anaokulu varmış okulda.
Yarım gün eğitim veriyormuş.
Sabah 8 - öğlen 12:30.
Genelde öğleden sonra grubu tercih görüyormuş, sabah grubu 8 kişiymiş.
"Yarın gelsin başlasın" demişler :)

Akşam eve gelince anlattılar durumu.
"Yarın sabah gidip bakalım, öğretmenle tanışalım" dedik.
 Anneanneyi de bizde kalmaya böylece ikna etmiş olduk.

Ertesi sabah erkenden kalkıp 8'de evden çıktık.
Bambino anne, baba, anneanne ile birlikte olmanın keyfindeydi, okul ile pek ilgilenmedi.
Biraz da şaşırmış gibiydi, şimdi düşününce..
Herşey oldu bittiye geldi gibi oldu bir anda.
Biz bile oraya giderken kayıt yaptıracağımızı düşünmemiştik.

Neyse, gittik, öğretmen ile tanıştık.
20 yıllık öğretmenmiş, bir de genç görünüyor ki, maşallah.
6 yıldır aynı okuldaymış.
Ortaokulun içinde anaokulu olabileceğini kimsenin akıl edemeyeceğini, bu nedenle fazla talep gelmediğini söyledi. Bir de ekledi "Ama hiç kimse de birbirinden haber almaz mı böyle şeyleri?"
Günümüzde almıyor işte.
Komşumuzu bile ismen tanımıyoruz çoğunlukla, bırakın sohbet etmeyi, haber almayı..

Öğretmen disiplinli birine benziyor.
Sınıfta tv var ama çok nadir izlettiğini söyledi.
Sabah kahvaltıyı çocuklar hep birlikte yapıyorlarmış, evden hangi gün ne getirileceği belliymiş.
Listeye bakıp bizim alerji durumumuza göre değişiklik yapabileceğimiz konusunda bilgi verdik.
Kaldığımız süre boyunca sadece bir çocuk görebildik, diğerleri henüz gelmemişti.

Bir anda kendimizi müdür yadımcısının odasında Bambinonun kaydını yaptırırken bulduk.
Kojoya kalsa Bambino bir yıl daha evde kalsın istiyor.
Ben ise birkaç ay sonraki evdeki birey artışı nedeniyle Bambinonun düzenli gittiği bir sosyal ortamı olsun istiyorum.
İki çocukla kafayı yemek de var değil mi? :P
Hem doğumdan önce ve henüz resmi olarak Bambinoya kardeşi olacağını söylememişken bu değişikliği yapmak yerinde olacak diye düşünüyorum.

Tek dileğim öğretmenin ceza-ödül sistemini uygulamaması ve Bambinonun yeteneklerini zorunluluklarla, dayatmalarla köreltmemesi. Okul algısını iyi bir şekilde vermesi.

Sonuçta henüz sözleşme imzalamamış olsak da Bambino 29 Eylül 2014 itibariyle okullu oluyor. Hem de bir devlet ortaokulunda :P

Kojoyla ben rahatız.
Esnek olmaya gayret ediyoruz.
Bakıcımızın varlığı çok şükür ki bize bu esnekliği veriyor.
Umarım Bambino okulunu sever, öğretmenini sever ve kendini korumayı öğrenir.
Kojonun da dediği gibi
"Hayat böyle oğluuuum"
:)





DEVAMINI OKU

8 Eylül 2014

Bambino 47 Aylık

4 yaşını doldurmasına 1 ay kaldı Bambino kuzusunun, tam 4 Eylül'de.
Son ay içinde anne ve babasıyla tatile gitti, onlarla doya doya vakit geçirdi.
Tatilde ne kadar büyümüş olduğunu gösterdi.

Kendi kararlarını kendi veren bir ergen o :)
Hele giyim konusunda neredeyse hiç bize kulak asmıyor.
İç çamaşırından çorabına her türlü kıyafetini kendisi seçiyor.
Tabi ilginç kombinler çıkıyor arada :)
Geçenlerde 35 derece havada yağmur çizmeleriyle dolaştı, hem de tüm gün.
Çorap giymeden giydiği botları görenlerin epey ilgisini çekti :P
Akşamki ayak kokusundan hiç bahsetmeyeyim :)

Son ay içinde malesef oyuncak delisi oldu çıktı.
10 günlük tatilde 10 tane yeni oyuncağı olmuştur muhtemelen.
Babannesi ve babası sağolsun.
İzmir'deki son günümüzde maket uçak ve tren malzemeleri satan bir dükkanda benimle tam 1 saat geçirdi, bir tek oyuncak bile almayacağımı net bir şekilde söyledim kendisine.
Aynı mağazaya yarım saat sonra babasını götürdü ve bir tren seti ile çıktı.
Evdeki belki de 4. set oldu bu!

Neyseki kojo da Ankara'ya dönünce İzmir'de aldığı arabanın aynısını Bambinonun oyuncakları arasında görünce uyandı :P
Doğumgününe kadar yeni oyuncak yok.

Üstüne üstlük evdeki fiziksel düzen tatilden dönünce değişti.
Biz kojoyla kendi odamıza geçtik, eve taşındığımızdan beri 3 yılda ilk ilk defa kendi odamızda uyumaya başladık.
Salondaki oyun alanını Bambinonun odasına taşıdık, dolaplar, masası, sandalyesi ve bütün oyuncakları.
Salon salon haline geldi 3 yıl sonra :)
Gerçi birkaç ay sonra eski haline gelme olasılığı var ama olsun :)
Bu arada ben bizim odayı depo olarak kullanmamız nedeniyle odada biriken eşyaları eleme olayına giriştim. Valizlerin yerleşmesi vs. derken küçük bir detoks yaptım odada.
Bu esnada Bambinoya ait kaldırmış olduğum tüm oyuncaklar ortaya çıktı.

Oldu mu size Bambinoya 4 yıldır alınmış olan oyuncakların biraraya geldiği kaotik bir oyuncak yığını?
Bambino ile yaptığımız konuşmalar fayda etmedi, hiçbirini kaldırmamızı istemedi.
Aksi gibi, biri bile gözünün önünden kaybolsa anlayıveriyor bizim kuzu.
Odasına 1 hafta kadar giremedim, öyle bir dağınıklık.
Herşey her yerde!
Bebeklik çıngıraklarından tut, 4 parçalık yapbozlara kadar, pelüş hayvanlardan bebeklerin oynadığı tak çıkart tarzı oyuncaklara kadar herşey odada.
Odaya girmek, girince nefes almak mümkün değil oyuncak yığınından.

Dün öğleden sonra Bambino hayatında bir ilk yaşadı ve babasıyla sinemaya gitti.
Hem de 3 boyutlu bir film.
Uçaklar: Sönüdr ve Kurtar.
Daha bir hafta önce babasına uçaklarla ilgili bir aktivite kitabı aldırmıştı Bambino.
Aynı uçakları sinemada görünce pek keyiflenmiş, pek mutlu olmuş.
Eve geldiğinde anlata anlata bitiremedi, pek mutluydu.
Bu kadar mutlu olacağını tahmin etmemiştik kojoyla.
Hatta yüksek sesten korkar mı acaba diye düşünmüştük.
Büyümüş bizim oğlan, artık sinema olayına da girdi, bilmem artık sırada ne var :)
 
Normalde filmelerden önce bir sürü reklam olur ya, hani insan film izlemekten bile soğur, gittikleri Pres.tig.e Sinemalarında (Bilkent) sadece gelecek filmlerin tanıtıldığı 2 reklam gösterilmiş ve hemen filme başlanmış.
Bilmiyorum rutin bir uygulama mı yoksa o seansa öyle mi denk geldi ama sinema salonlarında en çok şikayet edilen şeylerden birinin başımıza gelmemesine çok sevindik. Çocukları tüketime sevk etmenin çok etkili yollarından biridir biliyorsunuz, filmlerden önce  gösterilen reklamlar..

Neyse, onlar sinemadayken ben de Bambinonun odasına girip oynamayacağını düşündüğüm oyuncakları bir güzel paketleyip kaldırdım.
Bir kısmı yakında tekrar piyasaya çıkar belki ama en azından o zamana kadar biraz sakin sakin oturalım, değil mi?
Odanın eli yüzü açıldı biraz, kendine geldi.
Hala kaldırılabilir oyuncaklar var ama Bambinonun isyan etmesini önlemek için biraz bekleyeceğim.

Son ay içinde Bambino arkadaşlarından daha sık bahsetmeye başlar oldu.
Sosyalleşme ihtiyacı ve hevesini gözlemledim.
Bu noktada yarım gün kreşe başlaması iyi olacak gibi.
Umarım iyi bir ortam bulur gittiği yerde.

Bambinonun kendini ifade edişi ve sohbet başlatma gibi sosyalleşme özelliği ise beni çoğu zaman memnun etse de, susturulamayan bir çeneye sahip olması özellikle ben yorgun ve uykusuz iken beni yoruyor.
Benden cevap alana kadar "Anne, anne, anne, anne" diye 20 kere seslenmesi, benden cevap gelse bile söyleyeceklerini toparlamak için süre kazanmak amacıyla aynı nakarata bir 20 kere daha devam etmesi beni benden alıyor.

Bir oyun kurup bize roller veriyor ama eğer bir o rolleri ilk seferde anlamazsak feci bir hayalkırıklığına uğruyor, oyunu dağıtıyor, ağlamaya, tepinmeye başlıyor ve "Ben burada yalnız kalacağım, siz evden çıkın gidin" ya da "Sizi çöpe atacağım" diyerek kızgınlığını belli ediyor.
Kaç kere "Oğlum bir kez daha anlat, bu defa anlar ve doğrusunu yaparız" desek de ikna olmuyor ve kendini paralıyor önümüzde.
Bu yönünün kreşte törpüleneceğini ümit etmek istiyorum.

İnatçılığı aynen devam.
İkna edilemezse illa dediği gibi olacak.

"R" harflerini "L" olarak telaffuz ediyor, çok hoş :)
1- Bil
Hayır - Hayıl
4- Dölt
:)

Son olarak demir eksikliği nedeniyle demir şurubuna başlamamız gerekti ama sadece 1 gün içti bizimki şurubu.
Ben de içmezse demir iğnesi olmak zorunda kalacağını söyledim (Doktora teyit ettirmedim, belki çocuklarda iğne olmuyordur bilmiyorum).
Önce iğne yemektense şurubu tercih edeceğini söyledi ve portakal suyuyla karıştırılmış şurubunu içmeyi denedi ama bir yudumdan fazlasını içemedi.
Ve hiç akla gelmeyecek bir şekilde iğne olmaya razı oldu.
"İğne çok kısa sürer ve geçer. Ama şurubu her gün içmem gerekir" diyerek kojoyla beni dumur etti!!

- Oğlum, X abinin sana selamı var.
- Tamam baba, kabul ediyorum.
- !!!

- Anne, ben okulla ilgili çok şey biliyorum.
-Öyle mi?
- Evet. Biliyor musun, çocuklar okula ilk başta zor alışırlar.
- Bak seeen. Peki sonra ne olur?
- Ama sonra okulu çok severler, bu sefer de hiç okuldan çıkmak istemezler.
- Hmm, peki bilgilendirdiğin için teşekkürler (İçimden: Küçük sıpa, nasıl da bilmiş bilmiş konuşuyorsun sen?!)
DEVAMINI OKU

23 Aralık 2013

Uzun bir haftasonu

Cuma gecesinden beri bir geçiş dönemi içindeyiz Bambino ile.

Uyurken m.e.me emmeyi bırakıyor kendisi artık.

Bir süredir ike.a katalogunda beğendiği yatak hakkında konuşuyorduk. Yatak merdivenle çıkılıyor, o nedenle akşam yatarken ve gece boyunca annenin Bambinonun yanına gelmesi mümkün değil diyorduk. O yüzden artık em.meden uyuyacak, diğer zamanlarda ise eski düzene devam. Bambino her defasında bu plana tamam diyor ve yatağı istediğini söylüyordu.

Bu haftasonu, hiç planda yokken, uykuya geçme konusunda değişiklik yapma zamanı oldu bizim için. Benim için de yeni bir durumdu bu, Bambino için de. Normalde bakıcı teyzesi ve babasıyla kendi kendine uykuya geçiyor ama ortamda ben varsam sadece e.m.erek uyumak istiyor.

Nasıl başladık bilmiyorum ama bir şekilde bu konu gündemimize giriverdi ve biz 3 gecedir Bambino ile yanyana yatıyoruz. Ancak en uzun gece olan 21 Aralık 2013 gecesinin bizim için çok çok çok uzun sürdüğünü ve üzücü pek çok şey yaşandığını da kaydetmeden geçmeyeyim.

Pazar günü yine hiç planda yokken bir önceki gece yaşadıklarımızdan sonra  i.k.ea ya gidip yatak almaya karar verdik. Bambino katalogda gördüğü yatağın gerçeğini gördü ve tutarlı tavrını koruyarak, diğer yatakları da göstermemize rağmen seçiminde kararlı davrandı. Yatağı aldık ama arabaya hep birlikte sığmadığımız için Bambino ile ben otobüslerle eve döndük, kojo da yatağı eve getirdi.

Bindiğimiz ikinci otobüs çok doluydu ve yolcuların çoğu üniversite öğrencisiydi. Bambino her zamanki gibi yanında oturan kişiyle sohbet etmeye başladı. Biraz hoşbeşten sonra dedi ki:
- Ben m.e.meyi bıraktım artık.
Anında tüm otobüsten "puhahahaahaa" sesleri yükseldi ve herkes gülmeye başladı :)
- Oğlum rezil ettin beni tüm otobüse :))

Muhtemelen bu süreç sonlanana kadar bu sahneyi daha çoook yaşayacağız :)

Eve geldik, yatağı kurduk ve ne oldu bilin bakalım?
Bambino o kadar mutlu oldu ki, her zamanki gibi mutluluğu çenesine vurdu :)
Heyecandan uyuyamadı ve devamlı konuştu, bir yandan da onlarca kere yatağına inip çıktı :)

Gecenin finali anne babasının aynı odadaki yer yatağında oldu :) Bir ara uyanıp yatağına çıkmaya teşebbüs ettiyse de, ne düşündüyse, geri indi ve yanımızda uyumaya devam etti.

Benim için önemli olan nerede uyuduğu değil, nasıl uyuduğu. Uyku öncesi dışında istediği zaman emebileceğini bilen Bambino, bunun rahatlığı ile kendi kendine uyumaya başladı gibi. Gerisi de zamanla olacak, biliyorum.

Çok ilginçtir ki, vücudum artık süt üretmiyor. Ve evet, şimdiye kadar süt üretimi çok iyiydi, birkaç hafta öncesine kadar emdiği her seferinde susuzluğunu giderecek kadar süt geliyordu. Artık o kadar gelmiyor. Vücudum bu sürecin sona yaklaştığını söylüyor. O zaman doğru zaman bu zamandır. Doğa her zaman en iyisini bilir.
DEVAMINI OKU

11 Aralık 2013

Yavru Kuş Uçtu Yuvadan

Bambino bir ilki gerçekleştirdi sevgili okurlar.
Kendi isteği ile iş için İzmir'e gidecek olan babasına birlikte gitmeyi teklif etti.

Babannesi ile amcasını görecekmiş.
Uçağa binecekmiş, havaalanında uçağın yardımcı arabalarını izleyecekmiş.
Mavi sırt çantasını alacakmış.
Sonra vazgeçmiş, çekçekli bir çanta götürecekmiş.
Çekçekinden tutup hiç bırakmayacakmış.
İçine taşıyabileceği oyuncakları koyacakmış.
Babannesiyle amcasının ona okuması için kitaplar yerleştirecekmiş.
Oyuncaktan başka birşey koyunca ağlayacakmış çünkü çanta onun çekemeyeceği kadar ağırlaşırmış.
Babası başka çanta alsınmış, o kendi çantasını taşıyacakmış.
Havalanına gideceği sabah erken kalkılacakmış, olsunmuş, kalkarmış.
O gece deliksiz uyuyacakmış, normalde en az bir kere uyanan çocuk.
Sabah onu kaldırınca "Kendim erken uyandım" diye sevinecekmiş.
Birazcık "Anne sen de gel" dese de sonra kendini yolculuk heyecanına kaptırıp bir daha demeyecekmiş.
Güle oynaya üstünü değiştirecek, paket yapılan kahvaltısını bir eline, çekçekli çantasını diğer eline alıp yola koyulacakmış.
Mutlu mutlu İzmir'e gidecekmiş.
Annesi evde tek başına kalacakmış.
Evden başkalarının gitmesi anne için yeni bir duyguymuş.
Ama çok eğleneceklerini, sevdikleriyle çevreleneceklerini ve ertesi akşam geri döneceklerini bildiği için üzülmemiş hiç.
Yine de akşam eve gidince ortalıktaki oyuncakları görünce duygulanacağını hissediyormuş.
Olsunmuş, böyle de güzelmiş.

Güzel başlayan hikaye güzel devam etsinmiş :)
DEVAMINI OKU

4 Aralık 2013

Bambino 38 Aylık

 
Bambinomuz bir ay daha büyüdü.
Son ay içerisinde gözlemlediğim en büyük değişim gerçekten adam ve birey olduğu.
Her konu için fikir beyan ediyor, kendi düşüncelerini açıkça ifade ediyor.
Sebep-sonuç ilişkilerini çok doğru bir şekilde kurabiliyor.
En önemlisi çok güzel çözüm önerileri getiriyor ve çoğunda "Evet ya, ben bunu niye hiç düşünemedim?" dedirtiyor.
Gözlem yeteneği çok gelişmiş.
Empati yapıp karşısındakinin ruh halini anlıyor ve sorun varsa yardım ediyor.
Paylaşmayı seviyor, sevdikleriyle her eşyasını, yemeğini paylaşıyor.
Kendi istediği kadar kendini sevdiriyor :)
Çok kararlı ve inatçı. Tuttuğunu koparıyor.

En sevdiği renkler: Koyu mavi, koyu yeşil, koyu kırmızı. Bu renklerin açık renklerini bile sevmiyor.

En sevdiği yemek: Makarna, brokoli, karnabahar, ekşi olan herşey.

En sevdiği arkadaşı: Park arkadaşı Can, bir de Doruk.

Tam saatleri öğrendi epeyce.
Zaman kavramını ve rakamları öğrenmesi bayağı işe yaradı. Artık "Saatin büyük kolu x'e geldiği zaman yatıyoruz/yemek yiyoruz/eve gidiyoruz" diyebiliyoruz. Uymak zorunda kalıyor çoğunlukla.
Her akşam sevdiği bir oyuncağını yatağının yanına koyuyor.
Bazı geceler yatağının yanına yiyeek koyuyor, gece uyanıp yiyecekmiş :) Ve gerçekten de sırf yemek için uyanıyor :) Tutarlı :)
24 Kasım 2013 günü ilk yo.utu.be videosunu izledi: NASA'dan uzaya atılan roket ve uzay aracının uzaya gitmesi ve dönmesi.
Onun dışında telefondan çektiğimiz videoları izliyor, fotoğraflara bakıyor.
Son ay içinde benim telefonumu alıp fotoğraf çekmeye başladı. Giderek daha güzel pozlar yakalıyor.

Gelecek hafta kojonun 2 günlük İzmir seyahati var. Bambino gitmek istediğini, babanne ve amcayı görüp geleceğini söyledi. Ağzımız açık kaldık kojoyla. Sanırım bu defa "Kuş yuvadan uçuyor" artık.
Çok çabuk geldik sanki bu aşamaya, öylece kalakaldım.
"Nasıl gideceğim bu yavruyu bırakıp?" diyerek en fazla 1 geceliğine gittiğim iş seyahatlerinden sonra Bambinonun bu ani kararı şaşırttı beni. Kerata, kendi gidiyor beni bırakıp :)
Buna da şükür, çok şükür, bin şükür.
Kojoya da dediğim gibi "Bu çocuk bu gidişle 10 yaşına geldiğinde 'Ben Yeni Zelanda'ya gidiyorum' diye karşımıza gelir" :)
Gelir mi, gelir :)
DEVAMINI OKU

6 Eylül 2013

Tatilden Kalanlar

2006'den beri deniz tatili yapmamışız biz.
Deniz kıyısına gitmişiz, denizi görmüşüz ama deniz tatili olmamış hiçbiri. Bu kadar uzun hele hiç olmamış.
Bambino doğduğundan beri doğru dürüst hiç denize girmemiş, kumlarda oynamamış.
Seyahati sevdiğim için bir yerde 10 gün kalmak bana gereksiz ve sıkıcı görünürdü hep.
Yanılmışım.
İnsanın aynı yerde 10 gün kalıp gerçekten dinlenmeye ihtiyacı varmış.
Tabi çocukla dinlenme ne kadar dinlenme oluyor tartışılır ama benim için dinlendiğimi hissettiğim anlar doğayla bütünleştiğim, sukunet ve sessizlik yakaladığım, içimdekilere kulak verdiğim, doğal olanı yaşadığım, kendimleştiğim zamanlar diyebilirim.
Denizle olan hasretimiz bunca yıldan sonra ancak dindi.
Her gün belli bir rutini takip etmek hem bize hem Bambinoya iyi geldi.
Yeni insanlar tanımak, onları rutinimize dahil etmek güzel oldu.
Demek ki neymiş?
Yapmak lazımmış böyle dingin tatiller.

Tatilde okuduklarım, gördüklerim, gözlemlediklerim, kendime dönüşüm yeni pencereler açtı bana.
Bana ilham olan herşeye şükranlarımı sunuyorum:

* Psikeart Tembellik sayısı (Instagramda ara ara metinlerden paylaştıklarım oldu, buraya da yazacağım inşallah)

* Birbirinden güzel ve insanı baştan çıkaran çiçek kokuları

* Bakmaya doyamadığım rengarenk çiçekler

* Tabi ki deniz kokusu, dalga sesleri, kumların verdiği hiçlik hissi

* Bana ilham verdiğini tatil bittikten sonra anladığım Lost'taki Jack'e benzeyen çocuk

* 3 kişilik sakin, dingin, uyumlu aileler

* 4 kişilik koşturmaca içinde gün geçiren ve akşama pilleri biten aileler

* Doğa ile içiçe olmanın yaşattığı sorgulama halleri, içe dönüş, içe bakış

* Yeşilin her tonunu her an birarada görebilmek

* Uzun yeşil çam ağaçlarının altındaki serinlik

Ortaya karışık tatil kareleri:





















DEVAMINI OKU

SOSYAL AĞLAR


İZLEYENLER

Blog Arşivi

HER GÜN MUTLAKA

NE ARADINIZ, YARDIMCI OLALIM?

Kişisel Blog

Copyright © Benden ve Bizden | Powered by Blogger
Design by Lizard Themes | Blogger Theme by Lasantha - PremiumBloggerTemplates.com