Bambinanın ilkleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bambinanın ilkleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Nisan 2017

Bambina 26 Aylık


 Bambinonun 26. ay yazısı burada.

Evde herşeye ama her şeye "olmaj" diyen bir toddler var :))

İnatçı mı inatçı, dediği dedik çaldığı düdük!

Yapmaması gereken şeyleri gözümüzün içine baka baka yapan bir 2 yaş sendromlu insan yavrusu o :)

Olumsuzluk eki olarak "ı-ıh" diyerek her türlü derdini anlatan minnoş o:

- Anne dit ı-ıh (Anne gitme)

- Men pak dit (Ben parka gideceğim)

- Anne gööş bay (Anne görüşürüz bay bay)

- Teş (Teşekkürler)

- Baba bıl aç (Baba video [Peppa Pig] aç)

- Men aç diil (Ben aç değilim)

- Anne bak maav (Anne bak kedi)

- Baba diil anne del (Baba değil anne geldi)

- Men hak (Benim hakkım) (Video izleme sırasını abisi ile uzlaşarak ayarlıyorlar)

- Kom diil (Komik değil)

- O men (O benim)

- Çiş dok (çiş yok)

- Gugu kokunç (Guguk kuşu korkunç)

- Men pembe dit (Ben pasta yemeye gitmek istiyorum - pastaya pembe diyor, evet)

Sözcüklerin ilk üç harfi ile istediğini anlatabiliyor minnoş :)

Kapıda bizi görünce dans ediyor etrafımızda, bacaklarımıza dolanıyor ve sımsıkı sarılıyor.

İstemediği bir şeyi asla yapmıyor, çok keyifçi :)

Dengesi çok sağlam, üstelik çok da cesur.

Atlamayı, zıplamayı, dans etmeyi, düşmeyi, tırmanmayı çok seviyor.

Çok ama çok hareketli, hiç boş durmuyor.

Suyu çok seviyor, hemen her gün en az yarım saat su ile oynuyor.

Tuvalet eğitimi henüz yok. Bizi görünce bazen heveslenip klozete oturuyor ve kalkıyor. Bebekler için olan tuvaleti dikkate almıyor.

Peppa Pig çizgi filmi sağolsun, domuz taklidi yapınca şirinlik yaptığını düşünüyor :)

Gece uykuları parçalı, uyanınca ya pusette ya da park yatakta sallanarak uyumak istiyor. Uykumuzu böldüğü gibi bir de sallanma talebi karı koca bizi uykusuz bırakıyor. Hele bazen acıktım diyerek bizden yağda yumurta falan istiyor ki, evlere şenlik. Ertesi gün işyerinde çıkıyor bizden acısı :/

Abisini çok seviyor, o ne yaparsa aynısını yapmak istiyor. Abinin odası onun için hazine sandığı gibi birşey :)

Abi ile iyi geçiniyorlar ama 2 yaş sendromunun getirisi olarak herşeyi sahiplenme, paylaşmama, inatlaşma gibi huyları ortamı gerebiliyor. Abisi küsüyor ona ya da hızını alamayıp bir şekilde el kol tekme Allah ne verdiyse girişebiliyor. Tehlikeli ikili vesselam :))

Çok anaç; abisi ya da babası aç ise onlara yemek veriyor, sofraya davet ediyor, ister misin diye soruyor.

Şen şakrak, pozitif enerji yüklü bir tontiş Bambina :)

Boyu uzayınca zayıf görünüyor ama bence endamı gayet yerinde.

Müzik kulağı var, melodileri eksiksiz mırıldanabiliyor.

Spor konusunda da yetenekli gibi. Anne ve babası bu konuda birşey yapar mı meçhul gerçi :P

Alerjileri devam ediyor.

Sonuç olarak tadından yenmiyor Bambina :)

DEVAMINI OKU

27 Aralık 2016

2016'dan 2017'ye


2016 yılı herhalde kime sorsanız zor bir yıl olarak tarihte yerini alacaktır.
Kişsel olarak, toplumsal olarak, hr türlü mikro ve makro bazda herkesin zorlandığı, zor zamanlar yaşadığı, zor süreçlerden geçtiği bir sene...
"Neyseki bitiyor"
"Bitsin gitsin artık" diyor etrafımdaki çoğu kişi.

Peki ben ne düşünüyorum, ne hissediyorum?
2016'nın zor bir yıl olduğuna katılıyorum, evet.
Ama şu anlamda farklı bakıyorum duruma: 2016 yılı bana çok şey öğretti.
Katı bir öğretmendi benim için.
Gerçekleri çat diye yüzüme vurdu, beni çırılçıplak bıraktı.
Saklanacak yer bulamayınca olan ile yüzleşmekten başka çarem kalmadığını gördüm.
Ve yüzleştim bazı şeylerle.
Karanlıklarımla, göz ardı ettiklerimle.

2016 yılında suçluluk ve değersizlik duygularım gün yüzüne çıktı.
Hem de pat diye, hiç beklemediğim zamanlarda.
Bu duyguların bende bu kadar derinde bir yer edindiğini hiç fark etmemişim.
Ya da fark etmişim ama üzerini örtmeyi, onlardan kaçmayı tercih etmişim.
2016 beni bu anlamda yakaladı.
Kendimle yüzleşmemi sağladı.
Bu duyguları ne kadar dönüştürebildim bilmiyorum, muhtemelen bu konuda gidecek daha çok yolum var ama artık onlardan kaçmıyorum. Farkındayım. Bu bile benim için büyük bir başarı, büyük bir adım.
Minnettarım.

2016 yılının başları biraz depresif başladı benim için.
Ücretsiz izinden dönüp işe başladım yıl başında.
İşyerindeki durumlar çok da iç açıcı değildi.
Evdeki durumlar da öyle.
Profesyonel destek almaya başladım.
Üzerinde çalışmak istediğim konu ile asıl çalışmam gereken konu birbirinden epey farklı çıktı, şaşırtıcı bir şekilde.
Beni asıl etkileyen şeylerin bambaşka olduğunu fark ettim.
Ve o destek ile birlikte yavaş yavaş bir dönüşüm sürecine girdim.
Minnettarım.

O süreç devam ederken yeni bir arkadaş grubunun içinde buldum kendimi.
Ve şimdiye kadar göz ardı ettiğim bir yönümü keşfettim o grup sayesinde: Dişilik.
Kadınlık deyince hep annelik gelmiş benim aklıma ve anne kimliği ile var olmuşum, özellikle çocuklardan sonra.
Kadın olduğumu ne hissetmişim, ne de hissetmeye izin vermişim.
Erkek gibi olmakla, erkek gibi düşünmek ve davranmakla bir yerlere gelebileceğimi kodlamışım hep. Ve bu kodlama hep işe yaradığı için başka türlüsünü denememişim bile.
Öyle doğal bir akış içerisinde bu yönümle yüzleştim ki.
Bilerek isteyerek değil, olaylar öyle geliştiği için.
Yapbozun parçaları öyle güzel biraraya geldi ki.
Çabasız, kendiliğinden.
Ve bahsettiğim bu grup yıl bitmeden dağıldı, yani kısmen. Ömrünü tamamladı.
Bana dişiliği öğrettiler ve gittiler. Değiştiler, dönüştüler.
Hep birlikte dönüştük.
Minnettarım. 

Profesyonel desteğe birkaç ay devam ettim, sonra o süreç de kendiliğinden bitti.
İhtiyaç hissetmedim birkaç ay sonra.
Şubat ayında içine girdiğim arkadaş grubu bana beni anlatan ayna oldu.
Kızkardeşler gibi paylaştık herşeyi.
Uzun uzun güldük, uzun uzun ağladık.

Sonra yaz geldi, Temmuz ayında 6 günlük yurtdışı görev seyahatim oldu.
Önce tüm aile gidelim derken son günlere doğru tek başıma gitme durumum ortaya çıktı.
İyi ki de öyle olmuş, dönüşüm 15 Temmuz günü oldu çünkü.
İyi ki ısrar etmemişim ya da tek gidiyor olmama olumsuz tepki vermemişim.
Frankfurt çok güzel ağırladı beni.
Katıldığım program çok şey kattı bana.
Anglo Sakson bir grupla yakınlaştım ve genel olarak çok keyifli vakit geçirdim.
Minnettarım.

 Döndüm, 15 Temmuz günü, memleketin durumu malum.
Temmuz ayındaki olaylardan sonra "Acaba yurtdışına mı gitsek?" diye bir soru oluştu kafamızda.
Çevremizdeki pek çok insan gibi.
Biraz çabaladık kojoyla.
Kapılar aralansaydı belki şimdi burada olmayacaktık.
Ama olmadı, kısmette yokmuş.
Henüz şartlar oluşmamış.
Oluşur ya da oluşmaz, bilemem ama şimdi değilmiş zamanı.
Kaldığımız yerden devam ettik hayata.
Minnettarım. 

Ağustos ayındaki tatil benim için başka bir deneyimdi.
Bambaşka...
Biraz anlatmaya çalışmıştım, burada.
Ruhumun havalandığını hissetttim.
Fiziksel dünyanın ötesinde varoluşlar olduğunu.
Farklı enerji boyutlarını.
Minnettarım. 

Bu deneyimden sonraki iki ay müthiş bir enerji patlaması ile yaşadım diyebilirim.
İçimdeki enerji öyle boyutlara geldi ki bazen, işimi yapamaz hale geldiğimi hatırlıyorum.
İşi gücü bırakıp enerjiyi takip ettim, etkisi hafifleyene kadar.
Araba kullanırken hissettim bazen, trafikte devamlı gülen biri gördüyseniz o ben olabilirim :)
Eylül sonunda katıldığım bir eğitim de enerji konusunda ilerlememe yardımcı oldu.

Ve 13 Ekim.
Arkadaşımın annesinin trafik kazasında vefat ettiği gün.
O gün iki ayda yaşadığım herşey sıfırlandı.
Hızla tavan yapan enerjim daha büyük bir hızla tabana vurdu.
Böyle olmasını bekliyordum, daha doğrusu evrenin kanunu bu.
Hiçbir şey sonsuza kadar devam edemez ve bir uçta olan bir şey diğer uca doğru gitmek zorunda ki kendini nötrlesin.
Sadece ne zaman ve nasıl oalcağını bilmiyordum.
Arkadaşıma verdim biriken tüm enerjimi.
Bir annesi vefat edene, bir de zor bir süreçten geçen başka bir yakın arkadaşıma.
Ama ne oldu?
Bana birşey kalmadı.
Kolumu kaldıramayacak kadar güçsüz düştüm.
İçime kapandım, depresifleştim.
Bu da bir süreçti.
Minnettarım.

Sonra bir arkadaşım kendime getirdi beni.
Bana içinde bulunduğum durumu tüm gerçekliği ile gösterdi ve çıkmam için elini uzattı.
Onun elini tuttum ve dipten yükselmeye başladım.
Bu da bir süreçti, zaman aldı.
Yine birşeyler öğrendim kendimle ilgili.

Kendini tanıma yolculuğunun sonu var mı ki?

Ve öyle böyle derken yılsonu geldi.
2016'yı şehirdışındaki programlar ile kapatıyorum.
Geçen hafta önce İstanbul, sonra da Çanakkale gezilerini yaptım.
İkisi de çok verimli ve çok öğretici oldu benim için.
Hele Çanakkale gezisinden sonra hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını biliyorum.
Harika bir grubun içinde buldum kendimi.
Yol arkadaşlarım var artık.
Ve bir yola girdim, giriyorum.
Girmeye niyet ediyorum.
Minnettarım.

Herşey için minnettarım.

Bu yıl yılbaşı coşkusu farklı bende.
Fiziksel olarak hiçbir şey için heyecan duymuyorum.
Ama 2017'nin benim için başlangıçlar yılı olacağını umuyorum.
Yeni bir başlangıç. Yepyeni bir bakış açısı.
Herşeyin yenilendiği bir dönem başlıyor sanki.
Beklentim yok.
Ama çabam var.
Artık düşünceden eyleme geçme zamanı benim için.
Daha çok eylem.

Çocuklardan hiç bahsetmedim farkındaysanız :)
Benimle ilgili olan şeyleri yazdım 2016 için.
Ama bir şeyi not düşmek isterim.
Aralık ayının ortasında Bambinayı sütten kestim.
Uykusuzluk, geceleri oluşan sırt ve bel ağrıları (Bambina ile birlikte yatmamız ve sabaha kadar açık büfe süt içiyor oluşu nedeniyle) artık istemedğim bir hale dönüşünce ve Bambinanın Bambino kadar aşırı ısrarlı bir doğası olmayınca epey konuşma, bol telkin ile bu süreci güzel bir şekilde tamamladık diye düşünüyorum.
Benim şehirdışına gitmemi bekleyip döndüğümde tamamen kesmeyi planlamıştım ama ben gitmeden bir hafta önce Bambina telkinleri uygulamaya dökmeye başladı kendiliğinden.
Artık benimle uyumuyor ve ben malesef onu uyutamıyorum, bu da normal bir sonuç.
Çünkü benimle başka türlü nasıl uyuyacağını bilmiyor. Bu konuda deneyimi yok.
Kojo ile birlikte salonda yaptığımız yatakta uyuyor iki haftadır.
Uyumak için babasını istiyor minnoş :)
Babasının da canına minnet tabi :)
Bambinoda yaşayamadığı birlikte uyuma hallerini Bambinada doya doya yaşıyor.
Çok şükür, bin şükür.

Herkese mutlu, huzurlu, sağlıklı, şefkat ve gelişim dolu bir 2017 diliyorum :)
DEVAMINI OKU

5 Ekim 2016

Bambina 20 Aylık

Bambinonun 20 Aylık yazısı burada, okuyup o günleri hatırlamak isteyenler için :)

Bambina da 20 aylık oldu çıktı.

Kendisi çok canayakın, sosyal, girişken, oyuncu, cilveli, flörtöz, hareketli oyunlardan keyif alan, acı eşiği oldukça yüksek bir kız bebek :)

Babası ile aralarındaki etkileşimi uzaktan izledikçe mest oluyorum, bir flört ediyorlar gözümün önünde, anlatamam :)) Bakışmalar, manalı gülüşmeleri göz süzmeler.. Yahu nasıl da biliyor kız çocuğu bu tavırları, mimikleri? Fıtratta var işte.. Hayret ediyorum ve kendime ders ççıkartmaya çalışıyorum. Yetiştirilirken kendimi korumak ve kendimi toplumda kabul ettirebilmek için erkeksi tavırların daha çok istendiği şeklinde bir yargı ile büyüdüğüm için kadın olan aslımı reddetme noktasına kadar gitmiş bir insanım ben :)) Kızımdan öğreneceğim çok şey var o nedenle :))

Sinirli kadın Bambina :) İstediği olmadığı an kendini yere atıyor ya da çoğlık çığlığa bağırıyor.. Eskisi gibi bir yerleri ısırmıyor, onun iyi olmadığını anladı.. Bazen çok içerliyor, öyle zamanlarda kucağıma alıp ağlamasına izin veriyorum ve duygusuna ayna oluyorum. Eğer timsah gözyaşları ise hiç oralı olmuyorum, yerde tepinmeye ve ağlamaya devam ediyor bir süre daha. Çok şükür ikisini genelde doğru ayırt edebiliyorum :)

Abisi ile video izleme konusunda anlaşamıyorlar. Bir düzen tutturmuştuk ama yeni ihtiyaçlar yeni düzenlemeler gerektiriyor. Elbet yeni bir düzen kurarız bu konuda da, no problem!

Abisi küçükken masadaki tüm yemekleri birbirine karıştırır, tabaktakini bardağa, bardaktakini masaya filan dökerek kendince icatlar yapardı. Bambina da aynısını yapmaya başlayınca bir an dejavu yaşıyorum sandım :)) Çok seviyor yemekleri oyuncak etmeyi. Bazen görmezden geliyorum, bazen doğruca banyoya götürüyorum, bazen de izin vermiyorum (ki o zaman çığlığı basıyor). İdare edip gidiyoruz işte :)

Dışarıda olmayı çok seviyor Bambina. Tüm gün gezsin, ondan mutlusu yok :) Hele yanında ablalar abiler var ise, ortam kalabalık ise değmeyin keyfine :)

Mavi rengi seviyor Bambina. Eli hep maviye gidiyor. Benim de en sevdiğim renktir mavi, o nedenle çocuklarımla bu konuda ortak bir noktada olmamızdan memnunum :))

Pedalsız bisiklet Ne.o.m.oto'ya binmeye başladı Bambina. Kendi kendine sürüp ilerliyor evde.

Etle pek arası yok, arada bir köfte yiyor sadece. Patates seviyor. Meyvelerde bile seçici. Üzüm, kavun, karpuz, elma seviyor.

Hareketli oyun seviyor. Hiçbir şey bulamaz ise kendi kendine dönmeye başlıyor, illa bir eğlence buluyor.

Birşey istemediğinde kafasını iki yana sallıyor ve "ı-ıh" diye söyleniyor uzun uzun :)

Bir de "A-aaa" deyişi var ki efsane bir ünlem :)) Şaşırıyor, öyle içten, öyle samimi şaşırıyor ki alıp içime sokasım geliyor :)

Öyle böyle büyüyor Bambina, sevgiyle, neşeyle, sağlıkla.. Her halimize çok şükür..
DEVAMINI OKU

5 Eylül 2016

Bambina 19 Aylık

Bambinonun 19 Aylık yazısı burada.

Okuyunca, Bambinanın da benzer bir gelişim aşamasında olduğunu görebiliyorum. İyi ki blog yazıyorum, iyi ki bu anları kayıt altına alıyorum!

Bambina kendi kişiliğini ortaya koymaya devam ediyor dostlar. 

Oyuncu, eğlenmeyi bilen ve seven, neşeli, kendine yetebilen, abisine ve babasına aşık, süt nedeniyle ve başı sıkışınca anneci olan, erkeklerle birarada olmayı seven, kadınlara pas vermeyen (ablalar hariç) bir bebek-çocuk var karşımızda :)

Yeşil fasülye, bakliyat, tavuk, patates, makarna seviyor kendisi.

Tatile gittiğimzde ilk 5 gün suya ayağını sokmayarak ve bana da sokturmayarak "Bu yıl denize giremeyeceğiz anlaşıldı" dedirten Bambina, 6. gün abisinin havuzdaki eğlenceli hallerini görünce dayanamayıp havuza gayet korkusuzca atlayarak hepimizi şarşırtmış ve sevindirmiştir :))

Daha sonraki günlerde denize giriş seviyesi dizlerini geçmemiş olsa da beklentilerimizin üzerinde bir performans ile sahilde oyunlar oynama konusunda hepimizi sevindirmiştir Bambina :)

Abisinin erkek arkadaşlarına abisinden daha fazla ilgi göstermiş, hatta bir tanesi ile bütün akşam yemeği boyunca yan yana oturarak ve kendisine yemek yedirmesine izin vererek çocuğu onore etmiştir hanımefendi :)))

Yanına kendisini sevmeye gelen kadınları gözlerini kapatıp yüzünü başka tarafa çevirmek suretiyle reddetmiş, aynı nedenle gelen erkekleri ise kollarını açıp kendisini almaları konusunda heveslendirmiştir :)

İstemediği bir şey söylendiğinde ya da isteklerine red cevabı aldığında kendisini yerlere atmakta ya da ilk bulduğu şeyi sinirli bir şekilde ısırmaktadır. Bu anlarda can sağlığı açısından yanında bulunmamaya özen gösterilmektedir :PP

Cimcimemiz sevdiği kıyafetleri giymeyi daimi olarak talep etmekte, saçına toka taktırma konusunda ruh haline göre değişkenlik gösteren cevaplar vermekte ancak devamlı annesinin takılarıyla oynama konusunda istikrar sergilemektedir.

Abisinin yaptıklarını taklit ederek hayatı keşfetme yönünde ilkeli bir karar alan Bambina, bu doğrultuda legolar ve arabalar ile oynamakta, abisinin kareli gömleklerini giymekte, onun suluğundan su içmekte ve abisi gibi yüksekten atlama ya da tırmanış etkinliklerinde bulunmaktadır. Oldukça cesur ve korkusuz olduğu gözlenen Bambina abisine kaydıraktan baş aşağı kayma konusunda örnek olmuştur.

Uykusu gelince moduna göre yatağa ya da pusete yatmakta, uyurken dinleyeceği şarkıyı ipad'den kendisi seçmekte, uyumadan önce tüm ailenin nerede olduğunu sormakta ve her 1,5 saatte bir uyanarak varlığını hatırlatmaktadır. Sabaha karşı bu süre her yarım saatte bir olarak revize edilmektedir.

Söylediği kelimeler sınırlı olsa da söylenen herşey anlamaktadır:
An-ne
Ba-ba ya da bab-baaa
E-Ay (Abisi)
De-de
An-nie (anneanne)
Ga-ga (kaka)
ga (Kargayı taklit ediyor)
ha-ha-ha (Aynı şarkıdaki nakarat kısmını tekrarlıyor)
Ba (Bitti)

Bugün itibariyle okula başlayan abisinin ardından evde tek başına kalacak olan Bambinanın neler yapacağı merak konusudur :)))

DEVAMINI OKU

5 Ağustos 2016

Bambina 18 Aylık - 1,5 Yaşında


Bambinonun 18 aylık yazısı burada.

Bambina 1,5 yaşına ulaştı. Hey gidi hey!

Boy 80 cm.

Kilo 13 kg civarı.

Herşeyin minyatürü çok sevimli, bu insanlarda da geçerli :)

Minik eller, minicik parmaklar, minik dudak, küçük burun.. Sevmeye doyulmuyor azizim :)

Hayvanları çok seviyor Bambina. Sokaktaki kedileri elliyor, bıyıklarını, kuyruklarını çekiştiriyor (henüz ters hareket görmedi onlardan), sırtlarını okşuyor.

Dün akşam parkta kirpi gördü, iki de bir yanına gidip sevgi sesleri çıkarttı :)

Kitap sayfalarını büke büke çeviriyor (abi gıcık oluyor buna, kitapları kıvrılıyormuş!), her sayfayı çevirip son sayfaya gelince ısrarla devamını istiyor. Yüzüme bakıyor, ben de "O son sayfa, kitap bitti" diyorum. Kapatıp bırakıyor.

Büyük anneanneden gelen kalın Türkçe ders kitabını sayfa sayfa açıp postacının olduğu yeri buluyor. Onun postacı olduğunu söyleyip "Bak postacı geliyor selam veriyor" şarkısını söylüyoruz. Bu sahneyi bıkmadan usanmadan 5-10 kere tekrar ediyoruz :)

Kitapta hayvanlar var ise tüm hayvanların isimlerini teker teker söyleyip seslerini taklit ediyoruz, çok hoşuna gidiyor :)

Bambinoda da öyle miydi hatırlamıyorum ama Bambina durup durup gelip bacaklarımıza sarılıyor, otururken boynumuza sarılıp kendince öpüyor bizi. Nasıl hoşumuza gidiyor bilemezsiniz :) Kız çocuğunun doğasında var galiba bu sıcaklık :)

Konuşma konusunda çabası devam ediyor.

Ayyyyn-nea (Anne) (Bunu yatarken defalarca farklı ses tonlarında söylüyor, ben de her defasında onun adını söylüyorum karşılığında, oyun gibi)

Bab-ba (Baba) (Sokaktaki tüm erkekler)

E-ay (Abisini çağırıyor)

De-de (Dede)

Ayn-ne (Anneanne)

Ba (Bitti)

Birşey yere düştüğünde ya da ses çıkarttığında kahkaha atıyor Bambina.

Babasına çok güzel naz yapıyor, onun dokunmasını istemese bile aynı ortamda bulunmasını istiyor. Babası odadan çıkarsa arkasından mahalle sakini gibi avazı çıktığı kadar bağırıyor "Babbbbaaaa" (Nerdesin sen, gel buraya çabuk modunda!).

Çekmeceleri açıp kendi kıyafetini kendi seçiyor. Üzerinde kız çocuğu kafası olan yeşil tişörtü favorisi.

Son bir haftadır Bambinonun küçükken yaptığı gibi mutfak tezgahına çıkıp ya da sandalye ile yanaşıp su ile oynamak, bulaşık yıkamak, tezgahı silmek istiyor. Herşey bittiğinde doğruca üstünü değiştirmeye götürüyorum tabi ki :)))

Abisi ne yaparsa, ne yerse, ne ile oynarsa o da aynısını yapmak istiyor. Abisi "Kardeşim sarılalım mı?" diye kollarını açıp yanında gelince keyfi yerindeyse kocaman sarılıyorlar (Anne-babanın mest olduğu, eriyip bittiği, şükrettiği anlardan biri), keyfi yerinde değilse "ı-ıııııh" diyerek itiyor abisini (Abi bazen üzülüp hüzünleniyor, bazen de anlayışla karşılıyor)

Yemeğini kendisi yemeyi seviyor, biz yedirince farkına vardığı an sinirleniyor ve yemeyi reddediyor.

Nedensiz yere şarkılar mırıladanarak evde dolaşıyor.

Minik ayaklarıyla bir dans edişi var, görmeniz lazım. O dansı ben yapsam iki dakikada ter atarım kesin :) Çok yakışıyor dans etmek :)

Kollarını açarak kendi çevresinde dönüyor keyfi gelince, sonra da kendini yere bırakıyor :)

Horlayarak uyuma taklidi yapıyor minnoş :)

Karpuz, şeftali, biraz üzüm yiyor. Kiraz, kayısı, erik ile pek arası yok.

Azı düşleri gelmeye başladı, bayram haftası ateşinin sebeplerinden biri olduğunu tahmin ediyorum.

Bayramdan sonraki hafta ilk defa ayrı kaldık Bambina ile. İş nedeniyle yurt dışına gidince Bambinaya kojo ve anneannesi baktı. Süt bırakmadım ama gelince kaldığımız yerden devam ettik, çok şükür bir sorun olmadı.

Bambina, seni çok seviyoruz güzel tatlı oyuncu kız!

DEVAMINI OKU

5 Şubat 2016

Bambina 1 Yaşında!


Tatlı kızım
Güzel kızım
Ben senin yanındayım
Çok değerli, çok önemli
Çok kıymetlisin yavrum

Tatlı güzel kız
Yavru minik kız
Çok güzelsin sen
Çok tatlısın sen

Geçen sene bugün sabaha karşı 3:55'ti seni kucağıma aldığımda. Hikayemizi burada paylaşmıştım.
İlk yıl nasıl da geçti, çok önemli o ilk yıl.
Bir bebeğin gün be gün büyüdüğünü, geliştiğini görmek ne büyük mutluluk :)
Ne büyük lütuf evde bir bebeğin varlığı.
Hele ki evde bir çocuk daha var iken.
Daha bir umutlu oluyor insan, "O büyüdü, bu da büyüyecek bir şekilde" diyor en zor anlarda.

İki haftadır yürüyor Bambina, pek keyifli :)
Evin içinde özgürlüğünü ilan etti resmen.
Öyle yumuşak bir geçiş süreciyle başladı ki yürümeye, ilk adımlarını attığında kimse şaşırmadı, heyecanlanıp çığlık atmadı. Doğal bir sürecin bir parçası olarak yaşadı ve yaşattı bize Bambina bunu.
Dilerim hayatının her alanında hep yumuşak geçişler yaparsın...

Kuruyemişe bayılıyor Bambina :)
Ceviz, çiğ kaju, fıstık çok seviyor.
Avakado, yoğurt, portakallı yeşil zeytin ve sade siyah zeytin sevdiği diğer yiyecekler.

Gündüz iki ve bazı günler tek uyku uyuyor Bambina.
Uykuları uzun değil, en fazla 1 saat 15 dakika. Son yarım saati 10 dakikada bir sallamaya devam ederek ve de (pusette uyuyor gündüz uykularını)
Geceleri 8-9 gibi, gündüz uyuma durumuna göre, uykuya dalıyor.
Gece epeyce uyanıyor, saymıyorum, saate de bakmıyorum.

Abi hayranı Bambina büyüdükçe abisinin oyuncaklarına çok daha bir ilgili olmaya başladı.
Abinin elindeki her zaman en değerli oyuncak tabi :)
Hele o legolar yok mu o legolar, oynayacağı günü iple çekiyor eminim :)

Bambina kız bebeğin fıtratında olan dokunma, sarılma, sevgisini fiziki olarak gösterme konularında bizi ilk günlerden beri mest etmeye devam ediyor.
Başını omzumuza yaslayıp kendini bırakması, işte o sahneye paha biçilemez..!
Öğlen eve gittiğimde onu kucağıma aldığımda yanaklarımı elleriyle sevmesi, avuçlarının sıcaklığını yüzümde hissetmem öyle hoş, öyle muhteşem ki..
Aileden birini kapıdan girince görünce çıkarttığı sesler, birinin kucağında ise bacaklarını heyecanlı bir şekilde oynatışı öyle güzel ki.

Nice mutlu yıllara Bambinam, güzel kızım, neşe ile dolu bir ömrün olsun ay parçam :)
DEVAMINI OKU

27 Ocak 2016

İlk Adımlar


Tarih 21 Ocak 2016 Perşembe.

Bambinanın 1. yaşgününe 2 hafta kalmış.
Bizim kız yavaş ama emin adımlarla yürümeye geçiş yapıyor.
Atıyor 1-2 adım, sonra olduğu yere oturuyor :)
Garantici vesselam :))

Gün içinde defalarca tekrarlıyor bunu.
Bebeklerdeki bu azme bir kez daha hayran oluyorum.
Hedeflerine hiç yılmadan yavaş yavaş yaklaşıyorlar.
Deneye yanıla, defalarca tekrar yaparak..
Asla bırakmıyorlar, bazen çok ilerliyorlar, bazı zamanlar yerlerinde sayıyorlar ama hep devam ediyorlar.


Her şey bir adımla başlar diyorlar
Kesinlikle onlardan öğreneceğimiz çok şey var!
Biz ne ara bıraktık, ne ara karamsarlığa kapılıp vazgeçtik hedeflerimizden?
Ne ara umutsuzluğa bıraktık yönetimi?

Bambina o günden beri daha da ilerledi.
Dün 6-7 adım attı.
Dengesini kaybedeceğini anladığı an duruyor, bir yere tutunuyor ya da oturuyor olduğu yere.
Emeklemeye devam ediyor eğer yolu uzunsa :)

Emeklemeden yürümeye geçişi çok yumuşak ve aşamalı oluyor Bambinanın.
Ne mutlu ki her anına şahit olabildim.
Gözlerindeki ışıltıyı paylaştım.
Mutluluğuna ortak olabildim adım atarken.

:)

Fotolar buradan ve buradan
DEVAMINI OKU

5 Ocak 2016

Bambina 11 Aylık

Bambina kuzusu son ay içinde hastalıklarla mücadele etti :(
Yürüme çalışmaları, dişler,  konuşma egzersizleri arasında iki kere hasta oldu minnoş.

İlki abisinden gelen hastalıktı.
Bambina hiçbir şey yemedi bir hafta boyunca.
Anne sütünü bile çıkarttı, bünyesi kabul etmedi.
Aç kalınca uyuyamadı, tabi burun tıkanıklığı ve öksürük de buna izin vermedi.
Tam 4 gün boyunca salonda koltukta oturur vaziyette oturdum, kucağımda Bambina.
Arada pusetine koyduk ama devamlı sallamak gerekti çünkü derin uykuya dalamadı :(
Bir hafta içinde bariz kilo verdi, bacaklar inceldi falan..

Üstüne üstlük ilaç almayı da reddetti, verdiğimiz ilaçları kustu hep.
Homeopatiden yardım aldım ancak doğru remedy i bulmak birkaç gün sürdü.
Yine de doğru remedy i bulunca birkaç saat içinde toparladı, mucize gibi.
Hırıltılı nefes alması durdu, kusması bitti.

Hastalığa rağmen gün içinde keyfi yerinde gibiydi Bambinonun.
Kusunca rahatlıyordu ve kaldığı yerden dünyayı keşfetmeye devam ediyordu.
Alt iki dişinden sonra üstteki iki dişi de patladı.
Abisi diş düşürürken Bambina diş çıkarıyordu, çok hoş :))

Bambina güvenle ayakta durabiliyor kendi kendine ve tutunarak ilerliyor epeyce.
Tekerlekli bir araba vardı abisinden alan, böyle içinde tahta oyuncakların olduğu, bebek tutup yürütüyor.
Onunla ilerliyor evde.
Bir de yine :) abisinin ikea taburesi var, onu sürükleyerek istediği yere gidebiliyor. Tabure ile giderken daha rahat ediyor, arada durabiliyor, dinleniyor. Arabayı durduramadığı için bir yere çarpana kadar ilerlemesi gerekiyor. Bazen çok uzun yol gidiyor bu şekilde istemeden, yoruluyor; o zaman bir yere çarpıp durunca ağlamaya başlıyor. :)

Bambina birşeylere sevindiği ya da heyecanlandığı zaman bacaklarını sallamaya başlıyor :)

Müzik sesi duyduğunda kollarını ve kafasını sağa sola sallıyor. Öyle estetik yapıyor ki bunu, aynada denedim aynısını yapamadım :)

Abisine aşık minnoş, abi ona kötü bile davransa aynı havayı solumalarına bile seviniyor :) Biz kesinlikle abinin yerini tutamıyoruz.

Gece uykularına babası ile birlikte salonda flim-dizi izleyerek giriyor. Ekrana arkası dönük pusetinde uyuyorken babası yanında durup arada bir sallayıp filmini izliyor. Yaklaşık 1,5-2 saat sonra acıkmış olunca alıp bana getiriyor. Birlikte yatağa geçip uyuyoruz :)

Malesef şu anda yine hasta, öksürük ve burun akıntısı var.
Ama çok şükür keyfi yerinde.

Sinirlendiği zaman acaip yüksek bir tonla "ıııııııhhh" diyor. Bazen bunu öyle uzun söylüyor ki boğazı kuruyup öksürmeye başlıyor.

Kesinlikle her bebek kendi karakteriyle doğuyor.
Abisi top oyunlarını pek sevmezdi, Bambina bayılıyor mesela.
Abisinin tüm legolarında gözü var, bir veren olsa neler yapacak kim bilir onlara!

Artık anne işe başladı, abi okula gidiyor, baba zaten işteydi, kaldı Bambina anneanne ile.
Öğlenleri eve gitmeye çalışıyorum, beni görünce öyle mutlu oluyor ki anlatamam.
Tabi 15 dk sonra ayrılıyoruz, o kısım fena :(

"Anni" diyor Bambina :) Henüz başka birşey demiyor ama kendince sesler, tonlamalar çıkartarak her türlü derdini anlatıyor bize.

Keşfetmeyi çok seviyor her bebek gibi. Ancak güvenlikle ilgili uyarılarımızı dinliyor; "Sıcak" dediğimiz şeye elini vurmuyor mesela. Kız bebek olmasından mı doğasından mı böyle bilemedim ama aferin ona :)

Öyle böyle geçiyor günler, bir koşturmaca içinde.
Bizim algımıza, ruh halimize göre anlamlanıyor günler.

DEVAMINI OKU

5 Kasım 2015

Bambina 9 Aylık

Bambinonun 9 aylık yazısı burada :)

Bambina müziği çok seviyor :) Evdeki müzik aletleriyle oynamaya bayılıyor.

Dışarı çıkmayı çok seviyor, olabildiğince çıkarıyoruz. Bol bol gezmelere götürüyorum kızı, hazır evdeyken.

Arabada çok oturmayı sevmiyor ama uyku vaktiyse koltuğunda uyuyabiliyor. Uyanınca kucağa ve slinge alıyoruz bir süre. Dur kalk şeklinde ilerliyoruz mecburen :)

Abisine hayran bir bebek yetişiyor :) Abinin yanında olmak istiyor devamlı ama kendini korumayı henüz bilemediğinden fazla uzun süre abiyle tutamıyoruz kendisini. Biraz öyle biraz böyle idare ediyoruz işte.

Özellkle akşama doğru baba ya da abinin yanında olma isteği artıyor. Eve geldiklerini biliyor herhalde ondan. Akşamları baba varsa kendisini babasının uyutmasını istiyor minnoş. Ben kucağıma alnca kendini döndürüp aşağı atıyor, illa babası uyutacakmış :)

Alkış yapıyor, müzik duyunca sağ elini havaya kaldırıp sallamaya başlıyor tempo tutarak :)

Al ve ver komutlarını pratik yaparak pekiştiriyor bu ara.

Kutulara birşeyler atmayı ve oradan birşeyler çıkarmayı çok seviyor. Matruşkalara bayılıyor o nedenle. Uzun süre oynuyor matruşkalarla.

Banyoyu hala çok seviyor.

Avakado, et, ayva favori yiyecekleri. Mama sandalyesinde oturmayı pek istemiyor, hele ben varsam ortamda birkaç dakikayı geçmiyor oturması.

Anneden ayrılık kaygısı başladı, bazen odadan çıkmam bile ağlamasına yetiyor.

3 gündüz uykusu uyuyor, gece 9'da gece uykusuna geçiyor ama sık sık uyanıyor. Dişlerinin geliyor oluşu uzun uyumasını engelliyor.

Ona şarkı söylememi seviyor.

Her fırsatta ayağa kalkıyor bir yere tutunarak.

Çekmece ve dolap karıştırmaya başladı. Buzdolabı magnetlerime bir ortak daha çıktı :)))

Ses tonu ile bazı şeyleri anlatıyor artık. Sinirlenince bir söyleniyor ki!

Minnoşko ile günler pek keyifli, evde bir bebeğin varlığı bile yetiyor :)
DEVAMINI OKU

24 Ekim 2015

İlk Diş

Bambinanın ilk dişini bugün görmüş bulunmaktayım :)

Bambinonun ilk dişi 7,5 aylıkken çıkmıştı. İnsan ister istemez beklentiye giriyor; Bambina 7,5 aylık olduğundan beri bekliyoruz heyecanla :)

Alt sol taraftaki diş kendini belli ediyor, elleyince hissediliyor. Bunu ilk fark eden ben olunca hediye almak da bana düşüyor :)

Yakında diş buğdayı ve en sevdiğim bölüm olan meslek seçimi var, yaşasın!

Bambina 8,5 aylık olduğuna göre kısa kısa gelişimini de not düşeyim.

Çok güzel alkış yapıyor, müzik duyunca el çırpmaya başlıyor :)

Kucağıma gelip kendi kendine hoplamaya başlarsa "Ayağa kalk beni gezdir" demek istiyor :)

Kafasını sağa sola çevirip kendince oyun yapıyor birkaç gündür.

Sinirli anlarında yanında olmak istemezsiniz, öyle bir söyleniyor ki, eline geçeni atıp fırlatmaya başlıyor! Hiddetinden şiddetle kaçınınız..

Her gören "Erkek mi?" diye soruyor, alıştım artık :) Pembe de giydirsem durum değişmiyor. Erkek gibi kız sanırım, maşallah :) (Bana hiç öyle gelmiyor, gayet kız yüzü var bana göre)

"Al" ve "Ver" komutlarına uymaya başladı. Çok eğleniyoruz :)

Oyuncakları birbirinin içine koymayı ve çıkartmayı çok seviyor, iç içe geçen kutular favorisi. Bütün gün birşeyi birşeylerin içine koyuyor :)

Emeklemeye devam, ayağa kalkıp birkaç saniye dengede durabiliyor. Bütün evi emekleyerek rahatça dolaşıyor.

Öyle böyle büyüyor işte, sağlık, kolaylık, mutluluk içinde büyüsün tüm minnoşlar!





DEVAMINI OKU

5 Ekim 2015

Bambina 8 Aylık

Bambinonun 8 aylık yazısı için tıklayınız. Hey gidi günler hey!

Bambinonun yazısını tekrar okuyunca Bambinanın bazı yönlerden benzer, bazı yönlerden ise farklı olduğunu söyleyebilirim.

Bambino hiç emeklemedi, direkt yengeç yürüyüşü ve yürümeye geçti. Bambina ise 7,5 aylıkken emeklemeye başladı. Öncesinde sadece geri geri gidebiliyorken 7,5 aylık olduğu gün ileri doğru emeklemeye başladı. Her geçen gün daha da uzun süre emekliyor. Başlarda 3 adım atıp yoruluyordu ama giderek kat ettiği mesafe artıyor.

Bambina emeklemeye başladıktan birkaç gün sonra sıkılmış olacak ki tutunup kalkmaya başladı :P Güvenli olarak bulduğu herşeyden tutunup kalkmaya çalışıyor. Alçak yerlerin üzerine çıkıyor, tutunup kalkamayınca :))

İsteklerini net olarak ifade edebiliyor çıkarttığı seslerle ve beden hareketleriyle. İstemediği bir yiyecek olunca ağzını kapatıp yüzünü diğer tarafa çeviriyor. Kalkmak istediği zaman bana doğru gelip poposunu aşağı yukarı hareket ettiriyor :) Bir oyuncak görüp oynamak istediğinde kendini öne doğru atıyor. Birine gitmek istediğinde kendini öne atıp kollarını açıyor. Zorda kalıp benş çağırmak istediğinde "Anniiii" diye bağırıyor :)

Abisi gibi hareketli bir bebek Bambina. Alt değiştirirken zorlanıyorum resmen. Eline birşey verip oyalanmasını sağlıyorum, ben de hızlı hızlı değiştiriyorum bezini ama işimi bitirmeden dönmeye ve kalkmaya başlıyor minnoş!

Ek gıdaya geçişimiz devam ediyor tüm hızıyla. Dişi olmamasına rağmen yumuşak gıdaları damağıyla ezerek yiyor. Avakado, erik, et ve baklagiller favori yemekleri. Genelde bize yaptığım yemeklerden veriyorum tuzsuz ve baharatsız bir şekilde.

Uykuya ayakta sallanarak ve emerek geçiyor. Doyunca emmeyi bırakıyor ve sallanarak uyumaya devam ediyor. Gece kaç kere uyandığını saymıyorum, bazen emmek uyumasına yetmiyor, o zaman ayağa kalkıp sallıyorum (bu beni yoruyor çünkü sonrasında uykum açılıyor!). Uyurken bacaklarını benim üzerime atıyor, keyifçi :) Öyle tatlı bir duygu ki onun o hallerini izlemek, kıvrımlı bacaklarını sevmek.. Hormonlar hormonlar :P

Gezmeye bayılıyor, annesi gibi :) "Bambina dışarı çıkıyoruz şimdi" deyince gülüyor :) Slinge koyunca dışarı çıkacağını anlayıp heyecanlanıyor, bacaklarını oynatmaya başlıyor :)

Abiyle arası hem iyi hem kötü. Ortamda abisi var ise ondan başkasına dönüp bakmıyor ama abiden kendini korumak için de ondan kaçıyor bir yandan da :) Abisi onu severken üzerine abanınca kaçacak yer arıyor ya da bağırarak yardım istiyor. Abinin elindeki oyuncak çok değerli oluyor her daim :)

Öyle böyle geçiyor işte günler. Öyle bir koşturmaca ki benim için, gün nasıl bitiyor bilemiyorum bile! Sağlık olsun da, gerisi hallolur bir şekilde diyorum..
DEVAMINI OKU

5 Eylül 2015

Bambina 7 Aylık

Bambinonun 7 Aylık yazısı burada :)

İkincilerin şansı bu olsa gerek, birinciler gibi her yaptıkları anında not edilmiyor. Fotoğrafları profesyonel makinelerde çekilmiyor. Buraya aldığım aylık notlar olmasa çoğu şey araya kaynayıp gidecek belki de.
Bu demek değil ki ikinci çocuğumu sevmiyorum ya da yeterince ilgi ve heyecan göstermiyorum.
Bilakis, öyle çok seviyorum ve öyle çok zevk alıyorum ki Bambina ile birlikte olmaktan! Yaptığı her yeni şey beni heyecanlandırıyor, mutlu ediyor.
Yazlıkta kojodan ayrıyken iple çekiyordum kojoyu arayıp Bambinanın yaptıklarını anlatmak için (İş nedeniyle akşamları konuşuyorduk genelde).
Bambina epey hareketlendi, sağa sola jet hızıyla dönmeye başladı.
Hatta emekleme ve ayağa kalkma alıştırmaları yapıyor bol bol.
Denize doydu, tam bir su kuşu oldu :)
Denize giderken keyifle söylediğimiz bir şarkı vardı: "Deniz, kum güneeeş; dalga, su balık"
Şarkıyı duyduğu an gülüyordu bizimki, denize girince de heyecanlanıyordu :)
Yazlıkta her an dışarıda ve bahçede olmanın keyfini sürdü Bambina.
Komşular, gelen giden, çocuklar derken hep kalabalığın içindeydi.
Farklı yüzler gördü, neşeli ortamlarda bulundu. Çok sevildi, çokça kucağa alındı.
Bambina bunun etkisiyle sanırım acaip konuşmaya başladı, seslerimizi taklit etmeye uğraştı epeyce.
Şimdi evimize dödük ve Bambina eskisi gibi konuşmuyor :(
Nasıl da fark ediyor hemen :(

Bambinaya ek gıda olarak biz ne yiyorsak biraz biraz tattırdık. En çok meyve verdik. Tabi ki kefir ve yoğurt da ama meyve daha tatlı gelince kefirle yoğurdu istemez oldu.
"Aman ne güzel abisi gibi alerjik değil" diye sevinirken bir gün tepeden tırnağa kızamık gibi dökünü döktü Bambina.
Birkaç gün hiç bir şey vermedim ve gözledim. Denize girip çıktıktan sonra artıyordu.
Olacak gibi değil, kaptım çocuğu acile götürdüm.
"Her şey olabilir, besin, deniz, güneş... Bulmak çok zor" dedi doktor.
Peki deyip soluğu abisinin doktorunda aldım.
Hemen kan alındı, teste gönderildi.
Sonuç bugün geldi: Malesef süte ve yumurtaya alerjisi var minnoşun :(
Allah beterinden korusun diyerek devam edicez mecburen.
Ama moralim bozulmadı değil hani.
Benim bağırsak floram tam iyileşmediği için kızımın da bağışıklığı yeterli gelmemiş işte..
Olan oldu, çaresine bakacağız artık.

Müzik dinlemeyi ve müzik yapmayı pek seviyor Bambina.
Abisi gitar ve org çalarken pür dikkat izliyor.
Çevreyle etkileşimi çok arttı, çok keyifli Bambina ile vakit geçirmesi.

Bakıcımız ile yollarımızı ayırdık, beklenmedik bir şekilde.
Bakalım Bambinaya ben işe başlayınca kim bakacak; yeni ameliyat olan anneannesi mi yoksa yeni bir bakıcı teyze mi?
Gun ola harman ola.
Bakalım Bambinanın nasibinde kiminle olmak var?

DEVAMINI OKU

5 Ağustos 2015

Bambina Yarım Yaşında

Bambina tam 6 aylık oldu bugün itibariyle.

Bambinonun 6 ayık yazısı burada.

Ankara'da bir türlü gelmeyen yaz ve artmayan sıcaklar nedeniyle zavallı kız bir türlü düzenli olarak dışarı çıkamamıştı. Aslında ilginçtir ki Bambinoyu yaz kış soğuk sıcak demeden her gün dışarı çıkarmış olmama rağmen Bambinaya gelince nedense bir çekimserlik gelmişti bana dışarı çıkma konusunda. Kojo da "Kız çocuğunu daha da bir korumak gerekir" önyargısı ile hareket ederek "Çıkmasın, daha çok soğuk" vs diyerek evde kalmamızı teşvik etti.

Neyse, yazlığa gelince Bambina çıkamadığı zamanları fazlasıyla telafi etti; zira kendisi uyumak için bile eve girmiyor :)) Dışarıda pusetinde uyuyor çoğunlukla.

Her bebek gibi kendine has istekleri ve tavırları var bizim kızın da. Nasıl nerde uyumak istediğine kendi karar veriyor en basitinden. Her gün istekleri değişiklik gösteriyor. Bize de uyum sağlamak düşüyor :)

Çok güzel oturuyor Bambina. Yavaş yavaş ters dönme çalışmalarına başladı, sonraki aşama emekleme sanırım.

Diğer taraftan duyduğu sesleri taklit ediyor, acaip sesler çıkartıyor. Güvercin sesi gibi oluyor bazen, bazen anlamlı sözcük çıkıyor gibi geliyor kulağa. İzlemesi, dinlemesi pek keyifli :)

Herkese gülücük atıyor ama yabancı gelenlere giderse hemen ağlamaya başlıyor. En çok anne kucağında rahat ediyor. Yazlığa geldiğimizden beri doğal olarak bana çok düştü. 

Bambinayı 6 aylığa 1 hafta kala gıdalarla tanıştırmaya başladık. Yoğurt, kefir, havuç, kabak, erik, karpuz tattı şimdiye kadar. Ama hiçbiri rutin ek gıda olmadı. Arada bir tatması için ve özellikle dişlerini kaşıması için eline veriyorum ya da sebze-meyve filesinin içine koyuyorum. Ama kızımın en çok sevdiği besin: YEŞİL SOĞAN :)) Tavsiye ederim, hem dişlerini kaşıyor hem de antiseptik özelliği ile ağrı kesici görevi görüyor. Benzer şekilde semizotu sağı da veriyorum ama onu kopartabiliyor ama soğanı selüloz nedeniyle kopartamıyor.

Deniz etkisi Bambina üzerinde en fazla iki gün sürdü. İki gün boynca düzenli ve uzun uykular uyudu. Daha sonra ise bünyesi buna da alıştı ve eskisi gibi yarım saat-45 dk lık uykularına geri döndü. Benim için yorucu oluyor ama geçici olduğunu umduğum için daha dayanıklıyım bu defa. Bir de işe başlamamış olmam gün içinde kısa şekerlemeler yapmama izin veriyor.

Evde bir bebek kokusu olması insanı nasıl mest ediyor ama.. Allah tüm isteyenlere nasip etsin sağlık ve kolaylıkla. Boğum boğum parmakları, minicik ayakları, dombili bacakları, uykusundaki yüz ifadesi, güldüğünde gözlerinin içlerinin ışıldaması, esnerken dudaklarını büzüşü, gözlem yapmasına tanık olması, her şeyi ama herşeyi başlı başına ayrı şükür sebebi. Çok şükür, bin şükür!

Dişleri henüz çıkmayan Bambinanın yaklaşık bir ay önceki ölçümlere göre kilosu 6700 gr, boyu 64 cm. 



DEVAMINI OKU

5 Temmuz 2015

Bambina 5 Aylık

Bambina büyüdü de 5 aylık bile oldu a dostlar!

Bambinonun 5 aylık yazısı için tıklayın lütfen.

Çocukları karşılaştırmak doğru değil biliyorum ama tarz olarak Bambino ile Bambina arasındaki farklar onları büyütürken ister istemez fark ediliyor.

Bambina Bambinona göre daha etli butlu :) Bambino "slim fit" bir bebekti, hala da öyledir. Çırpı gibi bacaklar, incecik bir vücut, dolgun yanaklarına bakan kilolu sanıyor ama özellikle yazın şortlu ya da mayolu görenler inceliğine hayret ediyorlar :) Bu noktada Bambino, diğer pek çok özelliği gibi, babasına çekmiş :)

Bambina ise babasının halası gibi etli butlu, giydikleri hemen kendini belli ediyor. Bezleri daha hızlı numara değiştiriyor. Şu anda 3 numara giyiyor ama çoktan sıkmaya başladı bile Bambinayı.

Bambina son ay içinde ellerini keşfetti, hatta ayaklarını da keşfetmeye başladı. Sol tarafına çok güzel yuvarlanıyor, sağ tarafına dönmek hiç istemiyor. "Acaba o da Bambino, annesi, annesinin babası ve annesinin babasının babası gibi solak mı?" diye düşünmeden edemiyorum :)

Yuvarlak nesnelere bayılıyor. Bir odaya girince önce tavana bakıyor kafasını kaldırıp. Bir de ışıklarla konuşuyor Bambina :) Kendisi ailemizdeki en olgun ruh, buna eminim :)

Bebeklerin hayatı keşfetmelerine tanık olmak öyle maneviyat dolu bir süreç ki! Bol bol şükrediyorsunuz, bol bol gözleriniz doluyor, hatta ağlıyorsunuz alenen.. Kısacık zamanda neler neler öğrendiklerini, neler başardıklarını görmek çok heyecan verici! Eline verdiğimiz her yeni eşya ile ilgilenişi, onu tanımaya çalışması, acemice hareketleri, defalarca deneyip yanılması.. Sanırım bu yazdıklarımı her ay yazacağım, müthiş bir haz, anlatılmayan ancak yaşanınca anlaşılabilecek cinsten!.. 

Abisine hayran bir bebek Bambina. Onu görünce gülümsüyor, ortamda abi varsa hep onu takip ediyor, onun ilgilendiği şeyler ile ilgilenmek istiyor. Abi de genelde iyi davranıyor kardeşine, koruyup kolluyor genellikle. Ama iş oyuncak vermeye gelince "Ağzına alır" diyerek reddediyor Bambino :) Biraz daha büyüsün, bakalım dinliyor mu Bambina absini :P

Dişleri feci kaşınıyor kızımın. Elimle, kaşıkla, salatalıkla kaşıyorum ama çok çok feci kaşıntısı var. Kehribar bebek kolyesini de taktık, umarım işe yarar. Bambinoda da takmıştım ama ne olduğunu anlamadan dişleri çıkıvermişti onda. 

Çok da güzel konuşuyor minnoş :) Değişik sesler çıkıyor her gün ağzından. Sohbet ediyoruz bazen karşılıklı :)

4,5 aylıkken Bambinanın oturmak istemesine, her yatırışımızda kafasını kaldırabildiği kadar kaldırarak oturmak istediğini belirtmesine, pusete yatırıp koyunca köprü gibi poposunu kaldırmasına daha fazla kayıtsız kalamadım. Bambino da yapardı bunu ama sanırım o zaman annemin "6. aya kadar oturtma, kemikleri eğrilir" sözüne inanarak fazla oturtmadım, öyle hatırlıyorum. Bu defa annemden uzak olduğumdan mıdır nedir önce "Bir araştırayım bakayım bunu" dedim :) Ve okudum ki oturmak isteyen bebek buna hazır olduğunu belli edermiş ve destekli oturtmanın zararı olmazmış. Eskiden raşitizm nedeniyle annemin dediği gibi bebekler oturtulmazmış. Ama şimdi D vitaminini yeterince alan bebekler için bu geçerli değilmiş. Bebek herşeyde olduğu gibi bunda da hazır olduğunu belli edermiş ve bebeği her zaman dinlemek gerekirmiş. Sonuçta 4,5 aylık bebeği bayağı bayağı oturtmaya başladık, genelde emzirme minderini destek olarak kullanarak (Emzirme minderini emzirmek için en fazla 5 kez kullanmışımdır ama bu ilk dönemlerde bebeğin oturması için her gün kaç kere kullanılmıştır, bu anlamda parasını hak eden ürünlerden biri olmuştur). 

Bambina emerek ve o da yetmeyince kucakta sallanarak uyuyor. Uyku eğitimi üzerine bir yazı yazmayı ve yaşadıklarımı anlatmayı çok düşündüm, kafamda cümleleri bile hazırdı ama bir türlü oturamadım başına blogun. Özet geçecek olursam, Bambinanın Bambinoya göre daha uysal bir mizaca sahip olmasını fırsat bilerek ve gece her 1-1,5 saatte bir kalkmaya başlamasını işaret kabul ederek uyku eğitimine başlamaya karar verdim. En azından emmek ile uykuyu özdeşleştirmemesine çalışmaya niyet ettim. Bu kararımla birlikte bir işaret istedim, doğru yapıp yapmadığıma dair. Ve öyle bir işaret geldi ki, uyku eğitiminden vazgeçtim iki gün sonra. Bir daha da hiç sorgulamadım bu kararımı, arkama bile bakmadım. Şükürler olsun. Nokta. 

Tabi ki zor oluyor, gece 8-10 kere kalkıyoruz belki. Kesintisiz uykum maksimum 2 saat, o da şanslı isem. Ama bu da bir dönem ve geçip gidecek. Kurban rolü oynamaya ve bugünleri kendime zehir etmeye hiç niyetim yok. Haftada 2-3 kere 1-2 saat gündüz uyuyabilirsem bayağı iyi oluyor. Olmazsa da olmuyor, yapacak birşey yok.

Bambinayı büyütmek, onun büyümesini izlemek çok keyifli. Fiziksel yorgunluk illaki var ama eğlenceli anlara odaklanınca daha güzel geçiyor vakit. 

Seni seviyorum güzel tatlı Bambina :)
DEVAMINI OKU

4 Haziran 2015

Bambino 56 Aylık

Bambino bu aralar dualite dönemine girdi.
Yani bir yandan anneye feci halde bağımlı, anne yanında olsun istiyor her daim.
Diğer yandan ise arkadaşlarıyla olmak, onlarla oyun oynamak istiyor devamlı.
Eğer arkadaşlarıyla oynarken anne yanındaysa Bambino havalarda uçuyor :)
Tabi her zaman bu mümkün olmuyor, olmadığı zamanlarda hangisi eksikse onu düşünüp üzülüyor.

Üzülmek için sudan sebepler yetiyor bazen Bambinoya.
Evde devamlı "Elindeki ile mutlu olmayı öğren" konuşmaları yapıyoruz, henüz işe yaradığınğ görmedim. Ama azimliyiz :)
Depodan bisikletini çıkartırken kaybolan bir oyuncağı aklına gelip üzülüyor mesela.
"Bisiklete bineceğine sevin" diyorum ama nafile. İlle de kaybolan oyuncak. Başlıyor dedektifliğe: "Kim aldı, kim kaybetti, nerede kayboldu, yenisini alalım..."
Bazen hiç bir şey yapmıyorum, üzülmesinin bitmesini bekliyorum.

Dediğim gibi, arkadaşları pek bir kıymetli Bambinonun.
Geçen gün yanıma gelip dedi ki:
-Anne, Kaan haklı... Evet, evet, anne Kaan haklı.
-Kaan haklı demek. Hangi konuda haklı?
- Pusetler bebekler içindir, ben bebek değilim, o nedenle artık pusete binmek istemiyorum.
-Ama uzak yerlere giderken yorulunca pusette oturuyorsun. İyi değil mi bu?
- Hayır, ben artık yürüyeceğim. Puset istemiyorum.

Gayet kesin ve net bir şekilde arkadaşının fikirlerine bizimkinden daha çok değer vermeye başladığının kanıtıdır bu durum :)
Ne diyeyim, kojonun dediği gibi: Allah iyilerle karşılaştırsın!

Bambinonun kardeşi ile arası iyi. Onu seviyor ve kolluyor. Maşallah diyoruz :)

Bambino artık hareketli oyunları seviyor. Ancak bu şekilde enerjisini atabiliyor ve gece iyi uyuyor. Eğer gün boyu koşturmadıysa ya da arkadaşlarıyla oynamadıysa o gece birkaç kere uyanabiliyor, gözlemlerim bu yönde. Yakında okullar kapanınca ne yapacağım bilmiyorum..

Bayağı bayağı okuyor bizimkisi. Tabelalar, broşürler, afişler, seçim pankartları, ne bulursa :) Bir sürü yeni şey öğreniyor tabi, hatta bizim kaçındığımız bazı gerçekleri kendi kendine keşfetmeye başladı. Yapacak birşey yok, hayatı öğreniyor tonton :)

Kızgın öğretmenleri sevmiyor bizimki :) Kızan bir öğretmen gördüğü zaman ondan ilelebet soğuyor, yanına bile yaklaşmak  istemiyor.

Evde de baba ona kızınca koşarak yanıma geliyor, "Kızmadan söyleseydi" diye ağlıyor.. Hassas minnoş..

Bambinonun hayatını en çok kendi zorlaştırıyor, bence bu böyle sürüp gidecek :) Kendine ettiği eziyeti kimse etmeyecek ona :)
Geçen günkü diyaloğumuz şöyleydi:
- Anne, odama şifre koydum. Bundan sonra şifreyi söylemeden içeri girmek yok. Odamdaki kuralları ben koyarım.
-Peki oğlum, nasıl istersen. Şifre nedir?
- 05001580
... Aradan zaman geçer, uyku vaktinde ben Bambinoyu uyutmak üzere odaya giderim..
-Anne şifreyi söyle, öyle gir.
- Hmmm, şey, 050008*??? neydi, böyle miydi?
-Hayır anne, bilemedin, giremezsin o zaman.
-Ama oğlum, seni uyutmam lazım, sonra kardeşini uyutmaya gideceğim.
-Ama olmaz, yanlış söyledin şifreyi.
-Peki o zaman, sen kendin uyu bugün (işime de gelir :P )
- Hayır, sen gelmeden ben uyumuyorum!
- Ama şifreyi hatırlamıyorum işte!
- Beynine sor anne, o sana göndersin şifreyi.
-Tamam, sorayım ama bu biraz zaman alabilir. O zamana kadar ne yapacağız?
-Ben de uyumam o zamana kadar.
- Oğlum uyku vaktin geldi de geçiyor bile. İzin ver bu seferlik gireyim.
- Olmaz anne, şifreyi söylemen lazım.
- Oğlum hayatı zorlaştırma ikimize de !!%#?*!

Aynen böyle işte!

Bir de zaman yolculuğu muhabbetimiz var. Bambino kafasındaki gibi yaşayamadığı her an için geçmişe dönüp o anları tekrar yaşamak istiyor ve bunun için deli gibi ağlıyor her seferinde. Bir defasında dedim ki: "Tamam, bilimadamları zaman yolculuğunu buldukları zaman o anlara geri dönüp dediğin gibi yaparsın, tamam mı? Şimdi biraz sakinleş bakalım" O konuşmadan beridir bu tür durumlarda ağlamayı kısa kesip "Zaman yolculuğu çıkınca bu ana geliriz dimi anne?" diyor. Ben de "Tamam, listeye ekle" diyorum. Şimdiden liste feci kabarık duruma geldi bile :) Bir keresinde de "Oğlum geçmişe gidip olayları değiştirmekten bugünü yaşamaya vaktin kalmayacak" dedim, ona da ağladı. Ben de sustum. Artık demiyorum. Acaip taknıtılı çünkü. İlla onun istediği şekilde tepki verilecek, konuşulacak, oyun oynanacak. Başka türlüsüne tahammülü yok. Bir ara psikoloğa bile götürmeyi düşündüm ama okul öğretmeni bunun normal bir dönem olduğunu ve geçeceğini söyleyince vazgeçtim. Yoksa böyle biriyle yaşamak hiç kolay değil inanın!

Neyse.. Okul tatili yaklaşırken okul gezileri tüm hızıyla sürüyor. Piknikler, kermesler, sergiler.. Bu ay epey sosyal geçti anlayacağınız. Bu anlamda pek çok ilk yaşadı Bambino. Servisle okul gezilerine gitmeyi pek sevdi. Bir defasında kardeşi nedeniyle biz arabayla gitmiştik, epey ağladı. Şimdi kendi servisle gidiyor biz de gitsek bile. Serviste de emniyet kemeri takan tek çocuk bizimkiymiş. Ayrıkotuyuz ailecek :)

Özgüvenli, hassas, kuralcı, arkadaş canlısı, anneci, gezmeci, çözümcü, patron kılıklı, dipsiz kuyu gibi yiyen ama gram kilo almayan -çiroz, kendinden 2-3 yaş büyüklerle takılmaya bayılan, takıntılı, kaygılı Bambinom benim :) Seni çok seviyorum!
DEVAMINI OKU

9 Nisan 2015

64. Gün - Elleri Keşfetmeye Devam

Bambina acaip dillendi, karşısına geçip konuşunca karşılık veriyor ve öyle böyle değil epey değişik sesler çıkartıyor. Sanırım konuşmaya pek hevesli. Pek de çabuk öğreniyor maşallah!

Beni görünce gülücükler saçıyor, artık bilinçli olduğunu iyice anlıyorum. Beni gördüğü kadar olmasa da kendisiyle konuşan herkese gülücükler saçıyor! Maşallah barekallah.. Abisi gibi sosyal ve insan canlısı olacak, belli :)

Bugün itibariyle bilinçli bir şekilde ellerini ağzına götürmeye başladı. Evet, malesef boş bulduğu anda elini emiyor minnoş! Emzik almaya her zaman yanaşmıyor, e karnı tok olup da emme güdüsünü tam tatmin edemeyince eline uzanıveriyor hemen. Parmak emmeye dönüşecek diye endişeleniyorum ve gördüğüm ya da duyduğum an (cuk cuk sesler geliyor elini emerken!) hemen müdahale ediyorum, dikkat dağıtıyorum, konuşuyorum vs. 

Düzenimiz olan düzensizlik hala devam ediyor, uzun bir süre düzen beklemiyorum zaten. Emme saati yok, uyuma saatleri değişken, uyanma saatleri değişken. Günü kurtarmaya devam :)

Sanırım artık net ve renkli görmeye başladı, etrafına daha bir merakla bakınıyor çünkü. Bugün yağan karı uzun uzun seyretti mesela :) Evet, Nisan ayının 9'unda lapa lapa kar yağdı, şaka değil..

Bambino cephesinde yeni bir haber var, daha doğrusu teyit edilen bir gerçek var: Bambino hayvan ve bitkilere pek meraklı değil. Bunu üzülerek söylüyorum çünkü doğayı ve hayvanları sevsin, onlarla ilgilensin diye epey uğraştım, hala da uğraşıyorum ama bizimkinin o taraklarda bezi yok. Dün okuldan almaya ben gittim. Sınıftaki herkes birinin evden getirdiği 2 ördek yavrusunun peşinde dolaşıyordu. Beni de çağırdılar "Gel sev" diye. Bambino ne yapıyordu dersiniz? Öğretmeninin peşinde gezinip kadını arkadan "gıdı gıdı" diye gıdıklamaya çalışıyordu. Sonra da "Seni seviyorum" diye öğretmenine sarıldı :)) Sınıfta öğretmenine sevgi gösteren yani sevgisini direkt belli eden tek kişi bizimki :)) Sabah da sınıfa girer girmez öğretmenine "Günaydın" der ve hemen evde yaşadıklarını anlatmaya başlar :)

Bugün de üst kat komşuya uğradık Bambino ile. Odada kuşları "Limon" da vardı. Bambinonun kuşla ilgilenmesi sadece 30 saniye sürdü. Sonrasında dönüp bakmadı bile. 5 dk sonra da "Sıkıldım" diyerek ynaıma geldi :) Neyseki ev sahibi ile kahve yapmaya mutfağa gittiler ve konuşa konuşa geri geldiler. Bu iki olayla Bambinonun hayvanlara olan ilgisi(zliği)ni teyit etmiş olduk. Bir de komşuyla aralarında şöyle bir muhabbet geçti:

Komşu: Bambino bak bu kuşun adı Limon. Limon sarı olur ya, onun için adını Limon koyduk bu sarı kuşun.

Bambino: Neden ayva koymadınız?

:)))

Ne yapalım, bizimki sadece insanlara meraklı :) Hayvanlarla gayet mesafeli bir ilişkisi var. "Ben onlara dokunmayayım, onlar da bana dokunmasın" diyor :)

Doğa konusunda ise biraz daha umutluyum. En azından yediğimiz yiyeceklerin nasıl yetiştirildiğini merak ediyor :) Tarlalarda koşmayı, ağaçları ve çiçekleri sevip onlarla konuşmayı - genelde ben söyleyince olsa da - ihmal etmiyor. Geri dönüşüm ve çevre temizliği konusunda çok duyarlı. Ama saatlerce ormanda vakit geçirmişliği yok. Gerçi gidecek çok fazla bir ormanlık yer de yok, çocuğun hakkını yemeyeyim. Ankara'da Central Park ya da Hyde Park vardı da biz mi götürmedik canım? :)))
DEVAMINI OKU

31 Mart 2015

55. Gün - İlk Ev Ziyareti

Her gün yazmak adetim değil, zaten buna vaktim de olmuyor ama ilkler söz konusu olunca unutmamak için iki satır da olsa yazayım, kaydedeyim istiyorum.

Bambinonun 40'ı çıktıktan sonraki ilk ev gezmesi en büyük dayımlara olmuştu. Yengem Bambinayı görmeye bize geldiğinde bunu hatırlatınca Bambinayı da ilk olarak onlara götürmeyi istedim. Hoş bir anı olur dedim :)

Bambina gaie uyumlu, çoğunlukla uyuyan ve sohbet dinleyen bir tavır sergiledi. Sanırım bütün çocuklar kalabalığı, sohbet sesiyle mayışmayı ve başka evlere gitmeyi seviyor. Ben severdim, benim çocuklarım da seviyor  en azından :) Evde yenmeyen birşeyi misafirlikte yemek de bizim özelliklerimizden. Misafirlikte herşeyin tadı değişiveriyor nedense :)

Bambina arabada olmayı seviyor ama bir şartla: Araba devamlı hareket halinde olacak :) Durmaya tahammülü yok, basıyor çığlığı :) Hangi yoldan gitsem de trafik ışığı olmasa diye düşünür oldum sayesinde :) Neyseki şansıma bugün elektrikler kesikti, hiçbir trafik ışığı çalışmıyordu :))

Bugünün "süper anne işbaşında" sahnesi yine akşam saatlerinde yaşandı :) Bambinayı uyutmaya çalışırken yanıma gelip koltuğa uzanan Bambinonun haline acıyan ben, Bambinayı da alıp Bambinoyu uyutmak üzere odasına götürdüm. Bir elimle Bambinayı pışpışlarken diğer elimle Bambinoya masaj yaptım uyusun diye. Bu arada Bambinonun yatağının yanında diz çökmüş vaziyette durdum. Kız mızıldandıkça sağa sola sallanmaya çalıştım. Halime güldüm walla :) ("Walla kelimesi kullanılmıyor" derdi Bambino şimdi bunu okusa :P )

Haydi ben yatar, kız uyanana kadar biraz gözlerimi dinlendireyim. İyi geceler efenim :)


DEVAMINI OKU

30 Mart 2015

54. Gün - Eller

Evet, gun sayıyorum, bildiniz :)

Günler geçsin, Bambina büyüsün diye gün sayıyorum.

Günler bazen çabuk, bazen yavaş geçiyor, ama bir şekilde geçiyor işte.

54. gün - bugün- Bambina iki elini birleştirmeye başladı. Ellerini henüz tanıdığını düşünmüyorum ama ayrık olan ellerin birleşmesi de bu yolda önemli bir adım bence :)

Bu arada bebek için gelenlerin "Bu nasıl bebek, yenidoğan dediğin emer ve uyur" yorumlarının sıklığı beni düşündürmeye başlamıştı. "Bambino da böyleydi, o uyurken kucağımda tutardım devamlı, yatağına koyunca ağlardı, emerken dik durmayı isterdi, benimkiler de böyle, sizin o dediğiniz cinsten değil" desem de içimden bir ses "Birşeyleri yanlış mı yapıyorum acaba, kucağa ben mi alıştırıyorum?" gibisinden konuşup kendimi sorgulatıyordu bana. O noktada "Bambinoda nasıldı?" diyerek blog arşivine dalıverdim. İyi ki de dalmışım, Bambino Bambina gibiyken daha da zor zamanlar yaşamışım sanki, buyrun buradan okuyun mesela. Okudukça iyi hissettim kendimi. Benim bebeler de böyle, ne yapayım?

Bakıcı teyzemizin de bunda payı var. İki çocuğu kitap bebeklerdenmiş. Ona göre bir bebeğin en kolay zamanı ilk 3-4 ayı. Her gün benzer muhabbetler olunca evin içinde, birikim yapmış bende demek ki.

Neyse, Bambina nasıl uyuyacağına kendi karar veriyor. İki gecedir gece uykusundan önce emzik istiyor, m.eme verince geriliyor mesela. 

Bizim evde bebeler ne derse o! :)

Bir de bu akşam Bambinayı pışpışlarken aynı anda Bambinoyu banyo yaptırdım ya, aferin bana :) Gerçi ikisini de memnun edemedim, biri "Üşüdüm" diye bağırırken diğeri "Beni buradan al ve emzir" diye ağlamaya başladı. Ama yaptım mı, yaptım.. Bir de üstüne çocuklara ilk ortak nutkumu çektim: "Bakın çocuklar, sizin bir adet anneniz var. Yani annenizin iki tane çocuğu var, ikisi de benzer ihtiyaçlarla anneden ilgi talep ediyor. Ancak annenizin sadece iki kolu var. Bu nedenle beklemeyi ve sabretmeyi öğrenmelisiniz" :))) Bunları dedikten sonra "N'apıyorum ben ya?" dedim :)))

Ama ne iyi olurdu şöyle birkaç kolum daha olsaydı :)

Bu arada postlara foto eklemek çok zahmetli geliyor bana. Cep telefonundaki fotoları direkt bloga aktarma gibi birşey var mı? Bilen duyan gören varsa beri gelsin :)
DEVAMINI OKU

23 Mart 2015

Bambinaya Değişim 47. Günde Geldi

Bambina 47. gününün sabahında ilk defa seslere tepki verdi.

Sesin geldiği tarafa yöneldi.

Kendisiyle konuşana kendince karşılık vererek ilk sosyalleşme sinyallerini gösterdi :)

Hani "Gözü açıldı" derler ya, işte öyle birşey oldu!

Kozasının içinde yaşarken çevresini fark etmeye başladı.

Arada bir onunla konuşana ve özellikle bana gülümsüyor gibi geliyor bana ama tam da emin değilim, kondurmuş olmayayım :P

Yine de 47. gün ile birlikte Bambinanın Dünyayı keşfetme çalışmaları başlamış bulunuyor.

Artık hep aynı odada durmak istemiyor, bazen başka odalarda uykuya dalıyor.

Gözü hala tam görmese de, uzaktaki nesnelere ve ışık-gölge oyunlarına dalıp gidebiliyor uzun süre.

Aşırı hareketli, aynı abisi gibi :)

Araba koltuğuna ve ana kucağına oturmak istemiyor. Neden mi? Bacaklarını uzatamıyor da ondan :)

Gerilmeyi çok seviyor, sık sık "Hayat maksimumda" pozisyonuna giriyor :))

Uykuya dalarken bir geriniyor ve sanki rahatsızmış gibi bir ses çıkarıyor, panik olup pozisyon değiştirmeye kalkmazsak, anında dalıp gidiyor.

Gözleri uykuya dalana kadar çipil çipil bakıyor :)

Acaip keşifçi. Daha şimdiden farklı şeyler arıyor, farklı deneyimler istiyor :)

Süt kokusu, gıdısı, minicik uzuvları, tortop olup yatışı (Bakınız instagram fotoları), boğum boğum bacakları beni mest etmeye yetip artıyor bile!

Bir de kucak bebesi oldu Bambina, abisi gibi :) Bu versiyon farklı olur sanmıştım ama resmen Bambinonun aynısını bir kez daha büyütüyorum gibi geliyor bana :) Bu defa sadece bir derece daha yumuşak, kız olması nedeniyle! Yoksa gidişat, hal-hareket-tavır aynı Bambino :)

Geçen haftasonu ziyaretimize iki kız annesi bir arkadaşım geldi. "Kızlar uslu olur, bakma sen, koy yatağına, ver emziği, öyle uyusun. Kızlar uyum sağlar merak etme" diyerek beni gaza getirdi. O gün Bambinayı iki kere ağzına emzik verip (ki normalde pek almıyor) yatağında uyutmayı başardım. "Evet ya" dedim, "Oluyormuş gerçekten de, ne güzel böyle uyur artık hep!" Sen misin onu diyen!! O akşam tam 5, evet tam 5 saat bağırdı Bambina ve uyumadı. Ağlama değil, tam anlamıyla çığlıklar attı! Sesini acaip biçimde duyurdu. Anladım ki kızım gün boyu yaşadığı olayın stresini atıyor, beni bana şikayet ediyor! O 5 saat sonunda kucakta gezidirilerek uyutulmaya geri döndü tabi ki :)) Ben de gaza gelip "Her çocuğun ihtiyaçları, mizacı farklıdır" ı unuttuğum için kendime kızdım ..


DEVAMINI OKU

26 Şubat 2015

2. Gebelik - Doğum Hikayemiz

Öncelikle merak eden, hatırlamak isteyen varsa, Bambinonun doğum hikayesini okumak için buradan alayım sizi :)

Tarih 4 Şubat 2015 Çarşamba.. Her zamanki rutinde bir akşam yaşanıyor bizim evde. Kojo biraz geç gelmiş, ki bu aralar rutini bu şekilde, Bambinonun uyku vakti yaklaşıyor, klasik yemek-oyun-kitap-ilaç-diş fırçalama-sohbet-masaj-uyku rutinini uyguluyoruz.

Bambino uyuyor, sonrasında nedense benim uykum gelmiyor, tamam biraz var ama uyumak istemiyorum, kendi halimde takılıyorum. Gece 11 olmuş, ben uyanığım hala, 12'de hala öyle. Kojo salonda dizi izliyor, ben yan odada bilgisayar başında. 

Tarih oluyor 5 Şubat 2015. Saat 1 civarı.. Bana bir ağlama geliyor, ama öyle böyle değil. Son zamanlarda pek iyi hissetmiyorum kendimi; yeterince destek görmüyorum gibi geliyor, kendimi yalnız hissediyorum sıklıkla. Yatak odasına gidip katıla katıla ağlıyorum. Kojo geliyor, önce telkin etmeye çalışıyor ama başaramayınca kendi halime bırakıyor beni, yanımda duruyor yine de. "Kendimi çok yalnız hissediyorum" diyorum sadece. İçimden daha fazla açıklama yapmak, konuşmak gelmiyor.

Saat 2 oluyor. Hala durup durup ağlıyorum. O sırada karnımdan aşağı doğru bir baskı hissediyorum. Sancı gibi değil, tam anlamıyla baskı. Vücudumun tam ortasından aşağı doğru bir açılma ihtiyacı geliyor. Bu his gelince elimde olmaksızın bacaklarımı balerin gibi yana doğru açıp olabildiğince çömelmeye başlıyorum. Çok içgüdüsel bir hareket benimki. O hareket bana kendimi iyi hissettiriyor. Bir yandan da 1-2 tekniği ile nefes alıp veriyorum; yani nefes alırken mesela 4'e kadar sayıyorsam, nefes verirken 2 katı kadar, 8'e kadar sayıyorum. İlk dalgalarda bu nefes tekniği çok işe yarıyor.

O kadar çok ağlayıp kendimi helak ettim ki, "Bebek bunu hissetti ve tepki veriyor" diye düşünüyorum. Doğumun başladığı aklıma hiç gelmiyor o esnada :)

Ama gelen baskı hissi 4 dakikada bir tekrarlıyor. Bu kadar sık olmaması gerekiyor diyorum kendi kendime. Ve 15 dakika sonra baskı hissi gelmeye devam edince hazırlık yapmaya başlıyorum. Kojoya haber veriyorum önce. Panik yok, gayet sakiniz. Çantamı 2 gün önce hazırlamıştım, zaten fazla birşey de koymadım. Bebeğin eşyaları da hazır. "Acaba mutfağa gidip birşeyler yesem mi?" diye düşünüyorum. 

Doktorumu arıyorum, haber veriyorum. "Doğum başlamamış olabilir, suyun gelmemiş, nişan gelmemiş, bir yarım saat daha bekle bakalım, haberleşiriz" diyor. Yine de her ihtimale karşı hastaneyi arayıp bilgi verecek. Doktorla konuştuktan 10 dakika sonra tuvalete gidiyorum, nişan geliyor! Evet, bu doğum başladı demek!! Doktoru tekrar arıyorum, nişanı söylüyorum. "Tamam", diyor; "Ben çıkıyorum, hastanede görüşürüz, hemen gelin siz de"

Bu arada ilk doktor konuşmasından sonra hemen bakıcı teyzemizi aradık, sağolsun 20 dk içinde bizdeydi. Bambinoyu ona emanet edip kojoyla hemen çıkıyoruz. Arabaya gidene kadar iki kere daha baskı geliyor. Ben her baskı geldiğinde giderek daha fazla çömeliyorum, bacaklarımı daha da çok yana açmaya çalışıyorum. Bakıcı teyzemiz geldiğinde beni salon kapısının önünde yerde çökmüş vaziyette gördü :) Arabaya binmeden önce apartmanın demir çitine asılıp baskıyı karşıladım. 

Hareket etmek iyi gelince arabaya binmek işkence oluyor tabi. Neyseki hastane çok yakın, 10 dk içinde ulaşıyoruz. Acilde bana tekerlekli sandalye veriyorlar, reddediyorum hemen, bir yandan da baskı geldikçe yerlere atıyorum kendimi :) Beni o halde görünce sedye mi getirsek diyorlar :))) Bu şekilde doğum katına ulaşıyorum. Odanın kapısında yine yerlerde sürünüyorum, bu defa benimle ilgilenecek olan hemşire beliriyor yanımda: "Çok iyi karşılıyorsunuz sancıları, tebrik ederim" diyor.

Kojo arabdan ne alabildiyse getiriyor odaya, arabaya bir kez daha inme fırsatı hiç olmuyor. Ve özenle hazırladığımız fotoğraf makinesi ve video araba koltuğunda kalıveriyor :) Evet, bu bebeğin hiç düzgün fotosu ve videosu yok! Cep telefonuyla ne çektiysek o var elimizde :)

Bizden 5 dk sonra doktorum geliyor, şahane kadın Hüsniye Tanboğa. Beni yatağa yatırıp muayene edeceğini söylüyor ama ben yatmak istemiyorum ki yatağa. Bu arada baskılar artık devamlı geliyor neredeyse. Öyle hızlı ilerliyor ki süreç! Birkaç dakika sonra yatmaya ikna oluyorum çünkü doktor doğumun hangi aşamada olduğunu ancak bu şekilde anlayabilecek.

Yatıyorum ve doktor heyecanla haber veriyor: "Tamamen açılmışsın, bebek gelmeye hazır, birazdan ıkınmanı isteyeceğim" Neeeeee? Ne çabuk? Daha sohbet edecektik, ben birşeyler yiyecektim, evden getirdiğimiz koca pilates topunda oturacaktım, koridorda gezinecektim, müzik açıp sakin bir ortam yaratacaktık, odayı kişiselleştirecektim, şimdi hemen mi geliyor bebek?? 

Ya ağrı kesici hakkımı kullanmak istersem? "Hayır, o aşamayı çoktan geçmişsin, ilaç müdahalesine gerek yok, şimdi gücünü topla, ıkınma zamanı geliyor"

Gelen baskılar öyle yoğunlaşmıştı ki, artık sadece sürecin bir an önce bitmesini istiyordum. Bebek kanala girmişti, hissediyordum ve verdiği baskı hissi inanılmaz büyüktü. Öyle ki bağırmaya başladım. Nefes tekniği uyguluyordum ama bebeğin baskısı arttıkça ancak çığlık atabiliyordum. Tabi bu arada kojoyla helalleştim, ne olur ne olmaz diyerek. 

Doğum müdahalesiz olunca her anı hissettim, her anı dolu dolu yaşadım. Eskilerin bir sözü vardır ya, "Doğum anında anne iki dünya arasında gider gelir" diye, işte ben onu bizzat yaşadım. Gerçekten de gittim geldim. Dayanamayacağımı düşündüm ama beni o an benden başkasının kurtaramayacağının da farkındaydım. Gücümü toplayıp ıkınmam gerekiyordu. Doktorum da tam o sırada bunu söyledi: "Bağırıp enerjini ağzından çıkaracağına enerjiyi aşağı doğru itmelisin, bak gör iki kez itsen bebek gelecek, kafasını görüyorum"

Ağzımı kapatıp nefesimi bebeğime doğru yönlendirdim. Gerçekten de iki kez ıkınınca bebek "fırt" diye çıkıverdi dışarı. O an nasıl bir rahatlama geldi anlatamam. Kocaman birşey içimden kayıp çıkıvermişti işte :)

Daha önce doktorumla konuştuğumuz gibi kordonu kesilmeden mosmor ve tortop olan bebeği kucağıma koyuverdiler. O an yaşadığım süreç çok geride kalmıştı bile. Bir mucizeye an be an tanıklık etmiştim, dolu dolu hissederek yaşamıştım. Sıcacık bir somun ekmek gibiydi Bambina, fırından yeni çıkmış tazecik bir ekmek. Aldım onu, "Hoşgeldin" dedim ona, sıcaklığını hissettim, güzelliğine doyamadım.. Kan akışı durunca kordonu kesildi ve kısa bir süreliğine yanımdaki masaya alınıp giydirildi. Bebeğin yıkanmasını istememiştim, üzerindeki tabaka onu egzama ve diğer mikroplardan koruyacaktı çünkü. Üzerine birşeyler giydirip tekrar verdiler bana Bambinayı. 

Tarih 5 Şubat 2015 Perşembe. Gece 2'de başlayan doğum süreci yaklaşık 2 saat sonra, 3:55'te son buldu. Saat 3:55'te bembeyaz nur topu gibi bir kız geldi aramıza. Bize emanet. Kim bilir bu evrendeki hangi boşluğu dolduracak, neler yaşayıp neler yaşatacak?

Bahtın açık olsun kızım, hayırlı ve mutlu bir ömrün olsun. Mutlu olasın, mutlu edesin. Görevini hep hatırlayasın. Bizi ikinci kez anne-baba yaptığın için çok teşekkürler.  Bize öğreteceğin çok şey var, biliyorum.. Seni çok seviyorum güzel kızım..

"Kendimi çok yalnız hissediyorum" diye ağlamam sanki yüzyıllar önceydi gibi geliyor şimdi düşününce. Çünkü bu düşüncenin zerresi bile kalmadı içimde. Kendimi yenilenmiş ve yeniden doğmuş gibi hissediyorum şu anda. Biliyorum Bambina hepimize iyi gelecek, rahmime düştüğü andan itibaren öyle oldu, daima öyle olacak...

DEVAMINI OKU

SOSYAL AĞLAR


İZLEYENLER

Blog Arşivi

HER GÜN MUTLAKA

NE ARADINIZ, YARDIMCI OLALIM?

Kişisel Blog

Copyright © Benden ve Bizden | Powered by Blogger
Design by Lizard Themes | Blogger Theme by Lasantha - PremiumBloggerTemplates.com