15 Aralık 2014

Antibes - Cote d'Azur - Fransa


Mutlu balkonlar, mutlu evler :)

Taş evleri hep sevmişimdir

Picasso Müzesi'nin girişinden manzara

Çan Kulesi ve yanında Kilise
Gezinin ikinci gününe Antibes'le başladık.
Antibes Nice'in hemen batısında yer alan bir şehir, neredeyse iki şehir birleşmiş.
Çok yakınlar.
Yol boyu maraton izledik.
Tabi yollar araç trafiğine kapandığı için çoğu yerde kuyruklar oluşmuştu.
Rahat rahat koşanları izledik bu sayede :)
Yağan yağmura rağmen azimli insanlar hiç durmadan devam ettiler.
Yağmura rağmen koşanlara tezahürat yapan insanlar

Deniz manzarası ile izlemeye doyum olmuyor

İşte geliyorlar :)

Romantik manzaralar

Antibes küçük ve şirin bir şehir.
Şehrin merkezindeki Eski Şehir bölümünü gezmek çok keyifli.
Deniz kenarında yer alan bu bölgede Grimaldi Kalesi ve içindeki Picasso Müzesi bizim ilk hedefimiz oldu.
Picasso Müzesi'nde sanatçıya ait Dünyadaki en büyük koleksiyonlardan biri sergileniyor.
Picasso'nun yaşamak için burayı tercih etmesi de buranın güzelliğini tescil ediyor.
Mavinin enerji veren duruşu :)

Deniz gören Angaralı :)

Evlerden birine giriversek :)

Az katlı, gözü yormayan taş evler

Oturup bir kahve içsek?
Marché Provençal denilen kapalı pazar yeri ise yağmurda gezmek için iyi bir seçenek.
Pazarda satılan doğal otlar, yağlar ve çiçekler insanı mest etmeye yetiyor :)

Şehirdeki diğer müzeler arasında Arkeoloji Müzesi ve meraklısı için Absinthe Müzesi var.
Ayrıca limanı, sahil şeridi, plajları burayı yaz ayları için cazip bir yer haline getiriyor.
 


DEVAMINI OKU

13 Aralık 2014

Nice - Cote d'Azur - Fransa


Ara Sokaklar

Masalsı Binalar


El Oyması Ahşap Kapı


Cote d'Azur bölgesindeki küçük yerleşim birimlerinin içinde kocaman bir şehir Nice.

Şehrin eski şehir bölgesi çok güzel ve her daim hareketli.

Yemekler Akdeniz mutfağı, gerçekten güzeller.
Restorant seçeneği bol.
Her bütçeye uygun bir yer mutlaka var.

Socca

Büyük saclar üstüne pişiriliyor Socca. Sonra küçük porsiyonlara kesilip servis ediliyor.
Bizim burada tanıştığımız bir lezzet "Socca" adı verilen nohutlu krep.
Glutensiz olması bizi ayrıca cezbetti.
Socca dükkanlarının en iyisi ve en uygunları limanın arka sokağında yer alıyor.
Ev sahibimizin yönlendirmesiyle gittiğimiz Socca dükkanı 1920'lerden beri çalışıyormuş.
Fiyatları çok uygun.
Daha da güzeli dükkanın içi taze kavrulmuş leblebi gibi kokuyor :)
Porsiyonlar büyük ve oldukça doyurucu.

Elektrikli araba şarj etme istasyonu. Uzaylı gibi baktık kaldık tabi :)

Arabada giderken sahil şeridinin görünümü

Ertesi sabah Antibes'e giderken aynı yöne doğru bir maraton olduğunu fark ettik
Nice'e varmamız öğleden sonrayı buldu.
Arabamızı alıp doğruca kiraladığmız eve ulaştık.
Ancak limanın hemen yanındaki sokaktaki evimizin civarında feci bir trafik vardı.
Ev sahibimizle buluşup eve yerleşmemiz beklediğimizden 1-1,5 saat sonra gerçekleşti.
Haliyle kojo yoruldu ve planlardaki Monte Carlo- Moncao ve Eze köyü gezileri son güne kaydırıldı.

Biraz dinlenip şehri keşfetmeye çıktık.
Hava erken karardığı için fotolar da karanlık :)
Bambino yorulunca fazla uzatmadan eve döndük.




Ama benim aklım kilometrelerce uzanan sahil şeridinde kaldı.
O ferahlık hissi ve özgürlük duygusu beni öyle cezbetmiş ki, kojo ve Bambino uyuyunca kendimi sokaklarda buldum.
Evet, bir ilki gerçekleştirip hiç bilmediğim bir şehirde kojoyu ve Bambinoyu evde bırakıp tek başıma keşfe çıktım.
Ve feci keyif aldım bundan :)
Yükselenim yay demiş miydim? :P



Geniş meydanlar, ferah caddeler, güleryüzlü insanlar, 12 km lik sahil şeridi, denizden gelen ılık esintiler, heykeller, dar ara sokaklar, geç saatlere kadar açık olan dükkanlar, sokaklara yayılan restoranlar, masaların üzerinde kazanlarla getirilmiş deniz mahsülleri (utancımdan hiç foto çekemedim!), düzenli ve temiz sokaklar, limandaki teknelerin güzelliği..
Belki bunların hepsi bir sahil şehri için normaldir, hele bir Akdeniz şehri için olağandır bile diyebiliriz.

Olay şu ki, ben bunların hepsini ne yazık ki memleketimde birarada göremiyorum, bulamıyorum.
Şehrin düzeni iyi olsa çalışanların ya da yaşayanların yüzü mutsuz oluyor..
Dükkanlar gece açık olsa, güvenlik endişesi oluyor..
Sahil şeridi harika olsa, arabayı kıyıya çekmiş ve müziği açmış bir sürü insan oluyor.
Yani itiraf ediyorum ben kendimi yurt dışında daha güvende ve rahat hissediyorum.


Place Massena

Galeries Lafayette Çok Katlı Mağazası

Direklerin tepesindeki heykeller renk değiştiriyor, izlemesi keyifli :)

Tepedeki heykellerin silüeti

Apollo Çeşmesi

Hele minnacık zeytin ağaçlarının bile korumaya alındığını görünce yaşadığım üzüntüyü anlatamam size.
Siz anladınız onu..
Saksılara dikmişler zeytinleri, öyle güzel, öyle narin ve kibar duruyor ki.
Hepsine selam verdim, hepsiyle konuştum.
Bu hissi diğer günlerdeki köy gezilerinde de fazlasıyla yaşadım.

Dolmuşum ben çok fena, onu anladım.
Ve Nice'de hissettiğim "ferahlık" bu şehri farklı bir yere koymama yetti de arttı bile.
Daralmışım ben kendi öz vatanımda.

Başka memleketlere gidince anlıyorum bunu..

Restoranların önü açık büfe şeklinde deniz ürünleri ile dolu

Dekorasyon mağazası vitrini. Açık olsaydı kesin girer ve elim dolu çıkardım :)

Tepede bir kale var, yukarıdan manzara güzeldir eminim ama bunun için epey basamak tırmanmanız lazım.


Sahil
Akşam yaptığım gezi ruhumu hafifletti, yüklerimi azalttı.
Sevdim ben Nice'i.

Nice'te gezilebilecek yerler (Hemen hepsi Eski Şehir bölgesinde ve birbirine çok yakın yerler, tavsiyem bu bölgeyi yürüyerek ve ara sokaklara da girerek gezmeniz):

Place Massena - Apollo Çeşmesi burada - Ünlü Balıkçı Boccaccio da burada
Place Garibaldi
Promenade des Anglais - İngiliz Gezinti Yolu (Evet, İngilizler yapmış) - Sahil Şeridi
Cours Saleya - Her gün kurulan çiçek ve sebze pazarı
Place Rossetti - Cathedrale de Sainte-Reparate
Chagall Müzesi
Henri Matisse Müzesi
Hotel Negresco (Cam tavanlı yemek salonu görülebilir)
DEVAMINI OKU

11 Aralık 2014

Cote d'Azur (Mavi Kıyılar) Gezisi - Fransa


 
Hiç beklemediğimiz bir zamanda yaptık Güney Fransa gezisini.
"2014 yılında bir yere gidemeyiz", "Ne iznimiz var ne paramız" derken hem izin hem de bütçe işlerini ayarlayabildik ve belki de 3 kişilik ailemizle son yurt dışı gezisini yaptık.
Tabi bebek de karnımda ama o sayılmaz değil mi? ;)

Olayın başlangıcı işyerinde bir arkadaşımın bir gün gelip "T.H.Y. kampanya yapmış, ben de eşimle bir yerlere gitmek istiyorum, nereyi tavsiye edersin?" diye sorması oldu.
O ve eşi için Lizbon'u ayarladık birlikte.
Ona bakınırken içimdeki gezgin sesini yükseltti:
"Neden sen de bakmıyorsun, haftasonu ile birleştirip birkaç günlük bir gezi yapılabilir pekala"
"Tamam, bir bakayım" dedim kendisine, "Neden olmasın?"
Nerelere gitmek istediğimi düşündüm ve kojoyu da mesaj üstüne mesaj atarak taciz ettim.
"Şurası mı olsun, burası mı, acele cevap, biletler tükeniyor" diye diye Fransa üzerinde fikir birliğine vardık, bir gün içinde.
Biletleri aldım, Ankara-İstanbul uçuşlarını ayarladım.
Kalacak yer için ai.r.bnb sitesinden ev bakındım.
Rotayı çıkarttım.
Araba kiraladım.
Sağolsun Çokoprenses bana çok yardımcı oldu.
Ayrıca Tüten'in de aynı yere yaptığı gezinin notlarından faydalandım.
Ve 4 günlük bir rota oluşturdum.
Bütün bunlar 2-3 gün içinde oldu bitti :))
Ve 2 ay kadar sonraki seyahat için tüm belgeleri hazırlayıp bir kenara koydum.
Son haftaya kadar da tekrar gezi planı ile ilgilenme fırsatı bulamadım, iyi ki erken davranmışım!

Şimdi, neresi bu Cote d'Azur denen Mavi Kıyılar?
Fransa'nın güney sahilindeki Marsilya'dan başlayıp Monako'ya, daha doğrusu İtalya sınırındaki Menton'a kadar 200 kilometrelik bir sahil şeridi Cote d'Azur.

Nedir bu kıyıların özelliği?
Marsilya'nın batısında, İspanya sınırına kadar olan sahil lagünler, deltalar, uzun kumsallarla kaplı. Bölgede turizm fazla gelişememiş. Ancak "Fransız Rivierası" denilen doğu bölümü özellikle Cannes-Menton arasındaki bölümü. İtalya'dan Cannes'a kıyı hattını izleyen Alp Dağları'ndan denize uzanan kayalıklar, suyun berraklığının ve lacivert parlak renginin sırrı. Bölgenin cazibesinin nedeni bu.

Ama haksızlık etmeyelim, bölgenin güzelliği sadece sahil şeridi değil, iç taraftaki tepelerin üzerindeki köyler. Asıl mimari ve tarihi miras bu dağ köylerinde gizli.

3 gece 4 günlük bir rota ile Cote d'Azur'u rahatça gezmeniz mümkün. Tabi sezon dışı gidildiği için deniz aktiviteleri bu programda yer almıyor. Eğer sahil ve denizi de kapsayan bir gezi planlıyorsanız gezi sürenizi 1-2 gün daha uzatmanızı tavsiye ederim.

Nice konaklamak ve geziyi kontrol etmek adına çok iyi bir şeçim oldu. Hem şehrin doğusuna hem de batısına kolaylıkla ulaşabildik. Üstelik şehri ben çok sevdim. Meydanlar geniş, sahil şeridi ferah, yemekler güzel. 
Ama Marsilya'ya da gitmek isterseniz belki bir yerde daha konaklamayı düşünebilirsiniz. Çünkü Nice'den günübirlik Marsilya gezisi yorucu olur.

Bizim rotamız:

1. gün: Nice'e varış ve Nice gezisi.
2. gün (Şehir Gezisi): Nice - Antibes - Cannes - St Tropez - Nice
3. gün (Köy Gezisi): Nice - St Paul de Vence - Grasse - Valbonne - Mougins - Biot - Nice
4. gün: Nice - Eze - Monaco - Monte Carlo - Nice (Öğleden sonra dönüş)

Çıkarttığım rotada 4. günkü güzergah 1. gün gerçekleşecekti. Son gün Nice'e ayrılacaktı. Hatta 1. güne Cap Ferrat ve Villa Franche-Sur-Mer eklenecekti ama son güne kalınca uçağa yetişebilmek adına buraları pas geçtik.

Mavi Kıyıların büyük şehirlerinden Marsilya'yı rotaya dahil etmedim çünkü kim ile konuştuysam sadece Marsilya için onca yolu gitmeye değmeyeceğini ağız birliği etmişçesine söylediler. Çok fazla göçmenin yaşadığı, kozmopolit yapısı ve ticaret merkezi olması nedeniyle trafik ve kalabalık ile uğraşılmasının zor olacağı, onun yerine birkaç köy daha görmenin daha akıllıca olacağı da edindiğim bilgiler arasındaydı. Herkes aynı şeyi söyleyince ben de rotadan çıkarttım, pişman değilim :)

Biz Kasım ayında gittik bu geziye.
Hava yumuşaktı ama çok yağmur yağdı. Özellikle 2. ve 3. gün yağmur altında dolaştık hep. Arabanın varlığı rotayı tamamlamıza izin verdi ama araba olmasaydı asla yapamazdık. Yağmur nedeniyle bazı yerlerde hiç fotoğraf çekemedik, bu nedenle buraları yazabilir miyim bilemiyorum, deneyeceğim :)
Sanırım Ekim ayı sıcaklık ve hava koşulları açısından daha ideal olacaktır.
Ama kojonun dediği gibi "Bu paraya uçak bileti satılırsa ancak bu aylarda satılır":P

Haritalar buradan, buradan ve buradan
DEVAMINI OKU

9 Aralık 2014

30 Haftalık Gebe ile 50 Aylık Çocuğun İstanbul Macerası

İkinci Köprünün Dibindeki Bu Kırmızı Yalıyı Hep Çok Sevmişimdir

Bambino ile geçen hafta İstanbul'a gittik.
Asıl neden doktordu.
Yoksa kocaman göbeğim ve Bambino ile tek başına gitmek delilik olabilirdi.
Ama nedenim sağlamdı.
Bambinonun alerji durumunun gidişatını Bambina gelmeden öğrenmek ve yapılacak şeyleri halletmekti maksat.

Cuma sabahı düştük yollara.
Uçağa binmek kısmı Bambino için her zaman eğlenceli olmuştur.
Yalnız uçakta yemek yiyemeyeceğini öğrenince biraz bozuldu :)
Pis boğaz bizimkisi.
İronik bir şekilde dışarıdaki çoğu şeyi yiyemiyor işte.
Yiyebilseydi herhalde önünü alamazdık.
Aynı babası ve rahmetli dedesi gibi her gördüğü şeyi yemek, her yeni lokantada atıştırmak ve herşeyin tadına bakmak istiyor :)
Hijyenmiş, sağlıkmış falan pek umrunda değil.
Gözü doyacak öncelikle :)
Alerjisi frenliyor onu.
Var değil mi bunda da bir hayır?
Var bence, var..

Bu arada kimse hamile olduğumu anlamıyor hala.
Kuyruk beklerken hiç önceliğim yok.
Hem gebeyim, hem çocuklu kadınım.
Hem de eşyam var sırtımda.
Bir yerde son güvenlik kontrolünden geçtikten sonra bir kadın görevli son anda fark etti sadece:
"Aaa hamile miydiniz, geçmeseydiniz X-Ray'den keşke"
"Neyse, önemli değil, geçtim artık" dedim.
Onun dışında herkes gibi bekledim ayakta gerektiğinde.

İstanbul Cuma günü yağmurluydu.
Ulaşım güzergahımızda yürüme mesafemiz çok olmadığı için fazla zorlanmadık.
Havaalanından doktora gittik doğruca.
Bambinodan çok benimle ilgilenildi desem yalan olmaz.
Ben tedavi görürken hemşire ablalar Bambino ile ilgilendiler sağolsunlar.
"Yanımızda biri daha olsaydı iyiydi" dedim.
Neyseki bir şekilde kotardık.
Bambino kendi kendine de oyalanabildi, benim yanımda.
Rumeli Hisarı'nın Heybetli Görünüşü

Doktor sonrası Taksim'e geçtik.
Bambinonun arkadaşı ile buluştuk.
Tramvaya bindik.
Çok güzel bir zanaatkar ile tanıştık.
Ermeni bir takı ustası.
Çok sevdim kendisini, dükkanını, mütevaziliğini, el emeği ürünlerini.
Kayalara Konmuş Bir Kedi Yetiyor Gülümsetmeye :)

Deniz Görmemiş Angaralı :))

Cumartesi günü kojo geldi.
Bambinoyu evden çıkartamadığımız için neredeyse tüm gün evde geçti.
Akşama doğru sahile gitmeye ikna ettim ve 1 saat de olsa sahilde biraz hava aldık.
Bambino denize taşlar attı, parkta oynadı.
Gece çocuklar yatınca kojonun canı dondurma istedi, üşenmedi o yağmurda Y.aşa.r Usta'ya gidip dondurma aldı geldi. Gecenin bir vakti tahinli, kestaneli, çilekli, balkabaklı dondurma yedik.
Diyorum ya, pisboğaz benim kojo :P
Tekneye Binmeyi Bekleyen Melekler

Dinginlik

Başka Türlü Yaşamlar Var Orada :)

Pazar günü dönüş günü olmasına rağmen havanın 18 dereceye kadar çıkmasını fırsat bilerek yarım gün de olsa tekne ile boğaza açılmaya karar verdik.
Sabah erkenden kalkıp Emirgan'a gittik.
Güzel bir kahvaltı sonrası teknenin olduğu marinaya ulaştık.
Hepimiz için ilginç bir deneyim yaşadık: İlk defa bir tekne kullandık :)
Bambino miçoluk yaptı, kaptanın yanından ayrılmadı.
Tekne yaşamını ucundan tatmış olduk ve çok sevdik.
Boğazda yavaş yavaş süzülmek iyi geldi.
İnsan denize bakarken hiç bir şey düşünmüyor.
Müthiş bir terapi.
Sadece denize bakıyorsunuz, dalgaları izliyorsunuz, martıları dinliyorsunuz.
İsterseniz bin tane derdiniz olsun, o an hepsi yitip gidiyor, anlamını yitiriyor.
"Anda kalmak" dedikleri şey tam anlamıyla bu.
İyot kokusu, bol oksijen çakırkeyif olmanıza yetiyor.
Tekneden indiğimizde sanki bir haftadır tatil yapıyormuşuz gibi hissettik kendimizi.
Denizi olan bir yerde yaşamak ne güzel..



Dönüş yolu hiç olmadığı kadar kolay geçti, gezinin etkisiyle.
Damarlarımızda bol miktarda serotonin dolaştığı için Ankara'ya döndüğümüze üzülmek istesek de üzülemedik :P
Bambino yolun yarısını uyuyarak tamamladı, bu da çok iyi oldu.

Yine gideceğiz, doktora, sonuçları alıp tedaviyi konuşmaya.
İnşallah iyi gelecek bize İstanbul..
DEVAMINI OKU

SOSYAL AĞLAR


İZLEYENLER

Blog Arşivi

HER GÜN MUTLAKA

NE ARADINIZ, YARDIMCI OLALIM?

Kişisel Blog

Copyright © Benden ve Bizden | Powered by Blogger
Design by Lizard Themes | Blogger Theme by Lasantha - PremiumBloggerTemplates.com