17 Şubat 2012

Yazdan Kalma Kareler





Bu soğuk ve yağışlı havada Eylül 2011'den kalan fotoğrafları hazır hard diske atmışken burada da paylaşayım istedim.




Anadolu'nun bir ilçesi burası.
Onca yıldır gider gelirim, ara sokaklarda hayat çok az değişti.




Şimdi otantik geliyor bana bu görüntüler, bazı kareleri "Bir dahaki gelişimde aynen duruyor olur mu acaba?" diye düşünür oldum.


Bazı şeyleri görünce zamanın geçtiğini fark ediyorum ama bazı şeyler sanki yüzyıllardır aynı gibi.



Çocukluk anılarım gözümün önünde uçuşuyor.
O zaman kocaman gelen bahçeler aslında 10 adımmış meğersem.
Bitmez sandığım sokaklar 5 dk lık yolmuş aslında.
Çocukken herşeyin ölçüsü ne kadar farklı!
DEVAMINI OKU

13 Şubat 2012

Annelik, Sen Nelere Kadirsin!

Haftasonu kojonun arkadaşına gittik. Ortam kalabalıktı. Yaşları 14 ay ile 8 arasında değişen 6 çocuk ve 10 yetişkin biraradaydı.

Bambino kendinden büyük çocukların peşinden gitti çoğunlukla.
Onların oyuncaklarını almaya çalıştı, onlar bırakınca o da bıraktı oyuncağı. Oyuncak ancak büyüklerin elindeyse kıymetliydi.
Kendinden küçüklere ise tahammül bile edemedi. Kendisine dokunmaya çalıştıklarında bile ağlayarak yanıma geldi.
Büyüklerden bazısı Bambinoyu çok kıskandı ve tersledi devamlı. Bambino yine ağlayarak yanıma geldi.
Yanıma dediysem, ben de aynı ortamda oluyorum, sadece birkaç adım var aramızda :)

Vaktin çoğunda Bambino ile birebir bir odada vakit geçirdik.
İlk defa mama sandalyesinde oturup yemek yedi Bambino :)
Mutfakta bayağı vakit geçirdik.
Sonra oyun odasında bir ara herkes dağıldığında birebir vakit geçirdik.
Kendi kendine çok güzel oynadı, oyuncakların hepsine baktı, inceledi, sevdiklerini birkaç kere tekrar etti.
Tek başına daha sakin ve huzurlu oluyor Bambino.
Başka bir bebeğin yanında tetikte bekliyor, ya diğer çocuğun elindekini almaya çalışıyor ya da başkasına oyuncak kaptırmamak için direniyor. Velhasıl devamlı bir mücadele halinde. Ve bu halde olmaktan hiç hoşlanmıyor.

Bir ara emmek istediğinde evin çalışma odasına gittik. Kapıyı kapattık, sandalyeye oturduk. Öyle bir baktı ki bana, öyle derindi ki bakışı. "Beni kurtardığın için teşekkür ederim" diyordu. Eminim buna. Ben de ona baktım ve gülümsedim. "Her zaman yanındayım" dedim bakışlarımla. Bu anı unutamam.

Bir ara masada diğer annelerle otururken biri "Erkekler ne güzel sohbet ediyorlar oradan buradan, biz kadınlar sadece çoluk-çocuk konuşuyoruz" dedi. Haklıydı. Annelerin ortak noktası annelikti ve sadece bunun üzerinden muhabbet ediyorduk, o da çocuklar ne kadar izin verirse. Ama aslında bunun temel sebebi başka ortak noktamızın olmamasıydı. Ya da vardı ama en kolay ve en aşikar ortak nokta annelikti ve bu konuda geyik yapılacak çok konu vardı. O yüzden varsa bile diğer ortak noktaları ortaya çıkarma girişiminde bulunmuyordu kimse. Tehlikeli alanlara kaymıyor, güvenli sularda dolanıp muhabbet ediyorduk işte. 

Aslında çocuklar olmasa belki de o kadınlar arasında bile oturmayacaktım kendi adıma. Bambino için oradaydım bir nevi. Zoraki birliktelik gibi birşey. Zorla durmuyordum ama çok da içimden gelmiyordu. Neyseki Bambino yeterince hareketli bir çocuk, onunla ilgilenmekten muhabbetlere bile tam vakıf olamadım. Yemeğimi bile bitiremeden sofranın kaldırıldığını fark ettim. Bu da ayrı bir nokta. 

Bugün bir yazı okudum, anne olunca kadınların hayatında neler nasıl değişiyorla ilgili. Bana çoktaaaan bay geldi bu konudan gerçi ama bu yazı çok nüktedan, çok samimi. Buyrun buradan okuyun tamamını. Yazıdaki şu paragraf bana dün yaşadıklarımı ve hissettiklerimi anımsattı, o nedenle paylaşmak istedim:

"Çocuksuz arkadaşlarına veda etmeye hazır ol. Bundan sonraki günlerin kendilerine uyuz olsan bile çocuklarınız yaşıt olduğu için hiç fark etmeden hayatına girivermiş yeni arkadaşlarla renklenecek. Yarı anlayış yarı rekabetten oluşan bir dizi incelikli ilişki biçimi geliştirecek, eski arkadaşların sokaklarda sürterken ve sen onları fena halde kıskanırken kendine özel bir dil, jargon, iktidar biçimi oluşturmuş -hafifçe de kafayı yemiş- bir cemaat içerisinde bulunmanın ayrıcalığı seni bekliyor."

Hiç de haksız değil, ne dersiniz?
DEVAMINI OKU

10 Şubat 2012

Şimdi Yardım Zamanı


Gamze Anne'yi duydunuz belki.

Duymadıysanız bu yazısını okuyun lütfen.

Şu anda Dokuz Eylül Üniv. Hastanesi Hematoloji Servisi, Onkoloji 1. katta. Oda numarası 4865.


A RH+ kana ihtiyacı var.


Kelimeleri toparlayıp cümle bile kuramıyorum, daha fazla yazacak kadar hakim değilim elime, dilime, kalbime.

Daha fazla bilgi için Deli Anne'nin yazısını okuyun bir zahmet. 

Gamze Annem, dualarım seninle. Atakan'ın daha nice nice güzel zamanlarını göreceksin inşallah.
DEVAMINI OKU

4 Şubat 2012

Bambino 16 Aylık

Bambino bir ay daha büyüdü.

Sanki dün yazmıştım 15 aylık oldu yazısını!

Son ay içinde Bambino kişilik özelliklerini belli etmeye başladı.

Kendinden büyük çocukların olduğu bir ortamda büyüklerini dikkatle inceliyor, devamlı onların yanında olmak istiyor, onların ellerinde ne var dikkatle bakıyor, onlar bırakınca o alıyor.

Kendinden küçüklerin olduğu ortamda ise küçüklerin ellerindeki kendi oyuncaklarıysa gidip ellerinden çekip alıyor, gidip yerine koyuyor ya da saklıyor. Malı kıymetli tontoşun :) Yine de küçüklerle birarada olmayı da seviyor, onlar gidince "del" diyerek arkalarından çağırıyor.

Bambino acaip düzenli, bilmiyorum bu genel bir özellik mi yoksa bizimkine özgü mü. Aldığı eşyayı illa aynı yere geri koyacak ve mutlaka kendi koyacak, biz koyarsak bağırıyor. Mesela burnu tıkandığında onu kucağıma alıyorum, birlikte şifonyerin önüne gidiyoruz. Bambino eğilip ilk çekmeceyi açıyor, burun damlası ve yanındaki göz damlasını alıyor. Sonra çekmeceyi kapatıyor. Yatağın üzerine oturuyoruz. Kucağıma yatıyor ve bana burun damlasını veriyor. Burnuna damlatıyorum, kapağı kapatıp Bambino'ya geri veriyorum. Sonra kalkıp şifonyerin önüne gidiyoruz tekrar. Bambino yine eğilip çekmeceyi açıyor ve iki damlayı da dik olarak yerlerine yerleştiriyor. Eğer yatay olarak koyarsa alıp tekrar koyuyor. Yerlerine düzgün bir şekilde yerleştiğine emin olunca çekmeceyi kapatıyor :)

Alerji konusu aynen devam. Geçenlerde içinde yumurta sarısı olan bir kurabiye yedirdik, çok severek yemesine rağmen akşamında vücudunda kızarıklıklar oluşmuştu. Yumurtaya henüz hazır değil hala demek ki :(

Yemek konusunda Allah'tan iştahlı bir bebek. Yemek istediği birşey olduğunda bir şekilde bize anlatıyor derdini. Ya eliyle işaret ediyor, ya kucağımıza gelip bizi o yiyeceğe yönlendiriyor ya da alabileceği bir yerdeyse gidip kendi alıyor. Bunları yaparken de kendince "aaaa, ııııı" gibi seslerle konuşuyor. Muzun kabuğunu ilk hamleyi biz yaptıktan sonra kendi soyuyor ve kendi yiyor. Kaşık ve çatal kullanmaya çok meraklı. Evde bakıcı ya da anneanne varsa pek eline vermiyorlarmış ama ben gelince çatal kaşığı veriyorum eline, kendi kendine yemeye çalışıyor. Aynı şekilde cam bardaktan su içmesine izin veriyorum, kojo dahil diğerleri vermiyor oysa.

Kendi kendine alkış yapmayı iyice pekiştirdi. Benim ellerimi de birleştirip alkış yapmamı istiyor bazen.

Akşam yatağa yatınca biraz emiyor, sonra yatakta dönmeye, şaklabanlık yapmaya, mutluluk sesleri çıkarmaya başlıyor. O ses çıkarınca ben de onu taklit ediyorum, o da bana tekrar karşılık veriyor. Bu oyun çok hoşuna gidiyor :) Genelde enerjisini tamamen atana kadar yatakta yuvarlanıp gıdıklamaca flaan oynuyoruz. Değişik sesler çıkarıp alkış yapıyoruz. Bazen kojo da katılıyor bize, sesleri duyunca geliveriyor :) Sonra uykusu gelmişse emmeye devam ediyor ve genelde birlikte uyuyoruz. Yani o uyuyor, ben de uyuyakalıyorum. Eğer uykusu gelmemişse kalkıp bir yarım saat- bir saat daha oyun oynuyoruz salonda ya da mutfakta. 

Uyku saatlerini kendisi belirliyor. Gündüz 11 ve 15 gibi 2 uyku uyuyor. Haftasonlari arabaya koymazsak evde çok verimli uyumuyor, yarım saat ancak. "Şu saatte uyuyacaktı ama gezmeye gideceğiz diye erken uyuttum" diyen annelere gıpta ile bakıyorum. Biz de hiç öyle birşey olmadı, mümkün değil. 

Suyla oynamayı hala çok seviyor. Hergün banyo yaptırmaya çalışıyoruz, yaptıramazsak da dert etmiyoruz.

Birkaç gün önce klozet adaptörünü çıkarttım kutusundan. Alıp tuvalete koyduk ve iki gün sabahları oturttum üstüne ama Bambino pek kullanamadı. Daha doğrusu ayaklarının havada olmasını sevmedi ve adaptörün üstüne bağdaş kurdu oturdu :))) Çi.ş de yapmayınca henüz erken olduğuna karar verdim. İleride yine deneriz, olmadı yere konulan bir tuvalet alırım sanırım.

Ben evden çıkarken artık uzakta durup el sallıyor. Bazen kapıya kadar gelip ağlıyor ama genel olarak gitmeme alıştı. Akşamları ise kapı sesini duyunca koşarak yanıma geliyor, üzerimi çıkardıktan sonra emziriyorum bir güzel.

Ödül veya ceza vermemeye çalışıyorum. Ancak bakıcı ve ev halkı bol bol "Aferin" diyor oğlana. Benden "aferin" çıkmayacağına emin olduğu şeyleri gidip onlara yapıyor :)
DEVAMINI OKU

31 Ocak 2012

Azı Diş Hikayesi

Bambino 1 yaşını doldurduktan beridir süregelen bir salya akıtma ve diş kaşıma durumu vardı, hala da var. Eller sürekli ağızda, önlük takmazsak tişörtünün önü devamlı ıslak. Eline aldığı tüm nesnelerle önce dişlerini kaşımaca.

Azı ve köpek dişlerin zor çıktığı, uzun zaman aldığı, bu süreçte bebeğin kişilik değiştirebileceiği, huysuzlanabileceği, geceleri uyumayabileceği gibi birçok hikaye okudum ve dinledim.

Ben de Bambino'dan bu tür şeyler bekliyordum doğal olarak.

Ama oğlan beni, bizi, hepimizi şaşırttı.

Geçen hafta mesaideydim hafta boyu. Akşamları oğlanla ilgilenemedim doya doya. Uyku saatine ancak gidiyordum eve. Haftasonu da hiç aklıma gelmedi.

Dün sabah uyanıp yatakta oturdu Bambino. Ellerini ağzına soktu ve kaşımaya çalıştı. "Dur ben kaşıyım istersen" dedim. Parmaklarımı ağzına soktum ve azı dişlerini kaşımaya başladım.

İşte o an elime kocaman bir diş geldi! Oğluşun azı dişlerinden biri çıkmış bile!! "Ne ara çıktı bu yahu?" Bir de diğer tarafa baktım, orada da kabartı var, yakında oradan da çıkacak bir tane!

Ne bir ağlama, ne bağırtı, ne huysuzluk, ne uykusuzluk, ne de başka bir değişim. Maşallah Bambino'ya ki böyle bir süreci normal akışında gerçekleştirdi. Acı eşiği yüksek galiba oğluşun. Hayat boyu böyle kalır inşallah!

Bakıcı teyzemiz gelince ona söyledim, "Geçen hafta çıkmıştı, ben dedim annenize" dedi. Bir hafta önce olan bu olayı göz göre göre kaçırdığıma çok üzüldüm o an. Akabinde saniyeler içinde bir "Niye çalışıyorum ki ben, niye bırakıp gidiyorum ki kuzuyu, hep böyle kaçıracak mıyım herşeyini?" şeklinde bir hesaplaşma yaşadım.

Sonra. Sonra ne mi oldu?

Paltomu giyip çantamı aldım ve işe gitmek üzere evden çıktım. Ardımda Bambino'yu bırakarak. Daha nice ilk'leri bensiz yaşayacağını düşünerek...
DEVAMINI OKU

27 Ocak 2012

Alerjisi olan Bebeklere Özel

Bu blogu okuyanlar bilir, Bambino'da atopik dermatit ile başlayan alerji durumu sonrasında süt ve süt ürünleri, yumurta ve kabuklu yemiş alerjisi ile devam etti; bu ve bu yazıda detayları bulabilirsiniz.

Doktorumuz Ömer Kalaycı'ya güvenim tam. Onun dediklerini aynen yapıyoruz. Bir yaşından sonra yapılan kan testlerinden ve muayeneden sonra, Bambinonun yumurtalı yiyecekleri tolere edebileceğini ve yavaş yavaş yumurtalı birşeylere başlayabileceiğimizi söyledi Ömer Bey. Yazının detayı burada. Çok sık olmasa da ara sıra yumurtalı krep yapıp veriyoruz ya da dışarıda lavaş pide (üzeri yumurtalı) getirdiklerinde ondan tattırıyoruz Bambino'ya. Ancak direkt haşlanmış ya da yağda yumurta vermiyoruz. Diğer alerjen maddeler içeren gıdaları ise hala yemiyor. Yani süt, peynir, yoğurt, kefir, süt tozu, peynir altı suyu içeren pek çok yiyeceği...

Ömer Bey son görüşmemizde alerjen bebek ve çocuklar için özel gıdaların satışına başlayacak bir hastasından söz etmişti. Oğlu alerjen olan ve kendisi de KBB uzmanı olan Tulga Şener, oğlunun yemek istediği ancak yiyemediği birçok yiyeceği Türkiye'de bulamadığı için yurtdışından getirterek başladığı serüvene bir internet satış sitesi kurarak devam etmiş.



Çocuğunuz süte, buğdaya, yumurtaya alerji diye arada bir bile olsa çikolata, kek, şekerleme yemek istediğinde bu sitedeki ürünleri güvenle ona verebilirsiniz. Sitedeki her ürünün içinde ne olup ne olmadığı, kimlerin güvenle kullanabileceği gibi bilgileri kolayca bulmak mümkün. Gıda dışında ekolojik temizlik ve bebek bakım ürünleri de sitede yer almakta. Özellikle earth mama angel baby ürünleri ve anti toz akarı spreyi benim ilgimi çekti.

Bu siteyle bağlantılı olarak gıda alerjisi hakkında bilinçlendirmek ve farkındalığı artırmak amacıyla http://www.gidaalerjisi.com/ internet sitesi de hizmete açılmış. Değişik alerji türleri hakkında bilgi almak, alerjen bebekleri olanların hikayelerini öğrenmek ve alınabilecek önlemlerle ilgili bilgi almak için buraya bakabilirsiniz. Her iki sitenin de danışmanlığını Ömer Bey yapıyor. Bu nedenle içeriklerinin güvenilir olduğunu düşünüyorum.

İki site de henüz yeni ancak kısa sürede içerik konusunda zenginleşecektir.

Alerjen bebek ve çocuklar konusunda böyle bir açığı kapatacak olmaları oldukça sevindirici.
DEVAMINI OKU

18 Ocak 2012

Fotograflarin Bana Anlattigi...






Bu fotograflari gorunce neden ben de boyle bir torenle evlenmedim diye sordum kendime.
Neden bizim dugunlerimiz satafatli oluyor?
Neden sadelesemiyoruz? (Hangi konuda sadelestik ki diye cevap veriyorum kendime)
Dugun resimlerime bakinca farkli birini goruyorum genelde.
Ben degilim sanki gelin.
Hatta kimse kendisi degil.
Icindekine rahatsizlik veren kiyafetler, vuran topuklu ayakkabilar, agir makyajlar...
Kimse kendi degil sanki.
Erkeklerin uzerine egreti duran takim elbiseler.
Hayatinda takim elbise giydigini gormedigin insanlar zorla takim elbise giymisler sanki.
Nasil bir normdur bu?









Halbuki Ingilizler, Irlandalilar oyle miydi? (Onlari birebir gordugum icin boyle yaziyorum, genel olarak Avrupalilar da diyebiliriz)
Hersey sade..
Goz yoran hicbir sey yok.
Herkes birarada, aralarinda di di nin di di si yok.
Ortam sakin..
Hersey dogal, goz yormuyor.
Boyle bir ortamda sahte duygular barinmiyor.
Fotograflar herseyi anlatiyor..
Ozellikle damatlarin giyimlerine bayildim.
Sadece kendileri olmuslar.
Baska biri gibi degil.
Kendilerini oldugu gibi yansitiyorlar.
Kendilerini oldugu gibi kabul eden insanlarla birlikteler.

Onlari gordukce Turk irkini sorguluyorum.
Ne kadar kendimiziz ki dugunlerimiz de kendimizi yansitsin?
Ne kadar normalizeyiz ya da?
Uclarda yasamiyor muyuz devamli?





Neyse..
Fotolarin daha fazlasi icin tiklayin.
Bazi fotograflar beni cok duygulandirdi.
Icimden "Belki bizim dugunumuz boyle olmadi ama belki Bambino ileride bize boyle bir dugun sahnesi yasatir" diye geciverdi bir an. Yabanci ya da Turk, gelin kim olursa olsun. Kendileri olsunlar. Her zaman. Dugunlerinde bile..
DEVAMINI OKU

17 Ocak 2012

Bir Kış Klasiği: Salep


Kış mevsiminin vazgeçilmezlerinden biridir salep.
Binbir türlü faydası vardır, verdiği zevkin yanında.
Hele kar yağınca salep içip yağan karı izlemek gibisi yoktur.
Sıcak bir odada, dizlerinde battaniye, camın kenarına kıvrılıp salep içmek, manzara seyretmek, kitap okuyup müzik dinlemek... Huzur bu değil de ne?

Saleple ilgili bazı ilginç bilgiler var paylaşmak istediğim. Geçenlerde facebook grubunda konuşuldu; bu sabah da Ayça yazmış. Ayça'nın yazısında muzla yapılan bir salep tarifi de var, alternatif arayanlara duyurulur :)

**İçeceğin adı salep’dir, salep’in ana maddesi olan bitkinin adı sahlep ) 

**Salep göğsü yumuşatır. Öksürük ve bronşit için yararlıdır. Kabızlığı gidermekte faydalıdır. Basur memeleri için yararlıdır. Zihnin çalışma gücünü arttırır. Kalbi kuvvetlendirir. Aybaşı kanamalarını düzenler. Bağırsak solucanlarının düşürülmesine yardım eder. Vücudun ısınmasını sağlar. Cinsel gücü çoğaltır.


** Gerçek sahlebin kilosu 150- 200 tl civarındadır. Kutularda satılan hazır salepler gerçek salep değildir ( maalesef)  içeriğine bakmadım ama varsa bile eser miktarda sahlep vardır mutlaka. Aktarlardan satın alabilirsiniz ama artık ben onların da karışık olup olmadığından emin değilim çünkü sahlep doğada kendi kendine yetişir ve üretimi yapılamayan bir bitkidir. 


DEVAMINI OKU

16 Ocak 2012

Üçü Birarada Ürün

Fonksiyonel ürünleri severim.
Geçenlerde yukarıdaki resimdeki ürünle karşılaştım ve paylaşmak istedim.
Görmüş olduğunuz Little Stars marka ürün hem mama sandalyesi, hem sallanan at hem de masa olarak kullanılabiliyor.
6 aylıktan 4 yaşına kadar kullanılabilir.
Fiyatı yaklaşık 150 pound.
Evet biraz pahalı ama tasarım ürünler hep böyle değil mi zaten?
Internet sitesine gitmek için tıklayınız.
DEVAMINI OKU

9 Ocak 2012

Kendi Çapımda DIY Projem

Pek becerikli bir hatun değilimdir. Daha doğrusu çok heves ederim ama aksiyona gelince bırakır giderim. Takip ettiğim çok güzel insanlar var bloglarda, hepsinin 10 parmağında 10 marifet. Bazen gaza gelip deneyesim geliyor, alet edevat toparlıyorum, herşey hazır ama bu sefer de bendeki istek gidiyor. Ya da "Amaaaan kim uğraşacak şimdi?" diyorum, "Ne gerek var?" diyorum, diyorum da diyorum.

Geçenlerde sümbül alasım geldi, üç ayrı renk sümbül aldım eve. Mis gibi kokuyorlar. Gel gör ki saksıları minicikti, acilen yeni saksıya ihtiyaçları vardı. Saksı almaktansa evde Bambino oynasın diye atmadığımız peynir kutularına ilişti gözüm. Önce diperine bıçakla birkaç çizik attım. Sonra biraz toprak ekleyip sümbülleri yeni kutularına transfer ettim. Aslında bu halleriyle bırakacaktım ama tesadüfen bir çekmecede kendinden yapışkanlı kağıt buldum (zamanında çerçeve yaptırdığım amca vermişti lazım olur sakla diye). Bambino uyuduktan sonra kutuların üzerine yapıştırıverdim. En fazla 10 dakikamı almıştır bu işlem.



Yeni saksılarım böylece tamamlandı. Yapınca hoşuma gitti :)
Ancak daha fazlasını beklemeyin, benden DIY ancak bu kadar oluyor :)
DEVAMINI OKU

SOSYAL AĞLAR


İZLEYENLER

Blog Arşivi

HER GÜN MUTLAKA

NE ARADINIZ, YARDIMCI OLALIM?

Kişisel Blog

Copyright © Benden ve Bizden | Powered by Blogger
Design by Lizard Themes | Blogger Theme by Lasantha - PremiumBloggerTemplates.com