31 Mart 2015

55. Gün - İlk Ev Ziyareti

Her gün yazmak adetim değil, zaten buna vaktim de olmuyor ama ilkler söz konusu olunca unutmamak için iki satır da olsa yazayım, kaydedeyim istiyorum.

Bambinonun 40'ı çıktıktan sonraki ilk ev gezmesi en büyük dayımlara olmuştu. Yengem Bambinayı görmeye bize geldiğinde bunu hatırlatınca Bambinayı da ilk olarak onlara götürmeyi istedim. Hoş bir anı olur dedim :)

Bambina gaie uyumlu, çoğunlukla uyuyan ve sohbet dinleyen bir tavır sergiledi. Sanırım bütün çocuklar kalabalığı, sohbet sesiyle mayışmayı ve başka evlere gitmeyi seviyor. Ben severdim, benim çocuklarım da seviyor  en azından :) Evde yenmeyen birşeyi misafirlikte yemek de bizim özelliklerimizden. Misafirlikte herşeyin tadı değişiveriyor nedense :)

Bambina arabada olmayı seviyor ama bir şartla: Araba devamlı hareket halinde olacak :) Durmaya tahammülü yok, basıyor çığlığı :) Hangi yoldan gitsem de trafik ışığı olmasa diye düşünür oldum sayesinde :) Neyseki şansıma bugün elektrikler kesikti, hiçbir trafik ışığı çalışmıyordu :))

Bugünün "süper anne işbaşında" sahnesi yine akşam saatlerinde yaşandı :) Bambinayı uyutmaya çalışırken yanıma gelip koltuğa uzanan Bambinonun haline acıyan ben, Bambinayı da alıp Bambinoyu uyutmak üzere odasına götürdüm. Bir elimle Bambinayı pışpışlarken diğer elimle Bambinoya masaj yaptım uyusun diye. Bu arada Bambinonun yatağının yanında diz çökmüş vaziyette durdum. Kız mızıldandıkça sağa sola sallanmaya çalıştım. Halime güldüm walla :) ("Walla kelimesi kullanılmıyor" derdi Bambino şimdi bunu okusa :P )

Haydi ben yatar, kız uyanana kadar biraz gözlerimi dinlendireyim. İyi geceler efenim :)


DEVAMINI OKU

30 Mart 2015

54. Gün - Eller

Evet, gun sayıyorum, bildiniz :)

Günler geçsin, Bambina büyüsün diye gün sayıyorum.

Günler bazen çabuk, bazen yavaş geçiyor, ama bir şekilde geçiyor işte.

54. gün - bugün- Bambina iki elini birleştirmeye başladı. Ellerini henüz tanıdığını düşünmüyorum ama ayrık olan ellerin birleşmesi de bu yolda önemli bir adım bence :)

Bu arada bebek için gelenlerin "Bu nasıl bebek, yenidoğan dediğin emer ve uyur" yorumlarının sıklığı beni düşündürmeye başlamıştı. "Bambino da böyleydi, o uyurken kucağımda tutardım devamlı, yatağına koyunca ağlardı, emerken dik durmayı isterdi, benimkiler de böyle, sizin o dediğiniz cinsten değil" desem de içimden bir ses "Birşeyleri yanlış mı yapıyorum acaba, kucağa ben mi alıştırıyorum?" gibisinden konuşup kendimi sorgulatıyordu bana. O noktada "Bambinoda nasıldı?" diyerek blog arşivine dalıverdim. İyi ki de dalmışım, Bambino Bambina gibiyken daha da zor zamanlar yaşamışım sanki, buyrun buradan okuyun mesela. Okudukça iyi hissettim kendimi. Benim bebeler de böyle, ne yapayım?

Bakıcı teyzemizin de bunda payı var. İki çocuğu kitap bebeklerdenmiş. Ona göre bir bebeğin en kolay zamanı ilk 3-4 ayı. Her gün benzer muhabbetler olunca evin içinde, birikim yapmış bende demek ki.

Neyse, Bambina nasıl uyuyacağına kendi karar veriyor. İki gecedir gece uykusundan önce emzik istiyor, m.eme verince geriliyor mesela. 

Bizim evde bebeler ne derse o! :)

Bir de bu akşam Bambinayı pışpışlarken aynı anda Bambinoyu banyo yaptırdım ya, aferin bana :) Gerçi ikisini de memnun edemedim, biri "Üşüdüm" diye bağırırken diğeri "Beni buradan al ve emzir" diye ağlamaya başladı. Ama yaptım mı, yaptım.. Bir de üstüne çocuklara ilk ortak nutkumu çektim: "Bakın çocuklar, sizin bir adet anneniz var. Yani annenizin iki tane çocuğu var, ikisi de benzer ihtiyaçlarla anneden ilgi talep ediyor. Ancak annenizin sadece iki kolu var. Bu nedenle beklemeyi ve sabretmeyi öğrenmelisiniz" :))) Bunları dedikten sonra "N'apıyorum ben ya?" dedim :)))

Ama ne iyi olurdu şöyle birkaç kolum daha olsaydı :)

Bu arada postlara foto eklemek çok zahmetli geliyor bana. Cep telefonundaki fotoları direkt bloga aktarma gibi birşey var mı? Bilen duyan gören varsa beri gelsin :)
DEVAMINI OKU

27 Mart 2015

Uyku Eğitimi Üzerine

Bugün bebeğin ilk üç ayının aslında dördüncü trimestır olduğunu çok çabuk unutarak beklentilere giren ben, yarın "Bu bebek niye uyumuyor?", "Ne zaman 5 saat kesintisiz uyuyacağım?", "Neden bu kadar çok emiyor?", "Ne zaman düzene girecek herşey?" gibi sorularla gereksiz yere kendimi yıpratmayayım diye bu yazı burada bir yerlerde dursun.

Bambinoyu 3,5 sene emzirmiş bir anne olarak Bambinada aynı performansı gösterebilecek miyim bilmiyorum ama kızın şimdiden başlamış emerek uyuma hallerine bakarak abisinin yolunda ilerlediğini rahatlıkla söyleyebiliyorum.

Bu nedenle bebeği değil, kendi bakış açımı değiştirmem lazım en acil tarafından :)

Uyku eğitimi bebek büyütürken en çok zorlandığım konu oldu. Tahminim yine öyle olacak :) Çünkü bünye uykusuzluğa ve yorgunluğa bir yerden sonra dayanamıyor. Uykusuzluk bende feci bir asabiyet yapıyor, sivri dilim kalpler kırıyor gereksiz yere. Ortada iki çocuk olunca Bambinanın uykularının düzenli ve kesintisiz olması çok çok iyi olur evin huzuru için :) Ama bunun için bebeği ağlatmaya içim elvermiyor. Ağlatmadan da oluyor diyebilirsiniz ama biliyorum ki benim bebeğim o cinsten değil. Şimdi bile m.e.meyi saatte bir emmek isteyip de vermeyince ortalığı ayağa kaldırıyor ve dikkat dağıtma tekniklerinin hiçbiri işe yaramıyor. Bu konuda bebeğimi tanıyorum :) Belki değişir de "kitap" bebeklerden birine dönüşürse ne ala! Ben de zorla saatbaşı kaldırıp emzirecek değilim sonuçta :)) Beklentiyi düşük tutmaya çalışıyorum o kadar.

Yazıda da denildiği gibi, 2 sene (ki Bambinoda rahatlıkla 3 sene olmuştu bu süre) düzensizlik temel kural. Bebeğin dünyaya adapte olmaya çalışmalarına destek vermeli. Bu nedenle de beklentiyi düşük tutmalı.

Hala yazının linkini vermedim değil mi? Buyrun burada :)

Yazının başında diyor ki:
"Çocukları bazı konularda illa eğitmemiz gerektiğini düşünüyoruz ya; yanılıyoruz sanırım. Özellikle ilk çocukta ve o çocuğun ilk iki senesinde yanılıyoruz. Mesela yeni doğan bir bebekte... Onun düzeni düzensizlik; onun işi dünyaya alışmak. Uyuyacak, yiyecek, agu bugu yapacak. Hepsini de annesinin kucağında yapmak isteyecek. O yüzden yeni anneler söylenecek: “Kucağımda uyuyor, yatağına bıraktığım anda uyanıyor...” Öyle olacak...

Bebeğin 3. ayı civarında anne babalarda uykuya dair şiddetli bir özlem peyda olacak. (Bu da böyle olacak; çünkü bebekler yetişkinler gibi uyumuyorlar) Bu özlem de ebeveyni “uyku eğitimi” denen  bir davranışa yöneltecek. Kimi zaman yatırılıp kaldırılacak bebeler, kimi zaman "yatağında biraz kendi başına kalsın, nasıl olsa uyur"a inanılacak...  Uyku gerçekten ders gibi öğretilecek bir şey mi? Uyku bir disiplin midir? Yoksa diğer fiziksel fonksiyonlar gibi zaman için kazanılacak bir ritm; edinilecek bir alışkanlık mıdır? Uykuya dalmayı “öğrenememiş” bir insan tanıyor musunuz?"

DEVAMINI OKU

23 Mart 2015

Bambinaya Değişim 47. Günde Geldi

Bambina 47. gününün sabahında ilk defa seslere tepki verdi.

Sesin geldiği tarafa yöneldi.

Kendisiyle konuşana kendince karşılık vererek ilk sosyalleşme sinyallerini gösterdi :)

Hani "Gözü açıldı" derler ya, işte öyle birşey oldu!

Kozasının içinde yaşarken çevresini fark etmeye başladı.

Arada bir onunla konuşana ve özellikle bana gülümsüyor gibi geliyor bana ama tam da emin değilim, kondurmuş olmayayım :P

Yine de 47. gün ile birlikte Bambinanın Dünyayı keşfetme çalışmaları başlamış bulunuyor.

Artık hep aynı odada durmak istemiyor, bazen başka odalarda uykuya dalıyor.

Gözü hala tam görmese de, uzaktaki nesnelere ve ışık-gölge oyunlarına dalıp gidebiliyor uzun süre.

Aşırı hareketli, aynı abisi gibi :)

Araba koltuğuna ve ana kucağına oturmak istemiyor. Neden mi? Bacaklarını uzatamıyor da ondan :)

Gerilmeyi çok seviyor, sık sık "Hayat maksimumda" pozisyonuna giriyor :))

Uykuya dalarken bir geriniyor ve sanki rahatsızmış gibi bir ses çıkarıyor, panik olup pozisyon değiştirmeye kalkmazsak, anında dalıp gidiyor.

Gözleri uykuya dalana kadar çipil çipil bakıyor :)

Acaip keşifçi. Daha şimdiden farklı şeyler arıyor, farklı deneyimler istiyor :)

Süt kokusu, gıdısı, minicik uzuvları, tortop olup yatışı (Bakınız instagram fotoları), boğum boğum bacakları beni mest etmeye yetip artıyor bile!

Bir de kucak bebesi oldu Bambina, abisi gibi :) Bu versiyon farklı olur sanmıştım ama resmen Bambinonun aynısını bir kez daha büyütüyorum gibi geliyor bana :) Bu defa sadece bir derece daha yumuşak, kız olması nedeniyle! Yoksa gidişat, hal-hareket-tavır aynı Bambino :)

Geçen haftasonu ziyaretimize iki kız annesi bir arkadaşım geldi. "Kızlar uslu olur, bakma sen, koy yatağına, ver emziği, öyle uyusun. Kızlar uyum sağlar merak etme" diyerek beni gaza getirdi. O gün Bambinayı iki kere ağzına emzik verip (ki normalde pek almıyor) yatağında uyutmayı başardım. "Evet ya" dedim, "Oluyormuş gerçekten de, ne güzel böyle uyur artık hep!" Sen misin onu diyen!! O akşam tam 5, evet tam 5 saat bağırdı Bambina ve uyumadı. Ağlama değil, tam anlamıyla çığlıklar attı! Sesini acaip biçimde duyurdu. Anladım ki kızım gün boyu yaşadığı olayın stresini atıyor, beni bana şikayet ediyor! O 5 saat sonunda kucakta gezidirilerek uyutulmaya geri döndü tabi ki :)) Ben de gaza gelip "Her çocuğun ihtiyaçları, mizacı farklıdır" ı unuttuğum için kendime kızdım ..


DEVAMINI OKU

18 Mart 2015

Durumlar

Bambinanın 40 ını Pazartesi günü uçurduk. :)
Değişen bir şey oldu mu? Ben pek fark etmedim. :)
Yine bir günümüz diğerini tutmuyor, bir gün feci yorgunum, diğer gün 3-4 saat uyuyabiliyorum.
Gazı var Bambinanın, uykusundan uyanıp duruyor genelde.

Bambino da bu haftasonu şifayı kapmış, iki gün içinde iyileşir gibi oldu ama bugün burun akıntısı ve öksürük tekrar şiddetlendi.

Bambina doğduğunda topuk kanında TSH değeri yüksek çıkmıştı, 5. gün tekrar yapılan testte yine tiroit değeri yüksek çıktı. 12. gün tekrar test yapıldı, hala yüksekti. Doktor bizi çocuk endokrinologuna yönlendirdi. Tekrar yapıldı testler, çok şükür ki TSH biraz daha düşmüştü. Doktor bir ay sonra testi tekrarlatmamızı istedi. İşte o bir ay doldu sayılır. O nedenle Bambinayı tekrar kan ve idrar alınmak üzere doktora götüreceğim. Götürmüşken kilosu ve boyunu da öğreniriz. 

Bambino da doktora gitse iyi olacak.

Yani, bize doktor yolları gözüktü.. Yarın ola, hayrola.

Aksi gibi bakıcı teyzemiz de bu hafta böbrek kumu düşürüyor, sağolsun yine geliyor, yardım ediyor ama o da sıkıntılı.

Kojo derseniz, zavallım geç saatlere kadar çalışıyor. Bazen eve iş çıkışı gelip çocukları görüyor, sonra çalışmaya tekrar işe gidiyor.

Beni sorarsanız iki çocuk arasında mekik dokuyorum :) Kız uyuyunca uyusam biraz daha iyi olacağım ama Bambino ile uyumak mümkün değil ki. Birlikte oyun oynamak istiyor, beni kardeşi ile paylaşamıyor. Gönlü olsun diye oyun oynuyorum, onunla bakkal manav alışverişine çıkıyorum, okuldan almaya gidiyorum. Evde devamlı oyun oynuyorum. Bambino uyuyunca halim kalırsa Bambinayı banyo yaptırıyorum, hem gazına iyi geliyor hem de biraz daha uzun uyuyor banyodan sonra. Hayat benim için emzirmek, gaz çıkartmak, oyun oynamak, uyutmak, banyo yaptırmak gibi çocuk ve bebek aktivitelerinden ibaret :) 

İkinci çocuktaki en büyük keyif/bilgelik, bugünlerin geçeceğini bilmek. Yorulsan da, oflasan da poflasan da sonunda geçip gidiyor. Bir bakmışsın işe başlama vaktin gelmiş, bir bakmışsın 1 yaşına girmiş... Bunu içselleştirmek en uç anlarda bile farkındalık yaratıyor, öfke patlaması yaşasanız bile çabuk toparlanıyorsunuz mesela :)

DEVAMINI OKU

5 Mart 2015

Bambina 1 Aylık :)

Bambinonun ay dönümü yazılarını iyi ki yazmışım, arada dönüp okuyorum. Hele şimdi Bambinayla aynı süreci tekrar yaşarken sanki kendimle dertleşiyormuşum gibi hissediyorum kendimi :)

Bambinonun ilk ay yazısı için buradan alayım sizi, merak ediyorsanız :)

Şubat ayı 28 çekince Bambina hemen 1 aylık oluverdi :) Halbuki daha var :)

Günler ve geceler emzirme-gaz çıkarma-uyutma döngüsünde geçiyor. Gün geçtikçe Bambinanın uyanık kalma süreleri artıyor. Ancak geceyi hala gündüz zannediyor, gece 3-4 saat ayaktayım. Hem de uykunun en tatlı olduğu 2-5 arası :(

Banyoyu sevdiğini keşfedince akşamları banyo yaptırmaya başladım ama geceyi yine de uyanık geçirebiliyor.

Aslında bir günü diğerine tutmuyor. Bir gün iyi isek, bir gün daha zor geçebiliyor.

Günü kurtarmaya devam, uzun vadeli düşünmüyoruz :)

Ancak gazını çıkarmaya yardım edelim derken kucağa, hafif sallanmaya fena alıştı, küçücük bebek tabi ki kucakta olacak diyor bir yanım, diğer yanımsa eyvaaah diyor..

Kafasını çok iyi tutabiliyor Bambina, uykusunda yüzüstü yatarken bile kafayı bir taraftan diğer tarafa çevirebiliyor.

Bambino bacaklarını çok iyi kullanırdı, alt değiştirme bezini iki hamlede altından sıyırıverirdi. Bambina da abisinin kız versiyonu: Onun kadar haşin olmasa da o da gayet hareketli! Kollarını çok iyi kullanıyor ek olarak :)

Kundağa girmeyi Bambino gibi Bambina da reddetti. Aynı şekilde emzik de almıyor. Güçlü emme refleksiyle baş etmek için serçe parmağımı veriyorum ağzına, uykuya dalarken.. Nereye kadar gider bilmem..

Gaz sancılarını duyunca fazla uyku tutmuyor beni, her an ağlayıp bağırabilir gibi geliyor.

Öyle böyle geçiyor işte günler. Baharın geliyor olması beni çok sevindiriyor. Bambina ve Bambino ile çok eğleneceğimi düşünüyorum :))

Bir de o süt kokusu, o bebek kokusu yok mu, mest oluyorum mest! Minyatür kollar ve bacaklar, görmese bile bana bakıyor oluşu, dudağını büzüp ağlamaya hazırlanışı, emmek isterken çıkardığı kesik kesik köpek yavrusu gibi sesleri.. Bunların hepsini her daim hatırlamak istiyorum. Muhteşem anlık sahneler. Sonunda bunların hepsinin geçeceğini bilmek ve bu hayat bitince hiçbirini yanında götüremeyeceğimiz gerçeği ise işin acı yanı. Neyse, girmiyorum daha fazla o konulara. Hepinize iyi günler :)))
DEVAMINI OKU

4 Mart 2015

Bambino 53 Aylık

Bambino abilik kulvarında bir ayını geride bıraktı sayın seyirciler :)

Şubat ayının 28 çekiyor oluşuna hiç bu kadar sevinmemiştim, biraz hilebazlık oluyor ama 4 Mart geldi mi geldi, tamaaam :)

Ergen abi modelini izledik Bambina doğduğundan bu yana, hala da izliyoruz.

Kıskançlık bir yandan, kıskançlığını nasıl ifade edeceğini şaşırması bir yandan. Bambinadan çok Bambino ile uğraşıyoruz evde :)

Kah odasını dağıtıyor, kah evdeki herkese bağırıp çağırıyor, kah vuruyor, söylenenlerin önemi olmaksızın herşeye "HAYIR" diyor... Dil de maşallah pabuç kadar, hiçbir şeyin altında kalmıyor :)

Güldüğüme bakmayın, o kriz anlarında sükuneti korumak çok zor. Evdeki yetişkinlere de gına geliyor Bambinonun isteklerinden. Sakin anlarımızda durup düşününce bilerek yapmadığını, evdeki tahtının sarsıldığını, anneyi paylaşmak istemediğini aklımıza getirip pamuk gibi yumuşayabiliyoruz. Ama kriz anarında bu düşünceleri akla getirebilmek de maharet :)) Birimi olmasa diğerimiz bağırıp çağırabiliyor, neredeyse normale döndü bu durum :(

Bir de şart koşma halleri - ki ben ona tehdit diyorum, resmen tehdit ediliyor çocuk- aldı başını gidiyor.
"Dişini fırçalamazsan bakteriler hepsini yer"
"Üstünü giymezsen hasta olursun"
"Şimdi dışarı çıkmazsan geç kalırsın, öğretmenin çok kızar"
"Uyumazsan boyun kısa kalır"
...
Aklınıza ne gelirse artık. Yetişkinlerin hayalgücü nereye kadar giderse gidiyor bu cümlelerde..

Bir de istemediğimiz kavramları öğrendi Bambino bu arada. Anneannesi sağolsun, akşamları evde olursa Bambino ile o ilgileniyor ve yatak zamanı sohbetleri abartısız 1 saati bulabiliyor. Neden mi? Çünkü anneanne Bambino ile dertleşir gibi herşeyi filtresiz anlatıveriyor Bambinoya: Ölüm, yalan, ayıp, dedenin yaramazlıkları (alışveriş listesinde olmayan şeyleri alması, anneanneye sormadan eve misafir çağırması vs.)... Bunları öğrenir oldu Bambino. Bir de "valla" kelimesini pek sık kullanmaya başladı. Ne olduğunu bilmiyor, bir kere gelip sordu bana, resmen cevap veremedim. Ne denir ki???

Kontrol manyağı olmak istemiyorum ama Bambinonun bu şekilde aklının kavrayamayacağı kavramları günlük hayatına sokması da hiç hoşuma gitmiyor. Ama enerjim ve vaktim öyle sınırlı ki, Bambino ile birebir ilgilenmem mümkün değil. Bebekle 24 saat mesaide iken kendimi zorlayarak Bambino ile vakit geçirmeye çalışıyorum ama devamlı da yanında olamıyorum. O nedenle de Bambinonun vakitsizce böyle kavramları öğrenmesine de engel olamıyorum. Hiç tepki vermemeye çalışıyorum ama bazen üstüne düşme durumlarında yakalayabiliyorum kendimi.

Neyse, lohusa halimle yine iyi idare ediyorum bence, kendime iyi davranayım :)

Kıskançlık halleri bünyede tavan yapmadığı durumlarda Bambino gelip kardeşini seviyor, kucağına istiyor, bezini vs. getiriyor, her halini merak ediyor. İçinden mi geliyor yoksa bu da yetişkinlerin dikkatini çekme numaraları mı bilemiyorum :)

Beni hep yanında istiyor. Onu giydirmemi, uyutmamı, dişini fırçalamamı, kahvaltısını hazırlamamı, herşeyini ben yapayım istiyor. Kendi kendine yaptığı şeyleri bile zor yapıyor artık. Tuvalete giderken mutlaka yanında biri olsun istiyor mesela. Bir nevi geriye dönüş var. Normal diyorum ve bu sürecin de hasarsız geçmesini diliyorum.

Haftaiçi öğleden sonraları evde Bambino ve Bambina arasında mekik dokuyorum. Biraz Bambina büyüsün, havalar da ısınsın, dışarıya atacağım hepimizi :)

Pabuç dilli, olgun tavırlı, taze abi, bonus kafa, anneye yapışık Bambino ile son ay böyleydi sayın seyirciler :)
DEVAMINI OKU

26 Şubat 2015

2. Gebelik - Doğum Hikayemiz

Öncelikle merak eden, hatırlamak isteyen varsa, Bambinonun doğum hikayesini okumak için buradan alayım sizi :)

Tarih 4 Şubat 2015 Çarşamba.. Her zamanki rutinde bir akşam yaşanıyor bizim evde. Kojo biraz geç gelmiş, ki bu aralar rutini bu şekilde, Bambinonun uyku vakti yaklaşıyor, klasik yemek-oyun-kitap-ilaç-diş fırçalama-sohbet-masaj-uyku rutinini uyguluyoruz.

Bambino uyuyor, sonrasında nedense benim uykum gelmiyor, tamam biraz var ama uyumak istemiyorum, kendi halimde takılıyorum. Gece 11 olmuş, ben uyanığım hala, 12'de hala öyle. Kojo salonda dizi izliyor, ben yan odada bilgisayar başında. 

Tarih oluyor 5 Şubat 2015. Saat 1 civarı.. Bana bir ağlama geliyor, ama öyle böyle değil. Son zamanlarda pek iyi hissetmiyorum kendimi; yeterince destek görmüyorum gibi geliyor, kendimi yalnız hissediyorum sıklıkla. Yatak odasına gidip katıla katıla ağlıyorum. Kojo geliyor, önce telkin etmeye çalışıyor ama başaramayınca kendi halime bırakıyor beni, yanımda duruyor yine de. "Kendimi çok yalnız hissediyorum" diyorum sadece. İçimden daha fazla açıklama yapmak, konuşmak gelmiyor.

Saat 2 oluyor. Hala durup durup ağlıyorum. O sırada karnımdan aşağı doğru bir baskı hissediyorum. Sancı gibi değil, tam anlamıyla baskı. Vücudumun tam ortasından aşağı doğru bir açılma ihtiyacı geliyor. Bu his gelince elimde olmaksızın bacaklarımı balerin gibi yana doğru açıp olabildiğince çömelmeye başlıyorum. Çok içgüdüsel bir hareket benimki. O hareket bana kendimi iyi hissettiriyor. Bir yandan da 1-2 tekniği ile nefes alıp veriyorum; yani nefes alırken mesela 4'e kadar sayıyorsam, nefes verirken 2 katı kadar, 8'e kadar sayıyorum. İlk dalgalarda bu nefes tekniği çok işe yarıyor.

O kadar çok ağlayıp kendimi helak ettim ki, "Bebek bunu hissetti ve tepki veriyor" diye düşünüyorum. Doğumun başladığı aklıma hiç gelmiyor o esnada :)

Ama gelen baskı hissi 4 dakikada bir tekrarlıyor. Bu kadar sık olmaması gerekiyor diyorum kendi kendime. Ve 15 dakika sonra baskı hissi gelmeye devam edince hazırlık yapmaya başlıyorum. Kojoya haber veriyorum önce. Panik yok, gayet sakiniz. Çantamı 2 gün önce hazırlamıştım, zaten fazla birşey de koymadım. Bebeğin eşyaları da hazır. "Acaba mutfağa gidip birşeyler yesem mi?" diye düşünüyorum. 

Doktorumu arıyorum, haber veriyorum. "Doğum başlamamış olabilir, suyun gelmemiş, nişan gelmemiş, bir yarım saat daha bekle bakalım, haberleşiriz" diyor. Yine de her ihtimale karşı hastaneyi arayıp bilgi verecek. Doktorla konuştuktan 10 dakika sonra tuvalete gidiyorum, nişan geliyor! Evet, bu doğum başladı demek!! Doktoru tekrar arıyorum, nişanı söylüyorum. "Tamam", diyor; "Ben çıkıyorum, hastanede görüşürüz, hemen gelin siz de"

Bu arada ilk doktor konuşmasından sonra hemen bakıcı teyzemizi aradık, sağolsun 20 dk içinde bizdeydi. Bambinoyu ona emanet edip kojoyla hemen çıkıyoruz. Arabaya gidene kadar iki kere daha baskı geliyor. Ben her baskı geldiğinde giderek daha fazla çömeliyorum, bacaklarımı daha da çok yana açmaya çalışıyorum. Bakıcı teyzemiz geldiğinde beni salon kapısının önünde yerde çökmüş vaziyette gördü :) Arabaya binmeden önce apartmanın demir çitine asılıp baskıyı karşıladım. 

Hareket etmek iyi gelince arabaya binmek işkence oluyor tabi. Neyseki hastane çok yakın, 10 dk içinde ulaşıyoruz. Acilde bana tekerlekli sandalye veriyorlar, reddediyorum hemen, bir yandan da baskı geldikçe yerlere atıyorum kendimi :) Beni o halde görünce sedye mi getirsek diyorlar :))) Bu şekilde doğum katına ulaşıyorum. Odanın kapısında yine yerlerde sürünüyorum, bu defa benimle ilgilenecek olan hemşire beliriyor yanımda: "Çok iyi karşılıyorsunuz sancıları, tebrik ederim" diyor.

Kojo arabdan ne alabildiyse getiriyor odaya, arabaya bir kez daha inme fırsatı hiç olmuyor. Ve özenle hazırladığımız fotoğraf makinesi ve video araba koltuğunda kalıveriyor :) Evet, bu bebeğin hiç düzgün fotosu ve videosu yok! Cep telefonuyla ne çektiysek o var elimizde :)

Bizden 5 dk sonra doktorum geliyor, şahane kadın Hüsniye Tanboğa. Beni yatağa yatırıp muayene edeceğini söylüyor ama ben yatmak istemiyorum ki yatağa. Bu arada baskılar artık devamlı geliyor neredeyse. Öyle hızlı ilerliyor ki süreç! Birkaç dakika sonra yatmaya ikna oluyorum çünkü doktor doğumun hangi aşamada olduğunu ancak bu şekilde anlayabilecek.

Yatıyorum ve doktor heyecanla haber veriyor: "Tamamen açılmışsın, bebek gelmeye hazır, birazdan ıkınmanı isteyeceğim" Neeeeee? Ne çabuk? Daha sohbet edecektik, ben birşeyler yiyecektim, evden getirdiğimiz koca pilates topunda oturacaktım, koridorda gezinecektim, müzik açıp sakin bir ortam yaratacaktık, odayı kişiselleştirecektim, şimdi hemen mi geliyor bebek?? 

Ya ağrı kesici hakkımı kullanmak istersem? "Hayır, o aşamayı çoktan geçmişsin, ilaç müdahalesine gerek yok, şimdi gücünü topla, ıkınma zamanı geliyor"

Gelen baskılar öyle yoğunlaşmıştı ki, artık sadece sürecin bir an önce bitmesini istiyordum. Bebek kanala girmişti, hissediyordum ve verdiği baskı hissi inanılmaz büyüktü. Öyle ki bağırmaya başladım. Nefes tekniği uyguluyordum ama bebeğin baskısı arttıkça ancak çığlık atabiliyordum. Tabi bu arada kojoyla helalleştim, ne olur ne olmaz diyerek. 

Doğum müdahalesiz olunca her anı hissettim, her anı dolu dolu yaşadım. Eskilerin bir sözü vardır ya, "Doğum anında anne iki dünya arasında gider gelir" diye, işte ben onu bizzat yaşadım. Gerçekten de gittim geldim. Dayanamayacağımı düşündüm ama beni o an benden başkasının kurtaramayacağının da farkındaydım. Gücümü toplayıp ıkınmam gerekiyordu. Doktorum da tam o sırada bunu söyledi: "Bağırıp enerjini ağzından çıkaracağına enerjiyi aşağı doğru itmelisin, bak gör iki kez itsen bebek gelecek, kafasını görüyorum"

Ağzımı kapatıp nefesimi bebeğime doğru yönlendirdim. Gerçekten de iki kez ıkınınca bebek "fırt" diye çıkıverdi dışarı. O an nasıl bir rahatlama geldi anlatamam. Kocaman birşey içimden kayıp çıkıvermişti işte :)

Daha önce doktorumla konuştuğumuz gibi kordonu kesilmeden mosmor ve tortop olan bebeği kucağıma koyuverdiler. O an yaşadığım süreç çok geride kalmıştı bile. Bir mucizeye an be an tanıklık etmiştim, dolu dolu hissederek yaşamıştım. Sıcacık bir somun ekmek gibiydi Bambina, fırından yeni çıkmış tazecik bir ekmek. Aldım onu, "Hoşgeldin" dedim ona, sıcaklığını hissettim, güzelliğine doyamadım.. Kan akışı durunca kordonu kesildi ve kısa bir süreliğine yanımdaki masaya alınıp giydirildi. Bebeğin yıkanmasını istememiştim, üzerindeki tabaka onu egzama ve diğer mikroplardan koruyacaktı çünkü. Üzerine birşeyler giydirip tekrar verdiler bana Bambinayı. 

Tarih 5 Şubat 2015 Perşembe. Gece 2'de başlayan doğum süreci yaklaşık 2 saat sonra, 3:55'te son buldu. Saat 3:55'te bembeyaz nur topu gibi bir kız geldi aramıza. Bize emanet. Kim bilir bu evrendeki hangi boşluğu dolduracak, neler yaşayıp neler yaşatacak?

Bahtın açık olsun kızım, hayırlı ve mutlu bir ömrün olsun. Mutlu olasın, mutlu edesin. Görevini hep hatırlayasın. Bizi ikinci kez anne-baba yaptığın için çok teşekkürler.  Bize öğreteceğin çok şey var, biliyorum.. Seni çok seviyorum güzel kızım..

"Kendimi çok yalnız hissediyorum" diye ağlamam sanki yüzyıllar önceydi gibi geliyor şimdi düşününce. Çünkü bu düşüncenin zerresi bile kalmadı içimde. Kendimi yenilenmiş ve yeniden doğmuş gibi hissediyorum şu anda. Biliyorum Bambina hepimize iyi gelecek, rahmime düştüğü andan itibaren öyle oldu, daima öyle olacak...

DEVAMINI OKU

13 Şubat 2015

Göbek Bağı Düştü

Bambinanın göbek kordonu bugün, 8. gününde, düştü.
Yarın banyo günü :)
Kızımız ilk banyosunu yapacak.

Bambina ile ilgili ilk izlenimlerim:

Bambino bacaklarını devamlı hareket ettirirdi, devamlı tekmeler atardı.
Bambina öyle değil, daha sakin.
Kolları devamlı yüzünde. Yüzünü kapatarak uyuyor.

Emzik almıyor, her fırsatta deniyoruz.

Yan yatarak uyumayı seviyor, sırt üstü yatmayı sevmiyor.

Çok ama çok minik, minyatür :))

Çok tatlı!

Kokusu muhteşem, insan kendinden geçiyor :)
Giydiği alt tulumunu hiç yıkamadan saklayacağım, öyle popo ve diz izleri çıkmış bir halde.. Ve olabildiğince kokusuyla..

Gün geçtikçe çevreyle daha çok bağlantı kuruyor. Bunun için hiç acele etmiyorum. Keyfini çıkartıyorum :)

En çok abisinin sesini tanıyor. Bambino bir yandan çok kıskanıyor, beni paylaşamıyor, beni emzirirken görünce hoşlanmıyor, diğer yandan da bebeğin en ufak sesinde bana haber veriyor, onu sevmek istiyor. Farkındayım ki duyguları karışık, neyseki bir şekilde kendini ifade ediyor, içine atmıyor.

Geçen gün bana ve babasına çok kızgın olduğunu söyleyerek odasındaki her şeyi ama herşeyi dağıttı. Toplamamız iki gün sürdü, öyle söyleyeyim. O dağıtırken yanında sakince oturdum; bir yandan dağıtıp bir yandan da bize yapacaklarını anlattı. Bizi eve almayacakmış, çöpe atacakmış, sözümüzü dinlemeyecekmiş, bir daha diş fırçalamayacakmış, okula da gitmeyecekmiş, daha neler neler... En sonunda baklayı ağzından çıkarttı: "Bebek karnımdan hiç çıkmasaymış keşke" Bunu söyledikten sonra sakinleşti, biraz konuştuk ve sonra oyun oynadık birlikte :)

Bambino okul sonrası parka bile uğramadan eve geliyor artık, zira anne ile bebeği bir saniye bile fazladan yalnız başlarına bırakmak istemiyor :) Eve gelince akşam kojo gelene kadar Bambino ile oyun oynuyorum, aralarda kızı emziriyorum, sonra oyuna devam. Feci yoruluyorum ama yapacak fazla birşey yok. Yarım gün okula gidince böyle oluyor işte :)

Bambinanın da gecesi ve gündüzü karışmış vaziyette. Gündüz güzelce uyuyor genelde, gece 9 ile 1 arası uyanık. Gaz sancıları hafiften var, o da akşam saatlerinde başlıyor. Sizin anlayacağınız, Bambino okuldan gelip de uyuyana kadar onunla, Bambino uyur uyumaz da Bambina ile mesaideyim. Günde 4 saat uyuyorum yaklaşık. Şimdilik idare ediyorum, arada bir beynimin uyuduğunu resmen hissediyorum, gözlerim açık olsa da.
DEVAMINI OKU

5 Şubat 2015

Bambina Geldi, Hoşgeldi :)

5 Şubat 2015, saat 3:55'te aramıza katıldı Bambina.

39+5'te 2. gebeliğim doğal ve hızlı bir doğumla son buldu.

2845 gram ağırlığında, akça pakça, pespembe bir kız bebekle tamamlandı ailemiz.

Biz iyiyiz, yeni hayatımıza alışmaya çalışıyoruz.

Eve yeniden bebek kokusunun hakim olması huzur verici.

Bambino büyümüş olarak önümüzde durunca Bambinaya her bakışımızda bugünlerin çabuk geçeceği geliyor aklımıza.

Hoşgeldin sevgili kızım, huzurlu, uzun, mutlu bir ömrün olsun..

Bizi ikinci kez anne baba ve Bambinoyu da abi yaptığın için çok teşekkür ederiz :)


DEVAMINI OKU

SOSYAL AĞLAR


İZLEYENLER

Blog Arşivi

HER GÜN MUTLAKA

NE ARADINIZ, YARDIMCI OLALIM?

Kişisel Blog

Copyright © Benden ve Bizden | Powered by Blogger
Design by Lizard Themes | Blogger Theme by Lasantha - PremiumBloggerTemplates.com