mekan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mekan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Ağustos 2013

Seyahat Dönemi

Bu sene Ağustos ayı seyahat ayı oluyor bizim için.

Ramazan'ın bitmesiyle beraber sanki biriktirmişiz gibi seyahatler üst üste gelmeye başladı.

Uzun uzun fotolarla birlikte güzel yazılar yazmak istedim ama zaman öyle az ve değerli ki şu günlerde, yazılar için ayıracak zaman bulamadım. Üstüne üstlük bayram tatili dönüşü fena halde midemi üşütünce rapor alıp dinlenmem gerekti. Hala gücümü tam olarak toparlayabilmiş değilim.

Bayram tatili için Bursa taraflarına gittik. Öncesinde her tatil öncesi olduğu gibi hastalandı Bambino. Psikolojik olduğunu düşünüyorum artık. Sanki kendince tepki veriyor yer değişikliğine..

Bursa'da Aloft Otel'de kaldık. Sheraton ile aynı kompleksi paylaşan Aloft Otel'in özelliği self servis olması :) Eşyalarınızı odanıza kendiniz çıkartıyorsunuz, resepsiyonda iki görevli var ama öyle her köşe başından birileri fırlamıyor. Biz çok beğendik. Üstelik oda temizliği istemediğiniz her gün başına hesabınıza para yüklüyorlar. Çok güzel bir uygulama bence. Yüklenen paraları kahvaltı ya da akşam yemeği için kullanabileceğiniz gibi biriktirebilir, Dünya'daki diğer Aloft Otellerde kullanabilir ya da Unicef'e bağışlayabilirsiniz. Aloft Otel Türkiye'de sadece Bursa'da var ama Dünya genelinde 117 adet oteli mevcut.

Bir gün Yalova'ya geçtik. kojonun çocukluğu orada geçtiği için en çok o sevindi buna :) Çınarcık'ta Bambino ilk defa tam anlamıyla denize girdi (Yuh bize, neredeyse 3 yaşına girdi denize ancak kavuştu :P ) Denizden sonra Yalova Merkez'de vakit geçirdik ve akşamında Mudanya'da ünlü Erol Balık'ta yemek yedik.

Ertesi gün kojonun arkadaşlarını ziyaret için Balıkesir Merkez'e gittik. Yaklaşık 2,5 saatlik yolculuk sonrası feci sıcak Balıkesir'e ulaştık ve gidene kadar evin içinde klimalı odada oturduk :)
Akşam Bursa'ya dönerken yolda Karacabey At Çiftliği'ni ziyaret ettik.

Sonraki gün Mudanya taraflarına gittik. Denize girmek için harika koylar keşfettik. Öğleden sonra Tirilye'de vakit geçirdik. Menüde yine balık vardı tabi ki :) Akşam ben otelde dönüş hazırlıklarına başlarken kojoyla Bambino Bursa'da tramvay ile gezip meşhur İskenderci'de yemek yediler.

Pazar günü son gündü ve dönüş trafiğine fazla takılmamak için erkenden yola çıktık. Bambino araba yolculuklarını sevmiyor, bunu bir kez daha gördük, yaşayarak. 2-3 saat sonra mızıldanmaya başlıyor. Mecburen mola veriyoruz. Ancak mola verdikten sonra Bambinoyu arabaya bindirmek bile yarım saatimizi alıyor. Kendisini ikna edene kadar enerjimiz bitiveriyor walla! "Yürüyerek gideceğim ben", "Anne arabaya binmeyelim", "Gitmeyelim, burada kalalım" diyip duruyor. O nedenle mola versek bir türlü, vermesek bir türlü! O kadar gözümüz korktu ki, bu haftaki İzmir seyahati için uçak bileti aldık son dakika :))

Neyse, Pazar günü öğleden sonra sağ salim Ankara'mıza vardık, çok şükür.

Ertesi gün İngiltere'den gelen dostlarla kavuştuk. Harika vakit geçirdik, biz de çocuklar da çok özlemiş birbirlerini. Daha sık görüşmeli, daha çok kavuşmalı dedik...

Sonraki günler benim hastalandığım günler oldu. Klima çarpması + mide üşütmesi derken bütün gece tuvaletten çıkamadım. Allah kimselere vermesin, ne zormuş. Haftasonuna kadar elim kolum tutmadı desem yeridir. Bu esnada yiyebildiğim yegane şeyler patates, yoğurt ve kola oldu.

Cuma günü kendimi daha iyi hissettiğim için bayramda gidemediğimiz anneannemlere ve diğer akrabalara gitmeye karar verdik. Cumartesi sabahı yola çıktık. Bambino gidiş ve dönüş yolunda "Gitmeyelim burada kalalım" diyerek tepkisini yine belli etti. Çok güzel vakit geçirdik. Tanıdık yüzler, güzel sohbetler, bahçelerde gezmece, ağaçlardan meyve toplamaca ve bir sürü güzel anı ile doldurduk günlerimizi. Pazar akşamı Ankara'ya geri döndük.

Şimdi önümüzde 10 günlük bir İzmir gezisi var. Eşya hazırlama kısmına bugün başlıyorum inşallah. İşin ilginci biz Bambino ile uçakla gidip geleceğiz ama kojo bizden bir gün sonra araba ile gidip gelecek. Yanıma fazla eşya alamayacağımı bildiğim için ne alacağıma çok iyi karar vermem gerekiyor. Bir sırt çantası bir de çapraz kol çantası ancak taşıyabileceğim. Eşyalar arkadan gelecek :) Nasıl olacak bakalım..

Bambino her seyahat sonrası değişiyor, gelişiyor. Bursa gezisinden sonra kendine olan güveni tavan yaptı. Her işe yardım etmek istiyor, her işe dahil olmak istiyor. Boyundan büyük işlere kendini ispat etmek için atılıyor. Konuşmalara dahil oluyor, hiç ummadığımız yerde bizi şaşırtan şeyler söylüyor, önerilerde bulunuyor. Bazen komik bazen sinir bozucu durumlar yaşıyoruz. Keşke Bambinonun söylediklerini birebir not alabilsem de buraya da yazsam...

Biraz üst üste geldi bu seyahatler, hastalıklar. İş yerinde de durum pek içi açıcı değil. İşler beni bekler :) Neyse, sağlık olsun da, gerisi bir şekilde hallolur. Hayat böyle işte. Herşeyin sırası var sanıyoruz ama aslında herşeyi aynı anda yaşıyoruz. 

Eylül'de görüşmek üzere :)
Ciao!
DEVAMINI OKU

12 Ağustos 2010

Bugunlerde


* Sicaktan bayiliyorum. Evde balkon ve pencereler devamli acik ama ruzgarin alameti yok buralarda. Allah tum hamilelere sabir versin! Dus almak, kafayi buzluga sokmak, bol karpuz/salatalik yemek ve tabi ki su icmek gibi elden gelen herseyi yapiyorum ama uzun vadeli olmuyor hicbiri! Klima almamakta direniyorum, yoksa kojoya kalsa geldigimiz gun alacakti. Her markete gidiste peynir-ekmek gibi satilan vantilatorleri goruyorum, nedense ona da elim gitmiyor. Agustosun yarisi yaz, yarisi kis diyerek avutuyorum kendimi, az kaldi, 3 gun sonra serinlemeye baslamasi lazim havalarin :P

* Tez yaziyorum. Daha dogrusu yazmaya calisiyorum. Bilgisayarin isisi hissettigim sicakligi sanki 10 derece artiriyor gibi geliyor. O nedenle bir saat sonra motor kaynatmaya basliyor bende. Halbuki teslim tarihine bayagi da az kaldi. Olcak insallah, ha gayret!

* Stresler icindeyim. Aldigim iki dersin projesi ile ilgili ciddi sorunlar cikti. Okula da ha deyince gidemedigim icin mail yoluyla sorunu anlamaya ve cozum bulmaya calisiyorum.  Elimden cok da birsey gelmiyor aslinda, simdilik beklemedeyim. Ama ilk ogrendigim gun ve ertesi gun stresten bir hal oldum :( Bebek de hemen hissetti, tekmeleri gariplesti, rahatsiz oldu zavallim... Bu sorun nasil cozulecek bilmiyorum, kafamda bin tane senaryo var. Erken dogum yaparsam bu sebeple olacak! Dua etmek ve (belki hic yapmamam gerektigi halde) derslerin hocalarina mail atmaktan baska birsey yapamiyorum...

* Bebek bakim kitabi okuyorum. Aslinda simdiye kadar pek hevesli degildim. Hala hamilelikle ilgili bir kitap okumuslugum yok. Baby center'dan gelen haftalik birkac paragraf tum merakimi gidermeye yetiyor. Daha fazla bilgi yuklenip kendimi sisirmeye niyetim yok. Zaten bebek ben birsey yapmasam da vucudumla birlikte ne gerekiyorsa yapiyorlar. Birsey lazim olunca da en hizlisindan sinyali gonderiyorlar. Misal, gece bacagima giren kramplar. Aliyorum ertesi gun bir magnezyum takviyesi, sorun cozuluyor :) Ancaaaak, asil onemli olan kisim bebek dogduktan sonraki kisim. Annelik ne kadar icgudusel de olsa bircok seyi ogrenmek gerekiyor. Bebek nasil tutulur, nasil emzirilir, nasil alt degistirilir, nasil uyutulur gibi konularda temel seyleri ogrenmek gerekiyor. Her bebek farkli olsa da temel bilgiler lazim. Ozellikle Emzirme Reformu grubuna uye olup takip etmeye basladiktan sonra ogrenilecek ne kadar cok sey oldugunu fark ettim. Bari dedim, kitabindan okuyayim bakalim. Gerci okuduklarimin cogu pratigi olmadigi icin aklimda kalmiyor ama biraz kulak dolgunlugu oluyor iste. Arada bir acip okuyorum.

* Bebek esyasi hazirligi yapiyorum. Aslinda cok da birsey yapmadim. Hatta hala yikadigim bebek kiyafetlerini utulemem gerekiyor. Utulemesem olmaz mi ki?? Hic beceremedigim ve sevmedigim bir istir utu, hele bu sicaklarda ve kaslarimin gevsemeye basladigini hissettigim bugunlerde tehlikeli boyutlara gelebilir utu yapmam :)) Daha renklileri yikamadim bile. Masallah, cok da kiyafeti olmus kucuk beyin simdiden. Ben de bir-iki battaniye aldim. Tamamdir herhalde. Alt degistirme unitesini kurduk ve bebege ait ne varsa raflarina yerlestirdik. Oda yapmadik simdilik. Nasilsa dogduktan sonra birkac ay bizim odada olur, sonrasina da bakariz dedik. Ha, bir de park yatak aldik, yeter iste :)

* Oturma odasindaki kanepeye kilif yaptirmayi dusunuyorum. Kanepenin yuzu kadifemsi bir kumastan, nasil terletiyor anlatamam. Soyle bir uzanip da keyif yapamadim geldigimizden beri; 5 dakika icinde ter icinde kaliyorum. Soyle pamuklu bir kumastan kilif yaptirayim diyorum ama baktigim birkac dosemecide bana yine polyester ve kadife turu kumaslar gosteriyorlar. Pamuk olursa dayaniksiz olurmus. Ben de karar veremiyorum ne yapacagima. Onerisi olan?

* Iki haftadir noter, emniyet, oto tamircisi, galeriler, oto bakmaca, Ostim oto pazari gibi ilginc aktivitelerin icerisindeyiz. Amac; bizim bagaji olmayan duldulu satip simdilik bize yetecek bir duldul alabilmek. Sicagin alninda dolanip duruyoruz kojoyla. Ama az kaldi, sona cok yakiniz insallah :)

* Endokrin kontrolune gittim. Ilacin dozaji biraz daha artti, artik yetmiyormus aldigim doz. Ancak cok ilginc bir gelisme oldu, doktorun tartisinda bir tartildim ki hic kilo almamisim TR'ye geldigimden beri! "Nasil olur dedim, bir yanlislik olmasin doktor bey?" Ama yok gibi, hala ayni kilodayim :) Bu haberden sonra neler yedim neler gerci, orasina hic girmeyeyim :P Sicakta zaten birsey yenmiyor, bir suredir meyvelerle devam ediyorum. Hatta yerken iclerindeki sekeri dusunup kilo aliyorumdur kesin demistim ama kilo yapmamislar, hayret ettim! Ama son haftada genisledigimi hissettim, sanirim bundan sonra kilo alimina devam edecegim.

* Bugun itibariyle 32. haftami doldurdum gebelikte. Yani 2 aydan az bir zaman kaldi. Karnimda bir voleybol topu tasiyor gibi gorunuyorum :) Hamilelige zayif basladigim icin aldigim kilolar pek belli olmuyor (ama ben biliyorum nerede olduklarini!) Cok agirlasmadim simdilik. Yapilacak seyleri hala kendim yapabiliyorum. Misal, ayakkabimi kendim giyebiliyorum hala :) Dogumu ve sonrasini hala tasavvur edemiyorum. O kadar blog okuyorum, o kadar cok hikaye dinliyorum ama benim deneyimim nasil olur, hayalini bile kuramiyorum. Kojo bazen karsisinda bebek varmis gibi bosluga konusuyor, ben oylece bakiyorum :) Yok daha dank etmedi bana :) Dogmamis bebegine mektup yazanlar, bebegiyle konusanlar, sevgi kelebegi olanlar var ya, iste ben onlardan degilim galiba :) Evet elimi gobegime koyup oksuyorum, arada halini hatrini soruyorum ama oyle uzun uzadiya monologa/diyaloga gir(e)miyorum. Ben de boyleyim iste! Tekmelerini izlemek gulduruyor beni, arada geriniyor mu ne o zaman "hey, hop, yavas" diyorum :)) Bir de dua ediyorum... Iyi huylu olsun, gucumuz olcusunde sikinti yasatsin (ne kadar gercekciyim, herseyin toz pembe olmasini beklemiyorum tabi :P ), mutlu olsun, mutlu etsin, hayirli insan olsun... Her annenin duasinin tipik ornegi iste benimki de...

* Fotograf makinesinin tamirden alinmasini bekliyorum :) Bu arada yaptigimiz Eskisehir gezisi ile kesfettigimiz yeni mekanlardan Egri Cimen ile ilgili tek bir foto yok malesef. Yine de buraya not dusmus olayim.
DEVAMINI OKU

8 Mayıs 2010

Camden Town

Ne zamandir goruselim diyip de bir turlu gun tutturamadigimiz Crazy About Home sitesinin sahibi Tuba ile bulustuk gectigimiz gunlerde. Tuba dekorasyon konusunda uzman biri, yaraticilik ve uyum konularinda ustune tanimiyorum :) Bizzat aldigim dekorasyon taktiklerini insallah TR'ye donunce uygulayacagim!
Cok daha oncesinde yaptigimiz planlardan birini o gun gerceklestirdik ve Camden Town'a gittik. Tabi orayla kalmayip Covent Garden Scoop'ta dondurma, Somerset House'da soluklanma, South Bank'de kahve molasi gibi etkinlikleri de plana dahil edip kucuk bir Londra turu yaptik.
Camden Town'u biraz Kadikoy Bahariye'ye benzettim. Cesit cesit dukkanlardan olusan pasajlarla dolu sokaklar, her turlu dunya mutfagini bulabileceginiz ayak-ustu atistirma yerleri, barlar, taze sikilmis portakal suyu ve limonata satan standlar, daha neler neler.. Sokaklari birbirine baglayan noktalarda oturma mekanlari ve ilginc heykeller vardi. Nehir kenarina siralanmis motosiklet benzeri oturaklar cok hostu!
Biz biraz erken gittigimiz icin her dukkani acik bulamadik. Yine de takidan deriye, aksesuardan kumaslara, nargileden hint isi esyalara kadar o kadar cok cesit gorduk ki! Dukkanlarin cogu yilin 364 gunu acikmis (25 Aralik Noel gunu haric). Yerli ve yabanci cok sayida turistin ugrak noktalarindan biriymis Camden Town. Amy Winehouse'un mekani olarak da biliniyor tarafimca :))
DEVAMINI OKU

21 Nisan 2010

Kizgin Damdaki Kedi (Cat on a Hot Tin Roof)

Nisan ayi etkinliklerimizden biri Kizgin Damdaki Kedi oldu. Aslinda gecen senenin sonundan beri Londra'da turnede olan (aslen New York'lular) bu performansi gormeyi ozellikle kojo cok istiyordu. Ekipte yer alan ve Brick karakterini canlandiran Ingiliz oyuncu Adrian Lester bizim ailenin favori sanatcilarindan biri :) Bu sahsiyet ile Hustle dizisini izlerken tanistik. Kendisi gercekten cok karizmatik bir kisilik. Konuyu dagitmayayim dedim ama bu  amcam icin ayri bir post bile yazilirmis. Kendisi asagidaki resimde yer alan dizi ekibi icinde en sagda olan :)
Neyse, biz bu Kizgin Damdaki Kedi'ye yukaridaki sebepten :) geldigi ilk gunden beri gitmek istiyorduk. Ama bir turlu denk getiremedik kojoyla uygun bir zaman. Hatta bahsettigimiz tum arkadaslarimiz bizden once gittiler :) Nisan'a kadar vaktimiz var nasilsa diyerek agirdan aldigimiz bilet alma isi, Nisan'in ikinci haftasi geldiginde alarm verdi :) Veee, tam Turk isi bir olaya imza atarak son gunku performansa bilet alabildik!
Hikayenin konusu Guney Amerikali bir ailenin, ailenin buyukbabasinin dogumgunu icin biraraya gelmeleri. Oyunun ana kahramanlari Brick ve esi Maggie (Kedi), mutsuz bir evlilik surdurmekteler. Eski bir futbol yildizi olan Brick'in icki problemi var ve etrafinda olan biten herseye kayitsiz. Buyukbaba kanser ve bundan haberi yok, onun disinda herkes bunun onun son dogumgunu oldugunu biliyor. Ailenin diger fertleri ise bu zengin buyukbabanin mirasindan pay alabilme kaygisindalar ve adamin etrafinda pervane olmus vaziyetteler.

Bu oyuna gitmek istememizin bir nedeni de buyukanneyi oynayan sahsiyetin Cosby Show'daki Bill Cosby'nin karisini oyanayan Clare Phylicia Rashad olmasiydi (yukaridaki resimde soldan ikinci). Benim cocuklugumun dizisiydi Cosby Show. Cliff ve Clair Huxtable'i da bol bol andim o gun :)
Buradaki muzikal ve tiyatrolarin bilet fiyati oturdugunuz yere gore degisiyor. En pahali yerler tabi ki sahnenin dibindeki yerler. Genelde kat kat tasarlanmis ve genis balkonlardan olusan katlar icerisinde en ucuz olan ise en tepedeki ya da goruc acisi daha dar olan yerler. Mesela kolon arkalari ya da en kenarda kalan ve sahnenin %70'inin gorunmedigi yerler. Buralar da satiliyor mu demeyin, acaip talep var :) 

Sonucta guzel bir oyun izledik ve sonrasinda tiyatronun yanindaki kafede Italyan usulu makarnalarimizi bir guzel mideye indirip sonra da en sevdigimiz dondurmacisi olan Italyan dondurmacisi Scoop'tan dondurmamizi alarak bu guzel gunu noktaladik... The End :)


DEVAMINI OKU

5 Ocak 2010

Brunch ve Burberry


Pazar gunu sagolsun yine Esra biraraya getirdi bizi. Cok guzel haberlerle dolu bir brunch yaptik, yine Simithane'de! Bol sohbet ve bol muhabbet dolu bir gec-kahvaltidan sonra kizlarla ve MK'cimizla Hackney'deki Burberry Outlet'e gittik. Gercekten outlet oldugu fiyatlardan anlasiliyordu! Bazi urunlerde %80 indirim vardi! Tabi ki durmadim ve ben de birseyler aldim :) Magazada giyinme kabinleri olmadigi icin deneyemedigim urunleri evde deneyip, olmazsa geri goturmem gerekiyor ama ben hala denemedim hicbirini... Burberry'de butun ogleden sonramizi gecirmisiz, hic fark etmeden :) Sonrasinda erkeklerle bulustuk ve biz Esralarla South Bank'e gittik. Cok ruzgarliydi nehir kenari. Ilginc bir sekilde oldukca tenhaydi. Normalde kalabaliktan yurunmez :) Yuruyus parkurunu daha yarilamadan Esralar geri donmek zorunda kaldilar, zira MK'nin uykusu bolunmustu ve sicak arabasinda uyurken soguk ortama alismak istemedi... Onlar gidince biz yolumuza devam ettik kojo ile. Yilbasi susleri hala duruyordu yol boyu. South Bank'in en sevdigim yerlerinden biri neon isiklarla donatilmis agaclarin oldugu yer. Bu sefer agaclarina altindaki banklari da aydinlatmislar, oldukca guzel olmus. Fotograf makinem yanimda olmadigi icin foto cekemedim ama aslinda onlarca South Bank fotosu var arsivde :)

DEVAMINI OKU

30 Aralık 2009

Oxford Street

Dun arkadaslarla Oxford Street'de bulustuk ve cok keyifli bir gun gecirdik.Gerci birbirimizi bulmak biraz vakit aldi ama olsun :) Eee, bir cadde uzerinde en az 5-6 tane ayni adi tasiyan magaza olursa boyle olur tabi! Turkiye gibi degil ki bir magazadan bir tane olsun...



Bulusmanin oncesinde biraz erken gidip dolasmak istedim. Butun gun saganak halince yagmur yagdi, semsiyesiz dolasmak mumkun degildi. Halbuki de kalabalik yerlerde semsiye kullanmak bana hep zor gelmistir. Cok dikkatli olmak lazim yoksa her an birinin gozune semsiyeniz girebilir. Bir de magazalara girerken kapatmaniz gerekir, cikarken tekrar acmaniz... Elleriniz hep islaktir, semsiyeyi magazada tasirken de dikkatli olmak gerekir. O yuzden boyle zamanlarda kapson kullanmayi tercih ederim. Ama dunku yagmura kapsonlar bile dayanmadi!
Buralarda Noel ve yilbasi tatili oldugu icin, bir de indirim donemi basladigindan, cok kalablaikti Oxford Street! Magazalarin cogu da talan edilmisti coktan. Birkac magazaya sadece birkac adim atip girdim, birkac saniye etrafa bakindim ve ayni hizla geri ciktim! Ancak caddenin yilbasi isiklandirmasi cok guzeldi. Her sene farkli bir konseptle susluyorlar caddeyi. Bu sene hediye paketleri, semsiyeler, yildizlar ve genis aglar kullanmislar. Soylemeye gerek yok tabi, aksam olup hava kararinca daha guzel anlasiliyor bu guzellikler.
Esra ve Sema ile saatler suren hos sohbet cok iyi geldi bana. Yalniz grip durumlarini tam atlatamamisim, umarim hicbirine gecmez. MK ile bol bol oynadik,  resimler yaptik, bozuk paralari saydik, o bana ucakla nasil uctugunu anlatti :)
Donuste onlardan ayrilinca yol uzerindeki birkac magazaya bakmadan gecemedim. Aksam uzeri dukkanlar biraz tenhalasmisti, daha rahat bakinabildim. Zara'dan birkac sey aldim. Kasada odeme yaparken ise yeni basladigini ogrendigim kasiyerle sohbet etmeye basladik. O sirada bir gomlegin etiket fiyati ile barkod fiyatinin farkli oldugunu ve indirimin sisteme yansitilmadigini fark ettim (Toplam biraz yuksek gorununce anladim). Kasiyer biraz panik oldu, once fisi iptal etti, sonra kafasi karisti ve birini anons ederek cagirdi yanina. Gelen kisi olayi cozecekken onu bir yere cagidrilar, gitti. Sonra kiz yandaki kasiyere isi bitince gelir misin diyerek yardim istedi. Biraz sonra gelen kisiye kiz olayi tekrar bastan anlatti, o da fiyati farkli olan urunun once iadesini yapti. O sirada baska biri geldi ve digeri gitti. gelen kisiye hikaye yeni bastan anlatildi, onun anlamasi ve oleyi cozmesi biraz zaman aldi tabi. Ben ornek musteri seklinde sakince, hic sesimi cikarmadan bekledim, gulumseyerek kasiyere moral vermeye calistim. "Insanlik hali, olur bunlar" seklinde :) Ama sonuncu kisi geldiginde bir ara dayanamayip "Tamam hepsi kalsin vazgectim" diyecektim! Sonucta yaklasik yarim saat kasada sorunun halledilmesini bekledim. Cikarken kiz "Sikayet etmediginiz icin cok tesekkurler" diye kac kere soyledi...  Zara'da bu kadar vakit kaybedince eve gelisim gecikti tabi ve kojo benim kadar sakin degildi  haha :P
Sonucta keyifli bir Aralik gunu gecirdim...
DEVAMINI OKU

2 Aralık 2009

Londra'da Bayram

Insan, cogunlugu Hristiyan olan bir memlekette yasayinca kendi dinine ait ozel gunleri istedigi gibi geciremiyor, kutlayamiyor malesef. Bu yil Kurban Bayrami Cuma gunu basladi mesela. Ama calisanlar icin Cuma gunu tatil degildi, mesai vardi. Ogrenciler icin de ayni sey gecerli tabi!

Yine de ucundan kiyisindan bayram oldugunu hissetmek, o havayi az da olsa yasayabilmek ve yasatabilmek icin birseyler yapilabiliyor. Biz ilk gun ailelerimizle haberlestik, yakin akraba ve arkadaslarimiz ile bayramlastik. Tabi okul ve is disi zamanlarda yaptik bunlari :)

Asil bayram aktivitesi Bayramin 3. gunu olan bulusmaydi. Sagolsun Esra yine herkesi bir bayram kahvaltisinda biraraya getirdi! Simithane'de bulustuk hep birlikte. Hatta Esra'yi blog araciligiyla bulup tanistigimiz bir cift de vardi. Simithane'yi de yine Esra'dan ogrendik gecen sene, hatta Esralar'la ilk bulusmamiz Simithane'de olmustu yanlis hatirlamiyorsam! :) Bu gittigimizde menuyu degismis bulduk, Ingilizlere hitap eden tatlara da yer vermisler menude, Turk tipi kahvalti tabagini iki ceside cikarmislar, sandvic-yemek turu birkac bolum eklemisler ve de.

Bayram cocugu olan MK'ya el opturup mendilini de verdikten sonra :P masayi donatip keyifli bir kahvalti yaptik. MK uzun bir sure kojonun kucagindan inmedi, uzun sure sohbet ettik bu sekilde :) Kucuk adamin yaptigi espiriler ve tatli tatli konusmasi bizi kendimizden gecirdi (Bu noktada tututu masallah diyip tahtalara vuruyoruz!)

Kahvaltinin ardindan erkekler batak oynamak uzere mekan degistirdiler, onlar gider de biz kizlar durur muyuz, biz de mekan degistirdik hemen! Hem de kac mekan :)) Sagolsun soforumuz Meral bizi dolastirdi, baska bir arkadasin bildigi birkac kafeye baktik ama pazar gunu olmasi, yagmur yagmasi ve ustune bir de civarda Arsenal macinin olmasi kafelerin neden kalabalik oldugunu aciklamaya yetti! Uzun bir sure hem park edecek yer, hem de oturabilecegimiz bir yer bakindik. Birini bulunca digerini bulamiyorduk sansimiza.. Bu arada "Cadde ve sokaklarda nerelere park edilir, park ederken nelere dikkat etmeli, bilet makineleri nasil calisir?" gibi sorulara cevap buldugum, ogretici bir surec yasadim :) Yalniz "Makine yutan paralari vermezse ne yapmali?" sorusunun cevabini bulamadim :P

Sonunda Lemon Monkey diye bayanlarin islettigi, ev gibi bir mekanda yer bulduk. Erkekler de oyunlarini bitirip oraya geldiler. Biz bayanlar biraz yorulmustuk ama sicak birseyler icip tatlilarimizi yiyince kendimize geldik ve muhabbete devam ettik :) Masallah MK, ortamdaki tek cocuk olmasina ve genel olarak ilgisini cekecek cok sey olmamasina ragmen kendini oyalamayi buyuk cogunlukla basardi gun boyu! Kalabalik olmasi, donusumlu olarak ilgi gostermemiz, kendi kendine oynama kabiliyetine sahip olmasi sayesinde o da biz de guzel vakit gecirdik!

Bayram gunumuz, Esralar'in bizi eve birakmasi ile son buldu. Belki TR'de degiliz ama burada da bundan daha anlamli ve keyifli bir bayram gunu de geciremezdik bence! Bugun icin yapimda ve yayinda emegi gecen herkese bir kez daha tesekkurler!

Fotolar: 1. canelvr.wordpress.com/ ; 2. flickr
DEVAMINI OKU

30 Kasım 2009

Levante


Cumartesi gunu ev alisverisi icin gittigimiz Lewisham'da dikkatimizi ceken bir Akdeniz restorani olan Levante'ye gittik. Yeni acilmis bir Turk Restorani (yeni derken yine birkac ay olmus aslinda) olan Levante bize sanki Turkiye'deymisiz hissini uyandirdi :) Insanlar, ortam, dekorasyon gayet Turkish olmus :)

Her ne kadar Meze kadar basarili bulmasam da eve yakin olmasi acisindan guzel bir alternatif olusturdugunu belirtmeden gecemeyecegim :)
DEVAMINI OKU

28 Kasım 2009

Chicago - The Musical :)

Persembe gecesi bizim icin ilklerde doluydu! Ilk muzikalimze gittik ve kojo ile birlikte resmi olarak ilk Hint yemegimizi yedik! Hayirli ugurlu olsun :)


UK'e geldigimizden beri muzikallere gidelim diyorduk ama aslinda pahali olduklari icin, baska seyleri de bahane edip bir turlu gidememistik. Bu sene seytanin bacagini kirdik, hem de Chicago ile!

Persembe aksami once Soho'da Imli Restaurant'da Hint mutfaginin tadina baktik. Kojonun begenmeyecegini, doymayacagini ve gece boyu huysuzlanacagini dusunuyordum ama beni cok sasirtti masallah! Hic ekmek yemeden doymayi basardi (ekmek gelmedi masaya, biz de bunlar boyle yiyor herhalde diye istemedik, ama ana yemegin yaninda pilav vardi). Patates keki ile basladik, daha dogrusu  kojo basladi, ben cok aci oldugunu ogrenince vazgectim, onun yerine kitir ekmek uzerine krem yogurt ve uzerine nar eksisi soslu (baska seyler de vardi ama ana maddeler bunlardi) bir baslangic yedim. Biraz tatli geldi, tamamini yyemedim. Ana yemek olarak kori sosunda sicak peynir ve bezelye ve yaninda pirinc pilavi geldi. Once kup seklindeki peynirleri tavuk sandik ama sonra peynir oldugunu hatirlayarak yemeye devam ettik :) Tatli olarak da portakal aromali (kabuklari da vardi) cikolatali dondurma vardi. Kokteyl bardaklarini cok begendigimi yazmadan gecmeyeyim :) Buzlu cayimizi afiyetle ictik. Ortam guzeldi, yemek sirasinda yemeklerde ne oldugunu ve nasil yapildigini anlatan biri geldi yanimiza. Servisi begendik, fiyatlar da fena degildi. Disari ciktigimizda biraz usuduk ama kalabalik ama sakin bir hizda akan sokaklarda yurumeye baslayinca soguk oldugunu unuttuk!

Saat 8'de Covent Garden'da Cambridge Theatre'da Chicago basladi. Konu genel olarak, Roxie Hart isimli bir kadinin Fred Casley adli asigini oldurmesi ve kocasi Amos'a onun hirsiz oldugunu ve kendini savunmak icin oldurdugunu anlatarak ikna etmesi ile uckagitci bir avukat olan Billy Flynn ile anlasilmasi ve sonrasinda Roxie'nin gazetelerde boy gostermesi uzerine.. Ama Roxie'nin bu unu kisa suruyor, sonuc olarak beraat ediyor ve kendisi gibi bir hikayesi olan Velma Kelly ile birlikte sarki soyleyip sans etmeye basliyorlar. Muzik, orkestra, dekor, isik, sahne ve performans gercekten cok guzeldi. 20'li yillarin jazz, blues muzikleri hakimdi programa. Ben bayildim :) Zaten bu muzikal yillar once film olarak da cekilmis. Hatta bir versiyonunda (2002) Richard Gere, Renee Zelleweger ve Catherine Zeta-Jones oynamislar. 1997'den beri muzikal Londra'da gosterimde..

Performans boyunca sahnelenen muzikler sirasiyla sunlar:

OVERTURE
ALL THAT JAZZ (begendim)
FUNNY HONEY
CELL BLOCK TANGO (bu da cok guzeldi)
WHEN YOU'RE GOOD TO MOMMA (cok guclu bir sesti!)
ALL I CARE ABOUT IS LOVE (gorsel performans cok guzeldi, beyaz tuylu seyler tasiyan kizlarin adami ortalarina alip yaptiklari figurler cok hostu)
A LITTLE BIT OF GOOD
WE BOTH REACHED FOR THE GUN
I CAN'T DO IT ALONE
MY OWN BEST FRIEND
I KNOW A GIRL
ME AND MY BABY
MR. CELLOPHANE    (Kojonun favorisi)
WHEN VELMA TAKES THE STAND
RAZZLE DAZZLE
CLASS
NOWADAYS
HOT HONEY RAG
DEVAMINI OKU

25 Kasım 2009

Pazar Gunu Sefasi


Haftasonu hem calisip hem kendimi odullendirme olayi Pazar gunu de devam etti :) Sabahtan biraz calisinca aksam kojo ile evin yakinlarindaki Meze Mangal Restoran'a gitmeye karar verdik. Bize yakin olmasi baska yerlere gidip risk almamizi onluyor :)



Burada et yemek bizim icin biraz sorun, o nedenle evde et pisirmiyoruz. Sedece balik tuketiyoruz. Disarida da test edip onayladigimiz yerlerde kirmizi et yiyoruz. Onlar da kotunun iyisi aslinda. Deli dana olayindan sonra UK'de dana eti nerdeyse yenmez olmus, tum restoranlar kuzu etine kaymis. Onu da her yerde iyi yapamiyorlar, daha dogrusu bizim damak zevkimize pek uymuyor. Genelde az pismis yiyorlar Ingilizler, cok pisirin deseniz bile kirmizi kirmizi geliyor etler... Neyse, Meze'ye gidince bizim gozumuz dondu tabi, mercimek corbasi le basladik, kozlenmis domates-biber esliginde kusbasili pide ve beyti durum ile devam etik. Ortaya da kalamar soyledik. Normalde yedigimizin rahat uc kati yemisizdir! Zaten eve gelince bir agirlik coktu, bir uyku bastirdi ama kafamizi tutamiyoruz :) Bunye alisik degil ne de olsa!

Restoranla ilgili yorumlar icin tiklayiniz.
DEVAMINI OKU

23 Kasım 2009

Kiz Kiza Bulusma



Haftasonu, donem sonuna yetismesi gereken 3 projeden birini bitirmeye adadim kendimi. Cok istedigim gibi verimli calisamasam da, projelerden biri bitmeden haftasonu bitmeyecek diye inat edince pazar gecesi normalden daha gec bir saatte yatarak da olsa tamamladim birini! Super! Darisi digerlerinin basina!

Cumartesi aksami burada tanistigim arkadaslarimla kiz kiza bir bulusma gerceklestirdik. Southwark'daki Ev Restoran'a gittik. Acaip yagan yagmur, semsiyemi ikide bir ters donduren ruzgar, elimdeki google maps'den print edip okumya calisirken yagmur damlalarindan hamura donen bir yol tarifi esliginde Waterloo sokaklarinda kaybolmamla basladi gece! Yanlis yone gittigimi fark etmem uzun surmese de sakir sakir yagan yagmur ve son hiziyla esen ruzgarda iki dakikalik yolu onbes dakikada almam pekhos olmadi tabi. Neyse, tekrar istasyona dondum ve haritayi tekrar gozden gecirip tekrar denedim ve bu sefer basardim :) Tabi olan fon cektigim saclarima oldu, gidene kadar tekrar kivircik hale geldiler, hatta daha da kotusu kabarip bonus kafa gibi gorunmeme yol actilar.

Blog dunyasindan tanistigim ilk kisi Esra'nin sayesinde cok ama cok eglenceli bir aksam gecirdik! Esra ile Londra'ya gelmeden once baslayan muhabbetimiz burada iyice koyulasti! Sagolsun beni kendi arkadas cevresi ile hatta denk geldiginde Turkiye'den gelen aile ve akrabalari ile bile tanistirdi! Frekanslarimiz biribirini tutunca aktiviteler birbirini takip etti.

Ev Restoran'in yemekleri gayet basariliydi. Kekikli kulbasti ve mezeler gercekten cok lezzetliydi. Tatlilar icin superdi diyemeyecegim ama yedigim cikolatali kek tazeydi. Tum siddetiyle yagan yagmura inat saatlerce muhabbet ettik, birbirimizin hayatlarina ortak olduk, hikayelerimizi paylastik, birbirimize tavsiyeler verdik, ve tabi ki bir sonraki aktiviteyi konustuk :)

Soylemeye gerek yok tabi, bir sonrakini iple cekiyorum! Turkiye'ye donunce belki de en cok bu kiz kiza bulusmalari ozleyecegim...
DEVAMINI OKU

8 Kasım 2009

Komedi Gecesi


Cuma aksami komedi izlemeye gittik kojo ile. Ne zamandir TV deki stand up sovlari izliyorduk ama canli izlerken anlar miyiz anlamaz miyiz emin degildik. Sonucta kulturler farkli, milletin kahkahalarla guldugu seylere biz bon bon bakabiliyoruz zaman zaman! Ama denemeden emin olamayiz degil mi diyerekten ilk denememizi gerceklestirdik. Tv de izlediklerimiz genelde kocaman salonlarda, tiyatro gibi sahnelerde yapilanlardi. Biz de oyle bir yere gidecegimizi sandik. Ama gidince anladik ki, gece klubu gibi bir yer! Millet icecegini aliyor, istedigi gibi takliyor falan... Mekan cok guzeldi yalniz, oyle basik yerlerden degildi, cok zevkli dosenmis, yuksek tavanli, evet karanlik ve los isikli (ama gece klubu dedigin oyle oluyo sonucta) ama insani baymayan bir yerdi. Sahnenin oldugu yer normalden birkac basamak alcakta. O gece bayagi yagmur yagdigi icin sanirim, cok kalabalik degildik, yaklasik 40 kisi kadardik. Bazi yerler rezerve idi, o yuzden rezerve olmayan yerlere oturmamiz gerekiyordu. Ikinci siraya oturduk kojo ile, onumuze birileri gelsin de sap gibi kalmayalim diye bakinmaya basladik kojo ile :) Neyse bir cift geldi onumuze ama kojonun onu acikta kaldi. Sov baslar baslamaz acilisi yapan kisi ortami yumusatmak ve insanlari kaynastirmak icin birkac kisi takilmaya basladi. Adin ne, ne is yapiyorsun, nerelisin gibi sorular sorup sonra espiri yapmaya basladi. Biz bize sormaz insallah derkene adam bir anda "Sen gozlerini kaciriyorsun benden, bana birsey sormasin diyorsun galiba, yoksa buralardan degil misin?" demez mi kojoya! Insanin aklina gelen basina geliyor iste! Kojo sok oldu tabi, boyle bir sey beklemiyordu, hic birsey demedi, ama amcam bir muddet takilmaya devam etti. Ilk ara verildiginde kojo birsey soyleseydim diye biraz hayiflandi ama ben "Birsey soyleseydin gerisi gelirdi, bosver daha iyi oldu" diyerekten rahatlattim onu. Neyse, oldu bitti artik bize bir daha bulasmazlar diye dusunurken, ne kadar saf oldugumuzu diger bolumelerde anladik. Zira her gelen yeni komedyenden sonra ayni amca gelip yine seyircilere takildi, kojoyu da ihmal etmedi tabi :)) Ama bu sefer bizimki de cevap verdi :)

Gelen komedyenler cok basariliydi, ozellikle sonuncusu gitar calip sarkilar da soyledi, bir de egzantirik bir alet ile ayni anda sanki 10 kisi sarki soyluyormus gibi bir hava yaratti, superdi o anlar :) Ikincinin tipi cok komikti, genelde espirileri kotuydu ama hepimizi cocugun tipine ve mimiklerine guldugumuz icin o da eglenceli gecti. Hatta cocuk bir ara "Kac kisi espirilerime degil bana guluyor?" diye sordu :)) Bir de salondaki en uzun sure beraber olan cift bizmisiz, onu anladik. Adamlar birkac cifte ne zamandir birlikte olduklarini sordu da, oradan anladik onu da. Orta yasli ciftler vardi mesela, ben kafadan 6-7 sene olmustur bunlarin diye dusunuyordum ama kadin "9 ay oldu" demesin mi! Bize sorsaydi kesin ellerinden kurtulamazdik! Zaten kojo o esnada bana donup "Bizim kac oldu yaa, 2004'te mi cikmaya baslamistik neydi?" dedi panik bir sekilde! Gecenin sonunda yaklasik 6,5 yildir birlikte oldugumuzu fark etmemiz sok etkisi yaratti biraz bizde!!

Sonucta guzel bir aksamdi. Adamlari bayagi bayagi anliyoruz artik, espirilerini bile :) Bu hos tabi, zira Ingiliz aksani (hele Scottish aksani daha da beter) Amerikan aksanindan daha az anlasilir ama cozduk biz artik :) Yine gider miyiz, tabi ki! :)
DEVAMINI OKU

5 Kasım 2009

Susi


Bugun Wasabi'de susi yedim. Eee, bunda ne var diyeceksiniz. Soyle ki, benim kojo yemek konusunda biraz muhafazakardir, oyle her seyi "Tamam hadi deneyelim baklim" diye indirmez mideye. Arastirir, ne var icinde sorar, nasil yapildi sorar, sorar da sorar. Hal boyle olunca degisik mutfaklari denemeye merakli ben de ona eslik etmek icin Turk yemekleri disinda birsey yiyemem. Aslinda kojo bana karismiyor, ama ben onsuz takilmak istemiyorum, o yuzden ben de yemiyorum oyle degisik seyler. Ama ne zamandir icimde kalan birsey susi yemek. Matah birsey oldugundan degil, sadece burada nasil yapiliyor denemek icin. TR'de yedigim susiler biraz agir gelmisti sanki, oyle hatirliyorum. Bugun Wasabi'ye gittim bir arkadasimla. Ve yedigim susiler gercekten hafif ve cok lezzetliydi. Megersem gunluk olarak yapiliyormus, o yuzden tazecikmis. Afiyetle bir porsiyon yedim, sosuyla birlikte. Eve gelip kojoya birlikte yiyebilecegimizi, gorunusuyle tadinin cok farkli oldugunu soyledim. Bana "sonucta cig balik yemiyor musun?" dedi. "Yani, evet.." dedim. "Baska sorum yok" dedi ve gitti :) Bu hikaye de burada bitti :)
DEVAMINI OKU

2 Eylül 2009

Eylul Bir, Kis Geldi Londra'ya!


Nasil bir ruzgar vardi bugun, is cikisi ucacaktim neredeyse DLR ye ulasana kadar! Tamam sonbahari bekliyorduk ama bu kadar erken degil! Bari Ramazanin bitmesini bekleseydi.. Ya da projemi bitirip biraz keyfini cikarsaydim Londra'nin.. Yok, Eylul 1 geldi, tamam, yaz bitti.. Boyna atki ya da esarp dolamadan cikmamak lazim artik.. Gerci ben seviyorum, degisik bir hava katiyor insana, hos yani :)


Aksam eve geldim, gunlerdir girip de bulamadigim notlarimi posta kutumda bulunca cok sasirdim, hele icini acip notlari gorunce pek bir sevindim :) Hepsinden gecmisim, cok sukur! Hatta birkac dersten "Distinction" almisim :) Cok sukur dedim, derin bir oh cektim! Bu olayi kutlayalim diyerek aksam iftari Meze'de yaptik.. Bize cok yakin bir Turk restorani Meze, yemekler gercekten cok basarili, arkadaslarca da test edildi onaylandi!


Bir de yaklasik bir aydir Ekim ayinda yapacagim gezinin sadece tarihlerini belirlemeye ugrasiyorduk cok sevdigim bir arkadasimla, onu netlestirdik! Hatta eve gelir gelmez biletlerimi aldim, yanlislikla bagaj verecegim diye dusunerek bavul parasi bile verdim, halbuki bir canta ile giderim diyordum :) Neyse, gec olsun guc olmasin, ilk adimlari boylece attik bakalim.. Cok seviyorum gezmeyi, gezi organize etmeyi, her ayrinti ile ilgilenmeyi.. Kucuk butceyle buyuk isler basarmayi :) Bu da benim hobim :)


Hele en son Bath'e gittigimizde leylekleri havada gordum, pek bir keyiflendim :)


Guzel haberlerin alindigi ve guzelliklerin yasandigi bir gun oldu bugun.. Insallah en kotu gunumuz boyle olur!

DEVAMINI OKU

SOSYAL AĞLAR


POPÜLER YAYINLAR

İZLEYENLER

Blog Arşivi

HER GÜN MUTLAKA

NE ARADINIZ, YARDIMCI OLALIM?

Kişisel Blog

Copyright © Benden ve Bizden | Powered by Blogger
Design by Lizard Themes | Blogger Theme by Lasantha - PremiumBloggerTemplates.com