5 Mart 2015

Bambina 1 Aylık :)

Bambinonun ay dönümü yazılarını iyi ki yazmışım, arada dönüp okuyorum. Hele şimdi Bambinayla aynı süreci tekrar yaşarken sanki kendimle dertleşiyormuşum gibi hissediyorum kendimi :)

Bambinonun ilk ay yazısı için buradan alayım sizi, merak ediyorsanız :)

Şubat ayı 28 çekince Bambina hemen 1 aylık oluverdi :) Halbuki daha var :)

Günler ve geceler emzirme-gaz çıkarma-uyutma döngüsünde geçiyor. Gün geçtikçe Bambinanın uyanık kalma süreleri artıyor. Ancak geceyi hala gündüz zannediyor, gece 3-4 saat ayaktayım. Hem de uykunun en tatlı olduğu 2-5 arası :(

Banyoyu sevdiğini keşfedince akşamları banyo yaptırmaya başladım ama geceyi yine de uyanık geçirebiliyor.

Aslında bir günü diğerine tutmuyor. Bir gün iyi isek, bir gün daha zor geçebiliyor.

Günü kurtarmaya devam, uzun vadeli düşünmüyoruz :)

Ancak gazını çıkarmaya yardım edelim derken kucağa, hafif sallanmaya fena alıştı, küçücük bebek tabi ki kucakta olacak diyor bir yanım, diğer yanımsa eyvaaah diyor..

Kafasını çok iyi tutabiliyor Bambina, uykusunda yüzüstü yatarken bile kafayı bir taraftan diğer tarafa çevirebiliyor.

Bambino bacaklarını çok iyi kullanırdı, alt değiştirme bezini iki hamlede altından sıyırıverirdi. Bambina da abisinin kız versiyonu: Onun kadar haşin olmasa da o da gayet hareketli! Kollarını çok iyi kullanıyor ek olarak :)

Kundağa girmeyi Bambino gibi Bambina da reddetti. Aynı şekilde emzik de almıyor. Güçlü emme refleksiyle baş etmek için serçe parmağımı veriyorum ağzına, uykuya dalarken.. Nereye kadar gider bilmem..

Gaz sancılarını duyunca fazla uyku tutmuyor beni, her an ağlayıp bağırabilir gibi geliyor.

Öyle böyle geçiyor işte günler. Baharın geliyor olması beni çok sevindiriyor. Bambina ve Bambino ile çok eğleneceğimi düşünüyorum :))

Bir de o süt kokusu, o bebek kokusu yok mu, mest oluyorum mest! Minyatür kollar ve bacaklar, görmese bile bana bakıyor oluşu, dudağını büzüp ağlamaya hazırlanışı, emmek isterken çıkardığı kesik kesik köpek yavrusu gibi sesleri.. Bunların hepsini her daim hatırlamak istiyorum. Muhteşem anlık sahneler. Sonunda bunların hepsinin geçeceğini bilmek ve bu hayat bitince hiçbirini yanında götüremeyeceğimiz gerçeği ise işin acı yanı. Neyse, girmiyorum daha fazla o konulara. Hepinize iyi günler :)))
DEVAMINI OKU

4 Mart 2015

Bambino 53 Aylık

Bambino abilik kulvarında bir ayını geride bıraktı sayın seyirciler :)

Şubat ayının 28 çekiyor oluşuna hiç bu kadar sevinmemiştim, biraz hilebazlık oluyor ama 4 Mart geldi mi geldi, tamaaam :)

Ergen abi modelini izledik Bambina doğduğundan bu yana, hala da izliyoruz.

Kıskançlık bir yandan, kıskançlığını nasıl ifade edeceğini şaşırması bir yandan. Bambinadan çok Bambino ile uğraşıyoruz evde :)

Kah odasını dağıtıyor, kah evdeki herkese bağırıp çağırıyor, kah vuruyor, söylenenlerin önemi olmaksızın herşeye "HAYIR" diyor... Dil de maşallah pabuç kadar, hiçbir şeyin altında kalmıyor :)

Güldüğüme bakmayın, o kriz anlarında sükuneti korumak çok zor. Evdeki yetişkinlere de gına geliyor Bambinonun isteklerinden. Sakin anlarımızda durup düşününce bilerek yapmadığını, evdeki tahtının sarsıldığını, anneyi paylaşmak istemediğini aklımıza getirip pamuk gibi yumuşayabiliyoruz. Ama kriz anarında bu düşünceleri akla getirebilmek de maharet :)) Birimi olmasa diğerimiz bağırıp çağırabiliyor, neredeyse normale döndü bu durum :(

Bir de şart koşma halleri - ki ben ona tehdit diyorum, resmen tehdit ediliyor çocuk- aldı başını gidiyor.
"Dişini fırçalamazsan bakteriler hepsini yer"
"Üstünü giymezsen hasta olursun"
"Şimdi dışarı çıkmazsan geç kalırsın, öğretmenin çok kızar"
"Uyumazsan boyun kısa kalır"
...
Aklınıza ne gelirse artık. Yetişkinlerin hayalgücü nereye kadar giderse gidiyor bu cümlelerde..

Bir de istemediğimiz kavramları öğrendi Bambino bu arada. Anneannesi sağolsun, akşamları evde olursa Bambino ile o ilgileniyor ve yatak zamanı sohbetleri abartısız 1 saati bulabiliyor. Neden mi? Çünkü anneanne Bambino ile dertleşir gibi herşeyi filtresiz anlatıveriyor Bambinoya: Ölüm, yalan, ayıp, dedenin yaramazlıkları (alışveriş listesinde olmayan şeyleri alması, anneanneye sormadan eve misafir çağırması vs.)... Bunları öğrenir oldu Bambino. Bir de "valla" kelimesini pek sık kullanmaya başladı. Ne olduğunu bilmiyor, bir kere gelip sordu bana, resmen cevap veremedim. Ne denir ki???

Kontrol manyağı olmak istemiyorum ama Bambinonun bu şekilde aklının kavrayamayacağı kavramları günlük hayatına sokması da hiç hoşuma gitmiyor. Ama enerjim ve vaktim öyle sınırlı ki, Bambino ile birebir ilgilenmem mümkün değil. Bebekle 24 saat mesaide iken kendimi zorlayarak Bambino ile vakit geçirmeye çalışıyorum ama devamlı da yanında olamıyorum. O nedenle de Bambinonun vakitsizce böyle kavramları öğrenmesine de engel olamıyorum. Hiç tepki vermemeye çalışıyorum ama bazen üstüne düşme durumlarında yakalayabiliyorum kendimi.

Neyse, lohusa halimle yine iyi idare ediyorum bence, kendime iyi davranayım :)

Kıskançlık halleri bünyede tavan yapmadığı durumlarda Bambino gelip kardeşini seviyor, kucağına istiyor, bezini vs. getiriyor, her halini merak ediyor. İçinden mi geliyor yoksa bu da yetişkinlerin dikkatini çekme numaraları mı bilemiyorum :)

Beni hep yanında istiyor. Onu giydirmemi, uyutmamı, dişini fırçalamamı, kahvaltısını hazırlamamı, herşeyini ben yapayım istiyor. Kendi kendine yaptığı şeyleri bile zor yapıyor artık. Tuvalete giderken mutlaka yanında biri olsun istiyor mesela. Bir nevi geriye dönüş var. Normal diyorum ve bu sürecin de hasarsız geçmesini diliyorum.

Haftaiçi öğleden sonraları evde Bambino ve Bambina arasında mekik dokuyorum. Biraz Bambina büyüsün, havalar da ısınsın, dışarıya atacağım hepimizi :)

Pabuç dilli, olgun tavırlı, taze abi, bonus kafa, anneye yapışık Bambino ile son ay böyleydi sayın seyirciler :)
DEVAMINI OKU

26 Şubat 2015

2. Gebelik - Doğum Hikayemiz

Öncelikle merak eden, hatırlamak isteyen varsa, Bambinonun doğum hikayesini okumak için buradan alayım sizi :)

Tarih 4 Şubat 2015 Çarşamba.. Her zamanki rutinde bir akşam yaşanıyor bizim evde. Kojo biraz geç gelmiş, ki bu aralar rutini bu şekilde, Bambinonun uyku vakti yaklaşıyor, klasik yemek-oyun-kitap-ilaç-diş fırçalama-sohbet-masaj-uyku rutinini uyguluyoruz.

Bambino uyuyor, sonrasında nedense benim uykum gelmiyor, tamam biraz var ama uyumak istemiyorum, kendi halimde takılıyorum. Gece 11 olmuş, ben uyanığım hala, 12'de hala öyle. Kojo salonda dizi izliyor, ben yan odada bilgisayar başında. 

Tarih oluyor 5 Şubat 2015. Saat 1 civarı.. Bana bir ağlama geliyor, ama öyle böyle değil. Son zamanlarda pek iyi hissetmiyorum kendimi; yeterince destek görmüyorum gibi geliyor, kendimi yalnız hissediyorum sıklıkla. Yatak odasına gidip katıla katıla ağlıyorum. Kojo geliyor, önce telkin etmeye çalışıyor ama başaramayınca kendi halime bırakıyor beni, yanımda duruyor yine de. "Kendimi çok yalnız hissediyorum" diyorum sadece. İçimden daha fazla açıklama yapmak, konuşmak gelmiyor.

Saat 2 oluyor. Hala durup durup ağlıyorum. O sırada karnımdan aşağı doğru bir baskı hissediyorum. Sancı gibi değil, tam anlamıyla baskı. Vücudumun tam ortasından aşağı doğru bir açılma ihtiyacı geliyor. Bu his gelince elimde olmaksızın bacaklarımı balerin gibi yana doğru açıp olabildiğince çömelmeye başlıyorum. Çok içgüdüsel bir hareket benimki. O hareket bana kendimi iyi hissettiriyor. Bir yandan da 1-2 tekniği ile nefes alıp veriyorum; yani nefes alırken mesela 4'e kadar sayıyorsam, nefes verirken 2 katı kadar, 8'e kadar sayıyorum. İlk dalgalarda bu nefes tekniği çok işe yarıyor.

O kadar çok ağlayıp kendimi helak ettim ki, "Bebek bunu hissetti ve tepki veriyor" diye düşünüyorum. Doğumun başladığı aklıma hiç gelmiyor o esnada :)

Ama gelen baskı hissi 4 dakikada bir tekrarlıyor. Bu kadar sık olmaması gerekiyor diyorum kendi kendime. Ve 15 dakika sonra baskı hissi gelmeye devam edince hazırlık yapmaya başlıyorum. Kojoya haber veriyorum önce. Panik yok, gayet sakiniz. Çantamı 2 gün önce hazırlamıştım, zaten fazla birşey de koymadım. Bebeğin eşyaları da hazır. "Acaba mutfağa gidip birşeyler yesem mi?" diye düşünüyorum. 

Doktorumu arıyorum, haber veriyorum. "Doğum başlamamış olabilir, suyun gelmemiş, nişan gelmemiş, bir yarım saat daha bekle bakalım, haberleşiriz" diyor. Yine de her ihtimale karşı hastaneyi arayıp bilgi verecek. Doktorla konuştuktan 10 dakika sonra tuvalete gidiyorum, nişan geliyor! Evet, bu doğum başladı demek!! Doktoru tekrar arıyorum, nişanı söylüyorum. "Tamam", diyor; "Ben çıkıyorum, hastanede görüşürüz, hemen gelin siz de"

Bu arada ilk doktor konuşmasından sonra hemen bakıcı teyzemizi aradık, sağolsun 20 dk içinde bizdeydi. Bambinoyu ona emanet edip kojoyla hemen çıkıyoruz. Arabaya gidene kadar iki kere daha baskı geliyor. Ben her baskı geldiğinde giderek daha fazla çömeliyorum, bacaklarımı daha da çok yana açmaya çalışıyorum. Bakıcı teyzemiz geldiğinde beni salon kapısının önünde yerde çökmüş vaziyette gördü :) Arabaya binmeden önce apartmanın demir çitine asılıp baskıyı karşıladım. 

Hareket etmek iyi gelince arabaya binmek işkence oluyor tabi. Neyseki hastane çok yakın, 10 dk içinde ulaşıyoruz. Acilde bana tekerlekli sandalye veriyorlar, reddediyorum hemen, bir yandan da baskı geldikçe yerlere atıyorum kendimi :) Beni o halde görünce sedye mi getirsek diyorlar :))) Bu şekilde doğum katına ulaşıyorum. Odanın kapısında yine yerlerde sürünüyorum, bu defa benimle ilgilenecek olan hemşire beliriyor yanımda: "Çok iyi karşılıyorsunuz sancıları, tebrik ederim" diyor.

Kojo arabdan ne alabildiyse getiriyor odaya, arabaya bir kez daha inme fırsatı hiç olmuyor. Ve özenle hazırladığımız fotoğraf makinesi ve video araba koltuğunda kalıveriyor :) Evet, bu bebeğin hiç düzgün fotosu ve videosu yok! Cep telefonuyla ne çektiysek o var elimizde :)

Bizden 5 dk sonra doktorum geliyor, şahane kadın Hüsniye Tanboğa. Beni yatağa yatırıp muayene edeceğini söylüyor ama ben yatmak istemiyorum ki yatağa. Bu arada baskılar artık devamlı geliyor neredeyse. Öyle hızlı ilerliyor ki süreç! Birkaç dakika sonra yatmaya ikna oluyorum çünkü doktor doğumun hangi aşamada olduğunu ancak bu şekilde anlayabilecek.

Yatıyorum ve doktor heyecanla haber veriyor: "Tamamen açılmışsın, bebek gelmeye hazır, birazdan ıkınmanı isteyeceğim" Neeeeee? Ne çabuk? Daha sohbet edecektik, ben birşeyler yiyecektim, evden getirdiğimiz koca pilates topunda oturacaktım, koridorda gezinecektim, müzik açıp sakin bir ortam yaratacaktık, odayı kişiselleştirecektim, şimdi hemen mi geliyor bebek?? 

Ya ağrı kesici hakkımı kullanmak istersem? "Hayır, o aşamayı çoktan geçmişsin, ilaç müdahalesine gerek yok, şimdi gücünü topla, ıkınma zamanı geliyor"

Gelen baskılar öyle yoğunlaşmıştı ki, artık sadece sürecin bir an önce bitmesini istiyordum. Bebek kanala girmişti, hissediyordum ve verdiği baskı hissi inanılmaz büyüktü. Öyle ki bağırmaya başladım. Nefes tekniği uyguluyordum ama bebeğin baskısı arttıkça ancak çığlık atabiliyordum. Tabi bu arada kojoyla helalleştim, ne olur ne olmaz diyerek. 

Doğum müdahalesiz olunca her anı hissettim, her anı dolu dolu yaşadım. Eskilerin bir sözü vardır ya, "Doğum anında anne iki dünya arasında gider gelir" diye, işte ben onu bizzat yaşadım. Gerçekten de gittim geldim. Dayanamayacağımı düşündüm ama beni o an benden başkasının kurtaramayacağının da farkındaydım. Gücümü toplayıp ıkınmam gerekiyordu. Doktorum da tam o sırada bunu söyledi: "Bağırıp enerjini ağzından çıkaracağına enerjiyi aşağı doğru itmelisin, bak gör iki kez itsen bebek gelecek, kafasını görüyorum"

Ağzımı kapatıp nefesimi bebeğime doğru yönlendirdim. Gerçekten de iki kez ıkınınca bebek "fırt" diye çıkıverdi dışarı. O an nasıl bir rahatlama geldi anlatamam. Kocaman birşey içimden kayıp çıkıvermişti işte :)

Daha önce doktorumla konuştuğumuz gibi kordonu kesilmeden mosmor ve tortop olan bebeği kucağıma koyuverdiler. O an yaşadığım süreç çok geride kalmıştı bile. Bir mucizeye an be an tanıklık etmiştim, dolu dolu hissederek yaşamıştım. Sıcacık bir somun ekmek gibiydi Bambina, fırından yeni çıkmış tazecik bir ekmek. Aldım onu, "Hoşgeldin" dedim ona, sıcaklığını hissettim, güzelliğine doyamadım.. Kan akışı durunca kordonu kesildi ve kısa bir süreliğine yanımdaki masaya alınıp giydirildi. Bebeğin yıkanmasını istememiştim, üzerindeki tabaka onu egzama ve diğer mikroplardan koruyacaktı çünkü. Üzerine birşeyler giydirip tekrar verdiler bana Bambinayı. 

Tarih 5 Şubat 2015 Perşembe. Gece 2'de başlayan doğum süreci yaklaşık 2 saat sonra, 3:55'te son buldu. Saat 3:55'te bembeyaz nur topu gibi bir kız geldi aramıza. Bize emanet. Kim bilir bu evrendeki hangi boşluğu dolduracak, neler yaşayıp neler yaşatacak?

Bahtın açık olsun kızım, hayırlı ve mutlu bir ömrün olsun. Mutlu olasın, mutlu edesin. Görevini hep hatırlayasın. Bizi ikinci kez anne-baba yaptığın için çok teşekkürler.  Bize öğreteceğin çok şey var, biliyorum.. Seni çok seviyorum güzel kızım..

"Kendimi çok yalnız hissediyorum" diye ağlamam sanki yüzyıllar önceydi gibi geliyor şimdi düşününce. Çünkü bu düşüncenin zerresi bile kalmadı içimde. Kendimi yenilenmiş ve yeniden doğmuş gibi hissediyorum şu anda. Biliyorum Bambina hepimize iyi gelecek, rahmime düştüğü andan itibaren öyle oldu, daima öyle olacak...

DEVAMINI OKU

13 Şubat 2015

Göbek Bağı Düştü

Bambinanın göbek kordonu bugün, 8. gününde, düştü.
Yarın banyo günü :)
Kızımız ilk banyosunu yapacak.

Bambina ile ilgili ilk izlenimlerim:

Bambino bacaklarını devamlı hareket ettirirdi, devamlı tekmeler atardı.
Bambina öyle değil, daha sakin.
Kolları devamlı yüzünde. Yüzünü kapatarak uyuyor.

Emzik almıyor, her fırsatta deniyoruz.

Yan yatarak uyumayı seviyor, sırt üstü yatmayı sevmiyor.

Çok ama çok minik, minyatür :))

Çok tatlı!

Kokusu muhteşem, insan kendinden geçiyor :)
Giydiği alt tulumunu hiç yıkamadan saklayacağım, öyle popo ve diz izleri çıkmış bir halde.. Ve olabildiğince kokusuyla..

Gün geçtikçe çevreyle daha çok bağlantı kuruyor. Bunun için hiç acele etmiyorum. Keyfini çıkartıyorum :)

En çok abisinin sesini tanıyor. Bambino bir yandan çok kıskanıyor, beni paylaşamıyor, beni emzirirken görünce hoşlanmıyor, diğer yandan da bebeğin en ufak sesinde bana haber veriyor, onu sevmek istiyor. Farkındayım ki duyguları karışık, neyseki bir şekilde kendini ifade ediyor, içine atmıyor.

Geçen gün bana ve babasına çok kızgın olduğunu söyleyerek odasındaki her şeyi ama herşeyi dağıttı. Toplamamız iki gün sürdü, öyle söyleyeyim. O dağıtırken yanında sakince oturdum; bir yandan dağıtıp bir yandan da bize yapacaklarını anlattı. Bizi eve almayacakmış, çöpe atacakmış, sözümüzü dinlemeyecekmiş, bir daha diş fırçalamayacakmış, okula da gitmeyecekmiş, daha neler neler... En sonunda baklayı ağzından çıkarttı: "Bebek karnımdan hiç çıkmasaymış keşke" Bunu söyledikten sonra sakinleşti, biraz konuştuk ve sonra oyun oynadık birlikte :)

Bambino okul sonrası parka bile uğramadan eve geliyor artık, zira anne ile bebeği bir saniye bile fazladan yalnız başlarına bırakmak istemiyor :) Eve gelince akşam kojo gelene kadar Bambino ile oyun oynuyorum, aralarda kızı emziriyorum, sonra oyuna devam. Feci yoruluyorum ama yapacak fazla birşey yok. Yarım gün okula gidince böyle oluyor işte :)

Bambinanın da gecesi ve gündüzü karışmış vaziyette. Gündüz güzelce uyuyor genelde, gece 9 ile 1 arası uyanık. Gaz sancıları hafiften var, o da akşam saatlerinde başlıyor. Sizin anlayacağınız, Bambino okuldan gelip de uyuyana kadar onunla, Bambino uyur uyumaz da Bambina ile mesaideyim. Günde 4 saat uyuyorum yaklaşık. Şimdilik idare ediyorum, arada bir beynimin uyuduğunu resmen hissediyorum, gözlerim açık olsa da.
DEVAMINI OKU

5 Şubat 2015

Bambina Geldi, Hoşgeldi :)

5 Şubat 2015, saat 3:55'te aramıza katıldı Bambina.

39+5'te 2. gebeliğim doğal ve hızlı bir doğumla son buldu.

2845 gram ağırlığında, akça pakça, pespembe bir kız bebekle tamamlandı ailemiz.

Biz iyiyiz, yeni hayatımıza alışmaya çalışıyoruz.

Eve yeniden bebek kokusunun hakim olması huzur verici.

Bambino büyümüş olarak önümüzde durunca Bambinaya her bakışımızda bugünlerin çabuk geçeceği geliyor aklımıza.

Hoşgeldin sevgili kızım, huzurlu, uzun, mutlu bir ömrün olsun..

Bizi ikinci kez anne baba ve Bambinoyu da abi yaptığın için çok teşekkür ederiz :)


DEVAMINI OKU

4 Şubat 2015

Bambino 52 Aylık

Bambino bir ay daha büyüdü, 52 aylık oldu :)
Gün geçtikçe birey oluşu daha da fazla hissediliyor evde.
Günlük kararlara dahil olması, fikrini söylemesi, bizim ona fikir sormamız, birlikte çözümler üretmemiz gerçekten çok çok keyifli!

Bambino kontrol etmeyi seviyor.
Olayları sıraya koyuyor, detaylarıyla birlikte açıklıyor bazen.
"Önce kitap okuyalım, sonra ilaç içelim, sonra pijama giyelim, sohbet edelim, masaj yapalım ve uyuyalım"
"Ama ben bugün uyumak istemiyorum" diye de ekliyor genelde :)
Uyku ile arası hep mesafeliydi.
Bana hep az uyuyor gibi geliyor.
Ama ona yetiyor olmalı ki sabah 7 dedi mi enerji bombası şeklinde uyanıyor :)
Daha önceden gelmediyse hemen yanıma geliyor:
"Anne uyan da sevinip coşalım" :)
Sevinip coşmak, güzel mırıldamalar eşliğinde birbirimize gülümsemek, öpüşmek ve koklaşmak anlamına geliyor.
Çoğu zaman uykulu olduğum için Bambino uyanmamı bekliyor yatakta. Tabi beni uyandırmaya çalışmayı da ihmal etmiyor. 5-10 dakika içinde ben de uyanıp sevinip coşma ritüeline katılıyorum :)
Sonrasında da kalkıp önce banyo sonra da mutfağa gidiyoruz, sabah rutini :)

Hafta ici öğlene kadar okulda, tabi iki haftadır sömestr tatili nedeniyle okul yok. 
Okul sonrası eve gelip yemek yiyor, uyuyacaksa biraz oyun sonrası uyuyor, uyumayacaksa ya oyun oynuyor ya da küçük çaplı gezmelere gidiliyor bakıcı teyzesi ile. Genelde komşu ziyaretleri yapılıyor. Tabi hava güzelse mutlaka parka çıkılıyor, hatta o kısım okul dönüşü bile olabiliyor. Eğer uygunlarsa, okula gitmeden önceki park arkadaşlarıyla buluşuluyor, birlikte eski günlerdeki gibi oyunlar oynuyorlar. Bu her zaman olmuyor çünkü çoğu tam gün kreşe başlamış durumda.

Haftasonu ise 11'e kadar evde vakit geçiriyoruz birlikte. Bazen de 10'da kitapçıya gidip 11-11:30'a kadar kitaplara bakıyoruz ve genelde en az bir kitap alıp çıkıyoruz mekandan. 11-11:30 arası Bambinoyu babası devralıyor. Önce jimnastiğe gidiliyor. Oradan çıkınca da rutin olarak birkaç yemek mekanından birine gidiyorlar. Genelde Gölbaşında cağ kebabı yapan Burhan Usta'ya ya da yine Gölbaşında Karadenizli bir aile tarafından işletilen bir Karadeniz lokantasına gidiyorlar. Cumartesi birine, Pazar günü birine :) Yemek sonrası hava durumuna göre takılıyorlar. Hava güzelse dışarıda park ya da bisiklet turu yapıyorlar. Hava kötü ise uçak izlemeye havaalanı yoluna (hiç üşenmiyorlar walla!) ya da tren izlemeye gara gidiyorlar. Evle ilgili alışveriş var ise bazen birlikte onu hallediyorlar. Hava güzelken pazar alışverişi yapmak çok keyifli oluyor mesela :) Bambino kostümlerden çok korktuğu için palyaço ya da maskot olan herhangi bir yere gitmeyi reddediyor. Biz de AVM'lere gitmeyi zaten sevmediğimiz için hiç sorun olmuyor bu durum. Bir tek arada bir tiyatroya götürebilsek keşke diyorum ama onu da eskisi gibi demiyorum. Büyüyünce bu korkusu geçince gideriz inşallah. 

Akşama doğru hem kojonun hem Bambinonun pili bitmiş oluyor :) O zaman ben devreye giriyorum. Bazen Bambino arabada yarım saat kadar kestiriyor, bazen de hiç uyumuyor. Eve gelince birlikte oyunlar oynuyoruz. Bazı akşamlar banyo yaptırıyoruz, banyo öncesi suyla ve oyuncaklarıyla oynamak istiyor, biraz da öyle vakit geçiriyor. Bazen birlikte yemek yapıyoruz ya da ev işi (çamaşır asmaca, bulaşık makinesi boşaltmaca, el süpürgesi çalıştırmaca gibi). Sonra da uyku düzenine geçiyoruz. Öğlenleri uyumadığı günler 8:30 gibi yatıyor, uyuduğu günler 9:30'u buluyor yatağa girmesi. Tabi yattıktan sonra tekrar kalktığı çok oluyor, özellikle son haftalarda. O zaman kendi kendine odasında oynuyor, biz de sessizce odasında ya da başka bir odada bekliyoruz; "Tamam, şimdi uykum geldi, hadi uyuyalım" diyerek yanımıza gelene kadar :))

Gece genelde belli bir saatten sonra yanıma geliyor, bizim yatakta uykuya devam ediyor. Bir ara bu konuda sınır koymaya çalıştık ama beceremedik. Kojo da "Daha kaç yıl bunu yapabiliriz ki, bırakalım gelsin" diyerek yelkenleri suya indirince benim de duyusal yanım hemen kabul etti :)

Bambinonun günlük düzeni şimdilik böyle.
Tabi bu yazdıklarım kimseyle buluşmadığımız zamanların düzeni.
Arkadaş ya da akraba ziyareti yapılacaksa düzen ona göre uyarlanıyor :)
Bambina geldikten sonra neler değişecek hep birlikte yaşayıp göreceğiz :)

Bu arada anasınıfından karnesi geldi, onu da buraya not düşeyim. Bambinonun gittiği anasınıfında normalde 5 ve 6 yaşında çocuklar var. Bizimki küçük kalıyor onların yanında, en azından fiziksel olarak. Ancak "gelişim raporu" denilen karnesinde yazdığına göre Bambinonun sosyal, zihinsel ve kendini ifade etme seviyesi yaşından epey ileriymiş. Öğretmeni bir üst seviyede yapılacak çalışmalarla Bambinonun desteklenmesini önermiş. Bununla tam olarak ne kast ediliyor bilmiyorum aslında. Öğretmenleri ona "Ayaklı Kütüphane" diyorlarmış :) Yaşının üzerinde olgunluk gösterdiğini de söylemişlerdi birkaç kere. Bambino bilgiyi seviyor. Öğrendikçe kendini daha güvende ve yeterli hissediyor. Sağolsun eve giren Me.ra.klı Min.ik ve yeni almaya başladığımız Bil.im Ço.cuk da öğrenme isteğini hep kamçılıyor. Deneyimlemek istiyor herşeyi, bu onun öğrenme yolu. Sadece dinleyerek öğrenmiyor yani. Biliyorum bizim klasik eğitim sistemine biraz ters :( Benim düşüncem ise bilginin her zaman tamamlanabileceği yönünde. Bilgiden ziyade beceri geliştirmek daha ön planda Bambinonun yaşı için. El becerisi, vücut hareketliliği, kendi kendine yetebilme gibi şeyleri öğrensin diyorum. Ben diyorum da sonuçta herşey çocukta bitiyor. Biz sadece ortam hazırlayıp teşvik etmeye çalışıyoruz nihayetinde. Zamanı gelmişse o zaten cevap veriyor duruma.

"Anne, rüyamda senin iş arkadaşlarını gördüm, beni işe götürüp onlarla tanıştırıyormuşsun. Ama gerçekte onlarla hiç tanışmadığım için rüyamda gördüklerim gerçekte de iş arkadaşların mı bilemiyorum."
Aynen bunu söyledi geçen gün :)

DEVAMINI OKU

22 Ocak 2015

2. Gebelik - 37. Hafta

An itibariyle bir alışveriş merkezindeki bir kafede oturarak bu yazıyı yazıyorum sevgili okur.

37. haftamın başladığı Pazartesi günü itibariyle kanuni izne ayrıldım.

Ve günler inanılmaz yoğun geçiyor, hatta dün 'İşe gitsem daha iyi, daha çok dinleniyordum orada!' bile dedim!

40 iş biraraya gelir mi, geliyormuş işte!

Aslında yapmak istediğim çok fazla şey yoktu ama bazı acil durumlar çıkınca günlük yaşam koşturmaya dönüştü.

Ve tahmin ettiğim gibi evde Bambino var iken benim evde dinlenme seçeneğim pek olmadı, olmayacak gibi.

Bugün Bambino okuldan gelene kadar evdeydim, saat 12 gibi apar topar çıktım dışarı.
Hava soğuk, halledecek bir iş de yok, o nedenle indirimde mağazaları kaldındırıyorum :))
Sanki doğumdan sonra hayat olmayacakmış gibi evdekilere birşeyler alıp duruyorum..
Hele şu 'Alayım, dursun bir köşede, şimdi bebekten sonra hiç çıkamam, çıksam da indirim kalmaz, seneye hiç bulamam bu fiyata' bıdıbıdıları yapan bir zihinle alışveriş merkezi dolaşmak elinizin kolunuzun yarım saat içinde dolmasına neden oluyor, benden söylemesi!

Geçen hafta rapor almaya doktora gittim ve yaklaşık iki aydan sonra kızımı tekrar gördüm. Çok şükür kafası aşağı dönmüş (Bir önceki yazıda bahsettiğim Pazar gecesi olduğunu tahmin ediyorum) ama ters tarafa bakıyormuş şu anda. Yani yüzü benim sırtıma bakıyor olmalıymış ama Bambina ön tarafa bakıyormuş. Yani dönmesi gereken bir hamle daha var, umarım kolaylıkla döner doğuma kadar.

Bambinanın keyfi yerindeymiş. 36. haftalık gebeliğime göre biraz geriden geliyormuş, ki başından beri geriden geliyordu. Bizim gibi çıtıpıtı bir çift için normal bir durum bence :) 34 haftalıkmış kilosu, kafası, ayakları. Yaklaşık 2500 gram olmuş. Doğuma kadar 3 kilo olur diye tahmin ediyoruz. Önemli olan sağlık ve kolaylıkla gelmesi.

İşyerinde 8 saat boyunca bağlı olduğum internet olayı bitince bilgisayar ve sanal alem epey geri planda kaldı benim için. İlerleyen günlerde burayı unutursam şaşırmayın, iki çocukla bilgisayarın b'sini hatırlamaya enerjim ve zamanım olur mu göreceğiz.

Ama hakikaten gerçek dünyaya geçince sanal alemi ve sosyal medyayı çok da aramaz oldum. Arada bir haber almak için bakıyorum telefondan, o kadar. Oturayım blog okuyayım, kim ne yazmış bakayım kısmı bu ara pek aklıma gelmiyor. Bu da bir dönem herhalde. Belki bebekten sonra herşeyi unutmuş bünye gugıl amcayla kanka moduna geçebilir :))

Geçen gün rüyamda bebeğin karnımda hareketlendiğini gördüm. Ama kendimi biliyormuşum da şöyle diyormuşum: "Bu bebek vaktinde gelecek merak etme!" Bu rüyadan sonra epey rahatladım.

Bir de doğum iznine ayrıldığım gün işyerinden ayrılmaya yakın bir ter bastı beni anlatamam. Her yanımı bir korku kapladı. İçimden birşeyler "Ne güzel tıkır mıkır işleyen bir düzenin vardı, şimdi senin neyi beklediğini bilmediğin bir maceraya doğru gidiyorsun. Burası iyiydi, bakalım bundan sonra neler gelecek başına?" diye fısıldıyordu devamlı bana. Öyle bir korktum ki.. Belirsizlik, kaotik bir sürece geçiş, nasıl olacağını öngöremediğim iki çocuklu hayata daha da yakınlaşmak, günlük rutinimin tamamen değişmesi.. Terden kaşkolum ıslanmış, o derece. Ertesi gün biraz daha iyiydim, gün geçtikçe normalleştim, hele koşturmaca içinde olunca "Sonunu düşünen kahraman olamaz" modunda düşünmeden yaşamaya başladım. Tabi evde Bambinonun davranış değişikliklerinin ufaktan başlaması çok da iyiye işaret değil ama yapacak fazla birşey yok. Allah'tan güç, sükunet ve sabır diliyorum kendime. Siz de bana dileyin, olur mu?

DEVAMINI OKU

13 Ocak 2015

2. Gebelik - 36. Hafta - Bebeğin Dönmesi için Öneriler


Günler hızla gelip geçerken bir bakmışım 36. haftaya gelmişim bile.
Bambina karnımda büyümeye, tekmeler atmaya, hıçkırmaya tam gaz devam ediyor :)
Çok hareketliydi hep, şimdi biraz yeri daraldı ama yine de olabildiğince aktif.
Başı sol tarafımda, sol göğsümün paralelinde, ayaklar ise sağ tarafta.
Dolayısıyla ne midemi ne de mesanemi rahatsız etmiyor.
Sağolsun hiç mide yanması ya da idrar problemi yaşamadım.

Ancak doğuma yaklaşırken Bambinoda yaşamadığım bir endişe başladı bende.
"E bu kız ne zaman dönecek?"
Bebeğin dönmesi bir anlık iş aslında, kafayı 90 derece aşağı aldı mı oldu bitti ama henüz Bambina bunu yapmadı.
Nedense biraz endişelenmeye başladım son hafta içinde bu konuda.
"Ya dönmezse?" "Dönmediği için sezeryan olmak istemiyorum" gibi hikayeler ve varsayımlar içimde konuşup duruyorlar.

Geçtiğimiz Pazar günü doğuruyorum sandım a dostlar.
Karnımda bir gerginlik, bir tuhaflık.
Bebeğin aşırı hareketlenmesi, bir türlü rahat edememem.
Akşama doğru başlayan bu durum gece saat 9'dan sonra daha da arttı.
Huzursuzlandım.
Ortada ne hastane çantası var, ne bebeğin eşyaları hazır, ne ben hazırım, ne de doktorun cep numarası var (Aslında varmış da ben yok diye biliyormuşum!)
Hele bir de kojonun hamilelik sürecim boyunca verdiği desteğin (!) (Sitemkarım, evet, detaya şimdi girmeyeceğim!) bir uzantısı olarak "Bu halinle yarın işe mi gideceksin şimdi?" diyerek kel alaka bir yerden konuya yaklaşması bende moral falan bırakmadı.

Aklıma bebeğin dönmek istiyor olabileceği geldi.
Bambinanın dönmesi için karnımın alt kısmını rahatlatmam ve ona yer açmam gerektiğini fark ettim.
Başladım aklıma gelen hareketleri yapmaya.
İlk başta bildiğimiz köpek pozisyonunda, ön tarafa yastıkları koyup kollarımı üstüne dayayarak 15-20 dk kaldım.
Şuna benzer bir pozisyon bahsettiğim:

 Baktım çok çok fayda etmedi, başka birşey denemeye karar verdim.
Spinning babies sitesinde dönmeyen bebeğin dönebilmesi için önerilen tekniklerden birini yaptım.
Bu pozisyonda sedece 3 nefes boyunca kalınıyor, yani yaklaşık 30 saniye.
Amaç rahmi rahatlatmak ve bebeğin rahat hareket edebilmesi için alan yaratmak.
Bu hareketler normalde düzenli yapılması önerilen hareketler.
Spinnig babies sitesinde başka teknikler de var.

Onun dışında bebeğin dönmesine yardımcı olması için
- Akupunkturdan, 
- Kayropraktiklerden (Webster tekniği - buradaki videoyu izleyebilirsiniz),
- Homeopatiden (Genelde Pulsatilla öneriliyor ama mutlaka uzmanına danışıp kullanmalı)
faydalanılması mümkün.

Bu sitede de, diğer pek çok sitede önerilen tekniklerden bazılarını görebilirsiniz.

Bebeğin dönmesi için:

- Bebeğe müzik dinletilebilir
- Göbeğe fener tutulabilir - Işığa doğru ilerlemesi sağlanabilir, bunun için feneri göbeğin altına doğru tutmak gerekiyor
- Bebekle konuşulabilir - Bunu yaparken kafasını ve vücudunu aşağı doğru ilerletecek şekilde yumuşakça masaj yapılabilir
- Yüzmeye gidilebilir - Suyun rahatlatıcı özelliği hem anne hem bebek için iyi gelecektir
- İmgeleme yapılabilir - Bebeğin kolayca döndüğü imgelemesi yapılır
- Doktor müdahalesi talep edilebilir (Son adım olarak da sezaryen)

Gece 12'ye kadar egzersiz yaptıktan sonra yoruldum ve uykum gelince uyumaya çalıştım.
Bambinanın kafası yaklaşık 30 derece aşağı indi, ayaklar biraz yukarı çıktı.
Ama sol tarafıma dönüp yatınca tekrar eski pozisyonuna döndü.
Sabah kalktığımda başı yine sol tarafımda, ayakları yere paralel şekilde sağ tarafımdaydı :)

Demek ki henüz zamanı gelmemiş, yan gelip yatmaya devam etmek istiyor bir süre daha :))))

Dün akşam gece geç saatte yatmama rağmen deliksiz uyumuşum, sabah kalktığımda rahat ve iyi hissediyordum.

Kafamdaki varsayım ve hikayeleri durdursam iyi olacak!

Kafamdaki diğer bir varsayım da ikinci bebeklerin erken geldiği söylemleri.
Bunu söyleyen çok kişi oldu çevremde.
Henüz doğum iznine ayrılmadım, gelecek hafta ayrılacağım inşallah.
Ama dediğim gibi ne çantası, ne eşyaları, ne yatağı.. Hiç bir şey tam olarak hazır değil.

Bir de benim yapmak istediklerim var doğumdan önce: Yalnız sinemaya gitmek, kitapçılarda dolaşmak, indirimde mağaza mağaza bakınmak (çok da hevesli değilim, sadece nefsimi tatmin etmek niyetindeyim :P ), arkadaşlarımla görüşmek, becerebilirsem bir arkadaşım için bitiremesem de bir işe başlamak, ufak tefek işleri halletmek, annemle kız kıza kahve içmek... Görüldüğü gibi bunların içinde Bambino ile birşeyler yapmak yok. Onunla nasılsa bol bol görüşeceğim, evde lohusa modunda :P

Umarım herşey yolunda ve kolaylık içinde gider.
Kafamdaki varsayımları susturmaya niyet ediyorum.
Papancha'lara * ölüm :)

* Papancha, Pali dilinde varsayım anlamına gelmektedir. Gerçeğin soslanması, baharatlanması ve olduğu halinden uzaklaştırılması için kullanılan bir terminolojidir.

Fotolar buradan, buradan, buradan
DEVAMINI OKU

31 Aralık 2014

Hoşçakal 2014


Acısıyla tatlısıyla bir yıl daha bitiyor.
Aslında bizlerin bir yanılsaması bu rakamlar, yıllar, zaman.
Bugünden yarına her şey bir anda değişivermeyecek.
Eğlenmek, bir araya gelmek, dua etmek, dilek dilemek için vesile ya da bahane bunlar.
Ben öyle görüyorum.
Ama herkesin aynı anda dua etmesinin, dilek dilemesinin, iyi enerjiler göndermesinin değeri çok ama çok büyük.
Bu nedenle ne sebeple olursa olsun bu tür bir ana şahitlik etmek, daha da güzeli katkıda bulunmak çok güzel, manevi bir haz veriyor insana.

2014 genel olarak hayatımın gidişatının kökten değiştiği bir yıl oldu diyebilirim.
Hiç aklımda yokken, planlarımızda yokken ikinci bebeğin içimde büyümeye başlamasını öğrenmem benim için çok büyük bir dönüm noktası oldu.
Kabullenmeyi öğrenmeye başladım.
Kontrolün bende belki de hiç olmadığını.
Akışa teslim olmayı, beklentileri bırakmayı, önüme geleni sevgiyle kabul etmeyi deneyimledim.
Hala çabalıyorum daha doğrusu.
Benim gibi kontrolcü bir insanın bunu tamamen başarması o kadar kolay değil.
Ama 2014 büyük bir sınavdı bu anlamda.

Gündemden uzaklaştım bu süreçte.
Kendime döndüm.
Üç maymunu oynamaya başladım belki de.
Kendim ve bebeğim için.
Farkındayım ama tepkim eskisi gibi değil.
"Eden bulur" diyorum, o kadar.

Sağlık anlamında da yol katettik bu sene.
Dileğim 2015'te buna devam etmek ve şifa yolunda doğru hızda yürümek.

Onun dışında 2015 yılından büyük beklentilerim yok.
Hayatımıza inşallah yeni bir bebek girecek.
Ve sonrasında neler olacak, nasıl bir yaşamımız olacak bilemiyorum.
Zor, yorucu, uykusuz, asabiyet yüklü, kaotik gibi şeyler geliyor aklıma ilk etapta.
Ama belki de keyifli, neşeli, bereketli, huzurlu, kolay, tamamlanmış bir halimiz de olabilir.
Kim bilir?
Yaşayıp göreceğiz hep birlikte.

"Evren boşluk kabul etmiyor"
Bir arkadaşım hatırlattı bugün bunu bana.
"Cüzdanın boşsa evren hemen doldurur" dedi :)
Bunu çok isterim 2015 'te! ;)

Onun dışında sağlık, huzur, sükunet, neşe, yaşama sevinci, cesaret diliyorum herkes gibi.
Farkındalık ve sabır.
İyi ve açık iletişim.
Sükunet.
Bırakabilmek, vizyoner bakabilmek, uzun vadeli düşünebilmek.
İç sesi açığa çıkartabilmek.

Herkese mutlu yıllar! :)
DEVAMINI OKU

30 Aralık 2014

Eze - Cote d'Azur - Fransa



Bakmaya doyamadığım manzara


Kaleye çıkan merdivenli patika
Monaco dönüşü son durağımız olan Eze köyüne uğruyoruz.
Köyler kesinlikle bu geziye damgasını vuruyor.
Yeşile, ağaca, doğaya, eskiye, orijinalliğe olan ihtiyacımızı fark edip bu gezide bu anlamda tatmin olduğumuz için hepimiz mutluyuz.
Hem keçi gibi tırmanmak, daracık sokaklarda koşturmak, doyum olmaz manzaralar izlemek çok ama çok eğlenceli.

Eze, dik bir tırmanma patikası ile yukarısındaki kaleye çıktığınız yine bir Ortaçağ Köyü.
Deniz kıyısından 400 metre dimdik olarak yükselen yarların tepesine kurulmuş.
O nedenle adı "Kartal Yuvası".

Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden



Biliyor musunuz, bu köy 1543 yılında Barbaros Hayreddin tarafından fethedilmiş.
Zaman içinde pek çok sanatçıya ev sahipliği yapmış.
Gezerken Nietzsche'nin her gün yürüdüğü rotayı takip edebilirsiniz mesela; yani Chemin de Nietzsche'yi.
Köyde güzel bir tropikal bahçe de ziyaretçilerini bekliyor.

Gerçekçi bri bakış açısıyla bakarsak: Burada yaşayanlar nasıl yaşıyor? Market, su vs ihtiyaçlarını nasıl karşılıyor? Araba da girmez buralara..
Sonbaharın güzellikleri

Kapıyı çalsak de misafir olsak

Hayal kurmak serbest :)

Labirent gibi sokaklarda kaybolduk biz.
Bir ara "Eyvah, geç mi kalacağız, yolu bulamadık" desek de, bir şekilde aşağı inmeyi başardık :)
Ve doğruca Nice'e yola koyulduk.
Şehir merkezinde yol çalışmaları ve adım başı konulan trafik ışıkları nedeniyle stresli dakikalar yaşasak da, havaalanının nispeten şehrin içinde yer alması nedeniyle vaktinde arabamızı teslim edip uçağa gidebildik.
Kırmızı ve yuvarlak hatlı, tam benlik :)

Demir işçiliği bu bölgede sanat

Orijinal ürünlerle dolu butikleri gezmek çok keyifli

Magnetsever olarak sadece bakmakla yetindim, gerçekten :))
Romantizmin doruklarında :)

Neşeli Domuzcuk :)

Cote d'Azur yine gelmek isteyeceğim bir bölge olarak seyahat dünyamızda yerini aldı.
Söylemeye gerek yok, şehirlerden çok dağlar ve köyler bizi mest etti.
Hava güzel olsaydı eminim denizin de tadını çıkartmak isteyecek ve belki de köylere bu kadar odaklanmayacaktık.
Böylesi çok daha keyifli oldu.
Yine yeniden görüşelim Fransa!
DEVAMINI OKU

SOSYAL AĞLAR


İZLEYENLER

Blog Arşivi

HER GÜN MUTLAKA

NE ARADINIZ, YARDIMCI OLALIM?

Kişisel Blog

Copyright © Benden ve Bizden | Powered by Blogger
Design by Lizard Themes | Blogger Theme by Lasantha - PremiumBloggerTemplates.com