26 Aralık 2014

Valbonne - Fransa





Sırılsıklam bir halde ve midelerimiz zil çalarken ayrıldığımız Grasse'den sonraki durağımız Valbonne oldu.
Aslında Valbonne'a uzun zaman ayırmayı düşünmemiştim, "Şöyle bir uğrar geçeriz" demiştim ama hem yemek yemeye hem de dinlenmeye ihtiyacımız olduğundan burada geçirdiğimiz süreyi uzattık.
İyi ki de öyle yaptık.


Valbonne hakkında çok fazla bilgi bulunmuyor turistik kaynaklarda.
Aslında güzel tarafı da bu, oldukça yerel bir köy burası.
16. yüzyıldaki hali neyse neredeyse hiç değişmeden korunabilmiş.
Şimdi düşünün bakalım, bizim memlekette 16. yüzyıldaki haliyle aynen korunabilmiş bir yer var mı?
Neyse, bu tür kıyaslamalar mutluluk getirmiyor her zamanki gibi.
En iyisi karnımızı doyurabileceğimiz bir yerler bakınırken bu güzel köyün keyfini çıkartmak.
Üstelik de yağmur sanki hiç yağmamış gibi durmuş ve güneş güzel yüzünü göstermişken :)


Köyün sokakları kemerlerle dolu.
Köy meydanında ise kemerli geçitler var.
Birçok butik ve lüks restoran bulunuyor burada, köy dediğime bakmayın :)
Lüks villalar ve bakımlı bahçeleri de unutmamalı.
Yemek yediğimiz yer


İngilizce menüsü olan güzel bir restorant buluyoruz.
Eski bir hana benziyor ama öyle güzel dekore etmişler ki.
Ferah, aydınlık.
Ve içeride hiç ummadığımız kadar çok İngilizce konuşan müşteri var.
Demek ki iş yemekleri için tercih edilen bir mekan burası.
Adını almamışım ama köy meydanında.
Yolunuz düşerse uğrayın derim.


Karnımız doydu, üstümüz biraz kurudu.
Artık yola ve keşfetmeye devam edebiliriz :)
DEVAMINI OKU

23 Aralık 2014

Grasse - Fransa


St Paul de Vence'i geride bırakarak ormanlara dalıyoruz tekrar.
Doğa muhteşem, yollar güzel.
Grasse'ye yaklaşırken bir yağmur başlıyor.
Olsun, yağmur çok yakışıyor buralara.
Zaten Grasse'de müze gezeceğiz, kapalı mekanda olacağız.


St Paul de Vence'e göre burası bir hayli büyük bir şehir.
E kolay mı, Dünya parfüm endüstrisinin başkenti Grasse.
Hem de 16. yüzyıldan beri!

Patrick Suskind'in Koku adlı romanını okuduktan sonra buralara gelmek daha anlamlı.
Ha bir de lavanta hasadından önce olacak :))


Grasse'de gidilebilecek parfüm müzeleri çok.
Bir de Notre Dame de Puy Katedrali var.
Yine de en güzeli sokaklarda dolaşmak, güzellikleri beklentiye girmeden keşfetmek.

Yağmur çok yağdığı için Grasse'de fotoğraf çekemedik.
İki şemsiye üç kişiye yetmedi, o derece bir yağmur bastırdı.

Doğruca Fragonard'a gittik.
En büyük parfüm markalarından biri.
Çok güzel bir Internet sitesi var: http://www.fragonard.com/
Buradan sipariş verebiliyorsunuz, Dünyanın her yerine gönderim yapıyorlar.
Binanın alt katında ürünleri deneyip satın alabiliyorsunuz.
Üst katlarda ise parfümün nasıl elde edildiğini anlatan bir müze var.
Giriş ücretsiz.

Şöyle bir bakalım diyerek girdiğimiz binadan ancak iki saat sonra ayrılabildik.
Kokular, renkler, ambalajlar, sabunlar bizi mest etti.
O kadar koku denedim, bir tanesini beğenip alamadım, o ayrı :)
Almaya niyeti olmayan kojo ise boş çıkmadı dükkandan :)

Fragonard'dan ayrılırken girişte bıraktığımız iki şemsiyeden bir tanesini bulamamak günü sürprizi oldu.
Tek şemsiye ile üç kişi kalakaldık mı yağmurda!
Daha şehri gezip yemek yiyecektik, vazgeçtik tabi.
Kojo kendini feda edip koşa koşa arabaya gitti.
Biz de Bambino ile arkasından.
Yol üzerinde bir market görünce girip uyduruk bir şemsiye aldık.
O uyduruk şemsiyeye çok para verdik ama o halimizle ne isteseler vermek durumundaydık zaten.
Bambino şemsiyeyi test etti arabaya gidene kadar :)

Ve bir sonraki durağa doğru yola çıktık.
Acıkmış ve ıslanmış olarak..

Fotolar buradan, buradan, buradan, buradan, buradan ve buradan
DEVAMINI OKU

21 Aralık 2014

St Paul de Vence - Cote d'Azur - Fransa






Gezinin ikinci günü şehirleri dolaştıktan sonra üçüncü günde köyleri ziyaret ettik.
Bu arada ikinci günün akşamı Nice'e döndükten sonra kojo çok sevdiği Pink Floyd konserine gitti, bunu da not edeyim :) Öyle iyi denk geldi ki, plan yapsak bu kadar olurdu!
Sabah erkenden denizin içlerine doğru dağlara tırmanmaya başladık.
Yukarılara çıktıkça manzaranın güzelliği içimizi açtı.
Yemyeşil tepeler, zeytinlikler, küçük ama verimli tarım alanları, estetik güzelliğe sahip köy evleri.
Hava da güzeldi, tertemiz açık havada dağlarda olmak iyi geldi.





İlk durağımız ve gezinin favori mekanı St Paul de Vence idi.
Bu taraflara gelirseniz mutlaka vakit ayırın bu köye.
Tamam, çok turistik ama inanın hakkını veriyor.
Atölyeler, butikler, eserler muhteşem.
Bakmaya doyamıyorsunuz.



Grande Fontaine

Doğal güzellik de diğer yandan içinize işliyor.
Umut doluyorsunuz. Ve neşe.
Biblo gibi evler, oyuncak sokaklar, çam ağaçları, serviler, zeytinlikler..
Ortaçağ kasabası, aynı.




St Paul de Vence Nice'ten yaklaşık 45 dk uzaklıkta.
Söylemeye gerek yok, bu köy pek çok ünlünün uğrak yeri.
Daracık sokaklardaki butik pastaneler, sanat objeleri satan dükkanlar gerçekten zaman mefhumunu kaybetmenize yol açıyor.
Bu kirazlara bayıldım!

Öyle gerçek duruyor ki :)


Köyün Place du Jeu de Boules meydanında pazar kuruluyor.
Ayrıca 1850'de yapılan Grande Fontaine adı verilen çeşmesi görülmeye değer.
Bir de kilisesi var, uğramak isterseniz.
Onun dışında yapılacak en güzel şey sokaklarda kaybolmak :)
DEVAMINI OKU

19 Aralık 2014

St Tropez - Cote d'Azur - Fransa



Cannes'dan sonraki durağımız St Tropez oldu.
Ancak yol boyu bardaktan boşanırcasına yoğun bir yağmur yağdı.
Çevreyi pek izleyemedik ama yüksek tepelerin üzerinde ve ormanların içinden geçen bir yolda gittiğimizi söyleyebilirim.
Cannes - St Tropez arası biraz mesafe var, 1,5 saatten fazla sürüyor yol.

Bu şirin kasabaya ulaştığımızda hava kararmak üzereydi, yağmur da hala yağıyordu.
Dolayısıyla çok fazla gezemedik, sıcak birşeyler içmek için ilk gördüğümüz açık restorana girdik.
Zaten çok küçük bir kasaba burası.
Brigitte Bardot tarafından meşhur edilmiş.


Deniz kıyısındaki restoranlardan ziyade bir arka sokaktaki köy meydanında yer alan restoran ve kafeler daha hoş diye düşünüyorum.
Ağaçlarla çevrili bu sokak çok daha nezih ve huzur verici.
Kıyıda oturduğunuzda ise limandaki tekneleri izlemeniz mümkün. Çok lüks teknelerin olduğunu söylemeye gerek yok :)

Merkezin batısında yer alan La Fontenette plajı ünlü simaların uğrak yeriymiş, bunu da not edeyim :)

İlk fotolar buradan, buradan ve buradan.
DEVAMINI OKU

17 Aralık 2014

Cannes - Cote d'Azur - Fransa


Şehre Kuşbakışı - Kaynak

Palais des Festivals - Kaynak

Hotel de Ville - Belediye Binası - Kaynak

Splendid Hotel
Antibes'ten sonraki durağımız Cannes oldu.
Yağan yağmur bizi şehri tepe tepe gezmekten alıkoydu.
Ancak anladığım kadarıyla çok da birşey kaybetmedik :)

Yarım saatte gezilebilecek bir ana caddesi var şehrin.
Güzel restorantlar kongre merkezinin yakınlarında Alles de la Liberte'nin kıyısında.




Cannes'da gezilecek temel yerler:
La Croisette - Sahil Caddesi - Burada lüks markaların mağazaları var
Hotel de Ville - Belediye Binası
Palais des Festivals - Ünlü Cannes Film Festivali'nin yapıldığı mekan (Kırmızı halıda illa bir resim çektirmek lazım ama şansımıza halıyı kaldırmışlardı, yine de çekildik tabi :P )
Splendid Hotel - Festivali izleyebileceğiniz ünlü mekanlardan biri
Rue d'Antibes - İç tarafta yer alan ve daha normal markaların yer aldığı alışveriş caddesi.

Rue d'Antibes caddesinin doğusundaki Amy adlı yeraltı araba park yerini tavsiye ederim, fiyatlar uygun.
Pazar günü bu şehre yolunuz düşerse açık fazla dükkan bulamayacağınızı unutmayın.
DEVAMINI OKU

SOSYAL AĞLAR


İZLEYENLER

Blog Arşivi

HER GÜN MUTLAKA

NE ARADINIZ, YARDIMCI OLALIM?

Kişisel Blog

Copyright © Benden ve Bizden | Powered by Blogger
Design by Lizard Themes | Blogger Theme by Lasantha - PremiumBloggerTemplates.com