22 Şubat 2016

Sosyalleşme


Dün bir doğumgününe katıldık ailecek.
Daha önce Bambino küçükken oyun grubuna götürdüğüm bildiğimiz bir yerdi gittiğimiz yer.
Eski anılar canlandı gözümün önünde.

Çok değil, en fazla 3-4 yıl önce Bambino sosyalleşsin, onunla birlikte ben de sosyalleşeyim diye gidiyorduk oraya.
O yaşta çocuklar başkalarıyla oynamaz zaten, kendi kendilerine keşfederler.
Maksat ortam değişikliği.
Sonra daha da hatırladım; diğer çocuklar kendi başlarına istedikleri gibi ortamda takılırken, Bambino hiç beni bırakmazdı. Her yere benim de kendisiyle gelmemi isterdi.
Diğer anneler çay-kahve içip sohbet ederken ben Bambinonun peşinde koştururdum.
"İyi ki geldik, dinlendik biraz" derlerdi.
Uzaylı gibi bakardım :)
Gün bittiğinde ben herkesten daha yorgun olurdum :)

Dün aynı mekana gittik ailecek.
Biri 5 yaşında, biri 1 yaşında iki çocuk ile.
Bambino büyümüş, hemen ortama katıldı.
Diğer çocukların yanına gitti ve neredeyse hiç yanımıza gelme gereği duymadı.
Aksine biz gittik arada bir yanına, herşey yolunda mı diye sormaya :)
Ne kostümden korktu (ki ne çok korkardı eskiden, buradan okuyun), ne  yüksek sesten.
Gayet uyumlu, neşeli ve centilmen bir çocuktu.
Onu öyle görmek beni çok mutlu etti :)

Gelelim Bambinaya :)
Bambina ilk defa bu kadar kalabalık, gürültülü ve yabancı insanın olduğu bir ortama girdi.
Üstelik gittiğimiz saatte ikinci uykusunu uyuma vakti gelmişti.
Uyudu mu? Uyumadı tabi :)
Başta benim omuzumda, kojonun kucağında biraz uyku denemeleri yaptı.
Müzik onu biraz uyutur gibi oldu.
"Uyursa nereye koyarız, puset yok, araba koltuğunu mu getirsek?" türünden sorulara girmiştik bir ara.
Sonra bir baktık, kız canlandı :)
Yere inmek istedi.
İndirdik.
İniş o iniş!
Bir daha uzun bir süre kucağa alınmak istemedi.
Pıtı pıtı dolandı durdu yerdeki balonların arasında.
Birini aldı, birini bıraktı.
Taşıdı bir yerlere, sonra gitti başkasını ayağıyla hareket ettirdi.
Arada bir kafasını kaldırıp tanıdık yüz aradı.
Bazı zamanlar bulamadı, o zaman ağlamaklı oldu.
Bizi gördüğü anda ise gülümsedi ve işine devam etti.
Kojoyla ben çay bile içtik, hem de oturarak! :)
Abisini bile aramadı minnoş, kendi kendine takıldı ortalıkta.
Gelen giden sevdi :)

Çocukların keyfi yerindeydi anlayacağınız :)
Bambinanın sosyalleşme tarzı kesinlikle abisinkinden farklı.
Ve çok şükür ki anneye çok yapışık bir tarzı yok, en azından şimdilik.
Çok oyuncu, çok neşeli.
Parti bitip de arabaya bindiğimizde uyudu Bambina.
Yorgunluktan :)
Uyanıp da partide kendine verilmiş pembe köpek şeklinde balonu görünce çok mutlu oldu.

Ne büyük mutluluk insanın kendinden çıkan bir canlıyı kendi ayakları üzerinde durduğunu görmesi :) (Biliyorum daha çok yolumuz var ama bu küçük deneyimler bile mutlu olmaya yetiyor)
Ne büyük keyif tüm ailenin neşeli bir ortamda birbirinden bağımsız olarak ama birbirinin yakınında kendi istediğini yapabilmesi.

Sanmayın ki yorulmadık kojoyla biz.
Öyle bir yorulmuşum ki, çocuklardan önce ben uyudum dün gece.
9'da uyuyakalmışım :)))
Küçük çocuğu olan herkeste olduğu gibi fiziksel olarak yorulduk biz de tabi.
Çocukları giydir, yemeklerini koy, yedek kıyafetlerini hazırla, kendini hazırla, evi kontrol et, arabaya götür, koltuklarında sabitle ve yarım saat sonra bunların tersini yap; iki saat sonra tekrar aynı döngüyü yaşa... Bunlar bile yetiyor yorulmaya.

Dünden beri partiden aldığımız fotolara bakıp gülümsüyorum kendi kendime.
Umudum tazeleniyor, güçleniyor...

DEVAMINI OKU

5 Şubat 2016

Bambina 1 Yaşında!


Tatlı kızım
Güzel kızım
Ben senin yanındayım
Çok değerli, çok önemli
Çok kıymetlisin yavrum

Tatlı güzel kız
Yavru minik kız
Çok güzelsin sen
Çok tatlısın sen

Geçen sene bugün sabaha karşı 3:55'ti seni kucağıma aldığımda. Hikayemizi burada paylaşmıştım.
İlk yıl nasıl da geçti, çok önemli o ilk yıl.
Bir bebeğin gün be gün büyüdüğünü, geliştiğini görmek ne büyük mutluluk :)
Ne büyük lütuf evde bir bebeğin varlığı.
Hele ki evde bir çocuk daha var iken.
Daha bir umutlu oluyor insan, "O büyüdü, bu da büyüyecek bir şekilde" diyor en zor anlarda.

İki haftadır yürüyor Bambina, pek keyifli :)
Evin içinde özgürlüğünü ilan etti resmen.
Öyle yumuşak bir geçiş süreciyle başladı ki yürümeye, ilk adımlarını attığında kimse şaşırmadı, heyecanlanıp çığlık atmadı. Doğal bir sürecin bir parçası olarak yaşadı ve yaşattı bize Bambina bunu.
Dilerim hayatının her alanında hep yumuşak geçişler yaparsın...

Kuruyemişe bayılıyor Bambina :)
Ceviz, çiğ kaju, fıstık çok seviyor.
Avakado, yoğurt, portakallı yeşil zeytin ve sade siyah zeytin sevdiği diğer yiyecekler.

Gündüz iki ve bazı günler tek uyku uyuyor Bambina.
Uykuları uzun değil, en fazla 1 saat 15 dakika. Son yarım saati 10 dakikada bir sallamaya devam ederek ve de (pusette uyuyor gündüz uykularını)
Geceleri 8-9 gibi, gündüz uyuma durumuna göre, uykuya dalıyor.
Gece epeyce uyanıyor, saymıyorum, saate de bakmıyorum.

Abi hayranı Bambina büyüdükçe abisinin oyuncaklarına çok daha bir ilgili olmaya başladı.
Abinin elindeki her zaman en değerli oyuncak tabi :)
Hele o legolar yok mu o legolar, oynayacağı günü iple çekiyor eminim :)

Bambina kız bebeğin fıtratında olan dokunma, sarılma, sevgisini fiziki olarak gösterme konularında bizi ilk günlerden beri mest etmeye devam ediyor.
Başını omzumuza yaslayıp kendini bırakması, işte o sahneye paha biçilemez..!
Öğlen eve gittiğimde onu kucağıma aldığımda yanaklarımı elleriyle sevmesi, avuçlarının sıcaklığını yüzümde hissetmem öyle hoş, öyle muhteşem ki..
Aileden birini kapıdan girince görünce çıkarttığı sesler, birinin kucağında ise bacaklarını heyecanlı bir şekilde oynatışı öyle güzel ki.

Nice mutlu yıllara Bambinam, güzel kızım, neşe ile dolu bir ömrün olsun ay parçam :)
DEVAMINI OKU

4 Şubat 2016

Bambino 64 Aylık

Bambino geçtiğimiz ay içerisinde yeni okulundaki ilk dönemini tamamladı, gelişim raporunu aldı ve iki haftadır tatil yapıyor :)

Legolara olan ilgisi tam gaz devam ediyor.
Kitap okumalara devam; artık hayvanların konuştuğu ya da gerçekte olmayan şeylerin olduğu kitapları da okutuyor, seviyor, hatta kendi okuyor.
Meraklı Minik dergisine sadece bir gün bakıyor, sonra kenara kalkıyor dergi.
Bilim Çocuk birkaç gün okunuyor, neresi hoşuna giderse orayı okutuyor. Zaten yaşça küçük olduğu için ısrar etmiyoruz, ne isterse o..
Uzay konusunda ilgili son dönemde.
Büyüyünce astronot olacakmış :)

Yemeklerden makarna, pilav favorisi.
Sebze yemekleri de yiyor arada.
Balığı dışarıda bir gün yiyor, genelde kalamar yiyor gerçi.
Alerji durumu aynen devam ediyor...
Arada bazen canı bazlama, gözleme, börek çekiyor.
Geçen gün peynirsiz ıspanaklı börek yaptık, birkaç dilim yemesine izin verdim (süt yoktu içinde).
Bazlamanın ucundan veriyorum isteyince.
O da farkındalığı yüksek bir çocuk olarak çok çok az yiyor, biliyor durumlarını...

Tatildeyken kardeşiyle bol bol vakit geçirdi.
Bazen iyi, bazen gürültülü patırtılı zamanlar :)
Lego oynarken kardeşi odasına gelsin istemiyor (Lego parçaları kardeşi için tehlikeliymiş, onu düşündüğü içinmiş!), odasının kapısını kapatıyor.
Bazen de o oyuncaklarını alıp kardeşinin olduğu yere gidiyor, birlikte vakit geçiriyorlar.
Kardeşinin elindeki oyuncak ise her zaman kıymetli (kardeşi için de geçerli bu), elinde ne varsa alıp oynayıp öyle geri vermeye çalışıyor, biz müdahale ediyoruz çoğu zaman çünkü Bambina bağırmaya ve söylenmeye başlıyor böyle zamanlarda :))
Bambinaya yemek yediriyor bazen, çok tatlı oluyorlar o zaman :)

Bugün eski fotoğrafları düzenlerken Bambinonun eski hallerine baktım.
Cin gibi bakışları doğduğundan beri aynı :)
Hele o kaşları bir kaldırışı var şaşırdığı anlarda, gözleriyle kaşları arasında epey boşluk oluşuyor :))
Geçen seneye kadar bebeksi olan yüzü sanki son 5-6 ayda erkeksi bir hal aldı.
Çenesi uzadı, burnu belirginleşti.
Saçları kıvırcık, uzadıkça lüle lüle oluyor. Gece ve spor yaparken çok terliyor diye kestirmek istiyorum ama bir yandan da yakıştığı için kıyamıyorum.
Boyu 110 cm oldu tahminimce :))
Kilo ise 16 civarında.
Epey çiroz, resmen bir deri bir kemik modunda.
Kojo da, ben de öyleymişiz küçükken, o nedenle normal görüyoruz Bambinoyu da :)

Su doku çözmeye başladı Bambino.
Onun için ayrı dergiler varmış, onlardan aldık.
Çok hoşuna gidiyor çözdükçe.
Matematiği seviyor.
Hayatın içinde bir düzen olmasını, kuralları seviyor genel olarak aslında.
Matematik de bunun bir uzantısı.
Evrenin yasalarını anladıkça güven duyuyor, hayata güveni sağlamlaşıyor.
Her defasında 2+2 nin 4 ediyor olmasını seviyor.
Ya da yere atılan bir nesnenin her daim aşağı düşmesine; ki Bambina sağolsun çok sık test ediyor bu aralar bunu :)
Kanun ve düzen adamı var karşımızda :))
Adalet duygusunu çok çalıştırıyor, en ufak bir haksızlık ya da ayrımcılıkta alarm veriyor.
Aile ve birliktelik önemli onun için.
Yengeçten oğlak'a giden bir şahsiyet kendisi :) (Kuzey ve Güney Ay Düğümünden bahsediyorum; Bu da nesi derseniz tıklayın

Bambinanın 1. yaşgünü arefesinde 64. ayına giren oğlum; ilk göz ağrım; biricik tatlı kuşum; seni çok seviyorum; Allah bahtını açık etsin; iyilerle karşılaştırsın; mutlu olasın ve mutlu edesin; geliş amacını gerçekleştirip huzurlu bir yaşam süresin.

Yavru kuş yavru kuş yavru kuş,
Tatlı kuş tatlı kuş tatlı kuş,
Erayus erayus erayus,
Fındıkus fındıkus fındıkus

;)
DEVAMINI OKU

27 Ocak 2016

İlk Adımlar


Tarih 21 Ocak 2016 Perşembe.

Bambinanın 1. yaşgününe 2 hafta kalmış.
Bizim kız yavaş ama emin adımlarla yürümeye geçiş yapıyor.
Atıyor 1-2 adım, sonra olduğu yere oturuyor :)
Garantici vesselam :))

Gün içinde defalarca tekrarlıyor bunu.
Bebeklerdeki bu azme bir kez daha hayran oluyorum.
Hedeflerine hiç yılmadan yavaş yavaş yaklaşıyorlar.
Deneye yanıla, defalarca tekrar yaparak..
Asla bırakmıyorlar, bazen çok ilerliyorlar, bazı zamanlar yerlerinde sayıyorlar ama hep devam ediyorlar.


Her şey bir adımla başlar diyorlar
Kesinlikle onlardan öğreneceğimiz çok şey var!
Biz ne ara bıraktık, ne ara karamsarlığa kapılıp vazgeçtik hedeflerimizden?
Ne ara umutsuzluğa bıraktık yönetimi?

Bambina o günden beri daha da ilerledi.
Dün 6-7 adım attı.
Dengesini kaybedeceğini anladığı an duruyor, bir yere tutunuyor ya da oturuyor olduğu yere.
Emeklemeye devam ediyor eğer yolu uzunsa :)

Emeklemeden yürümeye geçişi çok yumuşak ve aşamalı oluyor Bambinanın.
Ne mutlu ki her anına şahit olabildim.
Gözlerindeki ışıltıyı paylaştım.
Mutluluğuna ortak olabildim adım atarken.

:)

Fotolar buradan ve buradan
DEVAMINI OKU

5 Ocak 2016

Bambina 11 Aylık

Bambina kuzusu son ay içinde hastalıklarla mücadele etti :(
Yürüme çalışmaları, dişler,  konuşma egzersizleri arasında iki kere hasta oldu minnoş.

İlki abisinden gelen hastalıktı.
Bambina hiçbir şey yemedi bir hafta boyunca.
Anne sütünü bile çıkarttı, bünyesi kabul etmedi.
Aç kalınca uyuyamadı, tabi burun tıkanıklığı ve öksürük de buna izin vermedi.
Tam 4 gün boyunca salonda koltukta oturur vaziyette oturdum, kucağımda Bambina.
Arada pusetine koyduk ama devamlı sallamak gerekti çünkü derin uykuya dalamadı :(
Bir hafta içinde bariz kilo verdi, bacaklar inceldi falan..

Üstüne üstlük ilaç almayı da reddetti, verdiğimiz ilaçları kustu hep.
Homeopatiden yardım aldım ancak doğru remedy i bulmak birkaç gün sürdü.
Yine de doğru remedy i bulunca birkaç saat içinde toparladı, mucize gibi.
Hırıltılı nefes alması durdu, kusması bitti.

Hastalığa rağmen gün içinde keyfi yerinde gibiydi Bambinonun.
Kusunca rahatlıyordu ve kaldığı yerden dünyayı keşfetmeye devam ediyordu.
Alt iki dişinden sonra üstteki iki dişi de patladı.
Abisi diş düşürürken Bambina diş çıkarıyordu, çok hoş :))

Bambina güvenle ayakta durabiliyor kendi kendine ve tutunarak ilerliyor epeyce.
Tekerlekli bir araba vardı abisinden alan, böyle içinde tahta oyuncakların olduğu, bebek tutup yürütüyor.
Onunla ilerliyor evde.
Bir de yine :) abisinin ikea taburesi var, onu sürükleyerek istediği yere gidebiliyor. Tabure ile giderken daha rahat ediyor, arada durabiliyor, dinleniyor. Arabayı durduramadığı için bir yere çarpana kadar ilerlemesi gerekiyor. Bazen çok uzun yol gidiyor bu şekilde istemeden, yoruluyor; o zaman bir yere çarpıp durunca ağlamaya başlıyor. :)

Bambina birşeylere sevindiği ya da heyecanlandığı zaman bacaklarını sallamaya başlıyor :)

Müzik sesi duyduğunda kollarını ve kafasını sağa sola sallıyor. Öyle estetik yapıyor ki bunu, aynada denedim aynısını yapamadım :)

Abisine aşık minnoş, abi ona kötü bile davransa aynı havayı solumalarına bile seviniyor :) Biz kesinlikle abinin yerini tutamıyoruz.

Gece uykularına babası ile birlikte salonda flim-dizi izleyerek giriyor. Ekrana arkası dönük pusetinde uyuyorken babası yanında durup arada bir sallayıp filmini izliyor. Yaklaşık 1,5-2 saat sonra acıkmış olunca alıp bana getiriyor. Birlikte yatağa geçip uyuyoruz :)

Malesef şu anda yine hasta, öksürük ve burun akıntısı var.
Ama çok şükür keyfi yerinde.

Sinirlendiği zaman acaip yüksek bir tonla "ıııııııhhh" diyor. Bazen bunu öyle uzun söylüyor ki boğazı kuruyup öksürmeye başlıyor.

Kesinlikle her bebek kendi karakteriyle doğuyor.
Abisi top oyunlarını pek sevmezdi, Bambina bayılıyor mesela.
Abisinin tüm legolarında gözü var, bir veren olsa neler yapacak kim bilir onlara!

Artık anne işe başladı, abi okula gidiyor, baba zaten işteydi, kaldı Bambina anneanne ile.
Öğlenleri eve gitmeye çalışıyorum, beni görünce öyle mutlu oluyor ki anlatamam.
Tabi 15 dk sonra ayrılıyoruz, o kısım fena :(

"Anni" diyor Bambina :) Henüz başka birşey demiyor ama kendince sesler, tonlamalar çıkartarak her türlü derdini anlatıyor bize.

Keşfetmeyi çok seviyor her bebek gibi. Ancak güvenlikle ilgili uyarılarımızı dinliyor; "Sıcak" dediğimiz şeye elini vurmuyor mesela. Kız bebek olmasından mı doğasından mı böyle bilemedim ama aferin ona :)

Öyle böyle geçiyor günler, bir koşturmaca içinde.
Bizim algımıza, ruh halimize göre anlamlanıyor günler.

DEVAMINI OKU

4 Ocak 2016

Bambino 63 Aylık

Bambino son ay içinde hastalıklarla mücadele etti.
Kış sezonunun zor tarafları belli etti kendini.

Klasik grip oldu Bambino: Ateş, burun akıntısı, öksürük, halsizlik..
Okula gitti bir gün ama akşamına daha kötü oldu, biz de iyileşene kadar göndermedik.
Tam iyileşti, gitsin okuluna derken yine ateşi yükseldi, halsizleşti, yine evde dinlendi.
Böyle böyle Bambino neredeyse ayın yarısını evde geçirdi.

Bir taraftan iki çocuğun birden hasta oluşu tüm manevi kaynaklarımı hızla tüketirken, diğer taraftan işe başlamadan önce "son kez" çocuklarımla vakit geçirmek fikri içten içe bana sevinç verdi.
Hastalığın hikmeti de bu diye düşündüm.

Tabi iki çocuk ama bir anne olunca işler kolay olmuyor evde. Anneyi paylaşamama durumları, kıskançlıklar, trip atmalar rutin haline geliyor bir süre sonra.
Hele çocukların ikisi de hasta ve görünür vaziyette ilgiye muhtaçsa içiniz parçalanıyor.

Neyse, öyle böyle geçti gitti işte son ay Bambino için.
A pardon, gribi atlatınca bir hafta sonra bağırsak enfeksiyonu kaptı, yani geçmedi bitmedi hemen.
Kusma ve karın ağrısı nedeniyle tam 4 gün evde kaldı Bambino yine.
Birşey yemedi, yediğini çıkarttı, garibim çok halsizleşti.
Sonunda doktora götürdük, doktor tahlil istedi.
Tam 4 gün tahlil vermeye uğraştık çünkü Bambino tahlil kutusunu gördüğü an o değerli şeyini yapmaktan vazgeçti, daha doğru psikolojik olarak yapamadı.
Sonra ne mi oldu?
Yılbaşı tatili geldi, laboratuvarlar tatile girdiği için çalışamadı.
Bunu Bambinoya söylediğimiz gün 2 kere bağırsaklarını boşalttı!
Rahatladı bizimki :))

Yılbaşı tatilinden sonra Bambino eve öyle alışmıştı ki okula gitmemek için bizim sınırlarımızı yoklamaya başladı.
Benden aldığı yanıt net oldu: "Sen okula, ben işe gideceğiz artık"
Bir daha da denemedi şansını.

Okulunu seviyor Bambino.
Arkadaşlarını, öğretmenlerini, çalışanları.
Severek anlatıyor olanları, tabi anlatırsa :)

Okula iletilmek üzere çantasına birşeyler koyunca sabah evden çıkmadan devamlı hatırlatma yapıyorum.
"Şunu şuna verecesin, şunu buraya koyacaksın, şunu şöyle yapacaksın"
"Tamam hatırlarım" diyor bizimki.
Sonra akşam bir geliyor eve, çantadakiler olduğu gibi duruyor :)
"Sabah yapacaktım, öğlen yaparım nasılsa dedim, öğlen oldu, öğleden sonra yaparım dedim, sonra bir bakmışım unutmuşum anne!"
:)
O çantadakileri 2-3 gün taşıyıp duruyor minnoş, şanslıysak haftasonu çanta boşalmış oluyor :)

Bambinonun dişleri düşmeye başladı, söylemiş miydim?
Alttaki üç diş düştü, yerine iki diş geliyor (bir diş fazladan varmış altta; normalde 4 diş olurmuş iki köpek dişi arasında, Bambinoda 5 diş varmış ama yeni gelenler 4 adet geliyor).
Yeni gelen dişler ikinci sıra yaparak gelmeye başlayınca dişçiye götürdük Bambinoyu.
Çekilen röntgende Bambinonun arka azılarının birbirine değen yüzeylerinin çürümeye başladığını gördük.
O kadar dikkat ediyoruz, yine çürüyor yine çürüyor :(
Diş ipi kullanmaya başladı Bambino.
Diş macunu değiştirildi ve de.
Bir tane dolgu yapıldı, 4 tane daha yapılması gerekiyormuş.
Anlaşılan o ki Bambinonun diş ile imtihanı devam edecek.

Yılbaşı için ağaç süslemek istedi Bambino ilk defa.
Evde ağaç yoktu ve hastalıklar nedeniyle gidip alacak zaman ve enerji de :(
Bahçedeki ağaçlardan birini süslemeyi düşündük ama ona bile fırsatımız olmadı :(
"Bari hepimiz kırmızı giyinelim yılbaşında anne" dedi Bambino.
Utanarak söylüyorum onu bile yapamadık :(
Ama iyi haber şu ki, yılbaşı günü bir etkinliğe katıldık birlikte; balon gösterileri, yüz boyamalar, balonlar...
Bambino epey güzel vakit geçirdi bu sayede.
Yılbaşı hediyeleri aldık sevdiklerimize.
Bambino eve gelen, telefon eden, yolda rastlaştığımız herkese "Mutlu Yıllar" diledi, hala da dilemeye devam ediyor :))

Bambino için selamlaşmak çok önemli.
Arkadaşlarına onlardan cevap alana kadar ısrarla "iyi geceler" "iyi akşamlar" "iyi öğleden sonraları" "günaydın" diyor :)
Takıntı yaptı neredeyse bunu.

Kollektif kanalı çok açık Bambinonun.
Arkadaşlık, aile, sevdikleri hep birarada ve mutlu olsun istiyor.
Arkadaşları pek kıymetli.
"Sana değer verilen kadar onlara değer ver" diyorum, demeye çalışıyorum ama pek işe yaramıyor.
"Ben ona iyilik yapmak istiyorum anne, onun bana iyilik yapmadığını bildiğim halde"
Diyecek birşey yok bu durumda :(
Yaşayıp öğrenecek...

Sözcüklerle oynamayı çok seviyor Bambino.
"Jandarma jandarır mı?"
Bizim favorimiz bu :)))
DEVAMINI OKU

31 Aralık 2015

Mutlu Yıllar


Koca bir yıl daha bitti.
Film gibi bir yıldı benim için 2015.
En önemlisi ailemize yeni bir üyenin katılmasıydı tabi :)
Bambina ile dolu dolu geçen bir yıl oldu 2015.
Evde yeni bir düzenin/düzensizliğin kurulduğu, daha önce hiç yaşamadığımız durum ve duyguları yaşadığımız koca bir yıl.
Abi-kardeş ilişkisi, çocuk-ebeveyn ilişkileri, karı-koca ilişkisi, aile-çevre ilişkisi yeniden tanımlandı 2015'te, yeniden şekillendi.
Derler ya "İkinci çocukla ailemiz tamamlandı", bana da Bambina hep varmış, zaten hep bizimleymiş gibi geliyor.
Onun olmaması büyük bir eksiklikmiş.
Vay be, böyle hissettiğime inanamıyorum! :)

İlk defa yazlıkçı olduk, ilk defa iki aya yakın yazlıkta kaldık.
Annemin diz ameliyatı yazlıktayken oldu.
Bakıcımız ile yazlıkta yaşadıklarımız beni uyandırdı.
Film gibiydi o dönem..

Bambinonun okul serüvenleri devam etti 2015'te.
Bir okuldan çıktı, yeni bir okula başladı.
Yeni bir ortam, yepyeni bir oluşum, taze heyecanlar.
Tabi zorluklar, çözülmesi gereken küçük-büyük problemler.
Bambinonun mutluluğu yetiyor sonuçta :)

Kişisel olarak baktığımda ise yine yeni bir döneme girdiğimi görüyorum, hissediyorum.
Artık beni ileri götürmeyen şeyleri bir kenara koyabildiğim ve cesaretle yeni deneyimlere yelken açabildiğim bir yıldı 2015.
Bazı konularda aydınlanma yaşadım, bildiğim ama kafama "dank" etmemiş şeyleri içselleştirdim bu yıl.
Geçen yıl başlayan "akışa teslim olma" haline ait sınavlar vardı bu sene hayatımda.
İsyan etmeye çok müsait sınavlardı. "Yeter artık!" ya da "Niye ben?" diyebileceğim çok şey oldu.
Umarım sınavlarımı vermişimdir, bunu can-ı gönülden diliyorum.
Biliyorum ki, verilmeyen her sınav bir derece zorlaşarak veya duygusal olarak daha yoğunlaşarak geri geliyor.

Sağlıkla ilgili konular vardı gündemde 2015'te.
Bambinanın, Bambinonun, kojonun, benim, annemin sağlık durumlarıyla ilgili sınavlar vardı çokça.

Neredeyse hiç işe gitmediğim bir yıl oldu 2015 :)
Ocak ayının yarısından sonra düne kadar işe gitmedim.
Dün itibariyle işbaşı yaptım.
Nasıl yaptım ben de anlamadım gerçi.
İşe geldikten iki saat sonra çıkıp Bambinoyu okuldan alıp doktora götürmek zorunda kaldım.
Arada eve gidip Bambinayı emzirdim.
Tam bir koşturmacaydı.
Tahlil veremediğimiz için hala tetikte bekliyorum :)
İşe geldim ama her an eve gidebilirim.
Bu şekilde "yumuşak" bir işe başlama süreci geçiriyorum diyebilirim :)

2016 yılı için "ferahlık" diliyorum ben.
Maddi ve manevi ferahlık diliyorum.
En çok buna ihtiyacımız var gibi geliyor.
Mekanda ferahlık, maneviyatta ferahlık, zihinsel ferahlık, duygusal ferahlık, bedensel ferahlık.
Feraha çıkmaya niyet ediyorum.

"Akıp gitmeyi" diliyorum.
Akışla birlik olmayı, bırakarak gitmeyi, devam etmeyi diliyorum.
Tutunduklarımızı bırakabilmeye niyet ediyorum.

"Farkında olmayı" diliyorum.
Zihnimizin oyunlarının farkına varmayı, olanı olduğu gibi görmeyi engelleyen her şeyden uzaklaşmayı diliyorum.
Beklentilerimizi düşürmeye, bugüne odaklanmaya niyet ediyorum.

Sevgi, mutluluk, sağlık, neşe ve başarı diliyorum ve de her zamanki gibi :)

Mutlu yıllar!
DEVAMINI OKU

16 Aralık 2015

I Love You Son

Buraya yazacak vakit ve enerji bulamadığım ama son bir haftadır hastalıklarla uğraşan bendeniz artık yorgunluktan pes etmek üzereyken vuku bulan bir olay beni yeniden şarj etti bile.

Bambinayı uyuturken anne sütü verdim ama kız hastalıktan onu bile çıkarıyor. Akşam yine her tarafıma kusmuş, acil değişecekleri değiştirdik, falan filan..

O halimle (tam temizlenemedim) Bambinoyu uyutmaya gittim (Kojo yok muydu diye sormayın, kendisini görürsem söylerim :P ). Ben o feci halimle oğlana yanaşmak istemiyorum, o da tam tersi sırnaşmaya çalışıyor bana.

İşte o anda söylediği bir cümle sihir gibi etki etti bende:

- Ne güzel kokun var anne!

Eriyip bittiğim andır o an!

Sonrası sarılıp koklaşmaca tabi :)))
DEVAMINI OKU

5 Aralık 2015

Bambina 10 Aylık

Bambinonun 10 aylık yazısı burada :)

Bambina son ay içerisinde boy attı, eskisi gibi dombili görüntüsü kalmadı :)

Boy: 70 cm
Kilo: 9 kilo

Bambina artık daha bir anlıyor bizi, dediklerimizi, gözlerimizin demek istediklerini :)

Abisine fena düşkün, yanından ayrılmak istemiyor evdeyken.

Babasıyla dans etmeyi, müzik dinlemeyi pek seviyor.

Henüz konuşamıyor ama çıkardığı seslerle ihtiyaçlarını rahatça anlatıyor. Uykusu gelince ayrı, mutlu olunca ayrı melodiler söylüyor.

Uykuları parçalı hala, yakın zamanda düzelmesini beklemiyorum, abisinden antrenmanlıyım :)

Alerjisi nedeniyle dikkatli davranıyoruz. En sevdiği yiyecek avokado, ayva, salatalık. Patatesi hala pek sevmiyor, abisi de bu zamanlarda sevmezmiş.

Tutunarak ayağa kalkıyor ve sıralıyor. Tekerlekli ahşap arabayı yürüteç olarak kullanıyor ve gittiği yere kadar gidebiliyor. Aynı şekilde minik tabureyi de yürüteç olarak kullanıp evde dolaşıp duruyor, gayet mobil :)

Kendi kendini eğlendirebilen bir bebek Bambina :) Hiç ummadığımız eşyalarla dakikalarca oynayabiliyor hem de gülerek, kahkahalar atarak falan :) Sıkıldı artık dediğim anda türlü oyunlar buluyor, karşısındakini de dahil ediyor, hepimizi mest ediyor bu halleriyle :)

Devamlı gülüyor, gülümsüyor. Çok canayakın. Bazen öylesine gelip kedi yavrusu gibi sürtünüyor bize ya da gelip kafasını kucağımıza atıveriyor. Kız çocuğu farkı mı yoksa Bambina farkı mı bilemiyorum ama pek hoş anlar o anlar :) Alıp içime sokasım geliyor!

Uykusu gelince başını omzuma yavaşça koyuyor ya, o bebek kokusunu içime çekiyorum ya, benden mutlusu olmuyor öyle zamanlarda!

Bir de bebeklerin "Dünya yıkılsa umrumda değil, şu anda keşfetmekle meşgulüm" tavırları oluyor ya hani, o zamanlara şahit olmak da çok hoşuma gidiyor benim :) Defalarca aynı şeyi yapmaları, her bir ayrıntıya ilgi gösterip incelemeleri müthiş bir enerji çıkarıyor ortaya. O andan nasiplenmek şükür sebeplerimden biri oluyor gün içinde.

Kız çocuğunun zevk ya da dertlerinden biri olan toka takma olayında Bambina taktırmak istemeyenler kulübünden, rengini belli etti sonunda. Kafasına birşey takılmayacak, giydirilmeyecek, örtülmeyecek. O kafa öyle duracak :)

Gece yatarken üstüne incecik bir tülbent bile örttürmüyor, derin uykudan uyanıp fark ettiği an uykusu açılma pahasına o örtüden kurtulmaya çabalıyor ve bu çabaları benim de uykuma mal oluyor. Birşey örtmüyorum ben de, n'apayım?

Kitap okutturmaya başladı minnoş :) Tabi öyle sayfa sayfa okumuyoruz ama birkaç sayfa çevirmek bile ona yetiyor. Biri bitince diğerini getiriyor. Abisine öyle çok kitap almışız ki (bir kısmını da elden çıkarmıştık üstelik), bu konuda fazla yatırım yapmayacak gibiyiz (yine de açık kapı bırakayım, çocuk kitaplarını ben de çok seviyorum!).

Ben bebeklerle olmayı seviyorum, kesin bilgi :)

İkinci çocuklarda - daha tecrübeli olunduğu içinde belki de - daha sabırlı, olgun, anlayışlı olunuyor, bu da kesin bilgi :)

İki çocuğu idare etmek ayrı bir sanat :)

İki çocuğu büyütürken ilk çocuktakinden farklı yönlerimize odaklanıp kendimizi büyütüyoruz ve "level" atlıyoruz aslında, tecrübem bu yönde.

Evde bir bebeğin varlığı paha biçilemez, çok net!

DEVAMINI OKU

4 Aralık 2015

Bambino 62 Aylık

Bambinonun son ayındaki en dikkate değer gelişme diş düşürmesi oldu sayın seyirciler.

Dişini ne zaman ve nasıl düşürdüğünü ne kendisi biliyor ne de biz!!
Geçen hafta banyo sırasında söyledi bana dişinin düştüğünü, öyle normal bir şekilde söyledi ki hem de, sanki her gün dişi düşermiş gibi!
Oysa ben neler hayal etmişim bilinçaltımda, ne diş perileri, ne diş kutuları, ne diş hediyeleri, sallanmasını heyecanla izlemeler, "Bugün düştü mü, düşer mi acaba?" diye muhabbetler..
Cık!
Hiçbiri olmadı...
Öyle sakince banyo yaparken dişinin düştüğünü söyledi. Ne zaman olduğunu, nasıl olduğunu bilmediğini ve de..
Zınk diye kalakaldım, hazırlıksız yakalandım anlayacağınız!
Hadi Bambinonun bana olay olduktan kaç gün sonra gayet normal birşey anlatır gibi anlatmasını geçtim, peki her sabah ve akşam dişini fırçalayan biz anne babalar nasıl atlamıştık bu olayı, onu hiç çözemedim!
Bambinonun dişleri ayrıktır biraz, e zaten de küçücük dişleri var, alt dişlerinin arasının o kadar ayrık oluşunu normal zannetmişim, iyi mi?!
Bambino haberi bana verince banyo sonrası kojoya sordum, "Senin haberin var mıydı?" diye.
"Bana Cumartesi günü söylemişti, senin haberin var sanıyordum" demesin mi? (Günlerden olmuş Salı bu arada)
Yahu nasıl bir iletişimsizlik var evde bilemedim :) Sanırsın haftada bir görüşüyoruz aynı evin içinde.

Acayip bir hayalkırıklığı yaşıyorum ve bir de şok tabi!
Şok olmamın sebebi 5 yaşın diş düşürmek için oldukça erken olduğunu düşünmem.
Ne bileyim bir ilkokul 1 olsaydı, okuma bayramı falan geçseydi de öyle düşseydi..
Bizim oğlanın yapısı da böyleymiş ne yapalım.
Hem kojonun dişleri de hatırladığı kadarıyla bu yaşta düşmeye başlamışmış, hem ona göre erkekler erken diş düşürüyormuş (Bu tespite nasıl ulaştı, hiçbir fikrim yok, sormadım, hayalkırıklığımı doya doya yaşama hakkımı kullandım)...

Banu'dan öğrendiğime göre diş düşüren çocuk okuma yazmaya hazır demekmiş Waldorf öğretisine göre. Bu da burada not olarak kalsın, lazım olur birilerine :)

Diğer yandan, gelecek olan dişlerin sağlam ve sağlıklı olabilmeleri için (2. dişi de sallanıyor, artık arkasaı gelir bu furyanın!) bol kalsiyum alması gerekiyor Bambinonun. Alerji nedeniyle süt ürünleri veremeyince biraz panik oldum. Her gün yoğurt yemesine dikkat ediyorum şu anda. Bir de chia tohumunun içinde yüksek miktarda kalsiyum olduğunu öğrendim, günde bir tatlı kaşığı alması yetiyormuş üstelik. Balık yağı ile birlikte onu veriyorum her sabah (yani olabildğince her sabah).

Diş mevzusu dışında Bambinonun günleri rutin bir şekilde geçiyor çok şükür. Okul, okuldan gelince video-yemek-oyun-diş fırçalama-uyku şeklinde. Haftasonları piyano, tenis ve babasıyla gezip tozmaca.

Alerjileri aynen devam ediyor. Geçen hafta Maka Teyzesinin yaptığı keki yedirdim, keçi sütü vardı içinde ama hemen reaksiyon verdi vücudu :( Mart ayında Pınar'ın Recall Healing semineri olacakmış, onu bekliyorum heyecan ve umutla. Umut olmadan yaşayamayız, değil mi?

En sevdiği renkler: Mavi, yeşil
En sevdiği arkadaşı: Ali Deniz (Nam-ı diğer kanka)

Okulda erkeklerle oynadığı kadar kızlarla oynamayı da seviyor Bambino. Kızların oyunlarını öğreniyor, onların dünyalarını anlamaya çalışıyor. Açıkçası hoşuma gidiyor bu sosyalliği :)

Oyunlarda hakemlik yapıyor, kurallara uygun hareket edilmesini sağlamaya çalışıyor. Öğretmenlerinin minik yardımcısı.

Yalnız öz bakım konularında biraz savsak bizimki :) Başkasının eksiğini görüyor da kendine hiç bakmıyor. Kendini arka planda bırakıyor bazen. Çalışıyoruz bakalım bu konuda. Vücut ve bir bütün olarak kendini fark etmesini sağlamaya çalışıyoruz. Dişinin düşüşünü fark etmemesi de buna dahil mesela ;) Vücudunda neler olup bitiyor, bedeni nasıl çalışıyor, bunları daha çok fark etmeye ihtiyacı var gibi geliyor bana. Yoksa fedakarlık ve yardımseverlik de bir yere kadar, değil mi?

Ne demişler: Önce Can, sonra Canan :)


DEVAMINI OKU

SOSYAL AĞLAR


İZLEYENLER

Blog Arşivi

HER GÜN MUTLAKA

NE ARADINIZ, YARDIMCI OLALIM?

Kişisel Blog

Copyright © Benden ve Bizden | Powered by Blogger
Design by Lizard Themes | Blogger Theme by Lasantha - PremiumBloggerTemplates.com