24 Nisan 2014

Neler Oldu?

Tarih: 5 Nisan 2014 Cumartesi
Yer: ikinci bebegini dunyaya getiren arkadasimizin evi
Durum: harika dostlar, yemekler, birbiriyle guzel vakit geciren cocuklar, 1 aylik bir melek. Bebek uslu ve uyumlu olunca insan ozeniyor haliyle :)

Tarih: 6 Nisan 2014 Pazar
Yer: BBOM Incek Okulunun bahcesi
Durum: Okulu tanitmak ve bahari karsilamak icin bir kermes duzenlendi. Butun gunumu orada gecirdim. Gelenler bilir, ikinci el esya standindaydim :) Arada bir yiyecek bolumune gittim. Yine guzel dostlar, yeni arkadaslar, guzel yemekler, kosusan mutlu cocuklar, merak ve ilgiyle sorular soran buyukler, okulu begenen veliler. Mutlu bir kalabaliktik o gun orada. "bu is olacak, hem de harika olacak" diyen umut dolu insanlar. Cok heyecanliyim bu konuda, cok umutluyum, beklentilerim, hayallerim var. Ekipteki herkesle ortak hayalleri paylasiyor olmak ayri bir guzel. Hic boylesini yasamamistim. Muthis bir sinerji var, cok yuksek bir motivasyon var. ulke gundemine inat masmavi gokyuzu gibi, kocaman bir orman gibi, tertemiz sular gibi bir enerji.
Guzel bir haber vereyim, bu haftasonu yeniden toplaniyoruz okulda, bu seferki daha da guzel olacak. Buyrun gelin :)

Tarih: 7 Nisan 2014 Pazartesi
Yer: Istanbul
Durum: bir turlu yazamadigim alerji, bagirsak-sindirim sistemi durumlarimiz icin Istanbul'da bir doktor ile gorusmeye basladik. Aslinda Ankara'da bir doktor bulmayi istiyordum ama yapilacak testin sonuclarini 3 yasindaki bir cocuk icin yorumlayabilecek tek bir doktor yokmus Ankara'da. Mecburen dustuk Istanbul yollarina. Umutluyum, iyi olacak. Cok hikaye dinledim, en yakin arkadasimin degisimine sahit oldum. Beklentim yuksek, insallah sifa olacak bize.
Neyse, doktorla gorustuk, ogleden sonra bindik Ankara otobusune, yola dustuk tekrar. Daha Istanbul'dan cikmadan, otobanda, otobusun onundeki araba onun onundeki arabaya carpti. Otobus de onlara carpmamak icin cok ani bir fren yapti. Benim kafa kuuut diye ondeki koltugun arkasina carpti! Koltuklarin arkasindaki ekranin kosesine burnum denk geldi. Benden baska birkac kisi daha hafif sekilde yaralandi. Benim burnuma buz konuldu hemen. Neyse, gecmis olsun dedik gectik.

Yol boyu burnumun agrisi hic dinmedi. Yolcularin da telkiniyle Ankara'ya gelir gelmez hastanenin acilinde aldik solugu. "Birsey yoktur ama yine de emin olalim" dedik. Rontgen sonuclariyla ilk soku yasadim: Burnum kirilmis! Burnumun ust tarafi, hani gozluk takinca gozlugun burun ustune oturdugu yer var ya, iste orasi kirilmis ve kirilan kemik deriyi zorlayarak disari dogru firlamis!!

Ilk soktan sonra acilde KBB doktoru olmadigi icin ertesi gunu beklememiz gerektigini ogrendik. Ertesi gun ise gittim, ben soylemesem kimsenin fark edecegi yok, oyle bir durum! Ama nasil aciyor! Hemen sevk alip doktora gittim. Ikinci soku da orada yasadim: Ameliyat, hem de genel anestezi ile bir ameliyat olmam gerekiyormus! Sonra da alciya alinacakmis burnum. Ameliyat icin 10 Nisan Persembeye gun verdiler, oradaki odemin gecmesini beklemek gerekiyomus once.

Peki, dedim, raporumu alip eve gittim. Vardir bunda da bir hayir.

Persembe sabah erkenden ise gider gibi ciktim evden, gittim bir guzel ameliyatimi oldum. Az da degil, iki saat surmus operasyon. Allahtan tampon koymamislar burnuma, tampon isi cok can yakiyor! Ayni gun aksam Bambinoyu yalniz birakmayalim diye eve gectim. Bambino ben gelmeden once anneannesinin telefonundan resimlerimi gormus ve cigliklar atarak beni sormus :(( Ben eve gelince dogal olarak korktu ama ben olabildigince normallestirdim durumu. Alci, sargi, bantlarla dolu bir anne yuzunu hicbir cocuk gormek istemez tabi..

Sonraki birkac gun Bambinonun duzeni bozuldu. Ise gitmeyen, evde dinlenen bir anneyi hic birakmak istemedi. Ne zamanki annenin evde olacagindan emin oldu, o zaman beni birakip disariya cikti. 3. Gundu sanirim, Bambino disari ciksa da dondugunde anneyi bulacagina emin oldu ve rutinine cogunlukla geri dondu.

Bu arada Bambino asil sokunu 10 Nisan 2014 Persembe gunu itibariyle m.emeyi birakmak zorunda olusuyla yasadi. Oncesinde hicbirimizin boyle bir ongorusu olmadigi icin herhangi bir on hazirlik yapilmadi. Ameliyat sonrasi enfeksiyon riski nedeniyle antibiyotik icmem gerektigini eve giderken ogrendim. Bana da sok oldu bu! Ki bu hic istedigim birsey degildi, antibiyotiklerin vucuttaki kotu bakterilerle birlikte tum iyi bakterileri de oldurdugunu bilmeyen yok sonucta. Neyse, eve geldik. Bambino uyumaya yakin m.eme istedi her zamanki gibi. Ben de ona burnumun iyilesmesi icin ilac ictigimi, ilacin tum vucuduma yayildigini, sute de gectigini, m.eme emerse kendisine de gececegini soyledim Bambinoya. Ikna oldu olmasina ama ilk gun biraz zor uyudu. O aksamdan beri m.emenin yerini saca ve kafaya masaj yapma, sirt sivazlama, karin ovma ve muzik-ninni aldi. Bizimki dokunmatik cocuk, fiziksel temas ile kendini rahat hissediyor. Cogunlukla ellerimi tutuyor uyurken ya da ellerini boynuma koyuyor. Hala kucuk bebek o, minik kuzum benim!

Her iste bir hayir var elbet, ben simdilik bunu Bambino ile vakit gecirmeye, m.emeden kesmeye ve insallah daha duzgun bir burna kavusmaya yoruyorum. Kim bilir henuz bilmedigim daha nice hayir vardir bu iste..

Ameliyat sonrasi gunler, alci cikana kadar biraz zor gecti. Gozlerim morardi, alnim sisti, goz altlarim agridi. Iyilesme devam ederken alcinin ici kasindi. Ustelik alciya su degmesin diye banyo yapamadim.

Bir hafta sonra alci cikti cok sukur. Doktor 2 ay gozluk takmamami, ilk 2 hafta azami dikkat etmemi soyleyerek eve gonderdi beni. Alci cikti diye sevinirken birkac gun sonra yere egilirken burnum yere dogru dusuyormus gibi hissetmeye basladim. Agrilarim da devam ediyordu, ustune ustluk Bambino birkac kere burnuma carpmisti, iki defasinda aglamistim acidan. Baktim ki burun yamulmaya basladi, tekrar gittim doktora. Yeni sok: kemik catlama egilimi gostermis! Tekrar sargiya alindi burnum. Raporum uzatildi. Dinlenmem gerekiyormus.

Ne uzgunum, ne sevincli. Olani oldugu gibi yasiyorum sadece. Bir yandan oglumla daha cok vakit gecirdigime, evde onunla olabildigime seviniyorum, bir yandan da burnumun iyilesmesini ve daha onemlisi oglumla uyguladigimiz diger tedavinin olumlu sonuclanmasini tum kalbimle diliyorum. Bu sene sagligim ve vucudumla cok ilgilenecegim soylendiginde " Daha ne olabilir ki, dikkat ediyorum zaten!" demistim. Ne cahilmisim! Bir diger yandan da arkadasimin ve baska birinin dedigi birsey kulaklarimda cinliyor: Ne yapmak istedigine karar ver! Net ol! Kararlarini al! Adim at!

DEVAMINI OKU

4 Nisan 2014

Bambino 42 Aylık - 3,5 Yaş

 
Bizim Bambino kocaman adam oldu dostlar :)
Herşeyi yalayıp yutan, herşeyi ama herşeyi hafızaya anında kaydeden ve asla silmeyen, 7/24 çalışan bir makine tadında.
Kojo ile aramızda geçen tüm konuşmalara dalan, birazcık tartışma moduna geçsek çözüm üretip ara bulan, en ufak bir sürtüşmeden bile rahatsız olan hassas bir ruh Bambino..

"Sen babaya ne dedin anne?"
"Baba sana ne dedi anne?"
"Sen ne düşünüyorsun peki anne?"
"Baba şöyle yapsak nasıl olur?"
diyerek arabuluculuk yapan bir bücür :)
Öyle de güzel öneriler sunuyor ki şaşırıp kalıyoruz kojoyla. Gülmeye başlıyoruz ister istemez ve buzlar eriyip gidiyor. Bazen ortamda gerginlik olmasa bile Bambino önerileriyle bizi mest ediyor.

Çocukla çocuk olmak, onun ruhuna yanaşıp anı paylaşmak öyle iyi geliyor ki. En iyi terapiden bile iyi olduğunu iddia ediyorum :)

Son haftalarda şizofrenik haller takındı Bambino.
"İşe gitmeni istiyorum anne"
2 sn sonra
"İşe gitmeni istemiyorum anne"

"Yemek yemek istiyorum"
3 sn sonra
"Yemek yemek istemiyorum"

Sanki kendi kendini keşfediyor, kendi kendinin farkına varıyor bunları söyleyince. Zıt söylemlerin varlığını, kullanımını keşfediyor bir yandan da. Ve çevrenin her bir cümleye verdiği tepkiyi ölçüyor.

Parkta başka teyze ve çocukların konuşmalarını sünger gibi emip akşam kendi kendine takılırken tekrarlayıveriyor:

"Sana onunla oynama dedim, neden oynuyorsun?"
"Bir güzel bir güzel olmuş ki bu kek!"
"Çok yaramazlık yapıyorsun"
"Kötü çocuk"
"Atma dedim sana, bak vermem bir daha oyuncağını"

Ne kadar içselleştiriyor, ne kadarını kullanıyor bunları bilmiyorum ama gerçek hayat böyle söylem ve sınırlamalarla dolu. Bir ara "Acaba kreşe gitse daha iyi mi olur?" diye düşündüm ama "Oradan da başka sözlerle gelecek nasılsa" diyerek vazgeçtim.

Neyseki Bambino büyüyünce okula gideceğini söylemeye başladı. Ya da parktaki teyzeler onu bu şekilde dolduruyorlar, o da papağan gibi tekrarlıyor, bilemiyorum. İşin ilginç yanı, gideceği okulu şeçti bile. Başka okul adı söyleyince hemen karşı çıkıyor. Gerçi daha BBOM ile tanışmadı, umarım fikri değişir :))

"Ben şimdi orta boyum, büyük boy olunca okula gideceğim."
"Ben okula gidince bir kardeşim olacak, sen de ona bakacaksın anne"
"Erkek bir kardeşim olsun, adı Yunus olsun"
"Ben çok büyüyünce 19 tane kardeşim olsun anne, hepsi de erkek"

En sevdiği renkler koyu mavi, koyu yeşil, koyu kırmızı.
En sevdiği arkadaşı Can.
Sabah 7-7:30'da uyanıyor, öğlen 1,5-2 saat kadar uyuyor, akşam 22:30'da uyuyor.
En sevdiği müzik tempolu müzikler, sözlü müzikler ve elektronik müzik.
Dinlemeyi en çok sevdiği müzik aletleri bateri ve ksilofon.

Kelimeleri çok güzel kullanıyor, kelime türetiyor ve kelime köklerini uzun uzun düşünüyor.

-Bunu akbaba yirtmis anne.
-?
-Akbabalar yirtici hayvanlardir.
:)

Elinde bir dal parcasi eller yukarida:
-Kargaaa kargaaa, sana yuva yapman icin dal parcasi veriyorum, alir misin?

Anne kalk
Anne yat
Anne benim yatagima gidelim
Anne bu tarafa yat kafani buraya koy
Anne ac gozlerini
Simdi!

Bambinonun tutarsız davranışlarına daha fazla maruz kalmak istemeyen kojo hava almak için dışarı çıkınca, arkasından:
- Baba bizi özlerse ne olacak anne?
- Özlerse gelir herhalde.
-Baba bizi özlerse ama gelmek istemezse ne olacak?
-Hı?? E, kem küm, bunu bilemedim, babaya soralım gelince.
DEVAMINI OKU

31 Mart 2014

Başka Bir Okul Mümkün Ankara - 6 Nisan Kermesi


Gündemle ilgili olarak oldukça dolu olduğum halde, bu güzel haberin kara bulutların arasından çıkıp güneş gibi parlayarak hepimize umut vermesini ve geleceğin çocuklarımız için daha güzel günler getireceğini müjdelemesini istedim.

Ankara'da Başka Bir Okul Mümkün diyerek yola çıkan bir avuç fedakar insan güzel sonuçlar alarak çok ama çok güzel bir yerde bir okul kiraladılar. Yeri, Ankara'nın yeni gözde mekanlarından İncek'te; aynı zamanda köyün içinde - yani doğanın kucağında. Bir taşla iki kuş :)

2014 Sonbaharında kapılarını açacak olan okulu görmek, bu işe girişen ekiple tanışmak ve aklınızdaki tüm soruları cevaplamak için 6 Nisan'da okul bahçesinde yapılacak olan kermeste buluşalım!

Orada görüşmek üzere! :)

Daha fazla bilgi için: http://baskabirokulmumkunankara.wordpress.com/

Pazarı bekleyemem, sorularımın cevaplarını şimdi almak istiyorum diyenler için: http://www.baskabirokulmumkun.net/sss/

DEVAMINI OKU

20 Mart 2014

Goethe'nin Evi (Goethe Haus) - Frankfurt




Şubat ayında yaptığım Frankfurt gezisini gündemin ağırlığı altında kaldığım için bir türlü yazamadım.

İş gezisi olarak gittiğim Frankfurt'ta ilk defa Bambinodan ayrı 4 gece 5 gün geçirdim. Üstüne üstlük kaldığım yerde wifi olmadığından ve wifi erişimi olan bir yere gitme imkanı bulamadığımdan 5 günde sadece 1 defa oğlum ile görüşebildim. Güya son teknolojilere sahibiz! Neyseki emin ellerde güvende ve rahat olduğunu bilmem beni rahatlattı.





Frankfurt'ta kısa bir şehir turu yaptım ilk gün. Ertesi gün katıldığım program kapsamında yine küçük bir şehir turu yapma fırsatım oldu. Zaten küçük bir şehir. Sakin, kendi halinde, şirin bir yer.
Ancak ne yalan söyleyeyim Frankfurt bana hiç enerji vermedi. Kendimi hiç rahat hissedemedim bir türlü. Bir gece bile doğru dürüst uyuyamadım. Halbuki ne hayallerim vardı; tek başıma istediğim saatte yatıp istediğim saatte kalkacaktım, gözlerim şişinceye kadar saatlerce uyuyacaktım. Nerde!




Neyse, kendi kendime dolaştığım zaman gittiğim ilk yer Goethe'nin doğduğu ev oldu. Evdeki eşyalar, odalar, yaşanmışlıklar öyle büyülüydü ki, her an bir kapının arkasından Goethe çıkacakmış gibi hissettim. Evin her odasının ne amaçla kullanıldığından tutun, hangi eşyaların nereden geldiğine kadar detaylı anlatım mevcuttu. Beklediğimin üzerinde bir süreyi burada geçirdim. Evden sonra yine aynı yerleşke içindeki müzeyi de gezdim.






Goethe Hakkında

Johann Wolfgang von Goethe (28 Ağustos 1749, Frankfurt – 22 Mart 1832, Weimar), Alman hezarfen; edebiyatçı , politikacı , ressam ve doğabilimci. Aynı zamanda çeşitli doğa bilimleri alanlarında araştırmalar yapmış ve yayınlar çıkarmıştır. 1776 yılından itibaren, Weimar dukalığının bakanı olarak çeşitli idari ve siyasi görevlerde bulunmuştur.

Goethe, şiir, drama, hikâye (düzyazı ve dörtlük şeklinde), otobiyografik, estetik, sanat ve edebiyat teorisi, ayrıca doğa bilimleri olmak üzere birçok esere imza atmıştır. Bununla birlikte, zengin bir içeriğe sahip olan mektup çeşidi, önemli edebi eserlerindendir. ‘Fırtına ve Coşku’ (Sturm und Drang) döneminin en önemli öncüsü ve temsilcisi olmuştur. 1774 yılında ‘Genç Werther’in Acıları’ adlı eseri ile bütün Avrupa’da ün yapmıştır. Daha sonra, 1790 yılından itibaren, Friedrich Schiller ile birlikte ortak ve dönüşümlü bir şekilde, içeriksel ve biçimsel olarak, Antik kültür anlayışı üzerinde yoğunlaşarak, Weimar Klasik’in en önemli temsilcisi olmuştur. Goethe, aynı zamanda, yurtdışında da Alman edebiyatı’nın temsilcisi olarak kabul edilmiştir.

Değeri, ölümünden sonra azalmaya başladığı sıralarda, Goethe, 1871 yılından itibaren, Alman ulusal kimliğiyle, Alman Kraliyet’inde taçlandırılmıştır. Sadece eserlerine yönelik değil, aynı zamanda örnek alınacak yaşantısına yönelik de bir hayranlık oluşmuştur. Goethe, bugüne kadar, en önemli Alman edebiyatçı olarak kabul edilmiş, eserleri ise dünya edebiyatı zirvesinde yerini almıştır.

Daha detaylı bilgi için tıklayın. 





Goethe'nin evi ile ilgili detaylı bilgilere (ziyaret saati, ücretler vs.) buradan ulaşabilirsiniz.









DEVAMINI OKU

4 Mart 2014

Bambino 41 Aylık

41 Kere Maşallah diyoruz hep birlikte :))

Küçük adamımız bir ay daha büyüdü.
Artık iyiyden iyiye sohbet ediyor, derdini anlatıyor.
Ama hala çekingen, utangaç, hassas.

Söylemiş miydim bilmiyorum, Bambinonun süt ve süt ürünleri alerjisi geri döndü :(
Hele peynir yiyince sivilce çıkıyor resmen yüzünde.
Köklü bir çözüm arayışındayım.
GAPS diyeti gibi bir diyet yapmak geçiyor aklımdan, hem onun hem kendim için.
Öğrendim ki egzama, gıda intoleransı, astım, hiperaktivite, disleksi ile başlayıp otizme kadar varan skalada yer alan rahatsızlıkların temelinde sindirim sisteminin işlevini tam yapamaması var.
"Leaky gut" denilen bağırsakların iyi çalışmaması nedeniyle yiyeceklerin istenmeden kana karışması sonucu vücudun yiyeceklere savaş açması alerjik reaksiyona neden oluyor.
Ve bağırsak florasını iyileştirmeden bu sorunlar bitmiyor, hatta zamanla daha da ilerliyor.
Egzama gıda alerjisine dönüşüyor. Sonra astım. Sonra öğrenme güçlüğü. Bu arada obsesif-takıntılı davranışlar. Bunların görülme sırası bu şekilde olabilir ya da olmayabilir. Ama temelde sorun aynı.
Çözümü ise bağırsak florasının iyileştirilmesi.
Bu detaylar başka bir yazının konusu.

Bambinonun en sevdiği renkler koyu mavi, koyu yeşil ve koyu kırmızı.
Öyle ki, beyaz arabamızı satıp koyu mavi bir araba almamızı bile istiyor :)

Çok insan canlısı, karşısındaki ile frekansı tutarsa sabaha kadar sohbet edebilir.
Dışarıda yemek yediğimizde yemeği beğenirse gidip garsonlara "Ellerinize sağlık, yemeği çok beğendim" diyor :)

Büyüyünce hem astronot hem de otobüs şoförü olmak istiyor. Kojoyla beni uzaya götürüp gezdirecekmiş. Otobüsüyle gezdirirken bilet almamızı istedi bir de, torpil yok :P

"İşe gitmediğiniz bir gün birlikte şuraya gidelim" diyerek öneriler getiriyor artık.

"İkinizi de çok seviyorum" diyerek sarılıyor bacaklarımıza.

"Hani Londra'ya gitmiştik ya, ne güzeldi, değil mi?" diyerek anıları yad ediyor :)

"Herşeyi bilemezsin, değil mi anne?" diyerek bilmemenin normal olduğunu anlatıyor.

"Ben küçük değiliYİm, ben büyük de değiliYİm, ben orta boyum" diyerek eliyle orta boy hizasını gösteriyor.

"Ben okula gitmeyeceğim" diyerek aykırı duruşunu korumaya devam ediyor :)

İzlediği videoyu beğenirse kojoyla beni elimizden çekiştirerek salına getiriyor, bizim de izlememizi istiyor hemen.

"Bugün bana ne hediye getirdin?" diyerek her gün şansını deniyor :)

"Saçımı yıkayacak mısın, yıkama!" diyerek banyo öncesi pazarlık yapıyor her defasında :)

"Ama ikiniz birden uyursanız ben yalnız kalırım, birinizin benim yanımda durması gerek" diyerek uykuya direnip oyuna devam etmek istiyor. Gece uykuları bir ara 11:30 civarıydı, şimdi 10-10:30'a geriledi. Daha da öne pek çekemiyoruz çünkü gündüz 1,5-2 saatlik öğle uykusu uyuyor hala. Haftasonu 45 dk olan öğle uykularında ise gece uykusuna 9:30 gibi geçiyor.

"Şöyle bir hareket vardı" diyerek şekilden şekle giriyor, akşamları spor yaparken :)

"Kimse yemez mi yemeğimi?" diye endişeleniyor, yemek sırasında tabağını bırakıp tuvalete gitmek zorunda kalınca.

Bambino: Bahar gelince bahçeye sebze tohumları ekelim, fide dikelim.... Hepsini ben dikeceğim.
Ben: Tamam. Diktiklerin büyüyünce bizimle paylaşır mısın?
Bambino: İnşallah paylaşırım, bilmiyorum!
Ben: !!

Arkadaşına söyleyemediği için içinde kalan duygularını aktarıp rahatlaması için yaptığımız role-play sırasındaki diyalog:

Bambino: Ben Bambino olayım, sen E. ol.
Ben: Tamam.
Bambino: E. neden paylaşmıyorsun, kızıyorum sana.
Ben: Seni kızdırdığımı bilmiyordum. Bir daha yapmam, paylaşırım.
Bambino: Tamam E.... Bir dakikalığına anne olur musun?
Ben: Tamam oğlum.
Bambino: Seni çok seviyorum!
Ben: (Nirvana anı bu an olmalı!) 
:)
DEVAMINI OKU

3 Mart 2014

Kanser hastası minikler ve arkadaşları için bir kitap

Sevgili OİP'in resimlemesiyle Türkçe'ye çevrilen bir kitabın ve güzel projenin detaylarını OİP'in kaleminden paylaşmak istiyorum. Dilerim bu konuda bilinç seviyemiz artar ve dilerim çocuk ve hastalık kelimeleri hiç yan yana gelmez..

--

Sizlerle parçası olduğum önemli bir projeyi paylaşmak istiyorum.
Bir süredir beni takip edenler, gönüllü olarak desteklediğim, çocuklara yönelik projeleri bilirler. Renklerim ve çizgilerimle onların mutlu dünyalarını biraz daha eğlenceli hale getirmek diyebiliriz yaptığıma.
İşin zor tarafları da var. Asıl el uzatılması gereken yardıma ve bakıma muhtaç çocuklarımız. Hastalıklarsa en söylemesi zor olanı. Çocuk ve hastalık ne kadar birbirine tezat ve yakışmayan iki sözcük...
Bu konuda faaliyet gösteren Hayata Renk Ver Derneği'ni ve çalışmalarını belki duydunuz. Kanser hastası çocukların dünyasına renk katmayı amaçlayan bu derneği tanımanızı, çabalarına katkı koymanızı çok isterim.

Dernek yakın zamanda National Children’s Cancer Society – NCCS tarafından hazırlanmış bir kitabın Türkçe'ye uyarlamasını Kanserle Dans Derneği ile ortak yürüttüğü çalışmanın sonucunda
Sevimin Yeni Maskesi adıyla yayınladı.
 
Sevimin Yeni Maskesi; içinde öykü barındıran bir boyama kitabı.
 
Kitabın orjinal içeriği korunmakla birlikte, çizim aşamasında karakterleri ve mekanları yeniden yorumladım.
On iki sayfalık bu kitap, kanser hastası çocuklarımız, aileleri ve arkadaşları için hazırlandı.
Okurların tek başlarına, arkadaşları ya da çocuklarıyla birlikte yapabilecekleri etkinliklerle hoş vakit geçirebilmelerinin sağlamanın yanı sıra; toplumda kanserli hastalara ilişkin önyargıyı gidermeyi ve hastalıkla ilgili bilgilendirme yapmayı amaçlıyor.
Kitap özetle şu önemli mesajları veriyor:
  • Kanser bulaşıcı bir hastalık değildir.
  • Maske, çocuğun hastalıktan korunması içindir.
  • Senin ya da başkasının yaptığı bir şey, örneğin yaramazlık yapmak gibi bir durum kansere sebep olmaz.
  • Yaşlı, genç, çocuk herkes kanser olabilir.
  • Kanser hastalığı tedavi edilebilir, ilaçlar hastayı iyileştirir.
  • Tedavinin yan etkileri vardır.
  • Kanser olan arkadaşının ya da kardeşinin sana ihtiyacı var. Şu an hasta da olsa o hâlâ aynı kişi.
Bir de fotoğrafın uygulama tarafına, yani ülkemizde hastalığın algı ve tedavi sürecine bakalım.
Bizim hastanelerimizde hastalar hastalığı yaşayarak yani  tecrübe ederek öğreniyorlar.
Bu durum, özellikle de kimsenin süreci anlatmaya "kıyamadığı" çocuklar için ciddi travmalara neden olabiliyor. Aileler ve bazen doktorlar bile kanser kelimesini söylemeye imtina ediyorlar.
Yapılan araştırmalar gösteriyor ki, aslında tam aksi olmalı. Normalde olması gereken hastanın özellikle de çocukların bu süreci anlayabilmeleri için apayrı programlar geliştirilmeli.

Gelin bu anlayışı değiştirmeye sizler de yardım edin. Bloglarınıza yazın, paylaşın, basının dikkatini çekmesi için yardım edin.
 
Psikoloji ve pedagoji uzmanları ve eğitim danışmanlarının eşliğinde hazırlanan Sevim'in Yeni Maskesi kitabı aslında Türkiye'de bu anlamda bir şeyleri değiştirmeyi hedefliyor.
Annesinin yürekli anlatımıyla an an blogundan kanserlemücadelesini takip ettiğimiz sevgili küçük melek Nehir'i hatırlayın. Oradaki bilinçli yaklaşım ve duruşu, bu bakış açısıyla yeniden tartın.
Yaramazlık yaptı, annesini üzdüğü için hasta olduğunu düşünen çocuklar istemiyoruz. Bu zor ve uzun bir süreç. Önyargıların ortadan kaldırılması sürecinde sizlerin de desteğinizi istiyoruz.
Kitaba ulaşmak için dernekle irtibata geçebilir ya da linkten indirebilirsiniz:
http://www.hayatarenkver.com/upload/seviminyenimaskesi.zip

Çocukların hep mutlu olduğu güzel bir dünyaya...
DEVAMINI OKU

4 Şubat 2014

Bambino 40 Aylık


Kutup ayısı, ayıcık, fok ve yavrusu, pikine, polis arabası

Pikine
- Fok balığının adı ne?
-Adı fok, soyadı fok.

- Kaplumbağamın adı Pikine.

- Baba, yanlışlıkla bilerek yaptım (O nasıl oluyorsa?)
Kurabiye yapan Bambino

Çok lezzetli :)

- Anne, eve gelince bu terliği giy, ben de üstüne oturayım. (Terliklerimin üstüne oturur)
5 dk oturduktan sonra:
- Anne, böyle oturmak çok hoş.
2 dk sonra:
- Anne, kanguruyla yavru kanguru hikayesindeki gibi oldu anne.
Top havuzunda bir kuzu

- Anneyle vakit geçirmekten çok hoşlanıyorum.
Foto çeken Bambino
 - Pikinemdeki paralar birikince Londra'ya gideceğim.

- Anne, işe gitmediğin bir gün seninle oyuncak almaya gidelim, tamam mı?
Babasının işyerinde çalışırken Bambino

- Bengisu abla, yine gel ama saçların yine böyle olsun.
-Sen uzun saçı çok seviyorsun galiba.
Annesinin kısa ve kıvırcık saçlarına bakıp:
- Kıvırcık saçı da seviyorum (Ne şiş yansın ne kabap)
Sevgi Yumağı (Mavili Bambino :P )

-Anne, sen üzülme, ben üzülürüm senin yerine (Ağlayarak söylüyor, çok üzülmüş)
Anne üzülünce hemen ağlamaya başlıyor, hassas Bambino..

Dışarıda kendinden büyük abla görünce ağzı yüzü yamuluyor hemen. Ablaların bakmasına da gerek yok, varlıkları yeterli :)
Çiçekçi olmuş, çiçek satıyormuş

Dergiden çıkan yapıştırmaları yüzüne yapıştıran Bambino :)

- Uyumayalım anne, aç gözlerini.
- Gözlerim bana uyu diyor oğlum.
-Gözlerin öyle demesin anne.
Suluboya çalışmasını banyoya taşıyan Bambino
Su ile bir saate yakın oynuyor, hiç karışmıyoruz. Oyunum bitti deyince üstünü değiştiriyoruz ve banyoyu temizliyoruz.

- Oğlum, ben bugün işe gideceğim.
- Babam da gidecek mi anne?
-Yok gitmeyecek o.
- Sen de gidersen babam da giderse ben yalnız kalırım anne. Ne yaparım ben o zaman? (Acıklı bir ses tonu ile söyleniyor)
Sarıp sarmalar, içime geri sokasım gelir böyle anlarda..
Gittiğimiz bir evdeki bambu ormanına hayran olduk
 - Anne sana İspanyolca öğreteyim mi?
- Öğret oğlum.
-şabulapujulamacok.
-Ne demek bu?
-Pencere demek anne.
-Peki, teşekkürler.

Okunacaklar listesi kabarık
-İspanyolcanın adını çok seviyorum.... İtalyanca da güzel.
DEVAMINI OKU

SOSYAL AĞLAR


İZLEYENLER

Blog Arşivi

HER GÜN MUTLAKA

NE ARADINIZ, YARDIMCI OLALIM?

Kişisel Blog

Copyright © Benden ve Bizden | Powered by Blogger
Design by Lizard Themes | Blogger Theme by Lasantha - PremiumBloggerTemplates.com