Bambinodan inciler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bambinodan inciler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Aralık 2016

74 Aylık Bambinodan İnciler

- Ayağım kaşınıyor
- Hangi ayağın?
- Sooaağ
:)

- Anne, bu tür taklitler yapman hiç hoşuma gitmiyor!
- Peki oğlum.
(Ezik mode on)

Yaptığı yapbozu dik olarak tutup sergilemeye çalışınca yardım etmek için elinden alınca tüm parçalar bir anda yere düşüverdi.

- Anne! 20 saattir uğraştığım şeyi mahvettin! Tüm emeklerin boşa gitti!
(Bu cümleyi kuran biri 6 yaşında olamaz, hayal mi görüyorum ne?!)

Bambino büyüdükçe bazı zamanlarda (bazıdan daha fazla hatta) kendimi karşısında çocuk gibi hissediyorum :)

Bambino kendisi hedef alınarak yapılan şakalardan pek hoşlanmıyor, kendine lakap takılmasını sevmiyor. Hikayelerde adının geçmesinden haz etmiyor.

Bildiğin salon adamı.

O tam bir beyefendi :))

Servis arkadaşları seviyor diye iş çıkışı beni arayıp altın çilek siparişi verecek kadar düşünceli.
Ve plancı. Öyle ki, telefonda bana altın çileği nereden almam gerektiğini bile söylüyor :))

Zihni durmaksızın çalışan ama zihninin de kurbanı olan bir çocuk Bambino.
Korkuları var çünkü. Zihninin oyunları işte.
Karanlıktan korkuyor, hırsız geleceğinden korkuyor, yalnız olmaktan korkuyor.
Bu da geçer elbet.
Başka şeyler başlar :)

Hassas oğlum benim!
Seni çok seviyorum!!!

DEVAMINI OKU

2 Aralık 2016

Balığa Gidelim


Haftabaşında bir akşam anneanneden almaya gittim çocukları.
Hava nasıl soğuk, zaten karanlık çökmüş.
Bir an önce eve ulaşmak tek amacım :)

Bambino elinde bir dal parçası ile göründü uzaktan. Dala bağlanmış upuzun bir misina ve ucunda da nerden akıl edildiyse hani böyle musluk başı gibi ağır, metal bir parça. Ağırlık yapsın diye düşünülmüş belli ki.

Bambino: Anne, beni şimdi Eymir'e götürür müsün, eve gitmeden önce?
Ben: Hı?
Bambino: Anne, bugün olta yapımı atölyesine katıldım, işte bu oltayı yaptım. Şimdi de balığa gitmek istiyorum.
Ben: Anladım ama şimdi akşam oldu yavrum, çok karanlık.
Bambino: Ama balık tutmak için görmeye gerek yok ki, balık gelince hissediyorsun zaten.
(Sanırsın 40 yıllık balıkçı!)
Ben: Hmmm (Dumur vaziyette) ... Peki, nerde tutacaksın, kayığımız falan yok?
Bambino: Kenarda durup tutabilirim, açılmaya gerek yok.
Ben: Hava çok soğuk?
Bambino: Arabanın içinde dururum gölün kenarında.
Ben: (Ne diyeceğini bilemez halde, aklına gelen ilk şeyi söyler) Anladım, bu konuyu babanla konuşsan daha iyi olur (Topu kojoya atmaca)

Pek tatmin olmayan Bambino, yolda kendi çözümünü kendi bulur:

- Anne, bari küveti dolduralım da orada balık tutayım ben!

:)))

Ben: Bak o olabilir işte :)

Sonuç?
Eve gidilir, küvet doldurulur. Bambina abisinin dibinden ayrılmadığı için ikisi birlikte balık tutmaca oynarlar. Oltanın ucundaki ağırlığın yarattığı tehlike potansiyeli nedeniyle ben de başlarında beklerim, oyunları bitene kadar :))
DEVAMINI OKU

4 Temmuz 2016

Bambino 69 Aylık

Bambinonun son ayı hastalıklarla mücadele içinde geçti.
Okul kapanmadan önceki hafta pikniğe gitmişlerdi, güneş geçmiş kafasına. Tam bir hafta boyunca yüksek ateş, ishal, eklem ve karın ağrısı çekti kuzucuk.
Bir hafta sonra ancak toparladı.
O haftasonu dışarıda rüzgar yemiş, sonradan farkına varmışız.
4 gün boyunca yine yüksek ateş ve nezle/grip belirtileri ile yattı Bambino.
Vücut tam toparladı, çok iyi, diye düşünürken, yediği bir lokmacık dondurmadan boğazı şişti bu defa da.. Demek ki tam toparlanamamış, ateşi yine çok yükseldi.

3 hafta boyunca farklı nedenlerden de olsa ortak belirti olan yüksek ve inatçı ateş Bambinoyu çok yordu. Halsiz ve güçsüz düştü. Kojoyla birlikte uykusuz günler ve geceler geçirdik, biz de yorulduk. Hatta en sonunda tüm tahlilleri yaptırdık: Çi.ş, gaita, kan, alerji. Sonuç: Virütik, beklemekten başka yapacak birşey yok. 

Bu hafta itibariyle biraz kendine gelmeye başladı Bambino ama hala çok güçsüz. Bunca sıcak havada azıcık rüzgar esince burnu akmaya başlıyor :( Sabahları bir sürü vitamin ve takviye ile güne başlıyor, proteine ağırlık vermeye çalışıyoruz ama iştahı çok yok hala..

Yaz ayları için Bambino ile tüm legolarını tekrar yapma projesi başlattık, elimizden geldiğince her akşam bir legosunu tekrar yapıyoruz. Tüm parçaları renklerine ayırıp kutulara koyduk. Lego yapacağımız zaman yere kocaman bir örtü seriyoruz, üstüne tüm kutuları koyuyoruz, Bambino lego kitapçığından hangi parçayı istediğini gösteriyor, birlikte arayıp buluyoruz (ki bu kısım çok uzun zaman alabiliyor, hatta bazen sinir ediyor bizi) ve Bambino parçaları birleştirip legosunu tamamlıyor. Yeni bir oyuncak almış gibi seviniyor her seferinde, çok özlemiş eski legolarını :) Onları özenle dolabının üzerinde sergiliyor ve olabildiğince kardeşinden koruyor :)

Uzun süren hastalıktan yeni yeni iyileşen bir kuş yavrusunu nasıl korumak gerekiyorsa, biz de Bambinoyu o derece korumaya çalışıyoruz bu aralar. Eski gücüne ve neşesine kavuşsun diye anne-baba kuş olarak çırpınıp duruyoruz. Allah tüm yavruları korusun. Bunca üstüne titrediğimiz evlatlarımızın hep iyiliklerini yaşatsın. Hayat tamamen belirsiz ve kaotik. Tüm anne babalara güç, cesaret ve sabır diliyorum. 

Bambino bana çok düştü bu süreçte. İyi tarafı, afedersiniz ter koumu bile muhteşem bulan biri var şu anda karşımda. Benimle aşk yaşıyor :) Akşamları birlikte lego yaptıktan sonra yatma hazırlıkları ve yatağa geçişte yine birlikteyiz. Defalarca sarılıp koklaşıyoruz.
"Anne, ne tatlı bir kokun var"
"Anne çok güzelsin"
"Anne, yumuşacıksın"
Benden mutlusu yok :)

Kötü tarafı, en ufak bir olumsuz söz söylemem, mimik yapmam bile onu çok üzüyor hatta ağlamasına neden oluyor. Öyle kırılgan ki.. 
Bayramdan sonra gitmek zorunda olduğum iş seyahatimin haberini verdim dün, hemen dudakları büzüldü, sesi titremeye başladı. 
"Sen olmadan burada durmak istemiyorum ama buna mecburum" 
diyerek olgunluk sergilemeye çalıştı ama içine aktı gözyaşları o sırada, fark ettim :( Sözü ona getirmek istediğim legolara getirince yüzü aydınlandı ve biraz toparladı.
"Kardeşim için çok zor olacak anne, seni çok özleyecek" 
deyince içim parçalandı, itiraf ediyorum :(((

Bu arada, buraya not düşmem gereken bir konu var: Bambino ilk defa yanında anne ya da babası olmadan kendine verilen bir bütçe ile kendine, bana ve kojoya hediye aldı :))) Tarih 30 Haziran 2016. M.T.A Müzesine gittiklerinde kendine hatıra madeni para (üzerinde araştırma gemisi resmi var), bana trex'li bir kitap ayracı, babasına da fosil şeklinde bir anahtarlık almış :)
"Anne, sana aldığım ayraç çok ucuzdu. Kaç liraydı biliyor musun? Sadece 1 lira!"
:))
Hediyelerimizi tek tek verdi.
Tabi kojoyla ben eridik bittik, "Büyümüş de bize hediye alırmış" dedik :)
Toplamda 10 lira olan bütçesi ile 10,5 liralık harcama yaptığını da anlattı. Biraz aşmış ama sorun olmamış :)))
Düşünceli oğlum benim..

Ben seni çok ama çok seviyorum Bambino, kelimelerle anlatmam mümkün değil...
DEVAMINI OKU

4 Haziran 2016

Bambino 68 Aylık


Bambino son ay içerisinde boy attı, kıyafetleri küçük gelmeye başladı.

Yeni kıyafet alma vakti geldi, neyseki sezon değişti; şortlar, kolsuzlar giyme zamanı geldi :)

Kilo ise aynı diyebilirim, 18 kilo ile devam ediyor yoluna. Çiti çiti bacakları gördükçe üzülüyorum bazen ama önemli olan dirençli ve sağlıklı olması diyorum sonra :) Tipik Türk annesi refleksi işte :P

Legolar yine en iyi arkadaşı. Okulda, evde, serviste, her an her yerde legolar ile ilgilenirken görülebilir Bambino :) 

Her gün evde kojoya ya da bana "Bana bir Batm.an, Ro.bin ve Su.perm.an hikayesi analatır mısın?" diye soruyor kuzucuk :) Başlıyoruz anlatmaya. Biri bitince; "İkinci bölümde neler oluyor acaba?" diyerek ikinci hikayeyi anlattırıyor kurnaz tilki :) Bazen de üçüncüyü ve dördüncüyü. Benim hikayelerimde bu süper kahramanlar gayet dünyevi bir yaşam sürüyorlar; kahve içmeye gidiyorlar, evde maskelerini çıkartıp terlik giyiyorlar, birlikte yemek yapıyorlar, ormanda piknik yapıyorlar :))) Bu dünyevi hayatı fazla bulan Bambino aralarda müdahale edip lazer ışınlarını, uçma yeteneklerini ya da başka olağanüstü özelliklerini hatırlatıp hikayeye koyduruyor hemen :)) Kojonun anlattığı hikayeler daha orijinale yakın oluyor ama bu sefer de Bambino onları dünyevileştiriyor :))) Ortaya karışık bir şekilde geçiriyoruz bu vakitleri :) Öğreten anne moduna giriyorum ben bazen; "Superman dişlerini fırçalıyormuş yatmadan önce" filan diyorum, gülüyoruz birlikte :)) Bambino en çok Batman'i seviyor onların arasında. Batman'e kendisine ait olan bir özellik yükleyince yüzüne bir gülümseme yayılıveriyor, gevşiyor ve mutlu oluyor hemen :)) "Batman en çok mavi rengi seviyormuş" diyorum mesela :)

Kardeşi ile arasında aşk ve nefret ilişkisi var Bambinonun. Abilik yapmanın kardeşini korumak ve kollamak olduğunu düşünüyor ve kişiliğine de çok uyan bu nitelikleri her an kullanmak isteyebiliyor. Ama özgür kız Bambina, abisinin koruma ve kollama hareketlerini "özgürlüğünü kısıtlama" olarak algılayınca kıyamet kopuyor! Geçenlerde parka gittiğimizde Bambino bana gelip "Kardeşim beni sevmiyor" diye ağladı :( Bambina abisini yakınlarında istemiyordu çünkü abisi onu korumak için devamlı "Hayır, oraya çıkma; hayır, oradan kayılmaz" gibi yasaklar koyuyordu. Üstüne üstlük parktaki 8 ve 5 yaşlarındaki iki kız kardeş Bambinayı yakın markaja almış, onunla aşırı ilgileniyordu ve Bambina bundan hoşlanıp onlara karşılık veriyordu. Bu nedenle Bambina abisinin hareketlerine daha fazla dayanamadı ve abisi yanına yaklaştığı an bağırıp çığlık atmaya başladı (henüz konuşamıyor kendisi!). Bambino da yüksek ses konusunda oldum olası çok hassas olduğu için yüreği daha fazla dayanamadı ve bana gelip ağlamaya başladı. "Ben onun abisiyim, ona kural koyma hakkım yok mu, niye bir tek siz yapıyorsunuz bunu?" demesin mi bir de?! Ben de onun da parkta eğlenmesini istediğimi, ben varken kardeşine kendimin bakabileceğini, onun rahatça eğlenip oynayabileceğini, kardeşinin beni bile bazen hiç yakınlarında istemediğini, farklı insanlar görünce onları merak ettiğini ve dikkatini onlara yönelttiğini ama bunun bizi sevmediği anlamına gelmediğini anlatmaya çalıştım. Ama yavrucuğun kalbi fena kırıldı. 

Bazen de durum tam tersi olabiliyor. Bambino kardeşinin mesela legolarıyla oynamasını asla istemiyor; hem paylaşmak istemediği için hem de çok küçük parçaların Bambinaya zarar verebileceğini düşündüğü için. Bambina ise abisinin elindeki herşeyi istediği için legoları da istiyor ve başlıyorlar bağırış çağırışa. Bambino odasının kapısını kapatıp kardeşini içeri almıyor ve Bambina ağlayarak oradan ayrılıyor. Bu sahne genelde her gün yaşanıyor :))

Çok kibar ve bir beyefendi Bambino, genelde yani :)) Her gördüğüne "İyi günler, merhaba, günaydın, kolay gelsin, hayırlı işler" der mutlaka. Tanıdık olsun ya da olmasın, partmanda karşılaştığı herkese selam verir. Gülerlen ağzını eliyle kapatıyor, çok seviyorum o halini :)) Kibarcığım benim :))

Bambino doğuştan getirdiği değerlerini büyüdükçe sergilemeye devam ediyor. Adalet Bambino için çok önemli bir değer mesela. Adil olmak, adaletli davranmak çok ama çok önemli. Bu değer empati yeteneği, iyi olma isteği ve durumları doğru analiz edebilme yeteneği ile birleşince çoğu zaman karşımdaki çocuğun 5,5 yaşında bir çocuk olduğunu unutuyorum! Bazen benden bile olgun ve çözüm odaklı davranabiliyor, itiraf ediyorum :)) Umarım doğru kişilerle karşılaşır hayatı boyunca ve doğru bir işte çalışır büyüdüğünde. Bu değerleri koruyabileceği ev geliştirebileceği yerde olur her daim...

Önümüz yaz. Çalışan anne-baba olarak Bambino için bir yaz planı yapmamız gerekiyor, mecburen. Bu yaşta çocuğu oradan oraya sürüklemek istemiyorum ama 3 ayı da evde geçirmesi hem ona hem Bambinaya bakan anneannesine büyük haksızlık olur diye düşünüyorum. Sanırım yaz okulu denen çılgınlığa biz de bulaşacağız. Rekabetten uzak, eğlence amaçlı, uygun bir yer bulmayı umuyorum. Bu konuda her türlü tavsiyeye açığım :)

DEVAMINI OKU

4 Nisan 2016

Bambino 66 Aylık - 5,5 Yaşında

"Anne, sen iyisi ben seninle evleneyim, babam da Bambina ile evlensin. Böylece ayrılmamış oluruz."

"Evlenince senden ayrı bir yerde yaşamak zorunda mıyım?"

"Ben kimin babası olacağım peki?"

"Çocuğumun annesi kim olacak?"

"Sen Bambinanın çocuğunun anneannesi, benim çocuğumun babannesi olacaksın."

"Hep Bambinaya sarılıyorsun, biraz da bana sarıl"

"Bambinayı aldığın gibi beni de ayaktayken kucağına alır mısın?"

"Biraz da bana doğru dön anne yatarken, hep Bambinaya dönüyorsun"

"Anne benimle eve gelir misin, babam kalsın parkta Bambinayla?"

"Anne beraber lego oynayalım mı? Tek başıma oynamak istemiyorum"

"Dişimi çok kısa fırçalasak olur mu?"

"Çok canım çekiyor ekmeklerden, kaldırın lütfen!" (Alerjisi nedeniyle yiyemiyor)

"Ama şimdi de peynir canım çektiiiiii!"

"Şimdi de xxx canım çekiyoooooor!" (Bitmez bu muhabbet)

"Jimnastik yapmak istiyorum ama evde, kursa gitmem ben"

"Biliyor musunuz, Batman'in şusu varmış, Süperman de böyle böyleymiş. Okulda A.D. söyledi"

"A.D. şuralara gitmiş, şunları çok seviyormuş, en çok şunu yermiş..."  A.D. aşağı, A.D. yukarı, A.D. şöyle yaptı, A.D. böyle dedi. En iyisini A.D. bilir....

"Anne, A.D. bana iyi davranmadı. Canımı acıttı ve sonra hiç gelip birşey söylemedi." ("Değer verildiğin kadar değer vermelisin o halde" diyoruz ama nafile! Herşeye rağmen çok seviyor onu. Vazgeçemiyor. Kafasını çarpa çarpa öğrenecek ve biz bu konuda hiç bir şey yapamayacağız... Kabullendim bunu.. )

"3 saatlik araba yolculuğu çok uzun. Lütfen bundan sonra 1 saatten fazla uzun yerlere uçakla gidelim." (İstanbul'dan Edirne'ye giderken yolda söylüyor bunu) (Evet, Edirne'ye gittik ama yazacak ortam olmadı)

"Anne lego kamyonum güzel mi?"

"Anne lego polis arabam güzel mi?"

"Anne lego kutup oyuncağım güzel mi?"

"Lego oynayalım. Şimdi önce kuralları söylüyorum. Sen şunu yapacaksın, şöyle diyeceksin, sonra ben şunu diyeceğim, şöyle olacak... [Tüm oyunu göstererek oynadı bunları anlatırken]... Ve oyun orada bitecek, tamam mı?.. Haydi şimdi başlayalım!"

"İngilizce öğretmenimiz Yunanistan'a geri dönmeye karar verdi. Cuma günü çemberde anlattı. Kalbim çok kırıldı."

"Öğretmenimi çok özlüyorum. Keşke gitmeseydi."

"Bambinaya greyfurtumdan bir parça bile vermem. Verecekseniz bana yeni greyfurt soyun."

"İstediğin kadar konuş, hayatta o spreyi burnuma sıktırmam."

"Saçlarımın bu halini ben de beğenmiyorum, baba beni berbere götürür müsün? Bu akşam gidelim hemen."

"Şimdi şöyle yapacağız: Anne sen Bambinayla evde kal. Ben babamla kursa gideyim. Oradan çıkınca da gezeriz."

"Şu lego ne kadar güzel değil mi? Keşke benim olsaydı. Alın demiyorum, tamam"




DEVAMINI OKU

16 Aralık 2015

I Love You Son

Buraya yazacak vakit ve enerji bulamadığım ama son bir haftadır hastalıklarla uğraşan bendeniz artık yorgunluktan pes etmek üzereyken vuku bulan bir olay beni yeniden şarj etti bile.

Bambinayı uyuturken anne sütü verdim ama kız hastalıktan onu bile çıkarıyor. Akşam yine her tarafıma kusmuş, acil değişecekleri değiştirdik, falan filan..

O halimle (tam temizlenemedim) Bambinoyu uyutmaya gittim (Kojo yok muydu diye sormayın, kendisini görürsem söylerim :P ). Ben o feci halimle oğlana yanaşmak istemiyorum, o da tam tersi sırnaşmaya çalışıyor bana.

İşte o anda söylediği bir cümle sihir gibi etki etti bende:

- Ne güzel kokun var anne!

Eriyip bittiğim andır o an!

Sonrası sarılıp koklaşmaca tabi :)))
DEVAMINI OKU

5 Temmuz 2015

Bambinonun Para Kazanma Telaşı

Bambino 3 Temmuz 2015 tarihinde ilk defa kendi biriktirdiği paralarla kendine birşeyler aldı :)

Daha önce de kumbarasını doldurduğu olmuştu, belki geçen sene, tam hatırlamıyorum (bloga yazmanın faydaları!). O zamanki para bir küçük altının yarısı kadar ediyordu, ben de bir o kadar daha üstüne koyup küçük altın almıştım, Bambino için saklamak üzere. Bir miktar parayı da başka çocuklara yardım etmek üzere ayırıp oyuncak arabalar almıştım. Ancak o arabalar Bambino verecek kimseyi bulamadığı (!) için Bambinoya kaldı, kimseye vermeyip kendi oynadı :))

Bu aralar Bambino her gun Rusça (en iyi videoları Ruslar yapıyormuş bu konuda) lego videoları izliyor. Legoları oynatıp video çekmişler, çoğu amatörce bana göre :) Bambino özellikle hırsız-polis legolarının videolarına bayılıyor, yatıp kalkıp onları izlemek istiyor. Evde devamlı hırsız-polis muhabbeti konuşuluyor :) Tabi Bambino büyüyünce polis olacak, başka ne olacaktı ki :P

İşte Bambinonun lego hevesi bu videolarla katlanarak arttı. En sonunda kumbarasındaki paralarla lego almaya karar verdi (Bir önceki kararı o paralarla yazın mısır almaktı :) ). Gittik legocuya, Bambinonun parası bir küçük bir de orta boy lego almaya yetti, maşallah :) Satıcı abisinin eline bozuk paraları verdik bir güzel, çok komikti :) Paraları saydı, yaklaşık 3 tl'si de arttı.. Bambino Cuma gününden beri aldığı legolarla yatıp kalkıyor. Videolarda görünce daha bir hoşuna gidiyor legoları.

Aslında Bambinonun amacı en büyük lego setlerinden biri olan polis karakolu legosunu almaktı. Ama çok pahalı geldi. Şimdi yeni aldığı legolarla oynuyor ama aklı fikri karakol legosunda.

Evdeki muhabbet o legoları nasıl alabileceği yönünde devamlı.
Yakında bayram geliyor şansına. 
"Bayramda çocuklar sevindirilir" dedim Bambinoya. Bana dedi ki "Lego alınarak mı sevindirilir mesela?" Dedim ki "Genelde çocuklar büyüklerinin elini öper, büyükler de çocuklara bayram harçlığı verir. Bu şekilde para biriktirebilirsin". "Hmmm", dedi Bambino, "Ama bu çok uzun sürebilir ve o kadar beklemek istemiyorum, ben hemen almak istiyorum o legoyu. Düşündükçe çok heyecanlanıyorum anne" :)

Bambino para biriktirmenin yollarını düşünürken ona küçükken apartmanın önünde sergi açarak kendi eşyalarımı satmaya çalıştığımı anlattım. Bu fikri çok beğenen Bambino odasına gidip satabileceği birşeyler aramaya başladı. Ve üzgün üzgün yanıma gelip "Ama ben bütün eşyalarımı çok seviyorum, hiçbirini satmak istemem." dedi. Biraz sonra "Kitaplarıma bir bakayım" diyerek gitti kütüphanenin olduğu odaya. Oradan da eli boş çıkınca kitaplarının bir kısmının olduğu salondaki dolaba bakmayı akıl etti bu defa. Birkaç dakika sonra sevinçle geldi yanıma. "Buldum anne, bu kitabı satacağım". Elindeki kitap şuydu:
Daha önce hiç okumadığı bu kitabı satmaya layık bulmuştu Bambino. "Peki" dedim.
"Hadi anne gidip dışarıda bu kitabı satalım. Ama önce bir etiket yapayım, fiyat yazayım üstüne."
Odasına gidip fiyat etiketi yaptı, üzerindeki fiyat "225 tl" idi :)) "Ben ikiyüzyirmibeş lira biraz fazla değil mi?" deyince bana "Hayır o iki yirmi beş, senin dediğin değil" dedi. :)))

Kitabın arkasında satış fiyatı olduğunu, orada yazan fiyattan fazlaya satmak isterse kimsenin almak istemeyebileceğini söyledim. Gidip fiyatı değiştirdi. Yeni fiyat 100 tl idi :)) O noktada daha fazla müdahale etmemeye karar verdim.

"Anne, sen benim yardımcım ol, hadi gidip dışarıda satalım bu kitabi" dedi.
Aldık Bambinayı da yanımıza, gittik parka.
Saat 11 civarı, güneş tepede, parkta gölge yer bile yok neredeyse. Oturduk bir banka, Bambino bir yandan sıkutırına biniyor, bir yandan da gelen giden var mı diye kolaçan ediyor. 

İki kadın geldi 10 dakika sonra. Yürüyüş yolunda yürümek istediler.
Bambino çok heyecanlandı.
"Anne, kitap var, kitaaap diye bağırayım mı?"
"İstersen bağırma ama yanlarına gidip kitap sattığını ve almak isteyip istemediklerini sorabilirsin" dedim.
Bambino biraz tereddüt etti. Sonunda "Anne, utanıyorum biraz, birlikte gidelim mi?" dedi :)
Biz konuşurken kadınlar da bu sıcakta yürüyüş yapamayacaklarını düşünmüş olmalılar ki parktan ayrılmak üzere yön değiştirdiler.

Ve Bambino ilk potansiyel müşterilerini böylece kaçırdı :)

Biraz daha oturduk, Bambino sıkutırına bindi. Bambina abisini izledi, öyle hoş ve boş bir Pazar günü geçirmeye başladık :)

15 dk sonra ufukta bir dede ve bir erkek ve bir kız torun belirdi :)
Bambinonun ağzı kulaklarında tabi :)
"Geliyorlar yaşasın!"

Bu defa daha cesur ve girişken bir Bambino vardı karşımda.
Onlar parka girer girmez yanlarına gidip aynen şöyle dedi bizimki:
"Merhaba, ben bir kitap satıyorum, almak ister misiniz?"
Dede çok etkilendi bu giriş cümlesinden :)
"Demek bir kitap satıyorsun, kitabın adı nedir?"
"Kaka"
"Neee, kaka mı? Puaaaah" diye gülmeye başladı çocuklar :)
Dede dedi ki: "Hmm, hiç böyle bir kitap ismi duymamıştım"
Adamın yüzünde acaip bir ifade belirdi, şaka yaptığını düşündü galiba :)

Onlar bir banka otururken Bambino yanıma gelip kitabı kaptığı gibi geri gitti yanlarına.
"İşte bakın. Hayvanların kakalarını anlatıyor bu kitap"
"Aaaa, gerçekten de kakaymış kitabın adı!" dediler.

Biraz sayfa karıştırıp neler anlattığını anlamaya çalıştı Dede kişisi.
Ben uzakta oturuyordum, ayrıntıları duyamadım ama bu sırada birbirlerinin adlarını, okullarını, yaşlarını öğrendi hepsi. Arada "Memnun oldum" diyordu Bambino. Dede dedi ki: "Çok kibar bir çocuksun sen" :)

Az sonra Bambino yanıma geldi.
"Almadılar kitabı anne" dedi.
Dedim "Neden almadılar sordun mu? Fiyatı mı pahalı gelmiş yoksa başka bir şey mi varmış?"
Bambino "Sormadım, dur sorup geleyim" diyerek tekrar gitti yanlarına.

"Neden almak istemediniz kitabımı?" diye sordu.
Büyük kız torun bağırarak cevap verdi:
"Ben kitap okumayı sevmem, hem de hiç. Ödev yapmayı da sevmem, hiç hem de! "
Dede de küçük erkek torunu için benzer şeyler söyledi.

Bambino yanıma geldi ve dedi ki:
"Kitap okumayı ve ödev yapmayı sevmiyorlarmış anne, o yüzden almamışlar. Ne kötü!"

Bambino o çocuklarla biraz oynadıktan sonra Bambinanın uykusu gelince eve geri geldik. 
Bambino tekrar çıkıp satış yapmak için sabırsızlanıyor.
Ona belki farklı birkaç kitap daha satışa çıkarırsa daha çok satış şansı olacağını söyledim ama hiçbir kitabına kıyamıyor ki kuzucuk. Eee, kakalarla ilgili bir kitabı da satmak pek kolay değil. Başka türlü bir kitabı bile satmak epey zor görünüyor bu koşullarda, bu konudaki bir kitabı almaya gönüllü birilerini bulabilir mi bilmem! Bildiğim birşey varsa o da Bambinonun para kazanmaya pek istekli olduğu ve kendi parasıyla kendi oyuncağını almanın tadına vardığı :)

Aranızda "İsmi Lazım Değilin Doğal Tarihi"ni almak isteyen olursa bize bekleriz :) 

DEVAMINI OKU

4 Haziran 2015

Bambino 56 Aylık

Bambino bu aralar dualite dönemine girdi.
Yani bir yandan anneye feci halde bağımlı, anne yanında olsun istiyor her daim.
Diğer yandan ise arkadaşlarıyla olmak, onlarla oyun oynamak istiyor devamlı.
Eğer arkadaşlarıyla oynarken anne yanındaysa Bambino havalarda uçuyor :)
Tabi her zaman bu mümkün olmuyor, olmadığı zamanlarda hangisi eksikse onu düşünüp üzülüyor.

Üzülmek için sudan sebepler yetiyor bazen Bambinoya.
Evde devamlı "Elindeki ile mutlu olmayı öğren" konuşmaları yapıyoruz, henüz işe yaradığınğ görmedim. Ama azimliyiz :)
Depodan bisikletini çıkartırken kaybolan bir oyuncağı aklına gelip üzülüyor mesela.
"Bisiklete bineceğine sevin" diyorum ama nafile. İlle de kaybolan oyuncak. Başlıyor dedektifliğe: "Kim aldı, kim kaybetti, nerede kayboldu, yenisini alalım..."
Bazen hiç bir şey yapmıyorum, üzülmesinin bitmesini bekliyorum.

Dediğim gibi, arkadaşları pek bir kıymetli Bambinonun.
Geçen gün yanıma gelip dedi ki:
-Anne, Kaan haklı... Evet, evet, anne Kaan haklı.
-Kaan haklı demek. Hangi konuda haklı?
- Pusetler bebekler içindir, ben bebek değilim, o nedenle artık pusete binmek istemiyorum.
-Ama uzak yerlere giderken yorulunca pusette oturuyorsun. İyi değil mi bu?
- Hayır, ben artık yürüyeceğim. Puset istemiyorum.

Gayet kesin ve net bir şekilde arkadaşının fikirlerine bizimkinden daha çok değer vermeye başladığının kanıtıdır bu durum :)
Ne diyeyim, kojonun dediği gibi: Allah iyilerle karşılaştırsın!

Bambinonun kardeşi ile arası iyi. Onu seviyor ve kolluyor. Maşallah diyoruz :)

Bambino artık hareketli oyunları seviyor. Ancak bu şekilde enerjisini atabiliyor ve gece iyi uyuyor. Eğer gün boyu koşturmadıysa ya da arkadaşlarıyla oynamadıysa o gece birkaç kere uyanabiliyor, gözlemlerim bu yönde. Yakında okullar kapanınca ne yapacağım bilmiyorum..

Bayağı bayağı okuyor bizimkisi. Tabelalar, broşürler, afişler, seçim pankartları, ne bulursa :) Bir sürü yeni şey öğreniyor tabi, hatta bizim kaçındığımız bazı gerçekleri kendi kendine keşfetmeye başladı. Yapacak birşey yok, hayatı öğreniyor tonton :)

Kızgın öğretmenleri sevmiyor bizimki :) Kızan bir öğretmen gördüğü zaman ondan ilelebet soğuyor, yanına bile yaklaşmak  istemiyor.

Evde de baba ona kızınca koşarak yanıma geliyor, "Kızmadan söyleseydi" diye ağlıyor.. Hassas minnoş..

Bambinonun hayatını en çok kendi zorlaştırıyor, bence bu böyle sürüp gidecek :) Kendine ettiği eziyeti kimse etmeyecek ona :)
Geçen günkü diyaloğumuz şöyleydi:
- Anne, odama şifre koydum. Bundan sonra şifreyi söylemeden içeri girmek yok. Odamdaki kuralları ben koyarım.
-Peki oğlum, nasıl istersen. Şifre nedir?
- 05001580
... Aradan zaman geçer, uyku vaktinde ben Bambinoyu uyutmak üzere odaya giderim..
-Anne şifreyi söyle, öyle gir.
- Hmmm, şey, 050008*??? neydi, böyle miydi?
-Hayır anne, bilemedin, giremezsin o zaman.
-Ama oğlum, seni uyutmam lazım, sonra kardeşini uyutmaya gideceğim.
-Ama olmaz, yanlış söyledin şifreyi.
-Peki o zaman, sen kendin uyu bugün (işime de gelir :P )
- Hayır, sen gelmeden ben uyumuyorum!
- Ama şifreyi hatırlamıyorum işte!
- Beynine sor anne, o sana göndersin şifreyi.
-Tamam, sorayım ama bu biraz zaman alabilir. O zamana kadar ne yapacağız?
-Ben de uyumam o zamana kadar.
- Oğlum uyku vaktin geldi de geçiyor bile. İzin ver bu seferlik gireyim.
- Olmaz anne, şifreyi söylemen lazım.
- Oğlum hayatı zorlaştırma ikimize de !!%#?*!

Aynen böyle işte!

Bir de zaman yolculuğu muhabbetimiz var. Bambino kafasındaki gibi yaşayamadığı her an için geçmişe dönüp o anları tekrar yaşamak istiyor ve bunun için deli gibi ağlıyor her seferinde. Bir defasında dedim ki: "Tamam, bilimadamları zaman yolculuğunu buldukları zaman o anlara geri dönüp dediğin gibi yaparsın, tamam mı? Şimdi biraz sakinleş bakalım" O konuşmadan beridir bu tür durumlarda ağlamayı kısa kesip "Zaman yolculuğu çıkınca bu ana geliriz dimi anne?" diyor. Ben de "Tamam, listeye ekle" diyorum. Şimdiden liste feci kabarık duruma geldi bile :) Bir keresinde de "Oğlum geçmişe gidip olayları değiştirmekten bugünü yaşamaya vaktin kalmayacak" dedim, ona da ağladı. Ben de sustum. Artık demiyorum. Acaip taknıtılı çünkü. İlla onun istediği şekilde tepki verilecek, konuşulacak, oyun oynanacak. Başka türlüsüne tahammülü yok. Bir ara psikoloğa bile götürmeyi düşündüm ama okul öğretmeni bunun normal bir dönem olduğunu ve geçeceğini söyleyince vazgeçtim. Yoksa böyle biriyle yaşamak hiç kolay değil inanın!

Neyse.. Okul tatili yaklaşırken okul gezileri tüm hızıyla sürüyor. Piknikler, kermesler, sergiler.. Bu ay epey sosyal geçti anlayacağınız. Bu anlamda pek çok ilk yaşadı Bambino. Servisle okul gezilerine gitmeyi pek sevdi. Bir defasında kardeşi nedeniyle biz arabayla gitmiştik, epey ağladı. Şimdi kendi servisle gidiyor biz de gitsek bile. Serviste de emniyet kemeri takan tek çocuk bizimkiymiş. Ayrıkotuyuz ailecek :)

Özgüvenli, hassas, kuralcı, arkadaş canlısı, anneci, gezmeci, çözümcü, patron kılıklı, dipsiz kuyu gibi yiyen ama gram kilo almayan -çiroz, kendinden 2-3 yaş büyüklerle takılmaya bayılan, takıntılı, kaygılı Bambinom benim :) Seni çok seviyorum!
DEVAMINI OKU

28 Mayıs 2015

Diyalog mu Monolog mu?

Ben odada yokken Bambino Bambinanın yanındadır ve duymadığım bir soru sorar kardeşine. Gerisi aynen şu şekilde gelişir:

Bambino: Şimdi söyle bakalım, doğruysa gülümse, yanlışsa gülümseme, tamam mı?

3 sn sonra:

Bambino: Sen gülümseme nedir biliyor musun, bak şöyle, mmmm (gülümsüyor)... Şimdi söyle hadi, doğru mu, yanlış mı?

Bambinadan ses gelmeyince Bambino:

Yanlış diyorsun yani, öyle mi?

:))
DEVAMINI OKU

4 Mayıs 2015

Bambino 55 Aylık

Bambino bir ay daha büyürken yine karşınızdayız sevgili okur :)

Bu ay dönümü yazıları da olmasa bu ara bloga uğrayacak vaktim yok, inan ki..

Çocuklar uyuyunca ya yemek yiyorum, ya banyo yapıyorum, ya ertesi gün için hazırlık yapıyorum ya da direkt uyumaya gidiyorum.

Son ay içinde misafir trafiğimiz yoğundu, çok da iyi oldu. Yoksa Nisan ayı bana hiç geçmeyecekmiş gibi uzun gelmişti. Dostlar, akrabalar, sevdiklerimizle dolup taştı evimiz.

Bambino da bu durumdan fazlasıyla nasiplendi :) Kitap okuyan çocuk gitti, yerine laf dinleyen çocuk geldi :) Kim kiminle nerede ne yapmış; hepsini dinlemeye başladı Bambino. Kaçırırsa vay halimize, tüm diyalogları baştan alıyoruz! Ya da ben ona hepsini kelimesi kelimesine anlatacağıma söz veriyorum, aksi halde evde sükunet korunamıyor.

Dedikodu demeyeceğim ama Bambino epey bir sohbetlerin içinde kaldı, kalmaya da devam ediyor :) Eskiden günde en az 2-3 kitap okutan çocuk artık haftada 2-3 kitap okutursa iyi diyoruz :)

"Bu da bir dönem" diyorum. Küçükken ben de pek severdim laf dinlemeyi :) Hem seneye tam gün okula başlayınca bu ortamları bulamayacak, ben işte olacağım, beni bile bulamayacak.

Evet sevgili okur, yakında işe başlayacak olmam ve Bambino ile böyle 7/24 birarada olmayacak olmam en büyük motivasyon ve sabır kaynağım. Sırf bu nedenle onun benimle vakit geçirme isteğini ya da yaptığı nazları daha kolay sineye çekebiliyorum. İnşallah bu yaz için de güzel planlarım var. Sonbahar gelince evli evine, okullu okuluna, işçi de işine dönecek. Ev sessizleşecek. Bambina ile Fatma Teyzemize kalacak ortam. Şimdi böyle yazınca bir hüzün geldi bana, zaman nasıl da geçiyor...

Bambino 23 Nisan gösterileri okulda için her gün prova yapınca, evin gündemi de bu oldu haliyle. Yok kıyafetiydi, yok papyonuydu derken haftada birkaç gün mağazaları gezdik Bambino ile. 

23 Nisan günü pek bir heyecanlıydık ailecek. Gösterisini izlemeye maaile okula gittik. Hava soğuk olmasına rağmen epey kalabalıktı. İşyerinden benim üstüm bile geldi Bambinoyu izlemeye :) Gösterinin ilk dakikalarında epey gözyaşı döktüm.. İnsanın çocuğunu izlemesi pek bir değişikmiş. "Ne ara büyüdün sen?" "Ne zaman gösteriler yapar oldun?" Ay çok hisliydi.. Bir ara videoya çekim yapan kojoya baktım, o da ağlıyor çaktırmadan, kamerayı yüzüne siper etmiş :))) Bizden başka ağlayan da görmedim, bizde bir tuhaflık var sanırsam :P

Gösteri sonrası eve gelip videoları izledik hemen :) O günden beri de her gelene izlettiriyoruz, bazen Bambino canlı performans sergiliyor :)

23 Nisan hediyesi olarak aldığımız legolar Bambinonun favori oyuncağı haline geldi. Kendi kendine söküyor takıyor; geçen sene bize yaptırıyordu, o nedenle daha fazla almamıştık :) Bir de m.ig.ros'un her sene yaptığı 23 Nisan indiriminden M.ake'n'bre.ak adlı kutu oyununu almıştık. Bizimki hemen keşfetti kutuyu, açmak zorunda kaldık. Bambinoya büyük gelir dediğimiz oyunu Bambino çocuk oyuncağı gibi yapmaya başlayınca kutuların üzerinde yazan yaş aralıklarının gerçeği yansıtmadığına bir kez daha şahit olduk!

Bambino geçtiğimiz ay içinde mesleğini güncelledi sevgili okur :) Tekerlekli taşıtlarla olan bağını tam olarak kopartmadı aslında. Hala otobüs şoförü, pilot ya da astronot olmak istediğini söylüyor arada. Ama şimdi en çok arkadaşı Kaan'ın yanında uçak tasarımcısı olmak istiyormuş. Kaan o işi yapacakmış da, bizimki de ona yardım edecekmiş :) Aklıma lisedeyken arkadaşların TM seçti diye MF'yi bırakıp TM seçtiğim geldi :) Arkadaşlar meslek seçiminden daha önemli bizim hayatımızda :)))

Bambinonun kardeşi ile olan ilişkisi günden güne kuvvetleniyor. Artık kıskançlıktan ziyade birlikte vakit geçirmek öne çıkıyor aralarında. Bambino artık sabahları ilk iş Bambina ile benim yanıma gelmiyor ya da gelirse ses çıkarmadan yanıma yatıyor. Ya da akşamları "Anne uyutsun beni" diye inatlaşmıyor. Sanırım Bambina ile benim ilgilendiğim gerçeğini kabullendi. E biz de onun düzeni bozulmasın diye onun alanına fazla girmiyoruz. Mesela video izlerken başka odaya geçiyoruz. Kendi hayatının bir şekilde aşağı yukarı aynı devam edebileceğini görünce rahatladı sanki. Gerçi arada hala birşeyler söylüyor ama o kadar da olur artık.

Bugün ben Bambinoyu uyuturken şöyle dedi mesela: Anne, Allah'a dua ettim, Bambina 99 dakika uyusun diye!

:)))

Seni seviyorum güzel çocuk! Bahtın açık olsun. Kendin gibi duyarlı ve kıymet bilen insanlarla karşılaş hayat boyu. 


DEVAMINI OKU

9 Nisan 2015

64. Gün - Elleri Keşfetmeye Devam

Bambina acaip dillendi, karşısına geçip konuşunca karşılık veriyor ve öyle böyle değil epey değişik sesler çıkartıyor. Sanırım konuşmaya pek hevesli. Pek de çabuk öğreniyor maşallah!

Beni görünce gülücükler saçıyor, artık bilinçli olduğunu iyice anlıyorum. Beni gördüğü kadar olmasa da kendisiyle konuşan herkese gülücükler saçıyor! Maşallah barekallah.. Abisi gibi sosyal ve insan canlısı olacak, belli :)

Bugün itibariyle bilinçli bir şekilde ellerini ağzına götürmeye başladı. Evet, malesef boş bulduğu anda elini emiyor minnoş! Emzik almaya her zaman yanaşmıyor, e karnı tok olup da emme güdüsünü tam tatmin edemeyince eline uzanıveriyor hemen. Parmak emmeye dönüşecek diye endişeleniyorum ve gördüğüm ya da duyduğum an (cuk cuk sesler geliyor elini emerken!) hemen müdahale ediyorum, dikkat dağıtıyorum, konuşuyorum vs. 

Düzenimiz olan düzensizlik hala devam ediyor, uzun bir süre düzen beklemiyorum zaten. Emme saati yok, uyuma saatleri değişken, uyanma saatleri değişken. Günü kurtarmaya devam :)

Sanırım artık net ve renkli görmeye başladı, etrafına daha bir merakla bakınıyor çünkü. Bugün yağan karı uzun uzun seyretti mesela :) Evet, Nisan ayının 9'unda lapa lapa kar yağdı, şaka değil..

Bambino cephesinde yeni bir haber var, daha doğrusu teyit edilen bir gerçek var: Bambino hayvan ve bitkilere pek meraklı değil. Bunu üzülerek söylüyorum çünkü doğayı ve hayvanları sevsin, onlarla ilgilensin diye epey uğraştım, hala da uğraşıyorum ama bizimkinin o taraklarda bezi yok. Dün okuldan almaya ben gittim. Sınıftaki herkes birinin evden getirdiği 2 ördek yavrusunun peşinde dolaşıyordu. Beni de çağırdılar "Gel sev" diye. Bambino ne yapıyordu dersiniz? Öğretmeninin peşinde gezinip kadını arkadan "gıdı gıdı" diye gıdıklamaya çalışıyordu. Sonra da "Seni seviyorum" diye öğretmenine sarıldı :)) Sınıfta öğretmenine sevgi gösteren yani sevgisini direkt belli eden tek kişi bizimki :)) Sabah da sınıfa girer girmez öğretmenine "Günaydın" der ve hemen evde yaşadıklarını anlatmaya başlar :)

Bugün de üst kat komşuya uğradık Bambino ile. Odada kuşları "Limon" da vardı. Bambinonun kuşla ilgilenmesi sadece 30 saniye sürdü. Sonrasında dönüp bakmadı bile. 5 dk sonra da "Sıkıldım" diyerek ynaıma geldi :) Neyseki ev sahibi ile kahve yapmaya mutfağa gittiler ve konuşa konuşa geri geldiler. Bu iki olayla Bambinonun hayvanlara olan ilgisi(zliği)ni teyit etmiş olduk. Bir de komşuyla aralarında şöyle bir muhabbet geçti:

Komşu: Bambino bak bu kuşun adı Limon. Limon sarı olur ya, onun için adını Limon koyduk bu sarı kuşun.

Bambino: Neden ayva koymadınız?

:)))

Ne yapalım, bizimki sadece insanlara meraklı :) Hayvanlarla gayet mesafeli bir ilişkisi var. "Ben onlara dokunmayayım, onlar da bana dokunmasın" diyor :)

Doğa konusunda ise biraz daha umutluyum. En azından yediğimiz yiyeceklerin nasıl yetiştirildiğini merak ediyor :) Tarlalarda koşmayı, ağaçları ve çiçekleri sevip onlarla konuşmayı - genelde ben söyleyince olsa da - ihmal etmiyor. Geri dönüşüm ve çevre temizliği konusunda çok duyarlı. Ama saatlerce ormanda vakit geçirmişliği yok. Gerçi gidecek çok fazla bir ormanlık yer de yok, çocuğun hakkını yemeyeyim. Ankara'da Central Park ya da Hyde Park vardı da biz mi götürmedik canım? :)))
DEVAMINI OKU

4 Nisan 2015

Bambino 4,5 Yaşında - 54 Aylık

Very be, bugünleri de görecekmişiz demek :)

Bambino 4,5 yaşına girdi. 
Eskiden öyle büyük geliyordu ki 4 yaş ve üstü çocuklar bana.
Bakın işte, Bambino da onlardan biri oldu, çok şükür, bin şükür!

Bambinayı büyütürken Bambinonun bebekliğini yeniden yaşıyorum.
Aklıma ayrıntılar geliyor. Unuttuğumu sandığım ayrıntılar.
Blogu okuyorum, Bambinonun eski zamanlarına gidiyorum..

Zor bir bebekti Bambino ve zor bir çocuk oldu.
Zorluğu şundan: Bir davranışa yönlendirmek için ikna etmek gerekmesi. Eğer ikna olmaz ise kesinlikle yapmıyor istenileni.
"Büyük sözü dinle, biz ne dersek o doğrudur" demek zorunda kalıyoruz bazen, çok sinirlenince. O bile işe yaramıyor. Devamlı sorguluyor. 
Ama eğer ikna olur da o hareketin gerekli olduğuna inanırsa, onu tutarlı bir şekilde devamlı uyguluyor.
Uygulanmadığı zaman "Hayır öyle olmamalı" diyerek bizi uyarıyor bu sefer :)
Yani, kural koyarken dikkatli olmak lazım.

Öğretmeni "Ya" kelimesinin çok kullanıldığını duyunca bir kural koymuş okulda. "Ya" kelimesi kötü, kullanılmayacak.
O günden beri evde dilbilgisi polisi kesildi Bambino, "ya" dediğimiz anda sözümüzü kesip "Ya kelimesini kullandın" diyerek uyarıyor bizi. Aynı şekilde "valla" ve "be" kelimelerinde de yapıyor. Tüm muhabbetler sekteye uğruyor tabi çünkü günlük kullanımda devamlı ya diyoruz. İsterseniz dikkat edin, iki cümleden birinde ya kelimesi geçiyor :) Hal böyle olunca Bambino her yerde sohbete her an müdahil olabiliyor, "O kelime kullanılmamaktadır" diyerek uyarıda bulunuyor. Alın size kural uygulayan sıkı bir sistem savaşçısı. Bu çocuğu avukat ya da yargıç falan mı yapsak, n'apsak?

Yani, kurallara canı kadar bağlı bir çocuk Bambino.
Sistem olsun ve herkes uysun istiyor.
İstisnalara tahammülü pek yok. İkna olursa belki..

Çok hassas sonra.. Empati yapıyor olur olmadık yerde ve başkaları için ağlayıp üzülebiliyor.

Melankolik bir tarafı da var.. Bazen sırf üzülmek için bahaneler buluyor :)

Piyanoya başladı geçen ay. Maksat, öğleden sonraları evde olduğu saatlerin sayısını azaltmak :P Çok idealistçe değil mi? :P Ne yapayım, iki çocukla zaman geçmek bilmiyor bazen. En güzeli aktivite bulup Bambinoyu göndermek.. (İleride bunları okursan umarım beni anlarsın oğlum, seni çok ama çok seviyorum)

Hocasını sevmiş, piyanoyu da sevmiş. Zaten evde orguyla devamlı konser veriyordu bize :)

Jimnastiğe de devam ediyor, orada da çok mutlu. Haftasonu babasıyla takılıyorlar :) Küçükken babamla her pazar Gençli Parkı'na giderdik, çok güzel çocukluk anılarım var. İsterdim ki oğlumla benim de olsun öyle anılarım. İleride umarım olur. Şimdilik babasıyla bu anıları oluşturuyor, bu da ayrı güzel tabi ki..

Asıl havadisi vermedim: Bambino okumaya ve yazmaya başladı! Daha doğrusu ufak ufak okuyordu ve yazıyordu kendince, biz hiç müdahale etmedik. Sorularına kısa cevaplar verdik, uzatmadık. Ama olacağın önüne de geçemedik; Bambino kendi kendine okumaya ve yazmaya başladı. Sol eliyle yazıyor (Annesi gibi :)) ), büyük ve küçük harf karışık yazıyor. Müdahale etmeli mi bilmiyorum ama hiç dokunmuyorum.

Geçen gün markete giderken "Bir dakika" dedi. Masasına gitti, kağıt kalem alıp market listesi oluşturmaya başladı. Sonra kağıdı cebine koydu. Kalemi de. "Kalemi neden aldın?" diye sordum. Listedekileri aldıkça kenarına "check" işareti yapacakmış :)

Gün içinde benden telefonumu isteyip kojoya mesaj atmaya çalışıyor. Boşluk tuşunu henüz bulamamış ki şöyle yazmış mesaja:
"Babaseniçoközledim"
"Bababanagüzelkitapal"

"ç", "ö" ve "ü" harfleri benim telefonda yok, onun yerine noktasız harfleri koymasını söylediğimde, "Baba öyle yazarsam okuyup anlayabilir mi?" diye sordu kuzucuk :))

Bambino son ay içinde kardeşine olan tavırlarını epey değiştirdi. Özellikle son hafta içinde kardeşini devamlı görmek istedi, çoğu zaman sevmek istedi (Altında zarar verme güdüsü olabilir diye hep yanında olmaya gayret ediyorum). Sonuçta kıskançlık olacak, olması normal ama bunu eyleme geçirmemeli :) Mesela ben tuvaletteyken Bambino kardeşiyle konuştu devamlı, oyuncak gösterdi, oyaladı. Bu anlamda iyi bir abi olmayı vaat ediyor bizimki :) Bakalım, zaman neler gösterecek bu konuda. Ama Bambino kardeşine alıştı diyebilirim, artık varlığını yadsımıyor..

Bambino yine kendi kendine toplama ve çıkartma, hatta çarpma ve bölme de yapmaya başladı.
Geçen gün şöyle dedi bana:

"Anne, 2-4-6-8-10 eşli sayılar."
"Nasıl yani?"
"Onların eşleri var. Ama 1-3-5-7-9 eşi olmayan sayılar"
"Çift ve tek sayıları söylüyorsun galiba" !!! 
Ben dumur oldum tabi..
Kendi kendine tek ve çift sayıları bulmuş.
Dedim ki: "Oğlum biz bunları ilkokul 2'de ezberleyerek öğrenmiştik, mantık yürüterek değil" :))

"Anne, 12'nin içinde 4 tane 3 var."
"Hı? Pardon? Nasıl yani?"
Buyrun size bölme.

Kendi kendine düşünüyor ve bir anda anlatıveriyor. Bunları ilk söylediğinde bir yerden okuduğunu ya da birinden duyduğunu düşünmüştüm ama kendi kendine bulmuş. "Düşünüp aklımdan buldum" diyor :)

Düşünürken gözler yukarıya doğru bakıyor bu arada, çok komik oluyor öyle :))

Takvime bakarak yaz programımızı ayarladı Bambino. Ramazan Bayramında İzmir'e, Kurban Bayramında Antalya'ya gidecekmişiz :) 

Uçağa binmeyi de çok özlemiş. "Ne zaman Londra'ya götüreceksiniz beni?" diye soruyor aklına geldikçe :) Londra bizim karşı komşu sanki :PP

Orta kulak iltihabı nüksetti bir de son ayda, antibiyotik kullandı, son 3 ayda 2. antibiyotiği bu. Bir yerde okumuştum, vücut zayıf düştüğü için hastalık hemen tekrarlıyormuş. Hala burnu tıkalı ve geniz akıntısı devam ediyor. Doğal desteklerle devam ediyoruz bakalım. Kışın iyiydik derken ilkbaharda böyle hastalandı oğlan. Gerçi Nisan ayı da kışı pek aratmıyor, gece bir baktım kar yağıyor dışarıda, bahçe bembeyaz olmuş!

Daha dün doğdun, ne çabuk 4,5 oldun benim kıvırcık kuzum?! 
Hep iyilerle karşılaş, hep mutlu ol ve mutlu et.
Seni çok seviyorum :) xx

DEVAMINI OKU

31 Mart 2015

55. Gün - İlk Ev Ziyareti

Her gün yazmak adetim değil, zaten buna vaktim de olmuyor ama ilkler söz konusu olunca unutmamak için iki satır da olsa yazayım, kaydedeyim istiyorum.

Bambinonun 40'ı çıktıktan sonraki ilk ev gezmesi en büyük dayımlara olmuştu. Yengem Bambinayı görmeye bize geldiğinde bunu hatırlatınca Bambinayı da ilk olarak onlara götürmeyi istedim. Hoş bir anı olur dedim :)

Bambina gaie uyumlu, çoğunlukla uyuyan ve sohbet dinleyen bir tavır sergiledi. Sanırım bütün çocuklar kalabalığı, sohbet sesiyle mayışmayı ve başka evlere gitmeyi seviyor. Ben severdim, benim çocuklarım da seviyor  en azından :) Evde yenmeyen birşeyi misafirlikte yemek de bizim özelliklerimizden. Misafirlikte herşeyin tadı değişiveriyor nedense :)

Bambina arabada olmayı seviyor ama bir şartla: Araba devamlı hareket halinde olacak :) Durmaya tahammülü yok, basıyor çığlığı :) Hangi yoldan gitsem de trafik ışığı olmasa diye düşünür oldum sayesinde :) Neyseki şansıma bugün elektrikler kesikti, hiçbir trafik ışığı çalışmıyordu :))

Bugünün "süper anne işbaşında" sahnesi yine akşam saatlerinde yaşandı :) Bambinayı uyutmaya çalışırken yanıma gelip koltuğa uzanan Bambinonun haline acıyan ben, Bambinayı da alıp Bambinoyu uyutmak üzere odasına götürdüm. Bir elimle Bambinayı pışpışlarken diğer elimle Bambinoya masaj yaptım uyusun diye. Bu arada Bambinonun yatağının yanında diz çökmüş vaziyette durdum. Kız mızıldandıkça sağa sola sallanmaya çalıştım. Halime güldüm walla :) ("Walla kelimesi kullanılmıyor" derdi Bambino şimdi bunu okusa :P )

Haydi ben yatar, kız uyanana kadar biraz gözlerimi dinlendireyim. İyi geceler efenim :)


DEVAMINI OKU

25 Kasım 2014

İkinci Gebelik - 29. Hafta

Hafta Hafta Bebeğin Gelişimi

29. hafta itibariyle son 3 aya girmiş bulunmaktayım, hayırlı uğurlu olsun :)
Göbeğim son iki haftada epey çıktı, kız bebeklerde karın yayvan olurmuş diyenleri haksız çıkarırcasına sivri bir karnım var.
Geçen hafta karnımın büyümesinden olsa gerek, epey gerginlik hissettim göbeğimde.
Beden büyümeye çalışıyor, bebek kendine yer açıyor ama eldeki malzeme kısıtlı tabi :)
Hal böyle olunca oluşan gerginlik hissi beni epey rahatsız etti.
Hatta "Stres mi oldum, ne oluyor, ne bu gerginlik?" diye düşündüm!
Derin nefesler alıp verdim, her gün göbeğime krem sürdüm.
Ve bu hafta bu his yok oldu.
Bedenim yeni durumuna uyum sağladı :)

Bebek 1300 gram civarında. Göz kapaklarını hareket ettiriyor. Beyin gelişimi hız kazanmaya başladı.
Gayet de hareketli :)

Krem demişken, ilk gebeliğimde çatlaklara karşı her gün aktardan aldığım sabun gibi kalıp halindeki kakao yağını sürmüştüm.
Elimde hala onlardan var.
Bu defa Aisha Aromaterapi'nin zencefilli vücut kremini kullandım. Bu kremi alalı epey zaman olmuştu, bir ara kullanıp sonrasında kullanmayı bırakmıştım.
Yazın güneş kremlerini düzenlerken kremi tekrar gördüm. İçeriğinde kakao yağı ve shea butter olduğunu okuyunca çatlak kremi olarak kullanılmasının uygun olacağına karar verdim ve o gün bugündür kullanıyorum.
Her gün kullanmasam da gün aşırı göbeğime bu kremi sürüyorum.
Zencefilli kokusu ferahlatıcı, ayrıca çok da güzel nemlendirip esnetiyor cildi.
Tavsiye edeceğim ama ne yazık ki ürün listesinde aynı kremi göremedim. Ama eminim sitede benzer ürünler vardır.
Bu krem biter bitmez Sevgili Esra'nın kendi üretimi olan shea butter kremini kullanmaya başlayacağım.
Çatlaklar için, daha doğrusu esneklik için shea butter ve kakao yağı yeterli. Vücudunuza başka kimyasalları bulaştırmanıza hiç gerek yok.

Hamileliğimin başından beri çok az kilo aldım. İlk 6 ay 3 kilo, son ay içinde 3 kilo :)) Toplam 6 kilo.

Glutensiz beslenmek, süt tüketmemek, yemediğim diğer yiyecekler de eklenince kendiliğinden diyet yapıyormuş gibi bir görüntü veriyorum. Oysa gebelik öncesi ne yiyorsam aynısını yiyorum, hatta ara sıra kaçamaklar yapıyorum. Başta dondurma ve kahve olmak üzere (hele son günlerde dibek kahvesini keşfettim ki sormayın!) arada yemesem daha iyi olur dediğim şeyleri yiyip içerken buluyorum kendimi. Vücudum sağolsun hemen tepkisini veriyor zaten.

Misal, dün işyerinde yurt dışından gelen arkadaşlar adet olduğu üzere çikolata dağıttılar. Ben de biraz fazla kaçırmışım. Yedikten yarım saat sonra midemden sinyaller geldi. Akşam sol kulağım tıkandı, resmen duymamaya başladım. İki elimdebaş ve işaret parmağı arasındaki bölgede egzama türü kızarıklıklar ve minik sivilceler çıktı. Sonra sırtımın üstü kaşınmaya başladı ve tabi ki saç diplerim. Vücut, kendine yararı olmayan maddeyi böylece bana haber verip beni uyarmış oldu. Akşam yoğurt ve sebze yiyip bol su içerek vücuduma yardımcı olmaya çalıştım.
Bu konuyla ilgili detaylı bir yazı yazsam iyi olacak...

Son iki haftadır iştahım çok açıldı. Çantamda devamlı atıştırmalık ve su taşıyorum.
Çanta ağır olmasın diye naylon ve deri karşımı çok hafif bir çanta taşımaya başladım :) Her ekstra gramın ağırlığı var tabi :))
Hamilelik öncesi kıyafetlerime hala girebiliyorum, zaten bol giyinmeyi sevdiğim için sanki o kıyafetleri hamilelik için almışım gibi oldu :)

Balık yağı, multivitamin, iyot ve kalsiyum ile probiyotik takviyesi alıyorum.Tiroit ilacım için kontrole gideceğim bugün, belki dozaj değişir, bakalım.

Yine geçen hafta sol bacağımın alt kısmında kramplar yaşadım birkaç gün. Suyu ve muzu artırdım ama 4-5 gün geceleri kramptan kurtulamadım. Kasılmalar olması çok normal, kasılma başlayınca derin derin nefes almak gerekiyor. Nefesi tutmak yapılacak en kötü şey.

Onun dışında son 3 aya girip de doğumun yaklaşıyor olduğunu idrak edince kütüphanedeki doğum ile ilgili kitapları gözümün önüne koydum.

Önce Cem Şen'in "Nefes Kitabı" nı tekrar okudum, genel olarak bilgilerimi tazeledim.
Sonra da Marie Mongan'ın "Hypnobirthing" kitabını tekrar okumaya başladım. Kitabın Türkçe'ye çevrilmesi çok güzel, Bambinoya hamileyken yoktu piyasada. O zamanlar doğum koçları da yoktu (Hakan Çoker'i bulabilmiştim bir tek), doula ve ebeler de bu kadar yaygın değildi (Asude Oflaz kalmış bir tek aklımda) ve hatta doğal doğum çok da konuşulmuyordu. İngiltere'den geldiğimde kendimi uzaylı gibi hissetmiştim. Hey gidi günler hey!

Kadın vücudunun doğum için tasarlandığını, müdahalesiz doğumun mümkün olabileceğini, korkuların ve bilinçaltındaki yanlış kodlamaların bazı tekniklerle silinebileceğini bu kitaptan okuyabilirsiniz.
Benim tekrar okuma sebebim doğum sırasındaki nefes tekniklerini hatırlamak. Henüz o bölüme gelmedim, okuyup biraz pratik yaparsam iyi olacak.

Bambino ile bir-iki haftadır farklı bir ilişkimiz olmaya başladı sanki. Bizim oğlan ay dönümlerinde değil de, 15 gün sonra belli ediyor büyüme alametlerini. Yani mesela 4 Ekim'de bir ay daha büyüyor ama o ay hangi konuda değişim yaşıyorsa ayın 19'undan sonra ortaya çıkıyor :)) Bu hep böyle oldu, benim gözlemim o yönde en azından.

22 Kasım'da Bambino'yu kardeşi ile resmen tanıştırdık :)
Bambino'nun doğumunda yanımızda olan Hüsniye Hanım Bambino'yu görünce çok sevindi. Bambino'da hiç yabancılık çekmedi onun yanında, her gün görüşüyorlarmış gibi sohbet ettiler :)
Kojoyla benim için de çok değişik bir deneyimdi Bambino ile Hüsniye Hanım'ın görüşmesi.. "Doğan büyüyor" dedik bir kez daha..
Bambino ultrasonda bebeği görene kadar karnımda bir bebek olduğunu söylemedik.
"Annenin karnı çok yemek yediğinden mi büyüdü acaba, yoksa içinde bir bebek mi var, doktora soralım" diyerek gittik doktora.
Ultrasonda karnımın içinde bir bebek görünce çok sevindi Bambino:
"Anne, karnında gerçekten bir bebek varmış!" :) dedi önce.
Sonra da:
"Anne, iyi ki bebek varmış karnında, yoksa ne yapacaktın?" :)
Meğer endişeleniyormuş da söylemiyormuş kuzucuk.

Kardeşi Bambinoya her şey yolunda anlamında elini yumruk yapıp baş parmağını havaya kaldırınca hepimiz çok sevindik :)
Bambino doktora "Kız mı erkek mi, görebiliyor musun?" diye sorunca koptuk :))
Kalp atışlarını dinlerken Bambino "Çok gürültülü" diyerek kulaklarını kapatınca gülümsedik.
Bebeğin baş ve ayak ölçümüne göre tam haftasında olmasına ama karın çevresi ölçümünde bir-iki hafta geriden geliyor olmasına "E bizden de besili bebek çıkmaz zaten" diyerek geyik yaptık :)
Anlayacağınız, bu seferki buluşmamız çok eğlenceli geçti :)

Bambino artık her olaya kardeşini de dahil ediyor.
Resim çizerken kardeşini de çiziyor, oyunda onun da olmasına özen gösteriyor.
Bu hareketler umut vaad ediyor tabi ama çok da beklentiye girmemek lazım.
Sonuçta kendisi birkaç ay sonra evin tek ilgi merkezi olmayacak.
Yaşayıp göreceğiz bakalım..

Resim buradan
DEVAMINI OKU

6 Kasım 2014

Yağda Yumurta


Bambino mutfak işlerinde yardım etmeyi, yemek yapmaya dahil olmayı çok seviyor.
Tabi canı isterse :)
Yoksa "Gel evladım bana yardım et" çağrılarımın yarısını duymamazlıktan geliyor ya da "Ben yorgunum, ben yapamam" gibi sebeplerle yardım etmeyi reddediyor.
Neyse, canı sağolsun, yardımcı olduğu zamanları hatırlayıp "Buna şükür" diyorum.

Dün sabah ben kahvaltıyı hazırlarken Bambino yağda yumurta istediğini söyledi.
Peki diyerek işlerime devam ettim.
"Ben tavayı çıkartayım" dedi ve gitti tavayı dolaptan aldı masaya koydu.
Ben bu arada buzdolabının önündeyim, ne var ne yok diye bakıyorum.
Yumurtaları çıkartıp masaya koymuşum önceden.
"Anne ben kendim kıracağım yumurtayı" dedi.
"Dur sen elini vurma, ben kırarım" dedim, bir yandan da dolaptan birşeyler çıkartmaya çalışıyorum.
Ben işimi bitirip dolabı kapatana kadar bir baktım Bambino yumurtayı gayet güzel bir şekilde kırmış tavaya :)
"A sen kırmışsın bile" dedim sadece :)
Bana da üzerine biraz yağ ekleyip ocağa koymak kaldı.

Bambinonun kırdığı yumurtanın sarısı hiç dağılmamıştı.
Biz evde böyle dağılmayan sarılara "Doğan Güneş" diyoruz.
Yok eğer sarısı dağılıverirse o zaman da "Batan Güneş" oluyor yumurtamız.
Tahmin edeceğiniz gibi Bambino kendi kırdığı doğan güneşi bir güzel mideye indirdi.
"Çok lezzetli olmuş anne" diyerek :))

Bu sabah da saat 6'da tıpış tıpış bizim yatağa geldi.
Sevinçle girdi kojoyla aramıza.
Biraz uyukladı, sonra birden gözlerini açıp "Anne, bu sabah krep yemek istiyorum" dedi.
Ne yiyeceğini biliyor bizimki :)

"Tamam" dedim.
Doğruca mutfağa gittik.
Tabi önce banyoya uğradık, sabah rutini için.
Mutfağa girince "Ben yaparım anne" dedi ve malzemeleri masaya toplamaya başladı.
Ben hiç müdahale etmedim, kendi işlerimi halletmeye başladım.
Her sabah içilen tiroit ilacı, yemekten sonra içtiğim takviyeler falan.
Ben onlarla ilgilenirken Bambino karıştırma kabını çıkarttı.
Bir tane de çırpıcı.
Ben buzdolabından yumurtaları, yoğurdu (süt alerjisi nedeniyle yoğurt koyuyoruz mecburen) ve unu çıkarttım.
Bambino iki tane yumurta kırıverdi, görmedim bile nasıl kırdığını :)
Yoğurdu ve yağı ekledim, Bambino karıştırdı.
Ve sonra da unu ekledim, yine Bambino karıştırdı.
"Anne çok katı oldu, sen devam et" diyene kadar devam etti.
Ben de biraz tuz ekleyip bir iki çırptım, sonra doğruca tavaya.
"Ben ocağı yakamam anne, ateş var ya orada" dedi Bay Bilmiş :)
"Evet, oğlum, ocağı ben yakarım" dedim.

İnanamazsınız öyle güzel oldu ki o krepler :)
İkimiz de üçer tane yedik afiyetle :)

Bambino hem yemek yapmayı hem de yemek yemeyi seviyor.
Bir de alerjileri geçseydi yavrumun.
Nitekim kreplerden sonra ağzının çevresi kızardı, sivilcelendi hemen.
Ya una ya da yumurtaya tepki verdi vücut sanırım.
Halbuki normalde yiyebiliyor.
Bugünlerde bir tepkisellik var zaten vücudunda.
Ara ara böyle kızarmalar oluyor.
Ne diyeyim, Ya Sabır. Ya Şifa.

DEVAMINI OKU

24 Ekim 2014

İnciler

- Anne, ben babayı sevmiyorum.
-Aaa, neden oğlum?
- Çünkü tıpkı B. Amca gibi kokuyor, çok kötü!

B. Amca cağ kebabı yapan, neredeyse her haftasonu gittiğimiz çok tatlı bir amca. Ben onun hiç koktuğuna şahit olmadım ama sanırım et kokusu üzerine siniyor ve Bambino da bunu kastediyor :)
****

Geçenlerde Bambino üst kattaki komşu teyzemizi görmüş ve sormuş:

-O koca sesli adam senin kocan mı?

Kadın Allah'tan çok gülmüş sadece, "Evet, benim kocam" demiş. Geçenlerde kendisi anlattı bana bunu :)
****

- Bambino, yarın işten erken geleceğim. Öğleden sonra yola çıkıp İstanbul'a gideceğiz.
- Ama ben şimdi çok üzüldüm anne.
- Neden oğlum?
- Keşke tam gün tatil olsaydı, hiç işe gitmeseydiniz.... Bence yarın gitmeyelim, ondan sonraki gün hep tatil değil mi, o gün gidelim.

Kendince kuralları var çocuğun, işe gidilen gün hep işte geçirilir kuralı buradaki :))
Hayatı kendine zindan ediyor, bir bunu anlatamıyorum :(
****

- Anne, cakcak da bizimle gelecekmiş.
- Peki, gelsin bakalım.
- Anne, cacak ın soyadı ne biliyor musun?
-Hayır, nedir?
-jakjak.. cakcak jakjak.

Cakcak Jakjak Bambinonun yeni hayali arkadaşı. Aklına esince onunla konuşuyor, onun nerede ne yaptığını bize anlatıyor. Anlattığına göre Bambino ile aynı yaştaymış.

Benim de küçükken bir hayali arkadaşım varmış, işaret parmağımı havaya kaldırıp "Gül" diye başlarmışım sohbete. Benzer bir deneyimi yaşamış biri olarak Bambinonun hayali arkadaşına hiç ses çıkartmıyorum tabi :) Annemle babam hala anlatırlar benim Gül ile olan maceralarımı :)
DEVAMINI OKU

4 Temmuz 2014

Bambino 45 Aylık

 
Bambinonun son ayı doktor kontrollerinde geçti.
Polen alerjisi için biorezonans tekniğini denedik.
Ankara'da Dr. Gülseren Kaya'ya gittik, başka bir doktor arkadaşımın önerisi üzerine.
Onun oğlunda da alerjiler varmış, 2 yıl belli bir dönem Gülseren Hanım'a gitmişler ve bir daha tekrarlamamış alerjiler. 16 yaşındaki oğlu için 4-5 yaşlarında tedavi olmuşlar.
Bu hikaye beni yeterince tatmin etti :) Ve denemeye karar verdik.
3 hafta üst üste 1'er seans gittik.
Bu yıl için tedavi bitti, gelecek sene Mayıs ayındaki duruma göre tekrar gidip gitmeme konusunu değerlendireceğiz.

Onun dışında besin alerjileri için gittiğimiz doktora kontrole gittik.
Yaptığımız diyete ve kullandığımız takviyelere devam etme kararı aldı doktorumuz.
2 ay sonra tekrar kontrol.

Bir de Bambinoyu ilk defa bir dişçiye götürdük.
Normalde diş fırçalama konusunda Bambinoyu serbest bırakıyorduk,  eline fırçayı verip kendi kendine fırçalamasını istiyorduk. O ne kadar fırçalarsa tamam diyip bırakıyorduk. Hiç fırçayı elimize alıp oğlanın dişini fırçalamamıştık.
Sadece çocuklarla ilgilenen dişçimiz Binnur Toygar'ın muayenehanesi çocuklara göre tasarlanmış.
Kocaman bir oyun odası, dişçi koltuğunun önünde doktor çalışırken çocukların çizgi film izlemeleri için bir ekran.
Binnur Hanım Bambinoyu koltuğa oturtur oturtmaz kötü haberi verdi: Bambinonun üst dişler komple çürümeye başlamış! 
Ve daha da kötü haber: Diş çürümesi m.em.ede uyumasına izin verdiğim için olmuş, adına da "süt birikmesi" deniyormuş. Hatta dişlerin çıkışı, duruşu bile emzirmeye bağlı olduğunu anlatıyormuş.
Yani, Bambinonun m.e.mede uyumasına izin verdiğim için içtiği sütler dişlerinin damakla birleştiği noktalara birikmiş ve zaman içinde çürümeler başlamış.
Birkaç dişindeki çürümeyi fark etmiştim ama Binnur Hanım iç taraftaki ve azılardaki çürümeleri de gösterince başımdan aşağı kaynar sular dökülüverdi.
Bambinonun eline fırça vermeden hep bizim dişlerini fırçalamamızı istedi Binnur Hanım.
Yanımızda fırça ve macun taşımamızı, kullanabilirsek elektrikli diş fırçası almamızı önerdi.
Ancak Bambino doktorda bile döner fırçanın sesinden korkup dişlerini temizletmedi.
Binnur Hanım dişlere dolgu hatta kanal tedavisi bile yapılabilir, o derece kötü durumdalar diyerek bir kötü haber daha verdi.
Bir de florür önerdi, Bambinonun tablet halinde çiğnemesini istedi.
Ancak florür konusunda çok çekimserim, sanırım bunu yapmayacağım.

Dişçiden moral bozukluğu içinde çıktım. Omuzlarıma suçluluk duygusu çöküverdi bunca haberden sonra. Dokunsalar ağlayacak moda gelmiştim.
Ve o anda ne oldu biliyor musunuz?
Bulunduğumuz caddede LÖSEV'in korteji yürümeye başladı.
Lösemili çocukların her birinde bir müzik aleti, harika bir orkestra kurmuşlar, eski model arabalar da onlara eşlik ediyordu.
Saçları traşlı, ağzı maskeli o çocuklardaki o coşkuyu görünce kendime geldim!
Ve şükrettim Allah'a, her halimiz için şükrettim.
Beterin beteri var, onların hastalıklarının yanında diş çürümesi nedir ki?
Kendimden utandım, bu sefer farklı bir nedenle ağlamaklı oldum.
Şükrettim, tekrar tekrar.

Efendim, işte doktor maceralarımız bu şekilde gelişti geçtiğimiz ay.
Bambino büyüdükçe tatlılaşıyor sanki.
Sohbetleri, tavırları, uyuması bile apayrı bir tatlılık içeriyor :)
Kargaya yavrusu kuzgun görünürmüş misali :))
Evde bana yardımcı oluyor, getir-götür işleri yapıyor.
Alt parça kıyafetlerini kendi çıkartıyor, bazen kendi giyiniyor.
Üstleri kolay çıkartmak için teknik bulamadım ben, o nedenle üstleri çıkartmak için yardım istiyor hala.

Geçen hafta markette alışveriş yapıyoruz, Bambino sepette oturuyor. 
"Anne, çok güzel bir simit kokusu geldi"
"Öyle mi oğlum, ben alamadım kokuyu"
"Anne, yaklaş, burunlarımızı birbirine değdirelim, benim burnumdaki koku senin burnuna geçsin"
:)
Anne-oğul burunlarımızı birbirine sürttük, böylece ben de simit kokusunu alabildim :))

Bebekken yapamadığımız uyku ritüelini alerji doktorunun kesin emri :) üzerine yapmaya başlayabildik sonunda: Banyo, pijama, diş fırçalama, kitap okuma (her gün olmuyor gerçi), sohbet, masaj ve uyku.
Eve 18:30 gibi gelen biri olarak bu rutini uygulamaya ancak akşam yemeğini yedikten sonra başlayabiliyorum. Masayı ve mutfağı toparlıyorum, bir bakıyorum 21'i geçmiş saat. Sonra banyo ile uyku sürecini başlatıyorum. Yatağa yatmamız 22'yi buluyor. Daha öne çekmeye çabalıyorum ama iftar vakti erken yememizi engelliyor. Neyse, buna da şükür, 23'lerden buraya kadar çektim.

Bambino ile ben de yatıyorum, sohbet edip masajını yapıp uyutuyorum oğlanı. Ama aslında o beni uyutuyor. Çocukla yatınca ortamı saran o müthiş huzurlu uyku kokusunu almamanız mümkün değil. Her ne kadar "Ben o uyuyunca kalkacağım" diye kendime telkinlerde bulunsam da %90 Bambino ile aynı anda uyuyakalıyorum. Uyandığımda saat geceyarısını bulmuş oluyor. O saatten sonra bir şey yapasım da gelmiyor, gidip kendi yatağıma yatıp uykuya devam ediyorum. Eskiden çok şikayet ediyordum bu halimden ama şimdi uyum sağladım. Demek ki benim de uykuya ihtiyacım var diyorum.

En sevdiği renk koyu kırmızı, yeşil ve mavi.
Pink Floyd dinlemeyi çok seviyor.
Uzun saçlı kızlara bayılıyor, yanlarında şekilden şekle giriyor.
İştah yerinde maşallah, bu aralar bir oturuşta yarım karpuz yiyebiliyor, abartısız.
Dışarıda gezmeye bayılıyor.
Toplu ulaşım araçlarına binmeyi çok seviyor. Gemi, tramvay, uçak, minibüs, otobüs..
Hayal gücüyle eline aldığı bir sopayla uzun süre vakit geçirebiliyor.
Kalabalığı, insanlarla olmayı seviyor.
Olumsuz duygularını karşı tarafa iletmek istemiyor. Gelip bana anlatıyor ya da otorite gördüğü birine.
Sanırım anlatırsa arkadaşlarını üzeceğini düşünüyor.
Genel olarak çok şükür mutlu, keyfi yerinde bir çocuk.
Sabahları mutlu uyanıyor (sabaha karşı anne-baba yatağına geldiği için uyanınca onları görüyor tabi).
İşe gitmediğimiz günleri iple çekiyor.
İnatçı, istediği olana kadar vazgeçmiyor.

Nice mutlu aylara oğlum, seni çok seviyorum!
DEVAMINI OKU

4 Nisan 2014

Bambino 42 Aylık - 3,5 Yaş

 
Bizim Bambino kocaman adam oldu dostlar :)
Herşeyi yalayıp yutan, herşeyi ama herşeyi hafızaya anında kaydeden ve asla silmeyen, 7/24 çalışan bir makine tadında.
Kojo ile aramızda geçen tüm konuşmalara dalan, birazcık tartışma moduna geçsek çözüm üretip ara bulan, en ufak bir sürtüşmeden bile rahatsız olan hassas bir ruh Bambino..

"Sen babaya ne dedin anne?"
"Baba sana ne dedi anne?"
"Sen ne düşünüyorsun peki anne?"
"Baba şöyle yapsak nasıl olur?"
diyerek arabuluculuk yapan bir bücür :)
Öyle de güzel öneriler sunuyor ki şaşırıp kalıyoruz kojoyla. Gülmeye başlıyoruz ister istemez ve buzlar eriyip gidiyor. Bazen ortamda gerginlik olmasa bile Bambino önerileriyle bizi mest ediyor.

Çocukla çocuk olmak, onun ruhuna yanaşıp anı paylaşmak öyle iyi geliyor ki. En iyi terapiden bile iyi olduğunu iddia ediyorum :)

Son haftalarda şizofrenik haller takındı Bambino.
"İşe gitmeni istiyorum anne"
2 sn sonra
"İşe gitmeni istemiyorum anne"

"Yemek yemek istiyorum"
3 sn sonra
"Yemek yemek istemiyorum"

Sanki kendi kendini keşfediyor, kendi kendinin farkına varıyor bunları söyleyince. Zıt söylemlerin varlığını, kullanımını keşfediyor bir yandan da. Ve çevrenin her bir cümleye verdiği tepkiyi ölçüyor.

Parkta başka teyze ve çocukların konuşmalarını sünger gibi emip akşam kendi kendine takılırken tekrarlayıveriyor:

"Sana onunla oynama dedim, neden oynuyorsun?"
"Bir güzel bir güzel olmuş ki bu kek!"
"Çok yaramazlık yapıyorsun"
"Kötü çocuk"
"Atma dedim sana, bak vermem bir daha oyuncağını"

Ne kadar içselleştiriyor, ne kadarını kullanıyor bunları bilmiyorum ama gerçek hayat böyle söylem ve sınırlamalarla dolu. Bir ara "Acaba kreşe gitse daha iyi mi olur?" diye düşündüm ama "Oradan da başka sözlerle gelecek nasılsa" diyerek vazgeçtim.

Neyseki Bambino büyüyünce okula gideceğini söylemeye başladı. Ya da parktaki teyzeler onu bu şekilde dolduruyorlar, o da papağan gibi tekrarlıyor, bilemiyorum. İşin ilginç yanı, gideceği okulu şeçti bile. Başka okul adı söyleyince hemen karşı çıkıyor. Gerçi daha BBOM ile tanışmadı, umarım fikri değişir :))

"Ben şimdi orta boyum, büyük boy olunca okula gideceğim."
"Ben okula gidince bir kardeşim olacak, sen de ona bakacaksın anne"
"Erkek bir kardeşim olsun, adı Yunus olsun"
"Ben çok büyüyünce 19 tane kardeşim olsun anne, hepsi de erkek"

En sevdiği renkler koyu mavi, koyu yeşil, koyu kırmızı.
En sevdiği arkadaşı Can.
Sabah 7-7:30'da uyanıyor, öğlen 1,5-2 saat kadar uyuyor, akşam 22:30'da uyuyor.
En sevdiği müzik tempolu müzikler, sözlü müzikler ve elektronik müzik.
Dinlemeyi en çok sevdiği müzik aletleri bateri ve ksilofon.

Kelimeleri çok güzel kullanıyor, kelime türetiyor ve kelime köklerini uzun uzun düşünüyor.

-Bunu akbaba yirtmis anne.
-?
-Akbabalar yirtici hayvanlardir.
:)

Elinde bir dal parcasi eller yukarida:
-Kargaaa kargaaa, sana yuva yapman icin dal parcasi veriyorum, alir misin?

Anne kalk
Anne yat
Anne benim yatagima gidelim
Anne bu tarafa yat kafani buraya koy
Anne ac gozlerini
Simdi!

Bambinonun tutarsız davranışlarına daha fazla maruz kalmak istemeyen kojo hava almak için dışarı çıkınca, arkasından:
- Baba bizi özlerse ne olacak anne?
- Özlerse gelir herhalde.
-Baba bizi özlerse ama gelmek istemezse ne olacak?
-Hı?? E, kem küm, bunu bilemedim, babaya soralım gelince.
DEVAMINI OKU

4 Mart 2014

Bambino 41 Aylık

41 Kere Maşallah diyoruz hep birlikte :))

Küçük adamımız bir ay daha büyüdü.
Artık iyiyden iyiye sohbet ediyor, derdini anlatıyor.
Ama hala çekingen, utangaç, hassas.

Söylemiş miydim bilmiyorum, Bambinonun süt ve süt ürünleri alerjisi geri döndü :(
Hele peynir yiyince sivilce çıkıyor resmen yüzünde.
Köklü bir çözüm arayışındayım.
GAPS diyeti gibi bir diyet yapmak geçiyor aklımdan, hem onun hem kendim için.
Öğrendim ki egzama, gıda intoleransı, astım, hiperaktivite, disleksi ile başlayıp otizme kadar varan skalada yer alan rahatsızlıkların temelinde sindirim sisteminin işlevini tam yapamaması var.
"Leaky gut" denilen bağırsakların iyi çalışmaması nedeniyle yiyeceklerin istenmeden kana karışması sonucu vücudun yiyeceklere savaş açması alerjik reaksiyona neden oluyor.
Ve bağırsak florasını iyileştirmeden bu sorunlar bitmiyor, hatta zamanla daha da ilerliyor.
Egzama gıda alerjisine dönüşüyor. Sonra astım. Sonra öğrenme güçlüğü. Bu arada obsesif-takıntılı davranışlar. Bunların görülme sırası bu şekilde olabilir ya da olmayabilir. Ama temelde sorun aynı.
Çözümü ise bağırsak florasının iyileştirilmesi.
Bu detaylar başka bir yazının konusu.

Bambinonun en sevdiği renkler koyu mavi, koyu yeşil ve koyu kırmızı.
Öyle ki, beyaz arabamızı satıp koyu mavi bir araba almamızı bile istiyor :)

Çok insan canlısı, karşısındaki ile frekansı tutarsa sabaha kadar sohbet edebilir.
Dışarıda yemek yediğimizde yemeği beğenirse gidip garsonlara "Ellerinize sağlık, yemeği çok beğendim" diyor :)

Büyüyünce hem astronot hem de otobüs şoförü olmak istiyor. Kojoyla beni uzaya götürüp gezdirecekmiş. Otobüsüyle gezdirirken bilet almamızı istedi bir de, torpil yok :P

"İşe gitmediğiniz bir gün birlikte şuraya gidelim" diyerek öneriler getiriyor artık.

"İkinizi de çok seviyorum" diyerek sarılıyor bacaklarımıza.

"Hani Londra'ya gitmiştik ya, ne güzeldi, değil mi?" diyerek anıları yad ediyor :)

"Herşeyi bilemezsin, değil mi anne?" diyerek bilmemenin normal olduğunu anlatıyor.

"Ben küçük değiliYİm, ben büyük de değiliYİm, ben orta boyum" diyerek eliyle orta boy hizasını gösteriyor.

"Ben okula gitmeyeceğim" diyerek aykırı duruşunu korumaya devam ediyor :)

İzlediği videoyu beğenirse kojoyla beni elimizden çekiştirerek salına getiriyor, bizim de izlememizi istiyor hemen.

"Bugün bana ne hediye getirdin?" diyerek her gün şansını deniyor :)

"Saçımı yıkayacak mısın, yıkama!" diyerek banyo öncesi pazarlık yapıyor her defasında :)

"Ama ikiniz birden uyursanız ben yalnız kalırım, birinizin benim yanımda durması gerek" diyerek uykuya direnip oyuna devam etmek istiyor. Gece uykuları bir ara 11:30 civarıydı, şimdi 10-10:30'a geriledi. Daha da öne pek çekemiyoruz çünkü gündüz 1,5-2 saatlik öğle uykusu uyuyor hala. Haftasonu 45 dk olan öğle uykularında ise gece uykusuna 9:30 gibi geçiyor.

"Şöyle bir hareket vardı" diyerek şekilden şekle giriyor, akşamları spor yaparken :)

"Kimse yemez mi yemeğimi?" diye endişeleniyor, yemek sırasında tabağını bırakıp tuvalete gitmek zorunda kalınca.

Bambino: Bahar gelince bahçeye sebze tohumları ekelim, fide dikelim.... Hepsini ben dikeceğim.
Ben: Tamam. Diktiklerin büyüyünce bizimle paylaşır mısın?
Bambino: İnşallah paylaşırım, bilmiyorum!
Ben: !!

Arkadaşına söyleyemediği için içinde kalan duygularını aktarıp rahatlaması için yaptığımız role-play sırasındaki diyalog:

Bambino: Ben Bambino olayım, sen E. ol.
Ben: Tamam.
Bambino: E. neden paylaşmıyorsun, kızıyorum sana.
Ben: Seni kızdırdığımı bilmiyordum. Bir daha yapmam, paylaşırım.
Bambino: Tamam E.... Bir dakikalığına anne olur musun?
Ben: Tamam oğlum.
Bambino: Seni çok seviyorum!
Ben: (Nirvana anı bu an olmalı!) 
:)
DEVAMINI OKU

4 Şubat 2014

Bambino 40 Aylık


Kutup ayısı, ayıcık, fok ve yavrusu, pikine, polis arabası

Pikine
- Fok balığının adı ne?
-Adı fok, soyadı fok.

- Kaplumbağamın adı Pikine.

- Baba, yanlışlıkla bilerek yaptım (O nasıl oluyorsa?)
Kurabiye yapan Bambino

Çok lezzetli :)

- Anne, eve gelince bu terliği giy, ben de üstüne oturayım. (Terliklerimin üstüne oturur)
5 dk oturduktan sonra:
- Anne, böyle oturmak çok hoş.
2 dk sonra:
- Anne, kanguruyla yavru kanguru hikayesindeki gibi oldu anne.
Top havuzunda bir kuzu

- Anneyle vakit geçirmekten çok hoşlanıyorum.
Foto çeken Bambino
 - Pikinemdeki paralar birikince Londra'ya gideceğim.

- Anne, işe gitmediğin bir gün seninle oyuncak almaya gidelim, tamam mı?
Babasının işyerinde çalışırken Bambino

- Bengisu abla, yine gel ama saçların yine böyle olsun.
-Sen uzun saçı çok seviyorsun galiba.
Annesinin kısa ve kıvırcık saçlarına bakıp:
- Kıvırcık saçı da seviyorum (Ne şiş yansın ne kabap)
Sevgi Yumağı (Mavili Bambino :P )

-Anne, sen üzülme, ben üzülürüm senin yerine (Ağlayarak söylüyor, çok üzülmüş)
Anne üzülünce hemen ağlamaya başlıyor, hassas Bambino..

Dışarıda kendinden büyük abla görünce ağzı yüzü yamuluyor hemen. Ablaların bakmasına da gerek yok, varlıkları yeterli :)
Çiçekçi olmuş, çiçek satıyormuş

Dergiden çıkan yapıştırmaları yüzüne yapıştıran Bambino :)

- Uyumayalım anne, aç gözlerini.
- Gözlerim bana uyu diyor oğlum.
-Gözlerin öyle demesin anne.
Suluboya çalışmasını banyoya taşıyan Bambino
Su ile bir saate yakın oynuyor, hiç karışmıyoruz. Oyunum bitti deyince üstünü değiştiriyoruz ve banyoyu temizliyoruz.

- Oğlum, ben bugün işe gideceğim.
- Babam da gidecek mi anne?
-Yok gitmeyecek o.
- Sen de gidersen babam da giderse ben yalnız kalırım anne. Ne yaparım ben o zaman? (Acıklı bir ses tonu ile söyleniyor)
Sarıp sarmalar, içime geri sokasım gelir böyle anlarda..
Gittiğimiz bir evdeki bambu ormanına hayran olduk
 - Anne sana İspanyolca öğreteyim mi?
- Öğret oğlum.
-şabulapujulamacok.
-Ne demek bu?
-Pencere demek anne.
-Peki, teşekkürler.

Okunacaklar listesi kabarık
-İspanyolcanın adını çok seviyorum.... İtalyanca da güzel.
DEVAMINI OKU

SOSYAL AĞLAR


İZLEYENLER

Blog Arşivi

HER GÜN MUTLAKA

NE ARADINIZ, YARDIMCI OLALIM?

Kişisel Blog

Copyright © Benden ve Bizden | Powered by Blogger
Design by Lizard Themes | Blogger Theme by Lasantha - PremiumBloggerTemplates.com