arkadas etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
arkadas etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Şubat 2013

Kaçamak




İnsan karşısına çıkan fırsatları değerlendirmeli :)
Gerçekten istiyorsa yapmalı, bahanelere sığınmamalı.
Yakın arkadaşımın izin alacağını öğrendim.
Evde dinlenecek, kafa izni yapacaktı.
Uzuuun süredir görüşmemiştik.
Özlemiştik birbirimizi.
Kalpler yakın ama mesafeler var fiziksel olarak aramızda.
İzmir'de yaşıyor.
Aklıma düştü.
Onun uçak yolculuğu yapacak hali yoktu, biliyordum.
O zaman ben bir kaçamak yapayım, yanına gideyim dedim.
Bambino olmadan kız kıza rahat rahat takılalım istedim.
Gecelemeyi istemedim.
Akşama eve dönmek istedim.
Öyle olunca sabah gittim, akşam geldim.




Yolculuk güzel geçti.
Öyle elimi kolumu sallaya sallaya uçağa binme keyfini yaşamayı Allah hepinize nasip etsin :)
Ne güzelmiş öyle, bavul bekleme derdi yok, el bagajı yerleştirme derdi yok.
Bir omuz çantası al git :)
Bol bol bulut fotosu çektim yol boyunca.
Çorak İç Anadolu manzarası yarım saat sonra yerini yemyeşil bir doğaya bıraktı, daha da bir keyiflendim.





İzmir yağmurluydu.
Ama ne yağmur, öyle böyle değil.
Yine de keyfimizi bozmadı hava.
Zaten havaya baktığımız pek olmadı.
Kahvaltı için Alsancak'a gittik, denize karşı kurulduk.
Çenemiz yoruluncaya kadar konuştuk, konuştuk.
Paylaştık.
Anlaştık.
Oturmaktan bir yerlerimiz ağrıyınca kalkalım dedik.
Mekan değiştirdik.
Ve devam ettik.
Konuştuk konuştuk.
Paylaştık.
O anlattı.
Ben anlattım.
Keyiflendik.
Hüzünlendik.
Bir iyi geldi ki!
Oh!
Sonra dönüş vakti geldi.
Ve ben geldiğim yoldan geri döndüm :)
İyi geldi.
:) 
DEVAMINI OKU

11 Eylül 2012

Bardaklaşma Etkinliği


Sevgili Madam Dö Gonç'un ev sahipliğini yaptığı bir bloglar arası etkinliğe ilk defa katıldım. Bardaklaşma Etkinliği olarak adlandırılan bu olayda, çekilişle eşleşen kişiler birbirlerine bardak hediye ediyorlar. Yanına da ufak tefek hatıralar, artık gönülden ne koparsa. İyi ki de katıldım. Çok tatlı bir blogcu ile tanıştım bu sayede. Hamarat Kedi Aynur'a tekrar çok teşekkür ediyorum. Madam'a da vesile olduğu için tekrar teşekkürler. Sayesinde hediyeleşmenin güzelliğini tekrar hissettim.
DEVAMINI OKU

28 Aralık 2011

Oku Oku Bitmiyor


Ise basladigimdan beri duzenli internete kavusmanın heyecanıyla aylardır (yuh bana!) bakamadıgım blog dostlarımın sitelerini okuyorum.

Her gun birkac blog okumaya calisiyorum ama oku oku wallahi bitiremedim :)

Bir de ben eskileri okurken yeni yazılar yazılıyor normal olarak, okudugum bloglara tekrar girmem gerekiyor, sıra karısıyor sonra :P Rica etsem ben hepinizi okuyana kadar yeni yazı yazmasanız :P

Bir blogu sayfalarca ard arda okuyunca cok zevkli oluyor ama, tavsiye ederim. Yazan kisinin ruh hali, o gunlerde neyle mesgul oldugu, kafasından neler gectigi, neye sevinip neye uzuldugu bir film seridi gibi geciyor satırlarda. Hele coluk cocugun fotolarina bakinca nasil da buyuyor olduklarini daha iyi anliyorum, hayretlere dusuyorum cogu zaman. 'Ben en son bıraktigimda su kadarcikti, hangi ara buyudu bu ufaklik?' diye soruyorum kendime.

Sonuc olarak iyi ki varsiniz blog dostlari, belki beni takip ediyorsunuz, belki etmiyorsunuz ama iyi ki yazip paylasiyorsunuz. Ben kendi adima sizi okumaktan zevk aliyorum. Hele ise baslayinca girdigim bu monoton tempoda bana nefes alma imkani sagliyorsunuz. Yazmaya, paylasmaya devam!

Not: Annevebebisi, senin fotolari benim bilgisayar acmiyor, fotolari gormeden cogu postu anlamiyorum. Var mi bir caresi?

Not2: Isyerinde Turkce klavye var ama ben henuz adapte olamadım. 'ı' yazmak yerine hala 'i' ye gidiyor parmaklarim; noktalı harfleri henuz oturtamadım. Bir muddet boyle garip bir halde devam edecek anlasılan. Idare edin gariii :P
DEVAMINI OKU

31 Temmuz 2011

Kavusma


Bu hafta yaklasik bir yildir gormedigim bir dosta kavustum.

En son gorustugumuzde Bambino karnimdaydi, onun kizi ise 7 aylik cimcimeydi.

Onlari gorur gormez yaslar bosandi gozlerimden.

Ne cok ozlemisim!

Ne cok buyumus o cimcime!

Nasil da gecmis zaman...

Doya doya sarildim dostuma.

Cocuklarla birlikte olabildigince konusup hasret giderdik. Cocuklar da sevdi birbirini :)

Oyle iyi geldi ki. Yine gelin olur mu dostum, ozletmeyin bu kadar kendinizi...
DEVAMINI OKU

1 Ekim 2010

39+1

Eveeeeet, bugun itibariyle 39. haftayi geride birakmis ve son demlerini yasayan bir gebeyim :) Bu yolculugun basindan beri inanamadim icimde baska bir canliyi tasidigima. Oyle bir mucize ki bu, kelimeler yetmez anlatmaya! Halen de inanamiyorum yakinda ailemize birinin daha katilacagina. Sanki baska bir alemdeyim, bir arkadasimin dedigi gibi "Yukari cikmisim da oradan kendimi izliyorum". Cok degisik seyler hissettiklerim, kendim bile tarif edemiyorum cogu zaman.

Yazmadigim zaman icinde hareketli gunler gecirdim. Ise baslamistim, 37. haftayi doldurunca ayrildim :) Birkac gun evde gecti, sonra gecen haftasonu Esra ve MK ve Esra'nin gorumcesini agirladik Ankara'da. Ozlemisiz cok! Cok kisa kaldilar ama hic yoktan iyidir diyerek teselli ettik kendimizi! Bu arada Esra sayesinde hamileligimin son zamanlarina ait fotograflar oldu elimizde, biz bu konuda acaip tembel bir cift ciktik! Esra da olmasa hic fotomuz olmayacak!

Bu hafta endokrinoloji kontrolum icin doktordaydim. Bir gun muayene, bir gun tahlil verme (ac karnina veriliyor), diger gun sonuc gosterme derken neredeyse hergun disaridaydim. Ilginc gozlemlerde bulundum her zamanki gibi. Mesela, sehrin gobeginde o kadar zaman gecirdim, gordugum hamile sayisi bir elimin parmaklarini gecmedi. Gebeler disari cikmiyor mu diye dusunmedim degil :) Gordugum puset sayisi ise bir rekor galiba: sadece bir (Not: bu veriler gunluk ortalamalardir :) )Bir de insanlarin beni gorunceki tavir ve davranislari cok ilginc geldi. Kara gunes gozluklerimin arkasindan izlemek cogu zaman zevkli ama bazen de "yeter kardesim ne bakiyosun hic mi 9 aylik gebe gormedin?" derecesine varacak kadar tacizkar geldi. Durup arkasina bakarak suzenler, saniyesinde aklindan neler geciyorsa gozlerini kisarak bakanlar, dikiz aynasindan izleyenler, alenen dik dik bakanlar, ve daha neler neler... Otobuste yanina oturdugum bir bayanin bir anda elini sap diye gobegime koymasi ise bombaydi! "Ah caniim" diyerek sevmekle baslayan, "erkek dimi" diyerek devam eden, erkek oldugunu ogrenince "iyi iyi, kiz olmasin bu devirde(?!)" diyerek beni derin dusuncelere sokan, inerken bir "iyi gunler" bile demeden ayrilan teyzeye buradan selam gonderiyorum. Istatistiklere baktigimizda, en cok sorulan, daha dogrusu kendinden emin bir sekilde soylenen seyin "Erkek dimi" oldugunu goruyoruz. Bu ifadeyi "cok kilo almamissin" izliyor; sanki hamilelikten once de beni biliyorlamis gibi :))) Ha bir de, metro beklerken elindeki cikolatayi "canin cekmistir, al ye" diyerek bana vermek isteyen citi piti bir kizi anmadan gecemeyecegim. Metro gelip de binmek icin kapiya yoneldigimde kosarak yanima gelip "aman dikkat et, seni korkuturlar simdi, dogum cok rahat birsey, korkma sakin, ben iki tane dogurdum!" diyip, sonra yine kosarak baska kapidan metroya binisi ve inerken bana bakip el sallayisi unutulacak gibi degil.

Kendime not almak adina yaziyorum ki, endokrin test sonuclarimda tiroit ilacimin dozu yeniden duzenlendi, biraz artti. Dogumdan sonraki 1,5 ay icin de bir doz verdi doktorum. Test sonuclarina gore kansizligim sinirda, kolesterol ve trigliserit ise ust duzeyin biraz ustunde cikti. Doktor, bebegin kendine yag tabakasi yaparken beni de etkiledigini ve bu sonuclarin normal oldugunu soyledi. Ben de son aylarda kendimi kaptirarak yedigim hamur islerinden sanmistim :P Onun disinda hersey normal gorunuyormus cok sukur!

Yarin da haftalar sonra kadin-dogum doktorum ile gorusecegim bakalim. Normalde hamileligin son zamanlarinda cok sik gorusuluyormus doktorla ama hem benim rahatligim hem doktorumun rahatligi (bir suredir de tatilde olmus olmasi) bizim gorusmelerin arasini acti. Yarinki gorusmede danisacagim uc konu var:

- Bebek hala pozisyon almadi, yan yatiyor kereta. Kafayi asagi vermezse dogal dogum zor biraz! Bir arkadasim akupunktur ile bir seansta bebegi dondurduklerini soyledi. Hipno-dogum teknikleri ile de birkac seansta yapilabiliyormus. Ya da doktor elle mudahale ediyormus duzelmesi icin. Bakalim yarin ogrenicez neler yapilabilecegini.

- Bir suredir bagirsak hareketlerim yavaslamisti ama hemoroid olmayi hic ummamistim, hamilelik nelere kadirmis! Bugun sabah ac karnina ceviz, erik ve armut kuru yaptim kendime. Ise yaradi, bagiraklari calistirdi ama hemoroid olayinin gecmesi daha uzun surecek sanirim. Bir de dogum sirasinda hemoroidin ilerleme olasiligi var, iste bu nokta beni biraz endiselendiriyor...

- Kullanmakta oldugum ilaci ne zaman birakacagimi merak ediyorum bir de. Bir arkadasim ilaci biraktiktan 3 gun sonra dogumun basladigini soylemisti. Simdi bende de biraz sartlanma oldu.

Bir de dogumun meraki+heyecani+korkusu+bilinmezligi var bir yandan. Umarim kolay ve rahat bir dogum olur...
DEVAMINI OKU

18 Şubat 2010

7. Hafta (7+0 - 7+6) ve Diger Mevzular


Bugun itibariyle gebeligin 7. haftasina girmis bulunuyorum :)

Sabah doktorla gorusmem vardi. Hashimoto Tiroidit denilen oto-bagisiklik sistemi hastaligina sahibim ben. Yaklasik 3 senedir ilac kullaniyorum. Ilac derken, aslinda disaridan hormon takviyesi aliyorum cunku benim bagisiklik sistemim tiroid hormonlarimi dusman olarak algilayip ona savas acmis vaziyette. O nedenle de disaridan hormon takviyesini omur boyu devam ettirmem cok onemli. Gebelikte bu onem daha da fazla cunku hem kendimin hem bebegin gelisimi bu hormon takviyesine bagli. Normalde TR'deki doktorlarim hamile kalma durumumda aldigim hormon miktarinin %30 kadar artirilmasi gerktigini soylemislerdi. Beden-kitle endeksine gore benim normalde almam gereken miktar 90 mikron. Ama piyasada bu dozajda hap olmadigi icin haftanin 6 gunu 100 mikron, pazar gunleri ise 75 mikron kullaniyordum, boylece kabaca dengelemis oluyorduk. Hamile kaldigimi ogrendikten sonra kendi kendime 75 mikronluk dozu hic almamaya basladim, devamli 100 mikron kullanmaya basladim. Ama bunun da yeterli olmadigini biliyordum, ancak kendi kendime dozaji artirmak istemedim, doktorla gorusup testlerden sonra resmi olarak bu islemin yapilmasini daha dogru buldum. Kabaca hesaplayinca benim su anda 125-130 mikron kullanmam gerekiyor.

Neyse, bunun icin 2 hafta once doktora gittim, yani gebe oldugumu ogrendikten hemen sonraki hafta, pazartesi. Doktor kan testi istedi. Ancak kan testi icin gun almak ne mumkun! Hep dolu, hep dolu! Neyse, sonunda persembe sabah 7.55'e randevu alabildim! Testi o gun yaptirdim. Test sonucu icin normalde 2 hafta verildigini ancak genel olarak 1 hafta icinde sonucun ciktigini soylediler. Ben de ona gore 1 hafta sonrasi icin (bugun oluyor) randevu aldim. Sonuc olarak dozajim bugun tekrar ayarlandi ve 125 mikrona basladim. Ancak bana 2 hafta kaybetmisim gibi geliyor! Bu yuzden biraz kaygiliyim acikcasi. Umarim bebege herhangi bir zarar vermemistir bu zaman kaybi!!

Aksi gibi, test sonuclarini elime vermediler, doktor ekrandan bakti ve ona gore tedavi onerdi. Ben sonucu alabilir miyim diye sorunca da nazik bir sekilde reddetti. TR'deki doktoruma gostermek isterim deyince cocugu TR'de mi yoksa burada mi doguracagima karar vermemi, cok fazla doktora gidersem kafamin iyice karisacagini, burada devam edeceksem kendilerine guvenmemi soyledi.

Gelecek hafta klinikteki gebelik durumlariyla ilgilenen doktordan randevu almami ve buyuk ihtimalle benimle doguma kadar ilgilenecek olan ebenin atanmasinin haftaya yapilacagini soyledi. Dedigi doktordan gelecek hafta persembeye randevu aldim bakalim.

Doktordan ciktigimdan beri "Acaba doz artisi icin gec kaldik mi?" diye neden sormadigimi dusunup duruyorum. Eve geldigimde kahvalti ettik kojo ile ve sonrasinda ikimiz de sekerleme yaptik, zira cok agir bir kahvalti yapmisiz! :) Kalkinca bilgisayar basina gecip benim gibi durumda olanlar var mi diye internetten bakinmaya basladim. Ne hikayeler buldum, ne hikayeler! Ama benim gibisine pek rastlamadim. Bir de TSH (hormon seviyesini gosteren deger) seviyemi bilmemek rahatsiz etti beni. Cunku okudugum kadariyla TSH in 2.5 i gecmemesi gerekiyormus. Benim en son tahlillerim 3 ya da 4 un ustundeydi hatirladigim kadariyla! Yani 125 mikron bile yetmeyebilir buna gore... Yine senaryo yazmaya basladim...

Hatta Haziran ayinda sinavlarim bitince TR'ye mi donsek diye de dusunmeye basladik. Cunku bu tiroit yetmezligi gercekten ciddi bir durum, hele benimki zaten kronik bir vaka. TR'de olsak daha mi rahat ederiz diye dusunmeye basladik. Anlayacaginiz biraz panik havasi var bugunlerde...

Bu arada bedensel olarak ne gibi degisiklikler oluyor bende? Rahmim portakal buyuklugune ulasmis, bebis de 1 cm olmus, masallah :) Bir uzum tanesi kadar, ya da bir fasulye tanesi kadar. Goz kapaklari, kulak taslagi olusmaya baslamis. Kalp ve beyin gelismeye devam ediyor. Dil ve dudaklarin olusumu da bu haftanin sonunda tamamlanacakmis. Insallah hersey yolunda gidiyordur! Pozitif dusunmeli degil mi?

Takip ettigim iki site var. Biri babycentre.co.uk, digeri de Dr. Kagan Kocatepe'nin gebelik.org sitesi. Fazlasi kafa karistiracakmis gibi geliyor. Iki siteden de memnunum, aklima gelen tum sorularin yanitini kolayca bulabiliyorum.

Simdilik hersey normal gidiyor gibi, yukarida bahsettigim tiroid durumlari disinda. Bulanti, tiksinme, bas donmesi vs. simdilik yok. Tukuruk bezlerim biraz fazla calisiyor ama okudugum bazi vakalardaki gibi elimde tas, tabak ya da yatagimin basucunda bir kova falan tasimiyorum. Bir de sik tuvalete gidiyorum, ki bu da oldukca normal. Ancak canim cok fazla yemek istemiyor, yiyorum ama zorla yiyorum biraz. Gecen haftlarda organik diye aldigim yogurt tuzlu cikinca yogurt gormek istemedim bir sure. Gunde 1 bardak sut iciyorum, bir porsiyon da peynir ya da yogurt yiyorum. Az mi acep? Hergun et yiyemiyorum ama gun asiri yiyorum. Ceviz ve kuru incir, kayisi yiyorum. 2-3 porsiyon meyve ve o gun evde ne varsa sebze yemegi olarak ondan yiyorum. Sabahlari bir bardak taze sikilmis portakal suyu iciyorum. Kendi kendimize bakmaya calisiyoruz iste. TR'deki aile-akraba yakinliginin getirdigi nazlanma, is yapmama ya da anneler yapsin ben yiyeyim olaylari burada yok. Bir de LSE gibi bir okul var hayatimda. Bu ara hergun "Ders calismam lazim" diyerek gune baslayip "Ya bugun de heba oldu bak goruyor musun" ile gunu bitiriyorum :)) Biraz konsantrasyon eksikligi ve hicbir isi bitirememenin stresi var uzerimde.

Guzel bir haberle bitireyim ama :) Sali gunu Meral'in kina gecesi vardi, bugun de dugune gidiyoruz insallah :) Kina gecesi cok guzeldi, cok eglendik. Gelinimiz de masallah harikaydi, ne de yakismisti kaftan :) Esra yakinda fotolari koyar, oradan bakabilirsiniz sanirim. Kina yakilirken annesi aglayinca ben de dayanamdim. Kendi kinamda hic aglamamistim ama baskasinin kinasinda genelde agliyorum nedense! Anneleri aglarken gormek dokunuyor bana. Bir de gurbette olunca soylenen turkuler cok anlamli oluyor!

                       Yüksek Yüksek Tepelere Ev Kurmasınlar,
                             Aşrı Aşrı Memlekete Kız Vermesinler...


Foto: Flckr

DEVAMINI OKU

2 Aralık 2009

Londra'da Bayram

Insan, cogunlugu Hristiyan olan bir memlekette yasayinca kendi dinine ait ozel gunleri istedigi gibi geciremiyor, kutlayamiyor malesef. Bu yil Kurban Bayrami Cuma gunu basladi mesela. Ama calisanlar icin Cuma gunu tatil degildi, mesai vardi. Ogrenciler icin de ayni sey gecerli tabi!

Yine de ucundan kiyisindan bayram oldugunu hissetmek, o havayi az da olsa yasayabilmek ve yasatabilmek icin birseyler yapilabiliyor. Biz ilk gun ailelerimizle haberlestik, yakin akraba ve arkadaslarimiz ile bayramlastik. Tabi okul ve is disi zamanlarda yaptik bunlari :)

Asil bayram aktivitesi Bayramin 3. gunu olan bulusmaydi. Sagolsun Esra yine herkesi bir bayram kahvaltisinda biraraya getirdi! Simithane'de bulustuk hep birlikte. Hatta Esra'yi blog araciligiyla bulup tanistigimiz bir cift de vardi. Simithane'yi de yine Esra'dan ogrendik gecen sene, hatta Esralar'la ilk bulusmamiz Simithane'de olmustu yanlis hatirlamiyorsam! :) Bu gittigimizde menuyu degismis bulduk, Ingilizlere hitap eden tatlara da yer vermisler menude, Turk tipi kahvalti tabagini iki ceside cikarmislar, sandvic-yemek turu birkac bolum eklemisler ve de.

Bayram cocugu olan MK'ya el opturup mendilini de verdikten sonra :P masayi donatip keyifli bir kahvalti yaptik. MK uzun bir sure kojonun kucagindan inmedi, uzun sure sohbet ettik bu sekilde :) Kucuk adamin yaptigi espiriler ve tatli tatli konusmasi bizi kendimizden gecirdi (Bu noktada tututu masallah diyip tahtalara vuruyoruz!)

Kahvaltinin ardindan erkekler batak oynamak uzere mekan degistirdiler, onlar gider de biz kizlar durur muyuz, biz de mekan degistirdik hemen! Hem de kac mekan :)) Sagolsun soforumuz Meral bizi dolastirdi, baska bir arkadasin bildigi birkac kafeye baktik ama pazar gunu olmasi, yagmur yagmasi ve ustune bir de civarda Arsenal macinin olmasi kafelerin neden kalabalik oldugunu aciklamaya yetti! Uzun bir sure hem park edecek yer, hem de oturabilecegimiz bir yer bakindik. Birini bulunca digerini bulamiyorduk sansimiza.. Bu arada "Cadde ve sokaklarda nerelere park edilir, park ederken nelere dikkat etmeli, bilet makineleri nasil calisir?" gibi sorulara cevap buldugum, ogretici bir surec yasadim :) Yalniz "Makine yutan paralari vermezse ne yapmali?" sorusunun cevabini bulamadim :P

Sonunda Lemon Monkey diye bayanlarin islettigi, ev gibi bir mekanda yer bulduk. Erkekler de oyunlarini bitirip oraya geldiler. Biz bayanlar biraz yorulmustuk ama sicak birseyler icip tatlilarimizi yiyince kendimize geldik ve muhabbete devam ettik :) Masallah MK, ortamdaki tek cocuk olmasina ve genel olarak ilgisini cekecek cok sey olmamasina ragmen kendini oyalamayi buyuk cogunlukla basardi gun boyu! Kalabalik olmasi, donusumlu olarak ilgi gostermemiz, kendi kendine oynama kabiliyetine sahip olmasi sayesinde o da biz de guzel vakit gecirdik!

Bayram gunumuz, Esralar'in bizi eve birakmasi ile son buldu. Belki TR'de degiliz ama burada da bundan daha anlamli ve keyifli bir bayram gunu de geciremezdik bence! Bugun icin yapimda ve yayinda emegi gecen herkese bir kez daha tesekkurler!

Fotolar: 1. canelvr.wordpress.com/ ; 2. flickr
DEVAMINI OKU

19 Ekim 2009

Yakinlik dilden ote


Okudugum bolum sanki bu dunyanin kucuk bir orneklemi gibi.  Her din, irk ve milletten insan var nerdeyse: Cekik gozlusunden tutun komur karasi tenlilere kadar, yelpaze cok genis. Genel olarak herkesle selamlasir, hal hatir sorarim. Ama bazilari var ki muhabbetin devami her zaman gelir, haftasonu ne yaptigimizi, hocalarla ilgili ne dusundugumuzu falan konusuruz ayakustu! Bir Alman ve bir Hint arkadasimla boyleyiz mesela. Ama benim asil diyecegim, bir Ermeni arkadasim var ki, leb demeden leblebiyi anlariz birbirimizden! Cumle tamamlamamiza gerek kalmadan, daha birkac kelimeden hem cumlenin tamamini hem de arka plandaki duygulari ve asil kastedilmek isteneni sip diye anlariz! Ben Ermenice bilseydim ya da o Turkce bilseydi eminim sabahlara kadar oturup konusurduk! Aramizdaki dil Ingilizceyi coktan asti.. Onun gecmisi Dogu Anadolu'daymis zaten.. Orf ve gelenekler bazi konularda cok ortusuyor.. Gerci hic gecmiste yasananlari hic konusmadik, belki konussak milliyetcilige vurup uste cikmaya calisiriz ama o konulara hic konusulmamis bir anlasma yapmisiz gibi hic girmedik.. Cok fazla ortak nokta var aslinda bir konussak.. Ama risk almiyoruz.. Boyle gayet iyiyiz.. Bugun "sabahtan aksama kadar calismak insanin dogasina aykiri" diye konusurken "Sakin bunu Avrupalilarin yaninda soyleme!" dedi, cok gulduk :) Ayniyiz iste, nerdeyse ayni pencerelerden bakiyoruz hayata.. Umarim hersey istedigi gibi olur temiz yurekli arkadasimin..
DEVAMINI OKU

SOSYAL AĞLAR


İZLEYENLER

Blog Arşivi

HER GÜN MUTLAKA

NE ARADINIZ, YARDIMCI OLALIM?

Kişisel Blog

Copyright © Benden ve Bizden | Powered by Blogger
Design by Lizard Themes | Blogger Theme by Lasantha - PremiumBloggerTemplates.com