5 Mayıs 2016

Bambina 15 Aylık


Bambina büyümeye tam gaz devam ediyor :)

Son günlerde azı dişinin biri çıkmaya başladı, epey sıkıntılı. Canı yemek yemek istemiyor, salya akıtıyor, eline geçeni hırsla dişine götürüp kaşımaya çalışıyor, ısırıyor, uykular sıkıntılı.. Geçecek diyoruz, bu da böyle bir dönem.

Konuşma konusunda pek ilerleme kaydettiğini söyleyemem, hala en çok "baba" diyor.
Arada bir "annnnn-nnnnni" diyerek bana seslenmeye çalışıyor ama bu kelime ona zor geliyor. Onun yerine genelde "ıh-ıh" kullanıyor :))
"ıh, ı-ııh" diyerek herşeyi anlatabiliyor bize. Bazen anlamakta zorlansak da çoğu zaman ne istediğini anlayabiliyoruz, belki de o nedenle konuşmaya hevesi yok :)
Elini dudaklarına götürüp "brrrrp" diye sesler çıkartıyor, çok eğleniyor böyle :)

Eliyle "gel" işareti yapıyor. Kime çağırmak istiyorsa onun yanına gidip eliyle "gel benimle, bir bakar mısın?" işareti yapıyor ve o kişiyle birlikte çıkıyor odadan :))

En çok güldüğüm hareketi biz yerde otururken karşıdan yürüyerek gelmesi, belli bir mesafeye gelince arkasını dönüp geri geri gelmeye başlaması ve birkaç adım sonra kendini kucağımıza bırakıvermesi :)) "Gel kitap okuyalım" deyince direkt bunu yapıyor mesela :) Çok çok hoşuma gidiyor, öyle yavaş yavaş yanaşıp şıp diye oturması :)

Uykusu gelince beni odaya götürüyor, yatağa yatıyor, benim de yatmamı istiyor. Ayakkabısını ve çorabını çıkartıyor ya da benim çıkartmamı istiyor ve emmeye başlıyor. Bazen bu şekilde uyuyabiliyor, bazen de uykuya dalamayıp tekrar kalkıp gidiyor. Yataktan kalkınca arkasına dönüp bana el sallamayı ihmal etmiyor :)))

Beni işe uğurlarken genelde güleryüzlü davranıyor, el sallıyor. Eve geldiğimde de çok çok mutlu oluyor, kendi kendine şarkılar mırıldanıyor.

Abisinin elindeki herşey çok değerli. Elindekini bırakıp ona gidiyor hemen. Abiden genel olarak çekiniyor, ondan kendisine zarar gelebileceğini biliyor çünkü. Bazen çok iyi anlaşıyorlar, bazen de çığlık çığlığa. Herşey yolunda yani bu konuda :))

Dışarıya çıkmayı çok seviyor. Arabada uzun süre geçirmeyi sevmiyor hala ama abisi idare ediyor bir müddet, sağolsun!

Değişik bir damak zevki var. Ekşimiş yoğurt, brüksel lahanası, çiğ patates, çiğ kabak seviyor. Pişmiş patatesle arası pek yok mesela. Ekmek yemiyor. Kuruyemişe bayılıyor.

Boyu da uzadı son günlerde. Ölçtürmedim ama bana iyi görünüyor. Zaten önemli olan keyifli olması.

Oyuncu kişiliğini her an her yerde gösterip hem kendini hem de çevredekileri mutlu edebiliyor.

Parka gidip sallanmayı, kaydıraktan kaymayı çok seviyor. Koşturup duruyor ortalıkta :)

Öyle böyle geçiyor günler..
DEVAMINI OKU

4 Mayıs 2016

Bambino 67 Aylık


Bambinonun gelişimi kojo ile beni hayretler içinde bırakmaya devam ediyor :)

Ettiği sözler, kurduğu cümleler, mantıksal çıkarımları her gün ama her gün bizi şaşırtıyor, "Vay be!" dedirtiyor.

Geçen gün bana dönüp dedi ki:

- Anne, sen babama niye "baba" diyorsun?
- Ne demeliyim?
- Kocam ya da canım demelisin!

Bu noktada kojoyu baba olarak görmekten ziyade kojo olarak görmem gerektiği konusunda uyarı almış bulunuyorum :) Çocuk haklı, o benim babam değil, kocam! Aynı şekilde ben de kojonun annesi değilim, karısıyım :)

Paylaşma konusunda hala isteksiz bizim oğlan. Kardeşiyle birşeyler paylaşmayı çoğunlukla reddediyor. Çok üstüne gitmiyoruz ama paylaşımda bulunup örnek oluyoruz.

Dili pabuç gibi maşallah :)

"Kötü şeyler yapıyorsam hep sizden örnek aldığım içindir. Bana iyi örnek olsaydınız yapmazdım!"

Bu şekilde taşlar yağıyor ara sıra kafamıza :)))

Lego sevdası tam gaz devam ediyor. Kendi kendine lego beğeniyor ve biz alana kadar başımızın etini yiyor. Genelde de yufka yürekli babası kıyamıyor, gidip alıp geliyor. Son zamanlarda S.up.er H.ero.es modellerine sardı, B.at.m.an ve S.uper.m.an legolarıyla aşk yaşıyor.

Tenisi seviyor, piyanoyu bıraktı. Biraz maymun iştahlılık ve aslında daha çok "Bu nasıl yapılır?" merakı var. Öğrenince bırakıyor, başka birşeye geçiyor. Annesine benziyor bu konuda :) Uzmanlaşacağı bir şeyler olacak mı bilmiyorum...

Duygularını çok güzel ifade ediyor. Bir tek arkadaşlarıyla arasında kötü şeyler olursa paylaşmaya çekiniyor bazen. Karşıdakinin üzmemek için anlatmamayı tercih ediyor. Empati yeteneği güçlü. Dün bıçakla alimi kestiğimi söylediğimde "Çok üzüldüm anne, ağlayacağım galiba" dedi benim pamuk yürekli oğlum...

Vücuduna bakmayı pek sevmiyor Bambino. Sıkılıyormuş. Özellikle tuvalet temizliği konusunda feci sıkılgan. Her gün benimle pazarlık yapıyor, bugün de ben yardım etsem olur muymuş? :)
Geçen gün dedim ki: "Her gün diş fırçalamak çok sıkıcı, her gün el yüz yıkamak, tuvalet temizliği yapmak çok yorucu. Hele banyo yapmak ya da tırnak kesmek çok zor her hafta. Hayat ne kötü yahu!"
Gözlerini kocaman açarak döndü ve dedi ki: "Anne, gerçekten böyle mi düşünüyorsun?"
"Evet", dedim.
"Ben de öyle düşünüyorum anne!" dedi sevinçle.
"Ama", dedim, "Bunları bizim için kimse yapamaz, bizim kendimizin yapması gereken şeyler. Bunları aksatınca düzenimiz bozuluyor, belki de hasta oluyoruz."
"Evet anne", dedi, bıkkın bir sesle.
Konuyu orada kapattık. Bambino anlaşılıyor olmanın sevinciyle banyoya koştu burnunu temizlemeye :)

Çünkü öğrendim ki çözüm bulmak yerine duyguları aynalamak çoğu zaman yeterli oluyor. Ya da sözünü kesmeden dinleyebilmek.

Çocuğuyla birlikte büyüyen biri olmak ne güzel!
Yaşasın çocuk olmak :))
DEVAMINI OKU

11 Nisan 2016

Affetmek = Duygusal Unutma


Affetmek üzerine yazı yazsaydım herhalde böyle birşey yazardım...

**

Başkalarını affettiğimizde biz özgürleşiriz.

Nefret yaşamdan zevk almamızı, insanların güzel yanlarını görmemizi engeller Hiç kimse saf iyi ya da saf kötü değildir Salt kötülükleri görmek bir süre sonra şüphe, depresyon ve umutsuzluk denizinde boğar insanı.

Nefret dolu bir yaşam, mutsuz bir yaşamdır Affetmek insanı derinleştirir.

Affetmek için, insanın ruhsal ve zihinsel olarak kendisini hazır hissetmesi gerekir. Çünkü affetmek bir seçimdir.

Kimsenin zorlamasıyla affetmek mümkün değildir Affetmek bir süreçtir.

Birdenbire affedişler bile bir sürecin ürünüdür.

Affetmeyi seçtiğinizde kimse size borçlanmayacaktır. Yani koşullu affetme yoktur. Diğer insanın da sizi affetmesini, değişmesini veya sizin istediğiniz gibi olmasını beklemeyin.

Affetmek bir seçimdir. Amacı sizin rahatlamanızdır, sizin özgürleşmenizdir. Nefret duyduğunuz kişinin yaşıyor ya da ölmüş olması sizin affetme sürecinde duyduğunuz acıların yoğunluğunda bir farklılık yaratmayacaktır. O acılar sizin acılarınız.

Affetmek kolay değildir. Fakat özgürleşmek için gereklidir. Çoğu insan affetmenin nefret ettiği kişiyi suçsuz ya da haklı bulduğu anlamına geleceğini sanır.

Oysa affetmek, geçmişteki anıların boyunduruğundan kurtulmak, yaşamımızı kontrol altında tutmasına son vermek demektir.

Affetmek, o kişiyi sevmek değil.

Affetmek, o kişiyle konuşmak zorunda olmak değil.

Affetmek, o kişiyle ilişkiyi sürdürmek değil.

Affetmek, o kişinin beklentileri doğrultusunda davranmak değil.

Affetmek, o kişiyi kucaklamak değil.

Affetmek, o kişiyi suçsuz bulmak değil.

Affetmek, o kişiyi haklı bulmak değil.

Affetmek, o kişinin verdiği zararları telafi etmek için çaba göstermemek değil.

Affetmek kırgınlığın, küskünlüğün, nefretin hapishanesinden özgürlüğe kavuşmaktır.

Affetmek artık acıyı hissetmemektir Yapılanları zihinsel olarak unutmak zaten mümkün değildir.

“Duygusal unutma” affetmenin diğer adıdır.

* Alıntı

Kaynak buradan, foto buradan



DEVAMINI OKU

5 Nisan 2016

Bambina 14 Aylık

Bambinonun 14 aylık yazısı burada.

Bambina ile günler çok keyifli geçiyor.

Acaip eğlenceli bir tip Bambina, gülmesini, keyif almasını çok iyi biliyor..

Korkusuz. Parka götürünce kaydıraklara ters tırmanmaya çalışıyor, üstelik de kimseden görmediği halde yapıyor bunu. Çok uzun zaman kaydırağa ters tırmanıp kendi kendine kaymaya çalışıyor. Düşünce gülüyor, kalkıp devam ediyor :)

Gezmeye bayılıyor. Araba yolcuklarını pek sevmiyor, 20 dk dan sonra mızırdanmaya başlıyor ama değişik bir yere gidince başlıyor keşfetmeye.

Yürüyor, hatta son günlerde ayaktayken basamakları inme ve çıkma çalışmalarına başladı (dört ayak üstünde yapıyordu zaten).

Konuşma kısmı pek yok.. Tek söylediği "ba ba ba ba..." Herşeye "ba ba ba.." diye karşılık veriyor, bunu söylerken çok ciddi bir şekilde sohbet ettiğini düşünüyor ve cevap bekliyor bizden :)) Söylediği bu tek heceye evde en çok sevinen ise şüphesi kojo :)) Her "ba-ba" deyişinde mest oluyor adam :))))

Herşeyi parmağı ile işaret edip adını söylememizi ya da var ise şarkısını söylememizi istiyor. Kardan adam görünce ékardan adam yapalım/burnuna hav uç takalım/üşüyor bu havada/boynuna atkı saralım" şarkısını mutlaka duymak istiyor. Duyamazsa sinirleniyor.

Sinirleniyor deyince.. Bambinanın cazgır bir tarafı var. Genelde abisine karşı kendini koruma konusunda kullanıyor bu yönünü. Ya abisini ısırıyor ya da eliyle şaplak atıyor yüzüne filan.. Abisi de az değil, onu düşürüyor, itekliyor, yastıkların arasına sıkıştırıyor, çelme takıyor eğer dediğini yapmaz ise.. Geçinip gidiyorlar işte :P

Getir-götür işlerinde çok başarılı Bambina. "Al bunu babana götür" diyorum, hemen götürüyor. Görev adamı :) Bambino da öyleydi bu zamanlarda.

Kitap okutmayı, kitap dinlemeyi çok seviyor. Favori kitapları var. Sağolsun kızı olan arkadaşlardan kitaplar geldi, yoksa kızın tüm kitapları abisinden kalan inşaat ya da arabalarla ilgili kitaplar :)

Müzik dinlemeyi, dans etmeyi seviyor. Babasıyla bunu yaptıkları özel zamanları var. Projeksiyonu açıyorlar, takılıyorlar baba-kız.

Babayı görmeden uyursa çok üzülüyor Bambina. Baba eve geldiğinde bir çığlık atıyor ki sormayın! Zaten o ana kadar pili biten ben kızı babasına teslim ediyorum ve baba-kız arasına girmiyorum :)

Bambina fıtrat itibariyle neşeli bir tip. Kendi kendine eğlenebiliyor. Kurduğu oyunlara bizi de dahil ediyor bazen, bizim de keyfimizi yerine getiriyor. Bu Bambina bambaşka wallahi!

Damak zevki değişik biraz. Zaten alerji nedeniyle süt ve yumurta yemiyor. Sebze seviyor, meyve ve balık da. İştahı da güzel çok şükür.

10 gündür müthiş bir öksürük var Bambinada. Abisi okuldan mı getirdi nedir anlamadık, kusacak kadar olana dek öksürüyor derinden derinden. Akut bir enfeksiyon. Gece daha yoğun oluyor ve uykusunu bölüp tekrar uyumasını engelliyor. Uykusuz gecelere devam yani..

Günde 2 uyku uyuyor ama bazen tek uyku uyuduğu da oluyor.

Toka taktırıyor bazen kafasına. Bazı eşyalarını pek seviyor. Pembe renge yatkınlığı var. Biz yapmadık inanın, içinden öyle geliyor. Çok ilginç, değil mi?

İyi ki varsın minnoşum, seni çok seviyoruz..
DEVAMINI OKU

4 Nisan 2016

Bambino 66 Aylık - 5,5 Yaşında

"Anne, sen iyisi ben seninle evleneyim, babam da Bambina ile evlensin. Böylece ayrılmamış oluruz."

"Evlenince senden ayrı bir yerde yaşamak zorunda mıyım?"

"Ben kimin babası olacağım peki?"

"Çocuğumun annesi kim olacak?"

"Sen Bambinanın çocuğunun anneannesi, benim çocuğumun babannesi olacaksın."

"Hep Bambinaya sarılıyorsun, biraz da bana sarıl"

"Bambinayı aldığın gibi beni de ayaktayken kucağına alır mısın?"

"Biraz da bana doğru dön anne yatarken, hep Bambinaya dönüyorsun"

"Anne benimle eve gelir misin, babam kalsın parkta Bambinayla?"

"Anne beraber lego oynayalım mı? Tek başıma oynamak istemiyorum"

"Dişimi çok kısa fırçalasak olur mu?"

"Çok canım çekiyor ekmeklerden, kaldırın lütfen!" (Alerjisi nedeniyle yiyemiyor)

"Ama şimdi de peynir canım çektiiiiii!"

"Şimdi de xxx canım çekiyoooooor!" (Bitmez bu muhabbet)

"Jimnastik yapmak istiyorum ama evde, kursa gitmem ben"

"Biliyor musunuz, Batman'in şusu varmış, Süperman de böyle böyleymiş. Okulda A.D. söyledi"

"A.D. şuralara gitmiş, şunları çok seviyormuş, en çok şunu yermiş..."  A.D. aşağı, A.D. yukarı, A.D. şöyle yaptı, A.D. böyle dedi. En iyisini A.D. bilir....

"Anne, A.D. bana iyi davranmadı. Canımı acıttı ve sonra hiç gelip birşey söylemedi." ("Değer verildiğin kadar değer vermelisin o halde" diyoruz ama nafile! Herşeye rağmen çok seviyor onu. Vazgeçemiyor. Kafasını çarpa çarpa öğrenecek ve biz bu konuda hiç bir şey yapamayacağız... Kabullendim bunu.. )

"3 saatlik araba yolculuğu çok uzun. Lütfen bundan sonra 1 saatten fazla uzun yerlere uçakla gidelim." (İstanbul'dan Edirne'ye giderken yolda söylüyor bunu) (Evet, Edirne'ye gittik ama yazacak ortam olmadı)

"Anne lego kamyonum güzel mi?"

"Anne lego polis arabam güzel mi?"

"Anne lego kutup oyuncağım güzel mi?"

"Lego oynayalım. Şimdi önce kuralları söylüyorum. Sen şunu yapacaksın, şöyle diyeceksin, sonra ben şunu diyeceğim, şöyle olacak... [Tüm oyunu göstererek oynadı bunları anlatırken]... Ve oyun orada bitecek, tamam mı?.. Haydi şimdi başlayalım!"

"İngilizce öğretmenimiz Yunanistan'a geri dönmeye karar verdi. Cuma günü çemberde anlattı. Kalbim çok kırıldı."

"Öğretmenimi çok özlüyorum. Keşke gitmeseydi."

"Bambinaya greyfurtumdan bir parça bile vermem. Verecekseniz bana yeni greyfurt soyun."

"İstediğin kadar konuş, hayatta o spreyi burnuma sıktırmam."

"Saçlarımın bu halini ben de beğenmiyorum, baba beni berbere götürür müsün? Bu akşam gidelim hemen."

"Şimdi şöyle yapacağız: Anne sen Bambinayla evde kal. Ben babamla kursa gideyim. Oradan çıkınca da gezeriz."

"Şu lego ne kadar güzel değil mi? Keşke benim olsaydı. Alın demiyorum, tamam"




DEVAMINI OKU

16 Mart 2016

Peki Ne Yapalım?


"Uzun ve açıklayıcı bir yazı yazmaktaydım ki vazgeçtim. Anlaşılmıyor artık uzun yazılar. İnsanların sadece konsantrasyonu zayıf değil sabrı da az. Madem öyle net söyleyeyim olsun bitsin: Bildiğimiz medeniyet çöküyor. Dünyanın her yerinde otoriter rejimler oluşmaya başlıyor. Korku insanlığı ele geçirdi. Korku beraberinde şiddeti getiriyor. Şiddet sürekli hale geldiğinde kanıksanıyor. Kanıksanınca artık can yakmıyor. Can yakmayınca insanlar kendilerine zarar verecek durumlar karşısında çare aramıyor. Bir insan hayatı tehdit eden bir durum karşısında kılını kıpırdatamadığı bir atalet içindeyse buna delilik denir. Kötü kanıksandığında delilik başlar. Bu delilik tıpkı ülkemizde olduğu gibi dünyada da gittikçe artıyor. Bizler bu deliliğin etkisiyle yönetici sınıfın bizi tehlikelerden koruyacağı yalanını satın alıyoruz. Oysa yönetici sınıf aynı deliliğin etkisi altında. Kulaklar aklı selimi duyamayacak halde.

Bu durum azalmayacak. Artarak sürecek; ta ki bildiğimiz medeniyet sonlanıncaya kadar. İnsanlığın tümü yok olur mu bilmem ama değişmek zorunda olduğu kesin. Bildiğimiz medeniyet bir hastalıktan, bir tür kanserden başka bir şey değil. Bizim cehaletimiz ise onun besini. Ya biz yok olacağız ve o beslenemeyip ölecek ya da biz anlayış değiştirip ona besin vermeyeceğiz ve ölecek. Her iki şekilde de bu medeniyet ölecek. Sorun hangi şekilde öleceği.

Toplumsal kurtuluş yalnızca bir hayal. Bireysel olarak ışığımızı korumamız gerekiyor. Duyabilenler: Var olanı net değerlendirin ama sakın ışığınızı yitirmeyin. Olanı doğru değerlendirmek karamsarlık olmadığı gibi, iyi olanı korumak ve umut da hayalperestlik değildir. Olanı tüm yalınlığı ile görün ve anlayın ama iyi bir kalbi ve umudu koruyun. Eğer iyi kalbi, umudu ve herşeyden önemlisi şefkati ve cömertliği korumazsanız acı çekenlerden, delirenlerden olacaksınız. İnsanlığın başına gelen tüm bu belanın iki sebebi var: açgözlülük ve öfke. Bunlar ise neyin eğri neyin doğru olduğunu ayıramayan bir cehaletten besleniyor.

Kendinizi ve aklınızı cömertlik ve şefkat ile koruyun. Merak etmeyin bu karanlık inanılmaz bir aydınlığa gebe. 

Kalbinizi ve aklınızı arındırmayı sürdürün.

Televizyonuzdan kurtulun.

Akıllı telefonlarınızdan kurtulun ya da sadece gerçekten gerekli olduğunda kullanın. Bunu başaramıyorsanız kurtulmanız daha iyi.

Haberleri dinlemeyin.

Tüketime kanmayın.

Sadece doğru değerleri satın alın.

Maddeye değil deneyime ve içsel ilerlemeye yatırım yapın.

Okuyun.

Kalbi iyi, olanı doğru değerlendiren, cömert, cesur ve şefkatli insanlarla bir araya gelin. Sık sık bir araya gelin ve konuşun. Bu size harekete geçme gücü kazandıracak. Böyle olmayan insanlara karşı tıpkı küçük bir çocuğa karşı olmanız gerektiği gibi anlayışlı olun ama onları hayatınızda tutmayın. Bırakın hayatınızdan çıksınlar yoksa sizi de aynı bataklığa çekecekler.

-meli, -malı’ları bırakın.

Kendinizi tanımlama çabanızdan kurtulun.

Alkış beklentinizi fark edin ve bundan kurtulun.

Verdiğiniz sosyal rüşvetleri ve bunları ne için verdiğinizi fark edin. Ardından bunu bırakın.

Liderlerin ve öğretmenlerin görüntüsüne kanmayın. Eğer yalan yanlış beklentilerinizi aşarsanız onlardaki sahtekarlığı görebileceğinizi unutmayın.

Olağan olun. Kendiliğinden olun. Tavırlarınızı hesaplamayın. Olmayı yönetmeye kalkmayın.

Cimriliğinizi ve bunun ardındaki korkuyu fark edin. Cömertlik ve cesaret geliştirin.

Eleştirmeyin. Eyleme geçin.

Yakınmayın. Ya kabul edin ya da eyleme geçin.

Suçlamayın. Affedin ve eyleme geçin.

Durmayın. Eyleme geçin.

Not: Biliyorum ki bazıları buna uzun bir yazı diyecek."

Cem Şen

Foto buradan
DEVAMINI OKU

5 Mart 2016

Bambina 13 Aylık

Sarı şeker Bambina günden güne gelişmeye devam ediyor.

Son ay içinde gözlemlediğim en temel durum, Bambinanın tüm komutlara uyması, evde her türlü işi yapmaya çalışması kısaca günlük hayata tam anlamıyla katılma çabası oldu. Bu durumun giderek artacağını biliyorum.
Sofraya oturunca kucağıma çıkıp masadaki herşeyin ne işe yaradığını teker teker öğrenmeye çalışıyor, eline alıp denemek, tatmak istiyor.
Banyoya gidince tarak çekmecesini açıp tarakları çıkarıyor, saçlarını tarayıp geri yerine koyuyor tarağı. Diş fırçası ile dişlerini fırçalıyor. Makyaj malzemelerime de sulanıyor sonra :)

Abisine hayranlığı devam etmekle birlikte, abisinin fiziksel müdahalelerine avazı çıktığı kadar bağırıp ağlayarak karşı koymaya çalışıyor. Tepkisin bu şekilde gösterebileceğini keşfettiğinden beri hiç çekinmeden kullanıyor. Bazen de abiyi zor durumda bırakıyor, ortada birşey yokken ya da canı acımamışken bağırınca. Klasik kardeş muhabbeti işte :)

Söylenen herşeyi anlıyor. "Dışarı çıkıyoruz" deyince kendi ayakkabılarını ve şapkasını getiriyor, bir de bizim ayakkabıları :)
"Haydi uyku zamanı" deyince uykusu yoksa ellerini sağa sola sallıyor hayır anlamında :)
"Yemek yemek ister misin?" deyince karnı aç ise mutfağa doğru koşmaya başlıyor :)

Herşeyin tadına bakmak istiyor, çok hevesli.

Anneannesinin anlattığına göre salıncağı çok seviyor, uzuuuuun süre sallanıyor, bazen uyuyakalıyor sallanırken :))

Uykuları gündüz iki kere. Gece ise benimle birlikte uyuduğu için çok defa mızırdanıyor. Yani tam gözlerini açmıyor ama "Uyandım ve tekrar uyut beni" şeklinde mızırdanma durumunda. Emerek tekrar dalıyor.

Abisi kadar emmeye düşkün değil. Öğlenleri eve gidiyorum emzirmek için, bazen karnı toksa hiç istemiyor ya da iki fırt alıp bırakıyor. Onun yerine fiziksel temas istiyor, birlikte oyun oynamak istiyor. Onaylayıcı sözler bekliyor.

Babasını görünce hepimizi unutuyor, baba aşkı başka birşeymiş :) Akşamları babası uygunsa o uyutuyor Bambinayı. Birlikte takılıyorlar salonun kapısını kapatıp.

Toka taktırmıyor, saçları uzadı iyice, gözünün içine giriyor. Suyla ıslatıp geriye tarıyorum, o da fazla dayanmıyor. Zaten alnı dar, kaşlarının bittiği yerde saçları başlıyor neredeyse :)))

Süt ve yumurta alerjisi devam ediyor, dikkat ediyoruz yediklerine.

Neşeli, kendi kendine oyunlar kurup kendini oyalayabilen, algıları açık, etrafta ne olup bittiğinden haberdar bir çocuk Bambina :)

İyi ki varsın, seni çok seviyorum canım kızım!
DEVAMINI OKU

4 Mart 2016

Bambino 65 Aylık

Bambino son bir ay içinde okuldaki değişikliklere alışmaya çalıştı.
Her ne kadar bunu açıkça ifade etmese de, öğretmeninin okuldan ayrılması ve sınıfların birleşerek mevcudun artması nedeniyle gelişen durumlar Bambinoyu hafiften sarstı.
Geçen dönem görmediğimiz okula gitmeme talepleri gündeme gelmeye başladı.
Gerçi hastalık nedeniyle biz de göndermek istemedik çoğu zaman ama gitme zamanı geldiğinde de çok istekli davranmadı.
Sabah ve akşam yapılan sınıf "çember"inde çok kişi oldukları için yeterince söz hakkının olmadığından ve diğerlerini dinlemekte zorlandığından bahsetti, laf aralarında.
Hala kendisi için yapılan özel yemekleri tam anlamıyla yemiyor, bunu da laf arasında anlayabildim.
Ama bu konuda somut bir adım attı: Yemeği yapan teyzesi ve okul müdürü ile birlikte bir toplantı yaptı kendisi :) Kendisi için yapılan yiyeceklerin çok tatlı olması nedeniyle yiyemediğini söylemiş :) Aferin çocuğuma, kendi işini kendisi hallediyor, maşallah :))

Bu arada öz eleştiri yapayım: Hala yeni öğretmeni ile bireysel görüşmeye gidemedim, bir niyetlendim, iki çocuk birden hasta oldu, kaldı; sonra da işlerden fırsat bulup gidemedim. Kendimi kınıyorum, aha da buraya yazdım!

Öğretmeninin ayrılışı Bambinoyu bir konuda çok etkiledi: Yeni yeni satranç öğrenmeye başlamıştı, öğretmeni öğretiyordu. Şimdi o gidince devam edemedi, eve de yeni almıştık satranç takımını, şimdi Bambina oynuyor :)) Bu konuda birşeyler yapsak iyi olacak gibi (Özeleştiri II).

Evde kardeşine çok fazla fiziksel olarak temas ediyor Bambino. Dokunmatik bir çocuk, bu konuda yapacak birşey yok ama kardeşini tutup kaldırıyor ve evde dolaştırıyor ya da ayaklarıyla çelme takıyor, yani biraz tehlikeli işlere girişiyor! Bu şekilde negatif dikkat çektiğini fark etmesi de bu konuda ısrarcı olmasına neden oluyor; en kötü ilgi bile ilgisizlikten iyidir! Ki ilgisiz falan değiliz kendisine ama bilirsiniz işte, kıskançlık her daim olabiliyor kardeşler arasında. Odasının kapısını kapatıp oynuyor içeride, kardeşinin içeri girmesini istemiyor. Kardeşi de bağırıp çağırıyor tabi :) Ev cümbüş :))

En çok lego seviyor Bambino, kendi deyimiyle "Bir Lego Hastası" :) Hafta başında kutu oyunları hariç diğer tüm oyuncaklarını kardeşine devretti, kendi isteği ile. Kutu oyunları ile legolar ona yetiyormuş! Bir dolap dolusu oyuncağı odasından çıkartıp salona getirdik (Bizim evde salon sadece misafir ağırlama odası değildir, hemen her türlü hizmete açıktır kendisi :P ) Oyuncakları getirince dolabı da getirdik mecburen :)) Salondaki küçük oyuncak dolabını da Bambinonun odasına koyduk. Buna karşılık kendisine yeni legolar alacağımıza dair bir izlenim oluştu yalnız Bambinoda, bu aralar hangisi olsa diye sesli sesli düşünüyor yanımızda :))))

Geçen akşam bilimle ilgili bir kitap okudum Bambinoya. Quark maddeden tutun kara deliğe, big bang'den elektron dağılımına kadar epey şey vardı kitapta. Big Bang'den önce sadece boşluğun var oluşu ve boşluğun sesini anlamak için gözlerinizi ve kulaklarınızı kapatıp birkaç saniye durmanızın yeterli oluşu çok ilgisini çekti. Çekti çekmesine ama çok korktu sonrasında. Bana epey soru sordu: "Boşluk varken Allah nerdeydi?", "Yine boşluk olacak mı?" gibi gibi sorular. Uykulu halimle neler dedim tam hatırlayamıyorum ama Bambino öyle bir korktu ki iki saat daha uyuyamadı! Bir yandan bilmek isteyen diğer taraftan da öğrendiği şeyleri duygusal olarak kaldıramayan bir çocuk  Bambino. Hatırlıyorum da 7-8 yaşlarımda televizyonda bir arkeolojik kazı belgeseli izlemiştim: Toprağın altından çıkan iskeletleri gösterip orada yaşayanlarla ilgili çıkarımlar yapılıyordu. Bir gün gelip de kendimin de o şekilde olacağını anlamamla başımın dönmesi ve midemde ne varsa çıkarmam arasında birkaç saniye geçmiştir ancak. Öğrendiğim bana fazla gelmişti, duygusal olarak kaldıramamıştım! Bambinoya olan da böyle birşeydi işte. Benim yanımda beni anlayacak biri yoktu; daha doğrusu yanımda annem vardı ama anneme bu şekilde durumu açıklayınca beni anlayacağından emin olamadığım için hiçbir şey anlatmamıştım. Doğal olarak da ulu orta çıkarttığım için azar işitmiştim :( Benden farklı olarak Bambino ile daha açık bir iletişim içinde olduğumuzu söyleyebilirim. Bambino korkularını ve endişelerini bir nebze olsun benimle paylaştı; bu durum onun korkularını azaltmadı belki ama içine de atmamış oldu.
DEVAMINI OKU

22 Şubat 2016

Sosyalleşme


Dün bir doğumgününe katıldık ailecek.
Daha önce Bambino küçükken oyun grubuna götürdüğüm bildiğimiz bir yerdi gittiğimiz yer.
Eski anılar canlandı gözümün önünde.

Çok değil, en fazla 3-4 yıl önce Bambino sosyalleşsin, onunla birlikte ben de sosyalleşeyim diye gidiyorduk oraya.
O yaşta çocuklar başkalarıyla oynamaz zaten, kendi kendilerine keşfederler.
Maksat ortam değişikliği.
Sonra daha da hatırladım; diğer çocuklar kendi başlarına istedikleri gibi ortamda takılırken, Bambino hiç beni bırakmazdı. Her yere benim de kendisiyle gelmemi isterdi.
Diğer anneler çay-kahve içip sohbet ederken ben Bambinonun peşinde koştururdum.
"İyi ki geldik, dinlendik biraz" derlerdi.
Uzaylı gibi bakardım :)
Gün bittiğinde ben herkesten daha yorgun olurdum :)

Dün aynı mekana gittik ailecek.
Biri 5 yaşında, biri 1 yaşında iki çocuk ile.
Bambino büyümüş, hemen ortama katıldı.
Diğer çocukların yanına gitti ve neredeyse hiç yanımıza gelme gereği duymadı.
Aksine biz gittik arada bir yanına, herşey yolunda mı diye sormaya :)
Ne kostümden korktu (ki ne çok korkardı eskiden, buradan okuyun), ne  yüksek sesten.
Gayet uyumlu, neşeli ve centilmen bir çocuktu.
Onu öyle görmek beni çok mutlu etti :)

Gelelim Bambinaya :)
Bambina ilk defa bu kadar kalabalık, gürültülü ve yabancı insanın olduğu bir ortama girdi.
Üstelik gittiğimiz saatte ikinci uykusunu uyuma vakti gelmişti.
Uyudu mu? Uyumadı tabi :)
Başta benim omuzumda, kojonun kucağında biraz uyku denemeleri yaptı.
Müzik onu biraz uyutur gibi oldu.
"Uyursa nereye koyarız, puset yok, araba koltuğunu mu getirsek?" türünden sorulara girmiştik bir ara.
Sonra bir baktık, kız canlandı :)
Yere inmek istedi.
İndirdik.
İniş o iniş!
Bir daha uzun bir süre kucağa alınmak istemedi.
Pıtı pıtı dolandı durdu yerdeki balonların arasında.
Birini aldı, birini bıraktı.
Taşıdı bir yerlere, sonra gitti başkasını ayağıyla hareket ettirdi.
Arada bir kafasını kaldırıp tanıdık yüz aradı.
Bazı zamanlar bulamadı, o zaman ağlamaklı oldu.
Bizi gördüğü anda ise gülümsedi ve işine devam etti.
Kojoyla ben çay bile içtik, hem de oturarak! :)
Abisini bile aramadı minnoş, kendi kendine takıldı ortalıkta.
Gelen giden sevdi :)

Çocukların keyfi yerindeydi anlayacağınız :)
Bambinanın sosyalleşme tarzı kesinlikle abisinkinden farklı.
Ve çok şükür ki anneye çok yapışık bir tarzı yok, en azından şimdilik.
Çok oyuncu, çok neşeli.
Parti bitip de arabaya bindiğimizde uyudu Bambina.
Yorgunluktan :)
Uyanıp da partide kendine verilmiş pembe köpek şeklinde balonu görünce çok mutlu oldu.

Ne büyük mutluluk insanın kendinden çıkan bir canlıyı kendi ayakları üzerinde durduğunu görmesi :) (Biliyorum daha çok yolumuz var ama bu küçük deneyimler bile mutlu olmaya yetiyor)
Ne büyük keyif tüm ailenin neşeli bir ortamda birbirinden bağımsız olarak ama birbirinin yakınında kendi istediğini yapabilmesi.

Sanmayın ki yorulmadık kojoyla biz.
Öyle bir yorulmuşum ki, çocuklardan önce ben uyudum dün gece.
9'da uyuyakalmışım :)))
Küçük çocuğu olan herkeste olduğu gibi fiziksel olarak yorulduk biz de tabi.
Çocukları giydir, yemeklerini koy, yedek kıyafetlerini hazırla, kendini hazırla, evi kontrol et, arabaya götür, koltuklarında sabitle ve yarım saat sonra bunların tersini yap; iki saat sonra tekrar aynı döngüyü yaşa... Bunlar bile yetiyor yorulmaya.

Dünden beri partiden aldığımız fotolara bakıp gülümsüyorum kendi kendime.
Umudum tazeleniyor, güçleniyor...

DEVAMINI OKU

5 Şubat 2016

Bambina 1 Yaşında!


Tatlı kızım
Güzel kızım
Ben senin yanındayım
Çok değerli, çok önemli
Çok kıymetlisin yavrum

Tatlı güzel kız
Yavru minik kız
Çok güzelsin sen
Çok tatlısın sen

Geçen sene bugün sabaha karşı 3:55'ti seni kucağıma aldığımda. Hikayemizi burada paylaşmıştım.
İlk yıl nasıl da geçti, çok önemli o ilk yıl.
Bir bebeğin gün be gün büyüdüğünü, geliştiğini görmek ne büyük mutluluk :)
Ne büyük lütuf evde bir bebeğin varlığı.
Hele ki evde bir çocuk daha var iken.
Daha bir umutlu oluyor insan, "O büyüdü, bu da büyüyecek bir şekilde" diyor en zor anlarda.

İki haftadır yürüyor Bambina, pek keyifli :)
Evin içinde özgürlüğünü ilan etti resmen.
Öyle yumuşak bir geçiş süreciyle başladı ki yürümeye, ilk adımlarını attığında kimse şaşırmadı, heyecanlanıp çığlık atmadı. Doğal bir sürecin bir parçası olarak yaşadı ve yaşattı bize Bambina bunu.
Dilerim hayatının her alanında hep yumuşak geçişler yaparsın...

Kuruyemişe bayılıyor Bambina :)
Ceviz, çiğ kaju, fıstık çok seviyor.
Avakado, yoğurt, portakallı yeşil zeytin ve sade siyah zeytin sevdiği diğer yiyecekler.

Gündüz iki ve bazı günler tek uyku uyuyor Bambina.
Uykuları uzun değil, en fazla 1 saat 15 dakika. Son yarım saati 10 dakikada bir sallamaya devam ederek ve de (pusette uyuyor gündüz uykularını)
Geceleri 8-9 gibi, gündüz uyuma durumuna göre, uykuya dalıyor.
Gece epeyce uyanıyor, saymıyorum, saate de bakmıyorum.

Abi hayranı Bambina büyüdükçe abisinin oyuncaklarına çok daha bir ilgili olmaya başladı.
Abinin elindeki her zaman en değerli oyuncak tabi :)
Hele o legolar yok mu o legolar, oynayacağı günü iple çekiyor eminim :)

Bambina kız bebeğin fıtratında olan dokunma, sarılma, sevgisini fiziki olarak gösterme konularında bizi ilk günlerden beri mest etmeye devam ediyor.
Başını omzumuza yaslayıp kendini bırakması, işte o sahneye paha biçilemez..!
Öğlen eve gittiğimde onu kucağıma aldığımda yanaklarımı elleriyle sevmesi, avuçlarının sıcaklığını yüzümde hissetmem öyle hoş, öyle muhteşem ki..
Aileden birini kapıdan girince görünce çıkarttığı sesler, birinin kucağında ise bacaklarını heyecanlı bir şekilde oynatışı öyle güzel ki.

Nice mutlu yıllara Bambinam, güzel kızım, neşe ile dolu bir ömrün olsun ay parçam :)
DEVAMINI OKU

SOSYAL AĞLAR


İZLEYENLER

Blog Arşivi

HER GÜN MUTLAKA

NE ARADINIZ, YARDIMCI OLALIM?

Kişisel Blog

Copyright © Benden ve Bizden | Powered by Blogger
Design by Lizard Themes | Blogger Theme by Lasantha - PremiumBloggerTemplates.com